Mersin Kocamaz’la da Maküs Talihini Yenemedi…
Bedrettin Gündeş

Mersin Kocamaz’la da Maküs Talihini Yenemedi…

Bu içerik 863 kez okundu.

Belediye başkanı, halkını esas alıyorsa, kenti yönetmek için etkin ve yetkin kadroları oluşturabiliyorsa, kentin temel organizasyonları olan sivil ve mesleki örgütlerle yönetme erkini paylaşıyorsa, halkını, ülkesini, kentini, çevreyi seviyor ve barışık duruyorsa; o kent şanslı bir kent konumuna gelir.

Bu duyarlılık, bu samimiyet, bu paylaşımcı yaklaşım yoksa! Vay o kentin haline!

Yıllar geçer, biraz boz yap kaldırım, sök- dik park bahçe işleri, biraz asfalt, halkın değil ajansın zevkine ve inisiyatifine kalmış bol bol eğlence konserleri, insafsızca harcanan ağırlama giderleri…

Ötesi; geriye dönüp bakıldığında kentin daha da çarpık geliştiği, yeni yaşam alanlarıyla ileriye dönük bir planlamanın olmadığı görülür.

2014 Mersin Yerel seçimlerinde Büyükşehir Belediye Başkanlığını MHP’den Burhanettin Kocamaz kazandı. Kocamaz 2 yıl önceden başladı seçim çalışmasına.

Macit Özcan’ın istenilen performansı gösteremeyişi, iyi ve etkin bir kadroyla kentin önünü açamayışı, planlarda yapılan değişikliklerde dedikoduların yaygınlaşması, birazda vurdumduymazlığı Kocamazın önünü açtı.

Kocamaz 4 dönem Mersinin en büyük ilçesi Tarsus’u yönetmiş bir belediye başkanıydı. Kimisi, “Tarsus’a hiçbir şey yapmadı, sanayicinin, esnafın önünü kesti, iş yaptırmadı, her şey ortada Tarsus’a ne yaptı ki Mersine ne yapsın, Tarsus ta zorlanan Kocamazın, Mersin Büyükşehir’de tökezleyeceğini, kendisini dar bir dünya görüşünden arındıramayacağını“ ileri sürerek eleştiriyorlardı.

Kimileride, “İyi bir deneyim sahibi oldu, Mersin’e hizmetler arka arkaya gelecek, Mersin 5 yıl içinde büyük değişim yaşayacak”  diye umutlu konuşuyordu.

Macit Özcan’ın yıpranmışlığı, kendi belediyeleriyle bile kavgalı oluşu, diğer aday adaylarının Kocamaza çalıştığı iddiaları ve İktidar partisinin istenilen neticeyi alamaması sonucu, Burhanettin Kocamaz Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı oldu.

Aradan 3 ay geçmişti ki Kocamaz’ın, kırmızı Lacivert iş hanı esnafıyla didişmesi ve gereksiz polemiği, alternatif yaratmadan parkomatlarla ilgili acele kararı, Denizkızı parkının yerine yenisini düşünmeden yıktırıp mezbelelik halde bırakması, işlerin iyi gitmeyeceğinin sinyallerini verdi.

Hesap kitap yapmadan Adnan Menderes sahilindeki kafeleri yıktırması ve yerine yenisini yaptıramaması, otogarda bitmeyen kavgalar, eski merkez otopark’ın kaderine terk edilmesiyle kamuoyu meşgul edilerek zaman boşa harcandı.

Yine ihtiraslar, mahkemeler, sataşmalar devam etti. Bu tür kavgaların inatlaşmaların sonunda yaşanan vatandaş mağduriyeti olumsuz gidişatın göstergeleri oldu. Ve bu göstergeler 5 yılın sonun da Mersin’de fazla bir şeyin değişmeyeceğinin habercisi oldu adeta.

Ve Mersin’in makûs talihi yine yıkılamadı!

Dar bakış açısı, mevzi imar planının 3,5 yıl geçmesine rağmen hala askıda olması, biraz park bahçe, biraz kaldırım, biraz asfalt ve 2 battı çıktının yanında birde bol bol şenlikler, marka kentler, yerel tanıtım günleri vs.

Hani planlama, hani kentin çarpık kentleşmesine karşı alınan önlemler, hani halkı esas alan kentsel dönüşüm çalışmaları, hani kentin monorayı, hani MEDO, hani otoparklar, hani Metrobüs, hani fiziki iyileştirmeler… Hepsi boş. Çünkü bakış açısı doğru yaşamla bütünleşememiş bir yönetme anlayışının yapabileceği pek fazla bir şey olamazdı tabi.

3,5 yıl içinde her müdürlük ve daire başkanlığı birkaç kez değiştirildi, güvensizlik, ehil olmayanların yetkilendirilmesi, siyasi iç kavgalar, tutuklanmalar ve baş döndürücü atamalar istenilen sonucu veremedi.

Evet, Mersin Burhanettin Kocamaz’la da makûs talihini yenemedi.

Bir TV. Programında, bana sorulmuştu, “Burhanettin Kocamaz Mersi’ne büyük hizmetler yapabilir mi” diye. Ben de 3,5 yılın sonunda yapılan hizmetler ve kenti yönetme anlayışına bakarak şöyle demiştim, “ Bende az da olsa umutlanmıştım ama, 5 yıl tamamlandığında geriye dönüp bakacağız. Çay çilek mahalleleri aynı durumda, istasyon ve çevresi aynı, Hastane caddesi ve Kuruçeşme aynı, Bahçe Barış mahalleleri aynı, Turgut reis, mahmudiye, kiremithane aynı, Demirtaş, Alsancak, Turunçlu aynı, Kurdali, Mevlana, Güneş aynı, Çavuşlu, Çukurova, halk kent mahalleleri aynı çarpıklığın içinde.

Bu saydığım mahalleler ve diğerleri aynı çarpık yapılanmanın içinde her türlü olanaksızlıkları, yoksulluğu, eğitimsizliği, uyuşturucu ticaretini, kavgayı, gürültüyü bağrında taşımaya devam ediyor.

Peki, ne değişti Mersin’de!

Hiçbir şey.

Üstten şöyle bu saydığım mahallelere bir bakın. Uzakdoğu’nun ya da kendi halkını sömürerek sultanlar gibi yaşayan Arap ülkelerinin geri kalmış vasat kentlerinden bir farkının olmadığını göreceksiniz.

Bu mahalleler kentin orta yerinde ve katma değeri yüksek mekânlar. İyi bir planlama yapıldığında saydığım bütün problemlerin çözümünü de beraberinde getirir.

Yeni Belediye yönetimi de, bu dönemde değişimi yaratacak olumlu bir dönüşüm sağlayamadı. Var olan temel sıkıntıları gideremedi. Elini bile sürmedi. “Gülümseyen Mersin Projesi”  kapsamında Bitpazarı esnafı çok umutlanmıştı ve sözde verilmişti. Kasaplar çarşısı esnafı çaresizce beklenti içinde ve tedirgin. Çarşı gezilmiş ve hemen restore çalışmalarına başlanacağı belirtilmişti! Onunda Anıtlar kuruluna takıldığı söyleniyor. Kent bileşenleriyle, mesleki örgütlerle ortaklaşma, fikir paylaşımı olmazsa sonuç ta bu olur. Zaman ise su gibi akıp gidiyor.

Sözü çok uzatmaya gerek yok.

Bir kentin ekonomik, sosyal, kültürel, sanayi, ticaret, turizm, lojistik, sağlık, eğitim alanları planlarda gösterilir. Bu mevzi planlar ise, kentin gelişen akslarına göre, ihtiyaca göre, kent bilimcileri tarafından belli kurallar çerçevesinde şekillenir.

Nereye sağlık alanı, nereye sanayi, nereye konut, nereye turizm vs. inşa edileceği planlarda belirtilir. Bu planlar doğrultusunda hareket edildiği takdirde çok sağlıklı bir kent yapılanması ortaya çıkar.

Her kentin şu veya bu şekilde mutlaka bir planı vardır. En kötü kurgulanmış planın bile uyularak hayata geçirilmesi durumunda, mevcut kent yapılanmalarının ötesinde daha sağlıklı kentler inşa etmek mümkündür.

Ne var ki, Türkiye genelinde olduğu gibi, Mersin’de de, Büyükşehir ve İlçe belediyelerinin meclisleri her ay yasal zorunluluk olarak toplanır. Her ay toplanılarak tartışılan gündem maddelerinin çoğunu imar planı tadilatları oluşturur.

Gelişmiş toplumlarda ülkenin anayasası değişir ama imar planları değişmez. Bizde ise, başından itibaren, adaletsiz ve kayırmacılık üzerinde şekillenen imar planları bile sonradan yine tadilat görmeye başlar. Sonunda ortaya çarpık ve her türlü kirliliği ve geri kalmışlığı bünyesinde barındıran mevcut kentler ortaya çıkar.

Liman, havaalanı, Mersin-Antalya karayolu çalışmaları sürdürülüyor, ama kent bu gelişmelere hazır değil. Bir tek otopark yapılmadı, yeni bulvar açılmadı, planlar ise geciktiriliyor.

Mersin makûs talihini yenmek için tekrar bekleme sürecine girecek galiba!

Kindarlıkla, ben bilirim anlayışıyla, STK’lardaki seçimlere müdahil olmakla işler yürümüyor.

Bakış açısı geniş olacak, demokrasiye inanç tam olacak, kent kaygısı ön planda olacak…

Gerisi kendiliğinden gelir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mersin Barosu, çocukları eğitmeye devam ediyor
Mersin Barosu, çocukları eğitmeye devam ediyor
Koca, İçel Anadolu Lisesi’nin ‘Robotik Kodlama Atölyesi’ni inceledi
Koca, İçel Anadolu Lisesi’nin ‘Robotik Kodlama Atölyesi’ni inceledi