Şerife ARICI YILDIZ SOY AĞACI
SOY AĞACI
Şerife ARICI YILDIZ

SOY AĞACI

Bu içerik 1261 kez okundu.

Son günlerde popüler olan soy ağacı merakı , e - devlet sitesini kilitledi. Oğlum Deniz de girmiş, benim dedeme yani Yusuf Arıcı ( Lakabı Yusuf Çavuş) 'ya kadar ulaşabilmiş.

Az önce eşimle biz de siteye girdik, en son dedesine kadar ulaşabildik. Bu kadarını zaten hepimiz biliyorduk. Koparılan tufana bakınca sanki Orta Asya'daki atalarımızı gösterecekler sanmıstık!

Gelelim zaten bildiğimiz soyumuza... Gülnar eşrafından Yusuf Arıcı dedemin babasının adı Nasuh'muş. Nasuh dedenin bütün erkek evlatlarının en büyük oğullarının adı da Nasuh'tur.

Benim en büyük amcam rahmetli Nasuh Arıcı gibi babamın en büyük erkek kuzenleri adlarını dedelerinden almışlardı.

Ailede Nasuh çok olduğu için kendi aramızda oları meslekleri ile anarız.

Ormancı, tapucu, ast subay, havacı assubay gibi...

Daha önce sizlerle bir yazımda paylaştığım gibi , rahmetli dedem Yusuf Arıcı Atatürk'ün silah arkadaşı idi. Yanılmıyorsam Trablusgarp Cephesinde birlikte askerlik yapmışlardı. Rahmetli Dedeciğim 1.Dünya Savaşı' nda henüz yeni evlenmiş iken , karısı Şerife'yi , karnında Nasuh amcam olduğu halde bırakıp Cepheye gitmiş, Trablusgarp, Yemen Cephelerinde savaşmış, 7 yıl evine dönememiş. Yokluğunda doğan oğlunun adını dedesi Nasuh koymuş. Savaş bitip, evine döndüğünde Yusuf Çavuş'tan ümit çoktan kesilmişmiş. Dedeciğim evine döndüğünde ailesinin yazlık olarak kullandığı Sarıkavak taki bağ evine gitmiş. Yolda o günlerde gözü nerdeyse görmez olan babasına rastlamış. Babası göremediğinden onu tanıyamamış tabii. Ben kimim bilemedin mi diyen oğluna bilemedim oğul gözüm az görür kimsin sen? diye cevap vermiş. Dedem "ben Yusuf oğlun Yusuf" deyince. "Etme oğul benim bu şakaya yüreğim dayanmaz, Yusuf'um şehit öldü.Ölüsü bile gelemedi buralara."diye cevap vermiş. Dedem o zaman " buba ben ölmedim, ben oğlun Yusuf " diye boynuna sarılmış. Nasuh dede ile gözyaşları içinde kucaklaşmışlar...

Dedeciğim sonrasında Kurtuluş Savaşı'na da katılmış. Gazi ünvanını almış. Ancak Gülnar' çıkan bir yangında Hükümet Konağı yanınca dedeciğimin evrakları da yandığı için kendisine gazilik maaşı bağlanmamıştı.

Maddi değerinden değil ama bu bir gurur kaynağı olduğundan buna çok içerlenirdi.

E- devletin bulduğu dedemle ilgili bu kısa bilgiden sonra asıl gelmek istediğim başka bir yer.

Soyumuz Cumhuriyetle birlikte bilinir oldu.

Soy adı kanunu Cumhuriyet devrimlerinden biridir.

Dedem, 5.erkek evladı olan benim de babam oğlunun adını Mustafa Kemal koyar.

Cumhuriyet'le birlikte 1934 yılında çıkan soyadı kanunu ile dedemin ailesi Arıcı soy adını alır.

Rivayete göre bu soy ad dedemin dedesi olan Azım dedenin arıcılık yapmasından kaynaklanır. Cumhuriyet sayesinde kadınlar ve erkekler medeni ve siyasi haklarda eşit olurlar.Lakapları yerine soy isimleri ile anılır oldular.

Yusuf Arıcı'nın çocukları, mühendist, subay, ekonomist, milletvekili, memur olurlar.Cumhuriyetin kurumlarında, ordusunda, meclisinde millete hizmet ederler.

Babam rahmetli Kemal Arıcı'nın iki erkek, iki kız dört çocuğu olmuş, erkeklerin biri subay, biri tüccar, kızların biri avukat, biri öğretmen olarak ülkeye hizmet ediyor.

Ne ki, son yıllarda ülkemizde ordu Cumhuriyeti yıkmak adına bir cemaatin eline geçiyor, hukuk, bu camaatin silahı haline geliyor, içi boşaltılan eğitimin yerini ne idüğü belirsiz bir kaos düzeni alıyor.

Bizim çocuklarımıza gelince...

Oğlum Deniz kamu yönetimi lisans öğrenimi gördükten sonra, ülkede kamu yönetiminin ve Cumhuriyet'in içinin boşalması nedeniyle, kendisine bir gelecek kurmak için yurt dışına gitti.

Kızım Eylül ise sanatı seçti.Sinema yönetmeni olmak için İstanbul'da bir özel üniversitede burslu okuyor.Ancak sanat adına bu ülkede bir gelecek göremediğinden, şimdiden yüzünü yurt dışına çevirmış durumda. Halen ülkede yurt dışına çok yoğun bir beyin göçü yaşanıyor.

Aynı zamanda sermaye de büyük bir hızla yarını belirsiz bu ülkeden kaçıyor.

Ülkemin insanları soy ağacından dedesinin adını arıyor ama, bu ülkede artık dedeler torunlarını başka ülkelerde arıyor!

E- devletten vatandaşa ana babasının dedesini ninesini gösteren devlet, aynı insanlara yarın için yaşanır bir gelecek gösteremiyor.

Babalar, dedeler evlatlarını ah içinde toprağa gömüyor.

Üç yaşındakı çocuk tecavüzden ölüyor.

Anaların ahı dağları inletiyor.

Kentlerimizi Suriyeliler dolduruyor.

Cumhuriyetin tüm birikimleri satılıyor.

KHK ile ihraç edilen aile botla yurt dışına çıkmaya çalışırken boğuluyor.

Ata'mızın heykelleri yıkılıyor.

Cumhuriyet can çekişiyor,

Cumhuriyetin geleceğini kaybeden nesilleri soy ağacından geçmişini arıyor !...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbul ordu evden eve nakliyat