MISIR’DAN – 3
İbrahim Arı

MISIR’DAN – 3 "RAMSES"

Bu içerik 331 kez okundu.

Kahire Tahrir Meydanı'nda, yani Özgürlük Meydanı’nda otobüsümüzden aşağı iniyoruz.
Sabahın seheri…
Etraf turist kaynıyor. Özellikle de Japon turistler.
Kimbilir Tahrir Meydanı’nda şu an kaç farklı dil konuşuluyor…
İnsan kalabalığı arasından ve olağanüstü güvenlik önlemlerinden, rehberimiz tarafından daha önce dağıtılan giriş biletlerimizle geçip nihayet bahçesi heykellerle dolu görkemli Kahire Müzesi’nin önünde toplanıyoruz.

Müze, 1900 yılında Fransız mimar Marcel Dourgnon tarafından neo-klasik tarzda inşa edilmiş.
Rehberimiz fotoğraf çekmenin yasak olduğunu ancak cep telefonları ile görüntü alabileceğimizi söylüyor ve o kalabalıkta birbirimizi daha kolay bulabilelim diye gruba "Ramses" adını veriyor.

Her ne kadar aklımız pramitlerde olsa da müze içinde bulunan ve pramitlerden çıkarılan mumyalar, altın masklar, heykeller, mücevherler yani inanılmaz eserler artı içerideki gizemli atmosfer bizi hemen etkisi altına alıyor.
Her yanımız hazine, her yanımız tarih…
Ağzımız açık; adeta Mısır Antik Çağındayız…
Etraf çok kalabalık, sırt sırtayız...
Aradabir rehberimizin "Ramses" sesi ile tekrar kendimize geliyoruz.

Mısır Müzesi dünyadaki en geniş Antik Mısır koleksiyonuna sahipmiş ve giriş katındaki 42 odada, ayrıca üst kattaki 47 odada bu Antik Mısır hazineleri sergileniyormuş.
Yani Antik Mısır Uygarlığı’nın en görkemli koleksiyonunu barındıran bu arkeoloji müzesinde toplam 120.000 adet tarihi eser varmış.

Biz bir yandan ilginç bulduklarımıza yoğunlaşırken diğer yandan rehberimiz Mısır Firavunları Ramses, Tutankhamun, Nefertiti hakkında ilginç bilgiler veriyor (Ayrıntıya girmiyorum). İki katlı müze binasının giriş katında, papirüs ve madeni paralar, giriş holünde özellikle tavanın yüksek olduğu kısımda farklı özellikleri olan dev heykeller var. Yanlara açılan odalarda belli dönemlere ait kıymetli eşya ve yine heykeller var. Hepsini büyük bir ilgi ile pür dikkat inceliyoruz. Zaman zaman oğlum Ada ile göz göze gelip şaşkınlığımızı ve hayretimizi paylaşıyor gördüklerimizi kaydediyoruz. Ara ara rehberimize sorular soruyoruz…

Rehberimizin anlattığına göre 2011 ayaklanmaları sırasında Müslüman Kardeşler taraftarı bir grup müzeye yönelmiş ve müzeye saldırmış. Sağduyulu bir kişi müzenin tahrip edilmesini, paha biçilemeyen koleksiyonun yağmalanmasını önlemek için kendisini siper etmiş. "Önce beni geçin sonra müzeye girin" demiş. Daha sonra bu tepkiye arka çıkanlar olmuş ama buna rağmen iki mumya ile on civarında heykele zarar vermiş muhteremler...

Eski Mısırlılar hayatın ölümden sonra da devam edeceğine inanırlarmış. Bu yüzden antik çağda mumyacılık, eczacılık, anatomi ve tıb alanlarında epey ilerleme sağlanmış.

Kahire Müzesi’nde Antik Mısır tarihine kısa bir tur attıktan sonra istemeye istemeye müzeden ayrılıyoruz. Sırada Nil Nehri’nde tekne turumuz var. Mısır tarihinde çok önemli yeri olan Nil Nehri’nin dünyanın merkezine doğru aktığı sanılırmış. Zaten bütün yerleşimler önce Nil Nehri etrafında kümelenmeye başlamış.

Nil Nehri tekne turumuzda, temposu yüksek müzik eşiliğinde yorgun ve bezgin Kahire’nin Champs Elysses'nin planına göre inşa edilmiş şehir merkezindeki 19. yüzyıldan kalma Fransız stili taş binalarını, 1981 yılında suikast sonucu öldürülen merhum Devlet Başkanı Enver Sedat'ın yalısını, devlet radyo ve televizyon binasını ve de diğer yüksek otel yapılarını görüyoruz. Kahire’yi fotoğraflıyor, gördüklerimizi ve duyumsadıklarımız içselleştiriyor, yaşıyoruz.

Nil Nehri gezisinden sonra otobüsümüz pramitlerin olduğu Giza bölgesine doğru yol alıyor. Giza’ya yaklaştığımızı rehberimizin birden ayağa kalkıp bizi uyarmasından anlıyoruz. İşte meşhur pramitler, işte dünyanın en büyük heykeli, meşhur Giza Sfenksi!..

Devam edecek…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Erdemli Belediyesi Şehir Tiyatrosu’ndan tiyatro gösterisi
Erdemli Belediyesi Şehir Tiyatrosu’ndan tiyatro gösterisi
Mut’ta motosiklet sürücülerine kask dağıtıldı
Mut’ta motosiklet sürücülerine kask dağıtıldı