Kocamaz Kamuoyunu yanıltıyor!
Abdulvahap Şehitoğlu

Kocamaz Kamuoyunu yanıltıyor!

Bu içerik 1733 kez okundu.

Etrafındaki üç beş BESLEME  belki söylediklerine alkış tutar ama toplumun genel kanaati değişmez. Neymiş?  “ASILSIZ ve GERÇEK DIŞI HABER YAPAN…” Böyle yazmış yazısında… Duyurusunda… Açıklamasında….  Nerde yazmış? Kendi FEYS sayfasında….. İndirdim masa üstüne… Onlarca haber yaptım, bir tanesi ASILSIZ, UYDURMA, GERÇEK DIŞI değildi…. Yazdıklarımın arkasındayım, yalan diyen, asılsız diyen, gerçek dışı diyen, bununla ilgili bir mahkeme kararı göstersin. Milleti yanıltmasın! Açtığı dava, HAKARET DAVASI… Verilen ceza Hakaretten… Haberin asılsız olduğundan, iftira olduğundan, yalan ve düzmece olduğundan değil, HAKARETTEN… Bir tane yalan, düzmece, iftira, gerçek dışı haber yapmışsam bulsun getirsin… Mahkeme hakaretten ceza veriyor, bunlar benim asılsız, uydurma, düzmece, gerçek dışı haber yaptığımı etrafa yayıyorlar. Yok böyle bir mahkeme kararı, KOCAMAN BİR YALAN!

Doğru olan, HAKARETTEN CEZA VERİLDİĞİ… Peki bu ceza nasıl verildi, davanın seyri ne idi, hakim kimdi, savcı kimdi, davada müştekinin avukatı kimdi, kaçıncı celsede ceza verdiler, benim savunmalarım dikkate alındı mı, istediğim bilirkişi raporu alındı mı, iddialarım araştırıldı mı, ortaya koyduğum belge ve bilgilerin hangisi araştırıldı?!

Bakın birincisi bana verilen ceza HAKERETTEN. Yani ben yazımda hakaret etmişim. Yani yazdığım yazı yalan, düzmece, iftira, gerçek dışı filan değil, bu nedenle ceza verilmiyor, yazıyı yazarken bunlara HAKARET ETMİŞİM, bu nedenle ceza veriliyor.

Benim hakkımda açılan davanın duruşma günü olan 15 Şubat 2017 gününden 7 gün önce mahkemeye 8 sahifelik bir SAVUNMA DİLEKÇESİ vermişim. Savunmamda öncelikle suçlamayı kabul etmediğimi, savcının iddianamesinin eksik hazırlandığını, HABERDE HAKERET kastım olmadığını, hakkımda açılan her iki dosyanın birleştirildiğini ve her ikisinin de suçlamasının HAKERET olduğunu, bu nedenle mutlaka bu dosyanın BİLİRKİŞİ TARAFINDAN İNCELENMESİ gerektiğini belirtip BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ istemişim.  Bilirkişi incelemesi yapılmış mı, YAPILMAMIŞ!  Savunmam 7 gün önce UYAP sistemine taranıp konmasına rağmen mahkeme duruşma anına kadar mahkeme heyetince okunmuş mu, HAYIR, OKUNMAMIŞ… Duruşma tutanağı elimde… Duruşma günü ne diyor? Sanığın yazılı savunma dilekçesi verdiği görüldü, okundu dosyasına kondu diyor. Mahkeme anında, duruşma anında bunu tutanaklara geçiyor. Benim 7 gün önce verdiğim dilekçe duruşma anında bu şekilde tutanağa geçiriliyor. Öncesinde hiçbir tahkikat yok, inceleme araştırma yok, bu adam ne diyor diyen yok, bilirkişi raporu yok, ama hakkımda karar veriliyor. Neyse, biz bu karara itiraz hakkımızı kullanacağımızı mahkemede zabıtlara geçirdik, henüz gerekçeli karar çıkmadı, onu bekliyoruz, çıkar çıkmaz alıp bölge adliye mahkemesine itirazımızı yapacağız.

Daha henüz hakkımda HAKARETTEN dolayı kesinleşmiş bir ceza yokken, benim yazdıklarımın tamamının asılsız, uydurma, gerçek dışı, iftira gibi sağa sola pompalayarak ve hatta sosyal sayfalarında paylaşarak ALGI YARATMAYA çalışanlar neyin peşinde, bunu zamanla anlayacağız. Öncelikle mahkemenin duruşma gününden 7 gün önce verdiğim ve kayıtlara geçen 8 sahifelik SAVUNMAMA gelin hep birlikte bir göz atalım.

9.2.2017 günü Mersin 15.Asliye Ceza Mahkemesi kalemine verdiğim, ancak öncesinde UYAP sistemine kaydettirdiğim, FAKAT MAHKEMECE DİKKATE ALINMAYAN, İDDİALARIM VE VERDİĞİM EK BİLGİLERİN ARIŞTIRILMADIĞI, BİLİRKİŞİ İSTEMİME UYULMADIĞI SAVUNMA METNİMİ GELİN BİRLİKTE OKUYALIM. NE DİYORUM, MAHKEMEDEN NE İSTİYORUM:

15.ASLİYE CEZA MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA

MERSİN

DOSYA NO:  2016/531 Esas

SAVUNMA YAPAN SANIK:  Abdülvahap ŞEHİTOĞLU -  GAZETECİ

KONU: 8.12.2016 günlü duruşma sonrası hakkımda açılan iki dava dosyasının birleştirilmesi yönündeki karardan sonra YAZILI SAVUNMAMDIR.

AÇIKLAMALARIM ve İZAHAT: Ben Mersin merkezli olan www.Sonses.tv internet HABER portalının sahibiyim. Yıllarca MERSİN GAZETECİLER CEMİYETİNİN BAŞKANLIĞINI YAPTIĞIM GİBİ, ŞU AN ONURSAL BAŞKANIYIM. Mahkemeniz nezdinde daha önce 2016/23147 soruşturma nosu ile yapılan, 17.5.2016 günü Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz’ı Vekâleten Av.Hüseyin Ozan Çetin’in yaptığı iki sahifelik suç duyurusu nedeniyle 2016/7479 iddianame numarası ile bir dava açılmıştır.

Bu dava devam ederken, yine aynı kişi adına vekâleten Av. Hüseyin Ozan Çetin’in yaptığı 3 sahifelik 1.8.2016 günlü şikâyet dilekçesi ile 2016/34441 soruşturma numarası ile tahkikat yapılmış ve 2016/10025 iddianame numarası ile mahkemeniz nezdinde yeni bir dava açılmıştır. Hakkımdaki HER İKİ DAVA DA HAKERET suçlaması ile açılmıştır.

Mahkemenizin 2016/688 esas sayılı dosyasında görülmekte olan dosyada 8.12.2016 günü yapılan duruşmada verilen karar ile her iki dosya birleştirilmiş ve yargılamanın 2016/531 esas numarası ile devamına karar verilmiştir.

ÖNCELİKLE; 17.5.2016 günü yapılan şikâyet neticesi mahkemeniz nezdinde bulunan 2016/531 sayılı dosyadaki “Belediyede ki Takkiyeci kim!” başlıklı KÖŞE YAZIMDA, amacım kimseye hakaret etmek değildir. Hakaret gayesi ile yazı yazmadım. Yazımın tamamı bir bütün olarak ele alındığı vakit mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz’ın Danışmanlığını yapan kişinin Noter kanalıyla yaptığı istifasından bahisle, o istifanamenin içinde yer alan ifade ve anlatımlardan yararlanarak eleştiri ve yorum hakkımı kullandım. Küfür etmedim, rencide edecek bir davranış içine girmedim. Bu danışmanın noter kanalıyla Belediyeye göndererek istifa ettiği ve önemli açıklamalarda bulunduğu benimde köşe yazıma konu ettiğim belge 10.5.2016 gün 05806 sayılı Mersin 7.Noterliğinden gönderilen metindir. Dosyada mevcuttur. Benim köşe yazıma konu ettiğim hususları kendisinin danışmanlığından istifa eden kişi istifanamesinde zaten beni doğrulamaktadır.

Ayrıca köşe yazımda belirttiğim hususların bir bütün olarak ele alınması gerekir. Nitekim Belediyedeki yolsuzluk ve ihalelerdeki yanlışlıklar nedeniyle Sayıştay raporları yayınlanmış ve 2015 sayıştay raporları neticesi savcılığa suç duyurusu yapılmış ve idarenin önemli isimleri hakkında operasyon yapılmış, gözaltı kararları çıkmış ardından haklarında davalar açılmıştır.

Yine aynı belediye hakkında Ağustos 2016 ayı içinde FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yapılmış, mahkemeler gözaltı kararı vermiş, ardından belediyede üst düzey yönetimde bulunan 30’a yakın isim gözaltına alınıp mahkemeye çıkartılmış ve bunlardan 15-20 kadarı tutuklanmış ve diğerleri adli kontrol şartı ile bırakılmış ve şu an bunların dosyası 7.Ağır ceza mahkemesi 2016/22 numara ile devam etmektedir.

Bu dosyanın mahkemeniz tarafından incelenmesinde yazdığım ve gündeme taşıdığım bilgi ve ayrıntılar hususunda hakkımda alacağınız karar açısından fayda mülahaza etmekteyim.

Bu nedenle 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/22 nolu dosyasının ve ayrıca aynı kurum hakkında Sayıştay raporu ile yapılan soruşturma dosyasının da incelenmesini talep etmekteyim. T.C. Sayıştay Başkanlığının 27.9.2016 gün 34720 sayılı rapor kararına göre ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının mevcut 2016/34689 sayılı soruşturma dosyasındada mevcut olup, aynı zamanda 8.11.2016 gün 2016/46239 soruşturma nolu dosyada da mevcuttur.

Bu itibarla 7.Ağır ceza mahkemesi 2016/22 dosya kapsamında yapılan yargılamada, müştekinin bana itafen hakaret etti demesinin ne denli boş bir isnat olduğu ortaya çıkacaktır.

Çünkü Belediyenin kaynaklarının nasıl hor kullanıldığı, ihale ve alımların nasıl yapıldığı, FETÖ’ye nasıl finans temin edildiği gibi çok ciddi husus ve beyanlar bu dosya kapsamında mevcut olup, şu an bu dosya kapsamında tutuklu olarak yargılanan çok sayıda üst düzey belediye çalışanı mevcuttur.

Benim kimseye hakaret ve iftira atmak gibi bir gayretim yoktur. Ben gazeteciyim, köşe yazımı yazarken yorum yaparken elimdeki belge ve verilere dayanarak ve ayrıca kamuoyunda belediye ile ilgili ortaya çıkan söylemleri de gündeme taşıyarak gazetecilik görevimi yerine getirdiğime inanıyorum.

Yine Mahkemeniz nezdinde bulunan ve 1.8.2016 günü yapılan şikâyet ile savcılık 2016/34441 soruşturma numarası ile tahkikata başlamış, 2016/10025 iddianame numarası ile mahkemenizde dava açmıştır. Bu dosya kapsamında ise “Büyük operasyon için Gözler Mersin’de” başlıklı haberimiz içeriğine bakıldığı vakit, müştekinin ve vekilinin mahkemenizi yanıltıcı tutum ve davranış içine girdikleri gözlenecektir. Verdikleri şikâyet dilekçesi içeriği, sundukları delil diye internet çıktıları detaylı olarak incelendiğinde benim bir kastımın olmadığı, habercilik görevimi yerine getirdiğim, kamuoyunu bilgilendirmeye çalıştığım ortaya çıkacaktır.

Ben bu yazımda Belediyedeki FETÖCÜ kesime dikkat çekiyorum. Ayrıca FETÖ/PDY içinde olanlar ile bunlara yardımcı ve yararlı olanların ortaya çıkmasının önemine vurgu yapıyorum. Kimseyi suçlama ve karalama derdinde değilim. Zaten yazdıklarımı doğrulayan, Belediyenin başında bulunan Burhanettin Kocamaz’ın idare ettiği bu kurumda çok sayıda insan FETÖ/PDY tutuklusu, memuriyetten ihraç edilmiş, çoğu adli kontrol ile yargıda hesap verir durumda. Bu dosyanın numarasını ise yukarıda verdim. Hem o dosya içeriğinin kontrol edilmesi, hem benim bu dosya kapsamında birleşen her iki şikâyetin incelenmesinde bir bütünlük ve birbiri ile bağlılık görülecek olup, benim söz konusu yazıları yayınladığım günlerde Belediyede zaten operasyonların yapıldığı bir kısım belediye üst düzey görevlilerinin gözaltına alındığı tutuklandığı ortaya çıkacak, Hakaret kastımın olmadığı, gerçeklerin ortaya çıkması için gazetecilik görevimi yerine getirdiğim anlaşılacaktır…

Benim kendi yazım olmayıp, okuyucu yorumu olan kısım için ise, mahkemenizin dikkatli araştırma yapması gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu yorumda adı geçen çok sayıdaki kişi mersin 7. Ağır ceza mahkemesindeki 2016/22 nolu dosyada ya tutuklu, ya adli kontrol ile yargıdadır. Yani yalan dolan bir şey yoktur. Her iddia ve anlatımı doğrulayacak husus 7. Ağır ceza mahkemesindeki 2016/22 nolu dosyada mevcuttur.

Önemli bir ayrıntı ise, hakkımda yapılan her iki şikâyetin dilekçesini Av. Hüseyin Ozan Çetin vermiştir. Dosyaya vekâlet koymuştur. Bu şahıs Belediyenin imar inşaat şirketinde sözleşmeli avukat iken, Agustos 2016 ayı içinde yapılan soruşturma kapsamında FETÖ/PDY suçlaması ile açığa alınmış, belediyeye ait şirketteki görevine son verilmiş, çıktığı sorgu hâkimliğinde ise adli kontrol şartı ile bırakılmış ve Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesindeki 2016/22 nolu dosyada Belediyecilerle birlikte sanık olarak yargılanmakta olup hakkında yurt dışı yasağı bulunmaktadır. YANİ HAKKIMDA ŞİKÂYETÇİ OLAN BAŞKANIN VEKÂLETİNİ TAŞIYAN BU DOSYADAKİ AVUKATI HÜSEYİN OZAN ÇETİN FETÖ/PDY KAPSAMINDA HALEN YARGILANMAKTADIR.

Öyle ki kendisi hakkında, belediyenin şirketinin avukatı olduğu, ayrıca FETÖ tutuklusu olan, kendisi ile beraber şu an aynı dosya kapsamında yargılanan Belediyenin Daire Başkanı Tevfik Dinçer’in, Genel Sekreter Haluk Tunçsu’nun özel avukatlıklarını yaptığı, Bunların dosyada ifadelerde yer aldığı, yine Başkan Kocamaz’ın 2013 yılından beri özel avukatlığını yaptığı, yine başkan danışmanı Akif Çiftçi’nin özel avukatlığını yaptığı, aralarında bir irtibat ve ilişki olduğu şeklinde BASINDA SIK SIK haberler çıkması üzerine, dikkat çekmemek için mahkemenizde bulunan her iki dosyada da işleri takip etmesi için kendi adına ve müvekkili adına Av. Alper Yeşilova’ya yetkilendirme yapmıştır. Bu yetkilendirme 8.12.2016 günü işleme girmiş dosya da mevcuttur. Yetkilendirme incelendiğinde Av. Alper Yeşilova ile kendisin büro adresinin aynı olduğu görülecektir.

Sizlerde bilirsiniz ki, Dilekçe hakkı ve eleştiri, basının haber yayımlama hakkı, iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında söylenen söz ve yapılan davranışlar hakaret suçunu oluşturmaz. Hakarete uğradığını iddia edenin kişisel özellikleri dışında kalmak şartıyla kendisine isnat edilen fiil veya olgu ispatlandığı takdirde hakaret suçu oluşmaz. Örneğin, “sen Ayşe’nin eşyalarını çaldın” denildiğinde, bu olgu ispatlanırsa hakaret suçu oluşmaz.

Nitekim benim her iki yazımda ortaya atılan iddia ve anlatımlarım içinde adı geçen olaylar ve isimler detayları ile incelendiği vakit, yukarıda dosya numarasını verdiğim 2016/22 nolu 7. Ağır ceza mahkemesi dosyası kapsamına bakıldığında, Belediyenin 2015 yılı Sayıştay raporlarına bakıldığında, Bu Sayıştay raporları gereği savcılıkça ayrıca yapılan soruşturma ve gözaltı kararı ile açılan davaya bakıldığında DOSYA KAPSAMI İÇİNDE YAZDIĞIM YAZILARIN, HABERLERİMİN HİÇ BİRİNİN UYDURMA VE ASILSIZ OLMKADIĞI GÖRÜLECEKTİR.

TEKRAREN, 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/22 nolu dosyasının ve ayrıca aynı kurum hakkında Sayıştay raporu ile yapılan soruşturma dosyasının da incelenmesini talep etmekteyim. T.C. Sayıştay Başkanlığının 27.9.2016 gün 34720 sayılı rapor kararına göre ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının mevcut 2016/34689 sayılı soruşturma dosyasındada mevcut olup, aynı zamanda 8.11.2016 gün 2016/46239 soruşturma nolu dosyasının mahkemenizce incelenmesini talep etmekteyim.

Yine bildiğiniz üzere, Yargıtay, isim belirtmeden “hırsız var” diye bağırmayı hakaret suçu saymamıştır. Çünkü söz konusu durumda suçun unsuru olan “matufiyet” unsuru (suçun bir kişiye yöneltilmesi) gerçekleşmediğinden sanığa hakaret suçu nedeniyle ceza verilmemesine karar vermiştir.

Kamuoyu tarafından yaptıkları işler nedeniyle bilinen, tanınan kişilere (Örneğin, futbolcular, sanatçılar, özellikle politikacılar) yönelik eleştiriler, normal kişilere yöneltilen eleştirilerden daha sert ve ağır olabilir. Bu kişilerin normal kişilere göre eleştiriye daha açık olmaları ve eleştiriye tahammül etmeleri gerekir. Bir siyasetçiye, “senden bu memlekete hayır gelmez, bütün memleketi sattın” demek ancak ağır eleştiri olarak nitelenebilir, ama hakaret değildir. Müştekinin aynı şekilde ilk yaptıkları şikâyete konu “Belediyede ki Takkiyeci kim!” başlıklı yazım ile ikinci şikâyete konu “Büyük operasyon için Gözler Mersin’de” başlıklı yazım da bu kapsamda nitelenebilir.

Bu hususta benzer Yargıtay kararları da ayrıca mevcuttur.

“…..Başvuran, hakaret ettiği iddia edilen belediye başkanının, hırsızlık suçundan cezalandırılmasının ardından ‘soyguncu belediye başkanı’ olarak tanımlamıştır. AİHM, bu başvuruda, 10. maddenin ihlal edildiğine karar verirken, gazetecinin bir dereceye kadar abartma hakkına sahip olmasına ve belediye başkanının kamuya mal olmuş bir kişi olarak, bazıları olgusal temelden yoksun olmayan değer yargısı olarak değerlendirilebilecek eleştirilere karşı, daha fazla hoşgörü göstermek zorunda olmasına özel bir ağırlık vermiştir….” (D./P. ,18235/02, 19.12.2006) ……. DEMEKTEDİR.

Bildiğiniz ve takdir edeceğiniz üzere, Eleştiri hakkı, iddia ve savunma hakkı, gazetecilik mesleğinin icrası gibi bazı durumlar, hakaret niteliği taşıyan fiilleri suç olmaktan çıkarabilirler. Gazetecilik meleği, akademik çalışmalar, sanatsal faaliyetler, hukuksal faaliyetler çerçevesinde yapılan birçok fiil, bu konuyla ilgili olabilmektedir. Bu alanların her birinin kendine göre ilkesi, tarzı, amacı vardır. Bunlarla birlikte, yukarıda da belirtildiği gibi, fiilin işlendiği yer, zaman ve işleniş tarzını da dikkate alarak çok yönlü bir değerlendirme yapmak gerekir. Basın özgürlüğü ile yakından ilgili olarak, bazı haberlerin suç niteliği taşıyıp taşımayacağı uygulamada çok karşılaşılan bir konudur. Burada hassas bir denge ve sınır vardır. Ya basın özgürlüğüne ağırlık verilecek ya da kişi hak ve özgürlüğüne ağırlık verilecektir. Genel eğilim, basın özgürlüğünün esas olup, kısıtlanmasının istisna olması şeklindedir. Ancak burada, basın yoluyla yapılan açıklamaların veya eleştirilerin basın yoluyla işlenen suç kapsamında nasıl değerlendirileceği sorununa değinmek gerekir. Basın özgürlüğünün amacı, kamuoyunun bilgilendirilmesidir. Kamuoyunu yakından ilgilendiren, bilinmesinde kamusal yarar umulan ve gerçek olaylara dayanan bilgilerin yayınlanması basın özgürlüğü kapsamındadır. Basın özgürlüğünün üç sınır vardır. Biri, yapılan yayının, kamuoyunu yakından ilgilendirmesi, ikincisi bilinmesinde kamusal yarar bulunması ve üçüncüsü gerçek olaylara dayanmasıdır.

Benim mahkemeniz nezdinde yargılandım dosya kapsamındaki yazılarımın içeriklerinde bahsi geçen eleştiri ve yorumlarımın bu savunmamda verdiğim bilgiler ışığında detayları ile araştırılıp incelenmesinde, yazılarımın kamuoyunu yakından ilgilendirdiği, haber ve yazılarımda kamusal yarar olduğu, gerçek olaylar ile ilişkisinin bulunduğu görülecektir.

Anayasa'nın 28. ve 5680 Sayılı Basın Yasası'nın 1. maddesi, basın özgürlüğünü düzenlemiş ve bunun sınırlarını göstermiştir. Basın özgürlüğü, kişinin dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren olay ve olgular hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamayı amaçlar. Bunun gereği olarak; basın haber toplamak, fikir ve kanaatleri izleyerek bunları çözümlemek, yorumlamak, eleştirmek ve sonuçta kamuoyunu ilgilendiren konularda doğru ve gerçeğe uygun haber vermek hakkına sahip ve bununla görevlidir. Eş söyleyişle, denetim, uyarma, eleştiri ve gerçekleri açıklama, basının doğal ödevidir.

Bu itibarla hakkımda şikâyetçi olanların esas Amaçlarının, kamuoyunun gözü kulağı olan özgür basını susturmak, yıldırmak, korkutmak ve iş yapamaz hale getirmek olduğunu,

Çünkü bizler bu görevi yaparken, anayasamızın ve yürürlükteki mevzuatların ışığında, Kanaat sahibi olma, Bilgi ve kanaat açıklama, Bilgi ve kanaatlere ulaşma, Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü kapsamında yaptığımızı,

Kaldı ki basının görevi, kamu yararını ilgilendiren başka alanlarda olduğu gibi, siyasi ve mali bu tür konularda da bilgi ve fikirleri açıklamak olduğunu, bir kez daha tekrar etmek isterim.

Takdir edersiniz ki basın, siyasi hayatın bekçisi durumundadır. Bu AİHM kararlarıyla da ortadadır. Her ne kadar basın, başka şeylerin yanı sıra, “kişinin şöhretinin korunması” bakımından da konulmuş sınırları aşmamakla yükümlü olsa da, kamu çıkarı ile ilgili olan başka alanlarda olduğu gibi siyasiler ve siyasi konularda da bilgi ve fikirleri açıklamanın bizim görevimiz olduğunu,  Hiçbir kastım, art niyetim olmadığını. Durumu, mahkemenize vermiş olduğum bir önceki celsedeki ifademde, bu günkü yazılı savunma içeriğini de ayrıca değerlendirmenizi,

Yaptığım tüm savunmam içeriği ile beraber, BU SAVUNMAM İÇERİĞİNDE ortaya koyduğum ek ve ilave belge, bilgi ve deliller ışığında iş bu yargılandım dosyanın Mersin ili dışında ANKARA- İSTANBUL da uzman bilirkişilerce “Basın yayın yasaları, iletişim yasaları, habercilik kuralları, Gazetecilik mesleği gerekleri” açısından incelenerek savcılığın iddianamesini doğrulayacak hakaret suçunun oluşup oluşmadığı ile bilirkişi raporu alınmasını,

Ayrıca Hakkımdaki suçlamaları kabul etmediğimi ret ettiğimi bildirir, savunmamdır. BERATİMİ SAYGI İLE ARZ VE TALEP EDERİM.

SAVUNMA DİLEKÇEM VE İÇERİĞİ BURADA BİTİYOR…

Taleplerim yerine getirilmiş mi? Hayır! İsteklerim, araştırılmış mı? Hayır! Verdiğim bilgi ve belgeler ile dosya numaralarındaki mahkeme içerikleri incelenmiş mi? Hayır!

Hâkim kim? HÜSNÜ ÖKSÜZ… Bu hâkim öncesinde FETÖ’den açığa alınmış bir kişi. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 2. Dairesi tarafından açığa alınan bir isim.  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bu hâkim ve savcılar için gözaltı kararı vermişti. Bu hâkim benim hakkımda şu an karar veriyor. HAKARET SUÇUNU İŞLEDİĞİM GEREKÇESİ İLE BANA CEZA VERİYOR.

Peki, benim savunmamdaki istek, beyan ve taleplerimi dikkate alıyor mu, HAYIR. Ben ne diyorum. Karara itiraz edeceğim diyorum. Edecem mi, edecem. Gerekçeli kararı bekliyorum. Çıksın, 7 gün içinde Antalya’da bulunan mahkemeye itirazımı yapacağım. DAHA HAKKIMDA KESİNLEŞMİŞ BİR KARAR YOK.  Burasını geçtik.

BEN AÇIK AÇIK YAZIYORUM… YAZILARIMDA İFTİRA YOK, YALAN VE DÜZMECE HABER YOK, GERÇEK DIŞI BİR HABER YOK.  BÖYLE CEZALANDIRMALARDAN DA KORKUP, YILACAK KAREKTERİM YOK. ALLAH VAR, DEVLET VAR… Bekleyip göreceğiz…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Erdemli Belediyesi’nin eğitim desteği sürüyor
Erdemli Belediyesi’nin eğitim desteği sürüyor
Minik öğrencilerden Bozyazı İlçe Milli Eğitim Müdürüne ziyaret
Minik öğrencilerden Bozyazı İlçe Milli Eğitim Müdürüne ziyaret