Zorunlu Arabuluculuk
Ali Türer

Zorunlu Arabuluculuk

Bu içerik 275 kez okundu.
Arabulucuya gitmek zorunlu hale geliyor? İş mahkemelerinin yargılama usulünü yeniden düzenleyen “İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı”, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi. Kanun meclis tatile girmeden yasalaşırsa şaşmayın. Peki, bu kanun ne geliyor? “Uzlaştırma” yolu ile adaleti hızlandırmak, iş ve dava yükünü azaltmak gerekçesi ile hükümet 2012’de Arabuluculuk yasası çıkarmıştı. Adalet Bakanlığına bağlı Arabuluculuk Dairesi, Arabuluculuk Kurulu ile bu daire ve kurula bağlı bölgelerde Arabuluculuk Hizmet Büroları oluşturulmuştu. Şimdi -mahkemelerde dava açmadan önce- bu kurullara başvurma, isteğe bağlı olmaktan çıkarılıyor, zorunlu hale getiriliyor. Bu kanun şayet bu biçimi ile yasalaşırsa, sadece işveren ile işçi arasındaki bireysel uyuşmazlıklarda değil, toplu iş sözleşmelerinde çıkan anlaşmazlıklarda da tarafların arabuluculuğa gitmesi zorunlu hale gelecek. Böylece, toplu iş sözleşmelerinde -bireyselleşmiş uyuşmazlık henüz oluşmadığı için- sendikaların greve gitmesinin önüne daha kolay geçilebilecek. Bu yasa ile çalışma yaşamında hiçbir zaman eşit konumda olmayan işçi ve işveren, sanki eşit taraflarmışçasına birlikte çözüm arayışına zorlanıyorlar. Peki, bundan sizce hangi taraf daha kazançlı çıkar? Zorunlu arabuluculuk işçi tarafına ilave külfet getirmeyecek mi? İşverenin işçinin alacaklarını ödememesi ya da işe iade kararına uymaması halinde, bu arabuluculuk süreci içinde, işçi ilave zaman ve para kaybına uğramayacak mı? Hukuk ve adaletin olduğu, demokrasinin kurumsallaştığı bir ülkede arabuluculuk isteğe bağlı olmaktan çıkarılır da zorunlu hale getirilebilir mi? Arabuluculuğun “zorunlu” hale getirildiği bir Batı demokrasisi gösterebilir misiniz? Demokrasinin kurumsallaştığı ülkelerde, kanun koyucu (devletin) iş hukuku ile ilgili davalarda, çalışanın haklarını korumak için müdahalede bulunur, çalışanların hakkını korumaya çalışır. Türkiye’de ise tersine işçilerin kazanılmış hakları budanmaya çalışılıyor. İşçiye işveren aleyhine dava açmadan önce arabulucuya başvurma dayatılıyor, arabulucuya başvurma mahkemelerde dava açma şartı haline getiriliyor. Peki, bu dayatmanın anayasada bir karşılığı, bir dayanağı var mı? Bakalım: Anayasa M.6/3: “Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.” Anayasa M.9: “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” Anayasa M.36: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” Anayasa M.37: “ Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.” Anayasanın böylesine açık ve karşı hükümlerine rağmen söz konusu yasa tasarısı ile işçiye-emekçiye bu dayatma nasıl yapılabiliyor? Bu yasa ile mahkemeye gitmeden önce çalışana bir çeşit gözdağı verilmiyor mu, işçinin motivasyonu kırılmaya çalışılmıyor mu? Aynı zamanda bu kanunla iş davalarında zaman aşımı süresi de 10 yıldan, 5 yıla indiriliyor. Diyelim ki bir iş kazası ya da işverenin iş akdini feshetme ile ilgili bir ihtilaf oluştu, işçi arabulucuya gitti. Arabulucu kararı ile bir anlamda: “Bak kardeşim sen bu verileni kabul et, yoksa dava sürüncemede kalır, zaman aşımına uğrar sürünürsün” demiş olmayacak mı? Çıkarılması düşünülen bu yasaya göre işlem görecek, sonuçlanacak davaların anayasaya aykırılık sorunu ile karşı karşıya kalması, İHM’ye taşınması kaçınılmazdır. Peki, hükümet bunu görmüyor mu, böyle bir yasayı ne diye yasalaştırmaya çalışıyor? Cumhurbaşkanı parti genel başkanı olabiliyorsa, genel başkanı olduğu parti ile birlikte yüksek mahkemelerde (HSK, Yargıtay, Danıştay) görev yapacak hâkimlerin çoğunu atama yetkisini elinde bulunduruyorsa, neden olmasın? Ülkeyi yönetenlerin yargıya yol göstermesinin “normal” hale geldiği, muhalefetin adalet talebinin ise “yargıya müdahale ediyorsun” tehdidi ile karşılandığı yerde böyle bir yasanın meclis gündemine getirilmesi şaşırtıcı mı? İşçinin-emekçinin elini-kolunu böylesine bağlayacak bir yasa komisyondan geçmiş meclisin gündemine gelmiş, sendikalardan, muhalefetten hiç ses çıkmıyor. İşte bu şaşırtıcı, şaşırtıcı olduğu kadar da üzücü!
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bakan Elvan, Liman-Hal kavşağındaki çalışmaları inceledi
Bakan Elvan, Liman-Hal kavşağındaki çalışmaları inceledi
Hisarcıklıoğlu, ″Türkiye felaketlere rağmen dimdik ayakta″
Hisarcıklıoğlu, ″Türkiye felaketlere rağmen dimdik ayakta″