Mersin Cumhuriyetçi Hekimlerden ağır çıkış!

Mersin Cumhuriyetçi Hekimlerden ağır çıkış!

Mersin Tabipler Odası seçimi öncesi, sözcülüğünü Dr. Ruhsal Uçar'ın yaptığı Mersin Cumhuriyet Hekimleri Birligi, açıklamada bulundu.

Mersin Cumhuriyetçi Hekimlerden ağır çıkış!
Bu içerik 3927 kez okundu.

Açıklama aynen şöyle:

"Hekim mesleğinin gündem ve sorunlarından uzaklaşmış, birlik ve dayanışma kavramını meslektaşları dışında sınıf, örgüt veya etnik yapılarda arayan ve yaşayan; üstelik kendisini ‘’çağdaş’’, ‘’demokrat’’, ‘’iyi hekim’’ diye niteleyenler ile bu ülkenin gerçek gündemini ve hekimlerin gerçek kaygılarını oluşturan sorunlara karşı bir birliktelik içinde mücadele etmek isteyenlerin yarışı olan bir seçimin arifesindeyiz. Bugün ki Tabip odası zihniyeti, düşüncesi, tavrı, söylemleri ve tekçi yapısı ile biz hekimleri temsil etmemektedir.
Cumhuriyetimizin birliği, ülkemizin bağımsızlığı, sınırlarımızın güvenliği, vatanın bütünlüğü durumunda’’ iyi hekimlik’’ yapılabileceğine inanıyoruz. Ülkemizin bütünlüğünü tehdit eden koşullarda iyi hekimlik yapmanın mümkün olmadığını biliyoruz. Ne yazık ki mevcut TTB yönetimi Ülkemizin içinde bulunduğu durumu, Dünya ve Türkiye konjonktüründe iyi değerlendirememektedir, dar ideolojik anlayışla odamızı politize etmiştir.
Biz Cumhuriyet Hekimleri için 14 Mart sadece kuru bir kuruluş yıldönümü değil, Tıbbiyenin işgale ve zulme karşı direniş günüdür. 14 Mart 1919 İstanbul işgal altında iken Tıbbiyelilerin düşmana karşı direndiği kutlu günü, gurur günüdür.
14 Mart; Ülken, başkentin, tıbbiyen işgal edilmişken şanlı bayrağını göklere yükselttiğin gündür. Herkes susarken, haksızlıklara karşı tüm gücünle haykırdığın ve herkes derin uykulara dalmışken senin bir şehrin uyanışını başlattığın gündür. 
14 Mart sadece 3. sınıf talebesi iken ülkesini, şehrini ve tıbbiyesini işgal eden İngilizlere karşı susmayan Tıbbiyeli Hikmet’in ve cesur tıbbiyelilerin, ikiden fazla öğrencinin bir arada yürümesi bile yasakken, Tıbbiyenin iki kulesi arasına şanlı Türk bayrağını tüm ihtişamı ile astıkları gündür.
Bugün geldiğimiz noktada Ülkemiz ve hekimlik yeniden bir darboğaza girmiş durumdadır.
Milli bekamız için zorunlu olan Afrin harekâtı, meşru bir müdafaadır. Türk Tabipler Birliği’nin böylesi önemli bir süreçte Antiemperyalist bir tutum göstererek ve milli bir duruş sergileyerek Devletinin yanında olması gerekirken’’ Savaş bir Halk Sağlığı sorunudur’’ diyerek açıklama yapmasını kafa karışıklığı olarak görmemizin dışında çok iyi niyetli de bulmuyoruz. Siyasi iktidar bu açıklamalarından sonra Türk Tabipleri Birliği’nin başındaki ‘’Türk’’ ismini kaldırmayı gündeme getirmiştir. Türk Tabipleri Birliği de bu durumdan rahatsız olmamış olacak ki kendilerinden hiçbir tepki gelmemiştir. Atatürk’ün Antiemperyalist hekimlerinden bugün emperyalist güçlerin ayrıştırma politikasının bilerek veya bilmeyerek aktörü gibi davranan, mikro milliyetçi tutum ve söylemlerde bulunan bir hekim örgütüne dönüşmüş olmasını kaygıyla izliyoruz. Bizler Türk Tabipleri Birliğin de yer alan Türk isminin hiçbir şart altında kaldırılmasını doğru bulmuyoruz. Meslek odamız Türk hekimlerine aittir ve şerefle Türk ismini taşımaya devam edeceğiz.
Biz isterdik ki en son TSK’nın Afrin operasyonu sırasında savaş bir Halk sağlığı sorunudur diye açıklama yapan TTB önce PYD ‘e seslenseydi ve Türkiye sınırına gerçekleştirilen 700’den fazla saldırı sonucunda 24 sivil, masum vatandaşımızı kaybetmemize neden olan teröristlere durun deseydi. Türkiye’ye sürekli terörist ihraç eden, şehirlerimizde füze saldırıları ile yıkımlara neden olan PYD terör örgütüne evinde oturduğu yerde ya da camide ibadet sırasında ölen masum insanların hesabını sorsaydı. Hiçbir ülke sınırlarından içeri teröristler sokup askerine, polisine ve halkına saldırmasına izin vermez. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin milli birlik içinde gerçekleştirdiği meşru operasyonlarını saldırı olarak yorumlamak, Amerikan emperyalizminin bölgedeki nihai hedeflerinin oyuncağı olan terör örgütleri PKK=YPG=PYD’ in ekmeğine yağ sürmek, ellerini güçlendirmek demektir. 
Türk Tabipleri Birliğinin Emperyalizmin oyunları ve nihai hedefi konusunda kafa karışıklığına son vermek ve Milli bir duruş sergilemek için geliyoruz. 
TTB’nin odaklanması gereken çok önemli mesleki sorunlarımız var. Hekime ve sağlık çalışanlarına uygulanan şiddet ve canımızı yakan ölüm ve intihar vakalarını daha çok gündeme getirmeli ve şiddet yasasının gecikmeden bir an önce meclisten geçmesi için baskı gücü olmalıyız. 2015’te 10’u hekim 180 sağlık çalışanı; 2016’da 11’i hekim, 56’ı hemşire, 62’i diğer personel 129 sağlık çalışanı, 2017’de 3’ü hekim, 53’ü hemşire, 66’ı diğer personelden 122 sağlık çalışanı intihar etti. Son 3 yılda 431 sağlık çalışanı intihar etti. ‘’Hasta memnuniyeti istiyorsanız hekim memnuniyeti sağlayın ‘’ diyoruz yetkililere. Son yıllarda hekimler hızlı bir şekilde yıpranıyor, tükeniyor. Hekimini koruyamayan bir sağlık sistemi çökmeye mahkumdur.
Vicdanı karşısında, sorumluluktan kurtulabilmek için hekim, daima bilgisini artırmaya ve dikkatini güçlendirmeye çalışmalıdır. Hakiki vatansever mesleğinde en yüksek olmaya çalışandır demiştir Dr. Akil Muhtar Özden. Oysa akademik kuruluşlar olan Tıp Fakültelerinin durumuna bakıyoruz bilgi üretmekten giderek uzaklaştıklarına üzülerek şahit oluyoruz. Tıp fakülteleri akademik kuruluşlardır. Birincil görevleri; bilimsel faaliyette bulunmak, ikinci görevleri; yeni tıp doktorlarını yetiştirmektir, eğitim vermektir. Üretilen sağlık hizmetleri bahsedilen görevleri yaparken ortaya çıkan yan ürünlerdir. Tıp fakültelerinin öncelikli görevleri arasında sağlık hizmeti vermek yoktur. Ancak ürettiği sağlık hizmeti; seçilmiş, komplike vakaların son başvuru/ çare yeri olması açısından önem arz eder. Bugün Tıp fakültelerinde uygulanan performans sistemi ile öğretim üyelerine çok hizmet üretin (çok hasta bakın, çok ameliyat yapın) döner sermayeye çok para kazandırın, böylece maaşlarınızı arttırın mesajları verilmektedir. Bu uygulamanın sonuçta tıp eğitimini olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır. Ve bu uygulama ile Tıp fakültelerinin varoluş sebepleri tamamen göz ardı edilmiştir. Tıp fakültelerinde, üretilen sağlık hizmeti üzerinden performans uygulamasına devam edilmesi halinde Türkiye’de tıp eğitiminin süratle irtifa kaybetmesi ve sonuçta tüm toplumu etkileyecek vahim sonuçların ortaya çıkması kaçınılmazdır. 
İlimizde 2010 Temmuz ayında başlayan Aile Hekimliği uygulaması ve yaşadıkları sıkıntıların farkındayız. Aile Hekimlerimiz ve Aile sağlığı çalışanlarının özlük hakları konusunda ve hakkediş kayıplarında, defin nöbetleri, esnek mesai, negatif performans ile ilgili sorunlarında Aile hekimlerimizin yanındayız. Aile hekimlerine yönelik nöbet ve diğer angarya uygulamalardan vazgeçilmelidir. ’’Halk sağlığı’’ sorunlarının aile hekimlerimiz ve aile sağlığı çalışanlarının emekleri ile çözülebilir olduğuna inanıyoruz.
Özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin sözleşmelerinde keyfi işten çıkarmaların zorlaştırılması yönünde ek maddeler konulmalı ve aksi uygulamalara sert, önleyici yaptırımlar uygulanmalıdır. Özel sağlık kuruluşlarının SGK’dan yeni hak edişleri, sağlık çalışanlarının mevcut alacaklarının ödendiği belgelenmeden yaptırılmamalı, resmî tatil günlerinde rutin poliklinik hizmetleri için provizyon verilmemelidir.
Sağlık çalışanının taşeronlaştıran uygulamalar durdurulmalıdır.
Sağlık çalışanının mesleki, kişisel ve aile yaşamını olumsuz etkileyen, başta ve öncelikle mecburi hizmet ve geçici görevlendirmeler olmak üzere çalışma yaşamında olumsuzluklara neden olan uygulamalar kaldırılmalı; nöbetli çalışan tüm sağlık personelinin nöbet ertesi izin hakkı istisnasız uygulanmalı, izin biriktirmeye veya durumu ücretle telafi etme yaklaşımlarına izin verilmeden bir düzenleme yapılmalıdır. 40 saatlik çalışma süresi, nöbetlerde dahil olmak üzere 56 saati geçmemelidir. 
Çalışılan yerin, yoğun bakım, radyoloji, ameliyathane vb. özelliklerine göre çalışma saati sınırlaması, çalışan sağlığı ve uluslararası standartlar gözetilerek bir an önce yeniden düzenlenmelidir.
Alternatif tıp adı altında getirilmek istenen yeni yasa ve uygulamalar biz hekimleri son derece rahatsız etmektedir. Tıp bir bilimdir. Bilimin alternatifi olmaz.
Tarafların masa başında konuşarak çözebileceği yukarda bahsettiğimiz birçok sorun mevcut tabip odası yönetiminin uzlaşmaz marjinal tutum ve söylemlerinin neden olduğu itibar kaybı sonucu muhatap bulamayışı ile giderek kamburlaşmış ve fatura biz hekimlere çıkmıştır. Hekimler olarak bizler siyasetin bu kadar içerisinde olan şu anda görevi başında bulunan yönetim anlayışından oldukça rahatsızız. Siyaset arenası biz hekimlerin olması gereken yer değildir. Haklar mücadele edilerek ama aynı zamanda müzakere edilerek kazanılır. Bir baskı gurubu olarak elbette kamuoyu nezdinde gücümüzü arttırmak için her türlü yol ve yöntemi kullanacağız. Ama aynı zamanda çözüm odaklı olacağız. Odalarımız devletle husumet yeri değil, hükümetlerle gerek meslek haklarımız için gerekse halkımızın hak ettiği sağlık hizmetlerine kavuşması için mücadele ve müzakere edildiği yerlerdir.
Elbette Ülke meselelerine duyarlı olacağız. Cumhuriyetimizin bağımsızlığı, milletimizin birliği, vatanımızın bütünlüğü, demokrasimizin geliştirilmesi, laik devlet yapımızın korunması, hukuk devleti ve adalet ilkelerinden sapılmaması, temel insan hak ve özgürlüklerinin yerleştirilmesi doğrultusunda mücadelemizi sürdüreceğiz. Ama particilik tuzaklarına düşmeden yapacağız bunları. İnsanlarımızı ayrıştırmadan, kimseyi ötekileştirmeden, birbirimizi severek, sayarak yapacağız.
Bizim öncelikli sorunlarımız ve eğilmemiz gereken konu başlıkları sağlıklı, verimli çalışma koşullarını yitirmiş olmamız, can güvenliğinden yoksun, aşırı yük altında, tükenmişlik sendromunu çok yoğun yaşayan, performans kaygısı yüzünden özlük haklarımızdan yeterince yararlanamayan yanlış sağlık politikaları altında ezilen hekimlerin düşürüldükleri bu acizeetten bir an önce kurtulmasıdır. Fiili hizmet zammı, hekime ve sağlık çalışanına şiddet yasasının bir an önce yürürlüğe girmesi, ağır ve angarya çalışma koşullarının bir an önce düzeltilmesi, emekliliğe yansıyan maaş düzenlemelerinin bir an önce yapılması acil taleplerimizdir. 
Tüm bu sorunların çözümünde aktif rol oynamaya ve mücadele etmeye, her daim hekim arkadaşlarımızın yanında duruş sergilemeye söz veriyoruz.
Hangi düşünce, etnik kimlik, inanç yapısında olursa olsun hiç kimseyi ötekileştirmeden ve tekçi düşünce yapısına izin vermeden sadece hekim olma aidiyeti ve ülkemizin menfaatlerini savunma gayreti ile hep birlikte daha kapsayıcı bir meslek örgütüne tekrar kavuşma adına tüm hekimlerimizi Mersin Cumhuriyet Hekimleri Birliğini desteklemeye davet ediyoruz."

tabibler odası mersin ruhsar uçar
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbul ordu evden eve nakliyat