Mut'ta estetiksel dokunuşlar
İbrahim Arı

Mut'ta estetiksel dokunuşlar

Bu içerik 513 kez okundu.
Biz Mutlular zamanla yaşadığımız kenti kendimize, kendimizi de o kente benzetmişiz. Gerçekçi olmak gerekirse, istisnalar haricinde bu zamana kadar ne Mut bizi mutlu edebilmiş ne de biz Mut’u... Mut’un mimari dokusu ve kent estetiğinden bahsediyorum... Hemen alınganlık gösterme eyyy Mut'lu, düşün bi!.. Mut’a yukardan şöyle bir baktığında gördüğün görüntü seni mutlu etmiyorsa eğer, yani keyif alamıyorsan... Ve karşında boz, sıvasız, renksiz blok beton yığınlarını görünce için kararıyorsa... Gördüğün o ürkütücü betonlaşma seni kaygılandırıyorsa... Ve birdenbire bir karamsarlık yaşıyorsan... Hemen kalkıyorsan yerinden... Kaydırıyorsan gözlerini başka alanlara... Bil!.. Seni tedirgin eden ve kaygılandıran o his, unutulmaya yüz tuttuğunu anladığın anıların, sahip olamadığın yaşam kültürün ve günden güne kaybolan geçmişindir... Emin ol!.. Hem biz insanların, ya da insan olmayı amaç edinmiş organizmaların diyeyim; etrafımızdaki fiziksel çevrede yer alan doğal, yapay, kültürel, tarihi, sosyal ve görsel öğelerle sürekli etkileşim içinde olmak gibi bir özelliğimiz var. O anlamda bizlerin Mut’ta sağlıklı, mutlu, keyifli yaşaması, görsel bakımdan iyi çözümlenmiş, tarihi dokunun öne çıktığı işlevsel ve estetik çevrelerin oluşmasına bağlıdır. O yüzden dedim ‘Mut’u kendimize benzetmişiz’ diye... Durum vahim yani... Bak!.. Mut’un şu an yaşadığı en büyük sorunlarından birisi kent estetiğidir. Bu geçmişte de böyleydi. Şimdi de böyle... Gelecekte de böyle önemli sorunumuz olmaya devam edecek. Ancak burada önemli olan mevcut sorunu en asgariyeye indirebilmenin çabasını vermek... Tabi şimdi burada mevcut Belediye Başkanı Nebi Yılmaz’ın hakkını da teslim etmem gerekir. Çünkü, Belediye Başkanı seçildikten sonra Mut’a bu zamana kadar ihmal edilen ve benim de onayladığım, kent estetiği ve Mut’un tarımsal tanıtımı adına; Kayısı, Zeytin, Can Eriği heykelleri gibi önemli görsel dokunuşlarda bulundu. Biraz daha ileriye gideyim: Biz daha düne kadar en çok neyden şikayetçiydik? Ailemizle şöyle akşam çıkıp gidebileceğimiz bir yerin yokluğundan değil mi? Al sana; içinde Musa Eroğlu Heykeli, her türlü spor yapma olanağı bulunan ve ailece gidebilecek koskocaman bir Musa Eroğlu Sevgi Parkı... Yeniden düzenlenen ve oturulabilecek temiz bir Mut Kalesi, Doğancı Tepesi Yel Değirmeni tesisi... Al sana yakında bitmesi planlanan Şahin Tepesi Mut'u İzleme Terası... Ki, o tepeleri karış karış iyi bilirim ben... Al sana, üst geçitte ışıklı MUT'LUYUZ yazısı, Karacaoğlan Çınaraltı Parkı’na Su Değirmeni maketi, Cumhuriyet Meydanına kayısı ve zeytinli MUT yazısı... Karaman girişine ledli ay yıldız... Evet, Mut Belediyesinin sloganıyla ‘Şehrin Seyri Değişiyor...’ Yeterli mi peki? Hayır... Bir de Mut girişine Karacaoğlan görselli yaklaşık şöyle bir yazı hayal ediyorum: “Unutmayın, şu an Karacaoğlan’ın ebedi istirahatgahı olan Mut topraklarında bulunuyorsunuz...” Başka ne mi öneriyorum? Acilen ama... Yaptırımı ve bağlayıcılığı olan bir 'Kent Estetik Komisyonu' kurulmasını... Nerden mi başlasın bu komisyon? Mut’un insan psikolojisini olumsuz etkileyen görüntü kirliliğinin önlenmesinden... Ne mi bunlar? (...)
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bakan Elvan bin 400 rakımda Yörüklerle birlikte teröre meydan okudu
Bakan Elvan bin 400 rakımda Yörüklerle birlikte teröre meydan okudu
AKİB ilk 7 ayda 680 milyon dolar değerinde hububat, bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri ihraç etti
AKİB ilk 7 ayda 680 milyon dolar değerinde hububat, bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri ihraç etti