SİYASET
Giriş Tarihi : 29-06-2018 13:02

Metin Feyzioğlu ’Arka bahçe’ eleştirilerine cevap verdi

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, seçimin ardından yapılan, ’Barolar CHP ve HDP’nin arka bahçesi haline gelmiştir’ eleştirilerine cevap verdi. Feyzioğlu, “Avukatlara ve barolara sataşanlar, Türkiye’nin ve Türk milletinin huzurunu istemeyenlerdir” dedi..

Metin Feyzioğlu ’Arka bahçe’ eleştirilerine cevap verdi

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, seçimin ardından yapılan, ’Barolar CHP ve HDP’nin arka bahçesi haline gelmiştir’ eleştirilerine cevap verdi. Feyzioğlu, “Avukatlara ve barolara sataşanlar, Türkiye’nin ve Türk milletinin huzurunu istemeyenlerdir” dedi.
Türk Dünyası Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında Kastamonu Valiliği, Kastamonu Belediyesi, Türkiye Barolar Birliği ve Kastamonu Barosu tarafından organize edilen Ülkelerarası İlişkilerin Gelişmesinde Avukatların ve Baroların Rolü konulu toplantıya katılmak üzere Kastamonu’ya gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, basın mensuplarının sorularını cevapladı bazı avukatların yaptığı, ’Barolar CHP ve HDP’nin arka bahçesi haline gelmiştir’ eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Feyzioğlu, “Bir seçim süreci yaşadık ve birde seçim gününü yaşadık. Seçim günü itibariyle binlerce avukat meslektaşımız, barolarımız, sandığın güvenliğini sağlamak için görev yaptılar. Bugün hepimizin tüm siyasi partilerin ve tüm vatandaşlarımızın teşekkür etmesi gereken bir davranış sergilediler: çok açık söyleyeyim. Sandık demokrasinin vazgeçilmezidir. Sandık olmadan demokrasi olmaz. Sandık tek başına demokrasiyi sağlamak belki ama sandık olmadan demokrasi olmaz. Eğer seçim günü sandığın üzerine toz konsaydı açık söyleyeyim bugün hepimiz seçimin sonuçlarının meşrutiyetini tartışıyor olurduk. O sebeple yemeyip içmeyip tam bir huzur ortamına seçim sonrasında kavuşacağımızı hayal ederken avukatlara ve barolara sataşanlar, Türkiye’nin ve Türk milletinin huzurunu istemeyenlerdir. Biz, sandığın güvenliğini korumakla ve vatandaşlarımızın sandığa itibarını ve itimadının devamını sağlamakla demokrasiye en büyük hizmeti yaptığımıza inanıyorum. Hiçbir siyasi parti ayrımı gözetmeksizin. Türkiye Barolar Birliği olarak biz, binlerce meslektaşımızı sandık güvenliği ve sandık hukuku konusunda eğittik. Bu meslektaşlarımızın diledikleri de her siyasi partiden AK Parti’den, CHP’den, MHP’den, İYİ Parti’den, Vatan Partisi’nden veya HDP’den hiç fark etmez herkes görev aldı ve almışta olabilirler. Bizimle organik bağı hiçbir siyasi partinin yoktur. Önemli olan sandığa sahip çıkılmasıdır. Türk milleti, avukatlarıyla birlik el ele bunu başarmıştır” dedi.
Seçimlerden sonra birlik ve beraberlik içerisinde yollarına devam etmeleri gerektiğine işaret eden Feyzioğlu, “Seçimlerden sonra birlik ve beraberlik içerisinde yolumuza devam etmemiz gerekir. Polemikler sadece küçük ve sığ siyasi menfaatlere hizmet eder. Türk milletinin ve Türk vatanının üstün menfaatine hizmet etmez” diye konuştu.
Başka bir basın mensubunun ise ‘seçimlerden sonra Türkiye Barolar Birliği yeni Başkanlık sisteminden neler bekliyor’ şeklindeki sorununu da yanıtsız bırakmayan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, “Bu konudaki kuvvetler ayrılığı noktasında sıkıntılarımızı ve eleştirilerimizi daha önceden söylemiştir. Yaşanacak, yaşandıkça ben gerekli düzeltmelerin yapılacağına inanmak istiyorum. Türk milleti sağduyulu bir millettir. Kendi içerisinden çıkardığı yöneticileri de bir noktada sağduyulu davranmaya ikna eder Türk milleti. Ben, kuvvetler ayrılığının sağlanmasının zorunlu olduğunu söylemek istiyorum, bu çerçevede de yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığının mutlak olarak sağlanması sadece biz avukatların değil, sadece hakim ve savcıların değil, 81 milyon vatandaşımızın ortak istediğidir. Bu estiğin gereğini ben eminim ki Türkiye’yi yönetenler ve yönetmeye talip olanlar el birliğiyle yerine getireceklerdir. Buna inanmıyorum. Çünkü 81 milyonluk bir ülke, bu kadar coğrafi almamda çalkantılı bir bölgede istikrar adası gibi duran ve durmak zorunda olan bir ülke, yargısı güvenilir olmazsa geleceğin güvenceye alamaz. Biz, güvenilen bir yargıya doğru mutlaka yol almak zorundayız. Adalet paydasında mutlaka buluşmak zorundayız. Aksi taktirde savcıların ve mahkemelerin her işlemi toplumu bir kısmı tarafından güvensizlikle karşılanır. Soruşturma açsa toplumun yarısı niye açtın der, soruşturmayı kapatsa toplumun yarısı niye kapattın der, mahkumiyet kararı verse toplumun yarısı tribünden yuh der, yarısı da alkışlar. Bu böyle sürdürülemez. Yargının işlemlerine güvenmek zorundayız ki yolumuzda emin adımlarla yürüyebilelim. Bunun içinde sistemi güvenilir kılmamız gerekiyor. Biz, Türkiye Barolar Birliği olarak her konuda Türkiye Cumhuriyeti devletinin yanında olmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Doğruya doğru, yanlışa da yanlış diyeceğiz. Açık söyleyeyim son nefesimize kadar bunu yapmaya kararlıyız” şeklinde konuştu.