Emin Güleç SORUMLULUK
SORUMLULUK
Emin Güleç

SORUMLULUK

Bu içerik 2493 kez okundu.
"Mersin Kent Konseyi Başkanlığı tarafından "Sel, Taşkın ve Su Baskını Çalıştayı." düzenlendi.
Erciyes Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi ve Mersin Üniversitesi öğretim üyeleri ve Kamu Kurum, kuruluşlarının yetkilileri ve yerel yönetim temsilcileri katıldı.
Taşkın ve su baskınlarıyla ilgili sorunların çözümünde, üniversitelerin ve kurumların neler yapabileceği tartışıldı.
Yaşanan afetlerin önemli nedenlerinden biri aşırı yağışların olmakla birlikte, küresel ısınmayla birlikte dahada artacağı öngörülmektedir.
...
Mersinde son bir yıl içerisinde 4 defa  sel ve baskın yaşanmasıda  bunun bir sonucudur.
.....
Kentin coğrafi özellikleri, sel ve su baskını riskini artırmaktadır.
....
Mevcut derelerin şehir merkezi kısmında üstünün dar ve yetersiz kapatılması, ... Kentin mevcut kısıtlarına ( ne demekse) karşın yağmur suyu alt yapısının yetersiz olması. ...
Kısa ve uzun vadeli çözümler, ... Panel ve Sempozyum gibi etkinliklerle devam edilmesi gerektiği ifade edilmiştir."
Yukarıdaki metin,Mersin'de Sonses'in haberlerinde, içinde tamda yağmurlu bu günlerde yer almıştır.
Başlık ilgimi çekti bir kaç kez okudum. Bir şeyleri tespitle Mersin'de, bu güne kadar dramatik sonuçlarının yaşanmasına neden olan, Sel ve Taşkınlara ilişkin birilerinin, yada hepimizin, ayrı ayrı yapması gereken bir şeyler var mıdır? Düşüncesiyle okudum.
Taşkınların Nedenleri; küresel ısınma, dereler, en önemlisi de mevsiminde yağan yağmur. 
Bunları hepsi (dereler, yağmur, sel,...) Mersin'imize, gözümüzün önünde hainlik yapıyorlar, Yöneticilerimiz ve bizler de hiç farkında değiliz.
Kent Konseyine, bu tespitleri için acaba teşekkür de etmeli miyiz?
Katkılarınıza gereksinimim var. Kararsız kaldım.
Ranta kurban edilen, yoz ve ortaya çıkan çarpık kentleşmenin her meslekten katılımcıları, ... vb. eliyle bu güne kadar yok edilen ve edilmeye de  devam edilen , limon, muz, zeytin, ... bahçelerini, 
Pamuk, fıstık, biber, domates, çilek, pirinç ...vb. verimli tarım arazilerini,
Yağmur sularının, derelerden geçerek, kimseye zarar vermeden birikerek, dinlendiği, alüvyonlarıyla da ayrıca her yıl düzenli olarak besledikleri, aynı zamanda endemik bitki ve hayvan türlerinin yer aldığı, barınma ve beslenme havzalarını,  
Kapatılan; İçkobirlik, Çukobirlik, Güneydoğu Birlik, Kooperatif .. vb. tarımsal her alanlarda üreticiyi, kredi, gübre, araç gereç, satış ve pazarlama alanlarında her türlü destekleyen zamanının güçlü üretici birliklerini, 
Rusya'dan buğdayı, Amerika'dan sıvı şekeri, Arjantin'den limonu, Hollanda'dan soğanı, Çin'den sarımsağı, ... say sayabildiğin kadar, ithal eden anlayışı,
Masrafını alamadığı için ek(e)mediği tarlasını, bahçesini, bak(a)madığı üzüm bağlarını, ...
Kime soracağız? Nereye koyacağız? Sorumlusu, kim yada kimler?
Onların, hiç birisinin dili yok ki. Rantiyeyi de hiç tanımazlar! 
Kesilen ağaçların, yuvası bozulan kuşun, kaplumbağanın, denizi, akarsuyu kirletilen balığın, oksijensiz bırakılan kent yerleşkelerinin ...
O güne kadar, böylesi parayı bir arada, hiç gör(e)memiş, aldatılmış ve tarlasını bina yapmak için satmak zorunda kalmış, ve sonra da sattığı bahçesine yapılan sitede, kendisinin bekçi, bahçıvan, eşinin ise temizlikçi kadın olabildiği, bilahare onu da kaybeden, yada baştan 3-5 daire sahibi olmuş, sonraları onu da satmak zorunda kalmış olan saf vatandaşın,
Sorumluluğu, kabahati ne kadardır? Bilmek istiyoruz.
Sorumlulukları olanlar ile rantiyeci ve onları, neyle ve nasıl, ne şekilde teslim alındığı pek bilinmeyen(!) kuruluş ve kurumların çok büyük yöneticileri, biliniz ki Mersin'in, çok ciddi bir "Taşkın Sorunu" vardır! 
Sorumlusu; ne dereler, ne küresel ısınma, ne de kışın yağan yağmurlar, ... yada başka şeyler!
Akdeniz'de yağmur, kışın yağar! Yağmur, yağdı diye de suçlan(a)maz! Asıl, yağmadığı zaman hepimiz için büyük sorun olur!
Mersin Kent Konseyinin; değerli üyeleri ve onların saygın konukları olan, üniversitelerin seçkin temsilcileri, zahmet edip 500mt. Toros Dağları yönüne  doğru gitmiş olsalardı, katledilmeyi bekleyen, henüz can çekişen limon bahçelerinde, yanı başındaki, tarım alanlarında yükselen, gökdelenleri ve yeni inşaatlarını, asfalt ve betonla kaplanmış zeminlerinde, yağmur suyunun asıl ulaşması gereken toprağa ki, berekettir, nasıl ulaş(a)madığını çıplak gözle görür ve sorunu, akademik bir çalışmaya dahi gerek kalmadan açıkça tespit edebilirlerdi.
Mersin, Akdeniz'e paralel uzanan Torosların eteğinde, o tespitini yaptığınız kuru derelerin, zamanla taşıdığı alüvyonlarla yüzyıllar içinde biriktirdiği verimli topraklar üzerine kurulmuştur. Coğrafyası da budur.
Günü kurtarabilirsiniz ama geleceği asla! Doğa kendi hesabını özel yöntemleriyle bir gün mutlaka görür. İhaneti ise affetmez! Dikkat edelim!
Hacı Bektaşi Veli'nin, konuyu da özetleyen dörtlüğü ile bitirirken iyi seneler diliyoruz!
"Hararet NARdadır, SACda değil,
Keramet BAŞtadır, TAÇda  değil,
Ne ne ararsan KENDİNde ara!
MEKKE'de, KUDÜS'de, HAC'da değil!" 
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbul ordu evden eve nakliyat