MISIR’DAN - 1 “YAVAŞ YAVAŞ HASAN ŞAŞ”
İbrahim Arı

MISIR’DAN - 1 “YAVAŞ YAVAŞ HASAN ŞAŞ”

Bu içerik 528 kez okundu.

Dört buçuk saatlik yolculuğumuzun ardından uçağımız büyük yatırımlarla küçük bir balıkçı köyünden devasa bir turizm ve tatil bölgesine çevrilen Mısır’ın ikinci büyük şehri Kızıldeniz kıyısındaki Hurgada’ya indi. 

Ocak 2011’de başlayan Yasemin Devrimi ile, 
Şubat 2011’de, 32 yıldır Mısır’ı yöneten Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in Tahrir meydanında başlayan protesto gösterileri nedeniyle istifa etmesi,
ardından yapılan seçimlerden yüzde 50 küsür ile galip çıkan Müslüman Kardeşlerin desteklediği Muhammed Mursi,
yeniden başlayan Mursi karşıtı protesto gösterilerin ardından Temmuz 2013’te Mısır Silahlı Kuvvetlerinin devlete müdahalesi, 
ardından Mursi’nin baştan indirilmesi,
Mayıs 2015’te idam cezasına çarptırılması, 
Mayıs 2014’te Genel Kurmay Başkanı Abdulfettah es-Sisi’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerini yüzde 96,9’la kazanması, 
Ekim 2015’te 224 kişin yaşamını yitirdiği Rus uçağının IŞİD tarafından düşürülmesi gibi ülkenin yaşadığı olağanüstü olaylardan olsa gerek dikkatimi ilk çeken ve gözüme ilk çarpan güvenlik tedbirlerinin en üst düzeyde olmasıydı. 
Çok sıkı kontrollerden sonra nihayet dışarıya çıkabildik ve bizi almak için bekleyen aracımıza bindik.

Aracımızla kalacağımız otele doğru yol alırken yol boyunca yarım bırakılmış turistik otel inşaatlarına, boş dükkanlara, tenha sokaklara tanık oluyoruz. Oysa 2011 devriminden önce buralarda iğne atsan yere düşmezmiş. Şimdi bölge teşviklerle tekrar canlandırılmaya çalışılıyormuş.

İlk defa ayak bastığım; 397 yıl Osmanlı egemenliğinde kalmış, 7 bin yıllık köklü bir geçmişe sahip, Kuzey Afrika’nın en büyük ve gizemli ülkesi, Mısır... 
Mısır, Firavun adı verilen krallar tarafından yönetiliyormuş. Krallık babadan oğula geçer, kral tanrının oğlu ve tanrı olarak kabul edilirmiş. 

Bu coğrafyanın, insanoğlunun binlerce yıl önce kurduğu sanat ve bilim yönünden en etkileyici medeniyetlerden bir tanesi olan Antik Mısır’a beşiklik etmesi bir yana, yaklaşık 7 bin yıl önce başladığı kabul edilen “Çok Tanrıcılık” inançlarının en şaşalı dönemine tanıklık etmiş... 

Eski Mısırlıların, tahmin edilenden çok daha üstün bir teknoloji ve medeniyete sahip olduklarını gösteren yüzlerce delil ve bulgu olması nedeniyle ilkel bir toplumun devamı olamayacak kadar engin bir tecrübeye ve bilgi birikimine sahip oldukları kabul ediliyor. Hatta Antik Mısırlıların elektrik kullandıkları bile düşünülmekte.


İsmimin İbrahim olması ve Türk olmam iletişimde her ne kadar benim için avantaj olsa da Mısırlılarla alış-veriş adeta bir tiyatro sahnesi gibi. Mısırlılar çabuk kızıyor ve yine çabuk gülüyorlar. Pazarlıklar cilveleşme sahnesinden sözlü kavga sahnesinde bir eğlenceye evrilebiliyor. 

İlk deneyimimizi bizi şehir merkezine götürmesi için bindiğimiz takside yaşıyoruz. Üç aşağı beş yukarı fiyatta anlaşıyoruz ama iyi pazarlık etmenin şart olduğunu da orada öğreniyoruz. Taksi şoförü Türk olduğumuzu öğrenince bize hemen “Yavaş yavaş Hasan Şaş” patlatıyor. Hep birlikte gülüyoruz... İnşallahlı, maşallahlı, elhamdülillahlı, Hasan Şaş’lı başlayan sohbetimizden sonra şoförümüz bir yandan sürekli sağa sola korna çalıyor diğer yandan bizim trafik keşmekeşinden diken üstünde oturduğumuza aldırış etmeden sorular yöneltip dini bilgilerimizi test etmek istiyor. 

Nihayet şehir merkezine geliyoruz ama taksiden indiğimizde şoförün alnındaki is lekesine benzer madeni para büyüklüğündeki iz dikkatimi çekiyor. Ne olduğunu, ne anlama geldiğini soruyorum. Bana namaz kılmaktan ve alnın secdeye gelmesinden ötürü böyle iz kaldığını söylüyor. Şehir merkezinde karşılaştığım başka birine 'neden herkeste olmadığını ve bu nişani izin ne anlama geldiğini' soruyorum o da bana bunun ilahi birşey olduğunu ve herkeste olmadığından bahsediyor. 

Ömrü boyunca alnı secdeden kalkmayan rahmetli babamı düşününce bu açıklamalar bana inandırıcı gelmiyor tabi ama aklımdan da çıkmıyor… Ta ki şivesi, Türkçesi değişebilecek kadar uzun zamandır Mısır’da yaşayan bir Türk mühendisle karşılaşıncaya kadar mantıklı açıklama yapan çıkmadı sorduklarımdan. Türk mühendis bana alnında siyahi leke olanların belli bir aşirete mensup olduklarını, daha çocuk doğduğunda geleneksel olarak kaşığın ateşte ısıtılarak çocuğun alnına bastırılması sonucu oluşturulduğunu söyledi. Alından ömür boyu çıkmayacak bu nişanın namaz kılmayı hatırlatma gibi bir fonksiyonu da varmış. Ayrıca alın nişanı hakkında soru sormak incitici de olabiliyormuş…

Eski şehir denen çoğu turist oldukça kalabalık merkeze geldiğimizde önce Mısırlı iş arkadaşıma verdiğim sözü yerine getirmek için bir şeker kamışı suyu içeceği satılan işletmeye giriyoruz. Şeker kamışlarının dalları devasa bir makinede ezilerek suyu çıkartılıyor ve bardak bardak içiliyor. Pazarlığımızı yaptıktan sonra kendi ellerimle makineye attığım adeta vitamin deposu olan şeker kamışlarının suyunu kana kana içiyoruz. 

Bir kadın tarafından işletilen başka işletmeye taze çekilmiş, kakuleli arap kahvesi içmek için giriyoruz. Etrafımız tavla oynayan, siyah demli çay ya da nargile içen Mısırlılarla dolu. Şehre erkek egemen kültür hakim, etrafta kadına pek rastlamıyoruz.

Şehir merkezinde gezerken ilk defa ezan sesi duyuyoruz. Özenle yapıldığı belli, mimari özellikler taşıyan camiden gelen ve ruhu adeta okşayan ezan sesi Mut’taki gibi rahatsız edici değil, hopörlerden çıkan ses kulaklarımızı tırmalamıyor… 

Mersin’de olduğu gibi burada da bir Marina var. Yatların, teknelerin, gemilerin beklediği devasa Marina’nın Che Guevara isimli mekanında kakuleli kahvemi höpürdetirken bir yanımızın çöl, diğer yanımızın Kızıldeniz olduğunu, Kızıldeniz’in öte yakasında hergün binbir türlü acıların yaşandığı Filistin, altında İsrail ve güneyde Mekke ile Medine olduğu düşüyor aklıma… 

Devamı edecek…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500

bedava porno sex izle

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mersin Barosu’nun ‘Bilirkişilik Eğitimi’ başladı
Mersin Barosu’nun ‘Bilirkişilik Eğitimi’ başladı
İş arayanlar için ’İş Kulüpleri Projesi’
İş arayanlar için ’İş Kulüpleri Projesi’