SORUN TEOG DEĞİL, YÖNLENDİRME SİSTEMİ!
Ali Türer

SORUN TEOG DEĞİL, YÖNLENDİRME SİSTEMİ!

Bu içerik 528 kez okundu.

Cumhurbaşkanı “istemiyorum, kaldırılmalı” diyor, beş gün sonra ülkenin eğitimden sorumlu bakanı bir milyonun üzerinde öğrencinin katılacağı sınavı iptal ediyor. Böyle bir ülkede, eğitim sistemi ile ilgili ne düşünebilirsiniz?

İki ay sonra yapılması gereken TEOG sınavı yapılmayacak. Cumhurbaşkanının son açıklamalarına bakılırsa her öğrenci ikamet ettiği yerin yakınındaki okullardan birine başvuracak, bu okullar yapacakları sınavlarla istedikleri öğrenciyi alacaklar. Böylece sorun çözülmüş (mü) olacak.(?)

Galatasaray Lisesi gibi özel statülü okullar bir araya gelip sınavlarını ortak mı yapacaklar? Fen liseleri, Sosyal Bilimler, eski Anadolu liseleri gibi görece kaliteli eğitim veren yöre okulları da bu grup içinde yer alacak mı? Bu tür okullar her ilde yerleştirme sınavlarını bir başına mı, yoksa bir araya gelerek mi yapacaklar?

Bu tür okulların sınav sorularını MEB mi hazırlayacak, yoksa soruları denetimden geçirdikten sonra kullanılmasına izin mi verecek MEB?

Bütün bu okulların yapacakları sınavlarda aynı derslerden aynı ağırlıkta sorular sorulup sorulmadığı da denetlenecek mi? Bunu sınavdan önce mi, sonra mı yapacaksınız?

Galatasaray Lisesi gibi okulların sınavlarında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi alanıyla ilgili sorular olacak mı? Meslek liseleri öğrenci kabul ederken öğrencilerin dini bilgilere sahip olup olmadığına yine bakacaklar mı?

Öğrenciler bütün sınavlara tercihleri oranında erişme olanağı bulabilecekler mi? Öğrencilerin yapılan bir sürü sınava erişimini MEB nasıl güvence altına alacak?

Cumhurbaşkanı TEOG ile ilgili kararını verirken bu soruların nasıl çözüleceği ile ilgili bir çalışma yaptırdı mı acaba? Açıklamadan sonra beş gün içinde MEB bu sorunları çözmek için ne kadar çalıştı, bir takvim yaptı mı?

Bu sorunlara sihirli bir formül bulundu diyelim; ortaöğretimde ve yüksek öğretimde kalite yükselecek mi? Eğitimde fırsat eşitliği sağlanacak mı, sistem daha adil işleyecek mi, şikâyetler bitecek mi?

Hayır! Çünkü ilköğretimden ortaöğretime, ortaöğretimden üniversiteye geçişlerde hangi eleme-yerleştirme sistemi işletilip işletilmeyeceği değil sorun. Sorun aslında okullarda rehberlik sisteminin işletilip işletilmediği ile ilgili. Yani sorun, ilköğretimden ortaöğretime, ortaöğretimden üniversiteye öğrencileri toplumun beklentilerine, ekonominin icaplarına ve aile ile öğrencinin ihtiyaçlarına en uygun yönlendirme sisteminin işletilip işletilmediği.

Bu noktada eğitim sistemi yöneticileri kendilerine şunları sormalı:

  • Yöneltme sürecini ana sınıfından başlayarak öğrencilerin ilgi, ihtiyaç ve özelliklerini gözeterek, gözlem ve değerlendirmelere dayalı olarak planlayıp yönetebiliyor musunuz?
  • Yöneltme süreci ve işlemi öğrencilerin tümüne fırsat eşitliği sağlayacak şekilde yürüyor mu?
  • Yöneltme hizmetini sunarken, merkezde öğrenci ve nitelikli insan yetiştirme düşüncesi mi var, yoksa siyaset mi?
  • Yöneltme süreci zorlayıcı mı, yoksa öğrenci ve ailenin vereceği kararın gerçekçi ve doğru olması yönünde yol gösterici özellikte mi?
  • Yöneltme süreci okulda psikolojik danışman, sınıf rehber öğretmeni, aile işbirliği içinde ve çevrenin olanakları göz önünde tutularak işliyor mu?

Yöneltme sürecinde esas olan öğretmenin ve velinin öğrenciyi, öğrencinin de kendini yeterli ve gerçekçi bir biçimde tanıması; öndeki fırsatları, olanakları görmeleri, önlerine koydukları hedeflerin ulaşılabilir olmasıdır. Son kararı da aile ve öğrenci verir.

Bu koşulları sağlamanın yolu öncelikle ortaöğretimi, ekonomik alt yapının, iş bölümünün özelliklerine ve ihtiyaçlarına uygun biçimde yeniden yapılandırmaktan geçiyor. Mesleki yaşamının okul-belge bağlantısına dayalı olmasından geçiyor. Bu koşulları sağlamadığınız yerde şikâyet etmeye hakkınız yok?

Düz liseler sistem içinde hala genel kültür aktarma, devlet için muteber vatandaşı yetiştirme rolü üstlenmiş. İki milyonu aşan sayıda öğrenci üniversiteye gitmek istiyor siz bir milyon öğrenciyi bile (açık öğretim, ön lisans dâhil) üniversitelere yerleştiremiyorsunuz. Her yıl bir milyondan fazla ortaöğrenim mezununu hiçbir mesleki formasyon kazandırmadan sokağa bırakıyorsunuz.

10 Milyon beş yüz bin ortaöğretim öğrencisinden en yoksul, en düşük performanslı 4 Milyonunu meslek okullarına, geriye kalanı genel liselere ve İmam Hatip Liselerine yolluyorsunuz. Meslek okullarından mezun olan öğrencilerin çoğu aldığı mesleki eğitimi hayatında kullanmıyor. 

Diğer okullara oranla en fazla yatırım yaptığınız İmam Hatiplere öğrenci rağbet etmiyor. TEOG sistemi içinde bu iyot gibi açığa çıkıyor. Her okul kendi sınavını yapsın derken derdiniz İmam Hatiplerle ilgili ortaya çıkan bu gerçeğin üstünü örtmek mi? TEOG’dan rahatsız olmanın nedeni bu mu?

Önce şu düşüncenizi değiştirin!

***

Kuzey Irakta zaten bir Kürt devleti yok mu? Türkiye uzunca bir süredir, bu gerçeği kabul etmiş bir görüntü vermiyor muydu? Irak yönetimini bir yana koyup Barzani ile iyi ilişkiler içinde değil miydik? Barzani Referandumda AKP’yi desteklerken iyiydi de, ülkesinde referanduma giderken mi kötü oldu?

Zaten muhtemel olanı ve dahi mevcut durumu kabul edip bundan yararlanmaya çalışmak daha doğru değil mi? Irak’ın kuzeyinde ortaya çıkmakta olan devlet ile iyi ilişkiler içinde olmak, bu ülke için de insanı için de daha hayırlı değil mi?

Siz kendi içinizi düzenler, ülkenizde vatandaşlık temelinde siyasi birliği sağlar, bütün kültürler arasında kalıcı barış tesis ederseniz, Irak’ın kuzeyinde ortaya çıkan yeni devlet sizin için niye tehdit oluştursun?

AKP’nin içinde “Kerkük’ün Kürdistan içinde yer alması Arapların kontrolünde olmasından daha iyidir” sesleri yükselirken CHP’li Ulusalcıların ve Sözcü takımının tezkerenin meclisten geçmesi için AKP’den daha cansiperane bir tutum içinde, daha heyecanlı olmasına ne demeli? Tezkere geçince Türk ordusunu Kuzey Irağa yollayacak mısınız? Sonra ne olacak?

Bu ülkede siyasi birliği güçlendirmenin, moral değerleri yükseltmenin, huzuru sağlamanın yolu Milliyetçilikten geçmiyor. Bu denendi, olmadı. Tarih içinde yaşananlardan bu dersi çıkaramadığı müddetçe CHP önüne bir kez daha çıkan “kurucu rol” oynama fırsatını değerlendiremeyecek. Önce Türkiyeleşmesi gerekecek.  Herkes şu soruyu kendine sormalı: Bu didişmenin kime ne yararı var?

Bir bataktan, bir başka batağa dayanarak kurtulamazsınız. İki bacağınızda bataklıktaysa batarsınız.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Erdemli Belediyesi Şehir Tiyatrosu’ndan tiyatro gösterisi
Erdemli Belediyesi Şehir Tiyatrosu’ndan tiyatro gösterisi
Mut’ta motosiklet sürücülerine kask dağıtıldı
Mut’ta motosiklet sürücülerine kask dağıtıldı