maltepe escort alanya escort kartal escort manavgat escort bets10 giriş bets10 giriş bets10 giriş güncel film izle gunesli escort sirinevler escort bahcelievler escort

Ressam Ali Raşit Karakılıç’ın “Dönüşüm Süreçleri” sergisi

Ressam Ali Raşit Karakılıç’ın “Dönüşüm Süreçleri” adlı sergisi Adana ve civar illerde yoğun ilgi gördü.

Ressam Ali Raşit Karakılıç’ın “Dönüşüm Süreçleri” sergisi
Bu içerik 728 kez okundu.
Birbirinden güzel resimler sanat galerisine renk katarken, eserlerindeki çizgilere ayrı bir kompozisyonla anlam yükleyen Ressam Karakılıç’ın; “Dönüşüm Süreçleri” sergisi sanatseverler tarafından ilgi odağı oldu.
 
15 Kasım’a kadar sürecek olan sergi, Mavi bulvar Yeşilyurt Mahallesi, 71181 sokak, Ülker Apartmanı, zemin kat, numara 53’de sanatseverlerle buluşmaya devam edecek.

Ali Raşit Karakılıç Kimdir

1951 - Nazilli / AYDIN / TR.
1970 – Karşıyaka lisesi Adana                  
1974 – Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (Devlet Tatbiki Güzel sanatlar Yüksek Okulu.) Resim Bölümü  Bölümünde lisans eğitimini tamamladı.  
 
ALİ RAŞİT KARAKILIÇ’IN AÇTIĞI SERGİLER
                                                 İstanbul
 
Kişisel Sergilerden Seçmeler:
1992 AÇS (Adana Çimento Sanayii) Sanat galerisi……………………………………………………. - Adana
1993 MTO (Mersin Ticaret Odası) Sanat Galerisi …………………………………………………….. - Mersin
1994 Başak Sigorta Sanat Galerisi  ………………………………………………………………………….. - Ankara
1997 Soyut Sanat Galerisi. ........................................................................................... - Ankara
2000 Görüntü Sanat Galerisi …………………………………………………………………………………... - Adana
2000 Mıknatıs Sanat Galerisi …………………………………………………………………………………… - Ankara
2002 – 2004 75. Yıl Sanat Galerisi …………………………………………………………………………… - ADANA
2006 Gözde Sanat Galerisi. .......................................................................................... - Ankara
2007 Batıbırlik Sanat Galerisi  “Dönüşüm-1” Sergisi .……………………………………………….. - Ankara
2009 Rezan Has Müzesi Sergi Salonu “Dönüşüm-2”sergisi........................................... - İstanbul
2010 Güzelyalı Kültür ve Sanat Merkezi Galerisi “Dönüşüm-3”Sergisi…....................... - İzmir
2010 Kırmızı Ardıç Kuşu Sanat Galerisi  Alaçatı/Çeşme…………………………………………….. - İzmir
2011 Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi “Dönüşüm-4”Sergisi. .................. - Eskişehir
2011 Artbosphorus Çağdaş sanat Fuarı / Galeri Soyut ................................................. - İstanbul
2014 RenArt sanat galerisi “Dönüşüm Süreçleri”Sergisi   ............................................. - İstanbul
2014 M1886 sanat projeleri galerisi “Siz Hangi PortredeSaklı Kaldınız” ……………………. - Ankara
2015 75. Yıl Sanat Galerisi “Dönüşüm Süreçleri”Sergisi-2 …………………………………………. - Adana
2018 Galeri Lotus Art Shop “Siz Hangi PortredeSaklı Kaldınız”Sergisi (resim) ……………. - İstanbul
2018 Galeri Selvin “Siz Hangi PortredeSaklı Kaldınız” Sergisi (Heykel) ………………………. - İstanbul
2018 Altınoran Galerisi “Dönüşüm Süreçleri”Sergisi -2“ Sergisi ………………………………… - Adana
 
Karma Sergiler ve Etkinliklerden Seçmeler:
Yakın Dogu Üniversitesi “5.Fotograf Günleri Etkinlikleri” ................................ KKTC - Girne 2009 Ege Üniversitesi “Egeart 3. Sanat Günleri Etkinlikleri” ................................................. -İzmir 2011Anadolu Üniversitesi Güzel sanatlar Eğitim Fak. “3. Çalıştay Etkinliği” ..............   –Eskişehir   2011Portakal Çiçeği Sanat Kolonisi Çalıştayı................................................................  –Sapanca
2011 Artbosphorus Çağdaş sanat Fuarı / Soyut Galeri.................................................  -İstanbul
2014 Contemporary Art İstabul- Uluslararası Çağdaş sanat Fuarı (RenArt glr.)...........  - İstanbul
2014 Portakal Çiceği Sanat Kolonisi 6. Sanat Çalıştayı.................................................. - Sapanca
2015 Tepebaşı Belediyesi Resim Çalıştayı etkinliği ....................................................... -Eskişehir
Ödüller ve Ödüllü Sergilerden seçmeler:
1968, 69 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Resim Yarışması............. 2. ve 3.'lük ödülü. - Mersin
1975 Milli Piyango Amblem Yarışması ……………………………………………………………………….. 1.Ödülü                                         1976 Lassa Amblem Yarışması ………………………………………………………………………………….. 2.Ödülü
1992, 1997 ve 1998 AÇS (Adana çimento) Resim Yarışması, ve sergileri …………………. Mansiyon.
2014 Aydın Doğan Uluslararası Karikatür yarışması………………………………………..…… Başarı Ödülü 
 
20 Kişisel Sergi açan, Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği (BRHD), üyesi olan Karakılıç, halen Adana ve İstanbul’daki atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir.
 
SANATÇIMIZ RESSAM ALİ RAŞİT KARAKILIÇ’IN ÇALIŞMALARI VE ESERLERİ HAKKINDA SANATÇI YORUMLARI...
KAOTİK YÜZEY ARAYIŞLARI
Geçmiş yüzyıllardan günümüze kadar geldiğimizde sanatın geleneksel yöntemler dışında farklı arayış biçimlerine -girerek yeni yaratımlarla- yol aldığını görürüz. Özellikle yaşadığımız son zaman diliminde teknolojik ve bilimsel çalışmaların artması sanatçıları bu teknolojiyi kullanarak yeni yaratım biçimlerine yönlendirerek farklı farklı bir sürecin içine sokmuştur. Gelenek bir yandan devam ederken yeni olan geleneğe eklenip onun melezleşmesine, değişmesine neden olarak yaşanılan zaman dilimine uyum sağlamıştır. Bu bilim sanat paslaşması içinde her ne kadar bilim insanları düzenli, tahmin edilebilir, sebep sonuç ilişkisine dayalı sistemlerin var olduğunu kabul etseler de sanatçılar düzensiz durumları kendi bakış açılarıyla yorumlayıp bir yapıt olarak hayatın içine katarak yeni algılama ve görme pratikleri oluştururlar. İşte "Dönüşüm Süreçleri" bu mantıkla ortaya çıkmış yapıtlardan oluşmaktadır.
 
Ali Raşit Karakılıç kaostan beslenen bir sanatçıdır ve bunun yanı sıra analitik düşünce yapısıyla bilimsel paradikmalardan yararlanarak yol almaktadır. Onun kaos estetiğinden beslenen yapı-bozumsal  üretim biçimi doğrusal resimden uzak görünse de aslında pek çok açıdan doğrusal olarak yapılan resimle benzerlikleri görülür. Bir takım sanatçılar yüzeyi direkt olarak kullanırken, Karakılıç iki farklı yüzeyi parçalayarak ayıp tekrar bir araya getirerek yeni bir yüzey yaratır ki bu da sanatçının oluşturduğu kendine ait bir dildir.
 
Ali Raşit Karakılıç günlük hayat içinde kullanımdan çıkmış, geri dönüşüme giden ya da tekrar bir şekilde üretime girecek olan, kısacası hurda alanlarında toplanan her türlü araç, gereç, malzemenin fotoğraflarını çekerek başladığı sürece baktığınızda kaotik bir durumla karşılaşırsınız. İnsan yaşantısının ya da kentin oluşturduğu bu kaotik yapının kendine göre estetik bir durumu vardır. Sıradan bir yaşam için bu durum her ne kadar önemsiz ya da görülmek istenmeyen olsa da sanatçı için son derece önemli olup yaratımının bir parçası haline gelmektedir. Kısacası sanatcı, hurdalardan ortaya çıkan estetiğin transformasyonunu sağlayıp, onları resimsel ve üç boyutlu yapıtlara dönüştürerek farklılık sağlamayı başarmış ender sanatçılardan biridir ve bu bakımdan sanatçıyı ve eserlerini anlayabilmek için onun analitik düşünce yapısını irdelemek gerekir.
 
Ali Raşit Karakılıç'ın bir başka önemli yanı ise yapıtların politik anlamlar içermesidir. Kapitalist üretim biçiminin oluşturduğu tüketim toplumunun içinde bulunduğu durumu açık bir şekilde ortaya koyan sanatçı insanların tüketip attığı her şeyin aslında hala bir değer olduğunu, hayata bağlanabileceğini de göstererek çevreci bir tutum takınmakta çevre kavramına sahip çıkmaktadır. Günlük hayat koşuşturmacası içinde, sistemin öğretileri ile beslenip onun kurallarına uyan ve böylelikle dünyayı, kendini tüketen sıradan insan yaşantısına  getirilen bu eleştirel tutum onun sorumluluk taşıyan sanatçı duruşuna saygı duymamızı sağlamaktadır.
Küratör Sanatçı Denizhan Özer
Mart 2015, İstanbul
Ali Raşit KARAKILIÇ’ın “Dönüşüm” Serisi Üzerine Genel Bir Bakış
Günümüz sanatında kuram ve uygulamanın bağlamı birbiriyle öylesine iç içine geçer ki, dünyaya ilişkin tasavvurlarımızın kaynağının kuramın bilgisinden mi, yoksa eylemin uygulamalarından mı çıktığını saptamak zorlaşmaktadır. Bu durum, sanatın üzerine bir düşünce dizgesiyle yaklaşan herkesi daha olayın başında şaşırtır. Bugün sanat pratiklerine salt kuram ile yaklaşanlar eylemin mecrasını kuşatamadığı anda ufuktan geçen gemiyi seyre dalan kişiye benzer.
Demek istenen şudur;  resim sanatı geleneksel tekniği gereği bir yüzey üzerine uygulama alanı gibi görünse de, artık bu yaklaşım sorunu algılamaya ve kavramaya yetmemektedir. Günümüzde ‘hiçbirşey göründüğü gibi değildir’.  “Her beş yıl, bir yüzyıldır”diyor David Harwey 20. yüzyıl için. Yine aynı düşünürün ‘zaman sıkışması’ kavramı çerçevesinde her bireyin, teknolojik süreçlerin dayattığı görme pratiklerinin oluşturduğu yeni algı düzeylerinde, kendilerini güncellemeleri gerekmektedir.  Yani, geleneksel bilgi ile yeni tekniklerin bireşiminden, doğaldır ki, yeni etkileşim alanları üretilecektir. Ali Raşit Karakılıç’ın uzun sanat yaşamı içinde bir kırılma noktası olan “Dönüşüm” adlı dizi işleri bu duruma iyi bir örnek oluşturur.
“Dönüşüm” sergisindeki işler dış gözler için geleneksel resmin ürünleri olarak nitelendirileceklerdir; ancak, görünenin ardındaki çok katmanlı yapının ayırdına varılması resme daha doğru bir yaklaşımı beraberinde getirecektir. Burada hemen belirtilmesi gereken nokta; bu resimlere, ontolojik, fenomenolojik ve göstergebilimseldüzlemlerde yaklaşılması gerekliliğidir. Resmin kuruluş aşamasında yer alan ontolojik bağlam resmin yüzeysel ve nesnel gerçekliğidir. Sanatçının uygulama anında hem kendi bedenini hem de alımlayıcının bedenini işe dahil ettiği noktada fenomenoloji devreye girer, bu da resme bu perspektiften bakmayı ihmal etmemeyi gündeme getirir. Son olarak bir kültür nesnesi olarak resmin üzerinde yer alan göstergelerin bir dil olanağı olarak okunmasını sağlayacak olan da göstergebilimsel yaklaşımdır.
Söz konusu bağlamların her bir katmanının kendi başına bir düşün alanı olması nedeniyle, burada böyle bir girişimde bulunulacağını söylemek safdillik olur. Yapılmak istenen, olabildiğince kısa da olsa bu yaklaşıma dair ipuçları sunmaktır.
“Dönüşüm” adlı dizi resimlerin ontolojik çerçevesine bakıldığında, resmin kuruluş aşamasında var olan katmanların nelerden oluştuğunun belirlenmesi gerektir. Çünkü, bu resimler her şeyden önce geleneksel dizgeye uygun tuval resimleridir. Ancak farklı malzemeler de resme dahil edilmiştir. Tuval yüzeyine yerleştirilen bir (fotoğraf makinesiyle ile bir resim çekilmiş yani bir anlamda ressam kamerasıyla boyanmış)  görüntüye boya ile müdahale edilmiştir. Bu uygulamanın yanında söz konusu yüzey, çeşitli ölçeklerde dikey ve yatay olarak kesilerek bir alttan bir üstten geçirilerek parçalardan oluşmuştur. Söz konusu parçalardan kurulu resimler, kenarlarından vidalarla sabitlenmiştir. Tek parçalı bazı resimlerin kenarlarında bırakılan yaklaşık 10-15 cm’lik boşluklar yer almaktadır. Resmin taşıyıcısı olan yüzey kendini burada yeniden gösterirken hem optik yanılsama varlığını gösterir hem de  yüzeyi tekrar hatırlatır. Sanki resim bir süreç ve devam edecek olması dışa açık yapı olmasını sağlamaktadır. Bazı resimler ise açık yapıyı destekleyen ve sanki sürecin kesintiye uğratılmış durumu veren “sürçme” gibi duran resmin kenarında belli bir amaç için kullanıldığı halde sökülmesi gereken sablaj bantları öylece bırakılmıştır. Bu da resmi “açık yapıt” niteliğine yaklaştırır.
Ali Raşit Karakılıç resminin fenomenolojik düzlemi, güncel sanat pratiklerince kullanılan dil ile açıklanabilir. Burada resmin evren tablosunun, (yapıtların ontolojik aşamanın olanağında kurgulandığı unutulmamak kaydıyla) günümüz sanat pratikleriyle ilişkisi gözler önüne serilir. Valery; “ressam resme bedenini katar” derken, resmin bedenin olanağında kuruluşu yasasına vurgu yapar ve bu yaklaşım gözün ve bakışın iptali demek değildir. Tam aksine resim alımlaması gözün olanağında kurulur; ancak, zihinsel olanın toplamıyla tasavvur edilecek bir bağlama da işaret eder ki, asıl önemli olan da budur. Lacan bu yaklaşımı şöyle formüle eder: “… görmenin içinde dokunma duyusu var. Görmede işitsel bir düzey yer alır.” Görmenin olanağında kurulu olan görüntüye dair her hakikat, bir yandan da takdil (dokunma duyusuyla) ile birliktelik içerir. Bu duruma Maurice Merleau-Ponty’nin şu sözleri sanki tamamlayıcı bir ek gibidir: “Göz algının nesnesi iken mekan zihnin nesnesidir.” Resimlerde fotoğrafın kullanılması “görsel yasaları” anıştırırken, Karakılıç’ın bedenin devreye girdiği yer fırçanın yarattığı desenlerdir. Desen bedenin performasıdır. Gerçekte tüm bedenin kat ettiği mesafe bir çizgi karşılığı olarak yüzeyde, sanki bir duygulanım nesnenin etkisinde oluşan dışavurumun gösterimidir. Bir tarafta fotoğraf tekniğinin inandırıcılığı, diğer tarafta sanatçının artistik becerisi akıl-duygu birlikteliğiyle farklı bir etkileşim alanı yaratır. Sanki Karakılıç, fotoğrafa ait enstantane zamanını resmin zamanı içinde hem genişletir hem de uzatır. Resmin içinde uzayan bu zaman, gözle birlikte bedenin varlığında ve zihnin olanağında gerçekleşir.
Son düzey olarak resmin göstergelerinden günümüz olgularına ulaşmaya çalışıldığında ise çok çarpıcı sonuçlar ortaya çıkar. Resimlerdeki en çarpıcı göstergeler çöp yığınlarıdır. Çöp, ‘büyük logos’ olan ortak aklın üretimi kültürün nesneleridir. Her çöp olan şey; başlangıçta belli bir zaman aralığında büyük bir bütünün parçaları olması amacıyla bir işlev yüklenmiş olanın değer yitimi sonucunda ortaya çıkar.  Karakılıç, bu çöp olan ile kendini kuşatan doğa arasına girerek,  kötülükleri iyileştirerek, kendi deyimiyle “toprak etme”ye çalışmaktadır.  Dolayısıyla burada bir doğal manzaradan daha çok “kültürel manzara” söz konusudur. Resimlerdeki kültürel manzara, insanın yeni bir konumlanışa ve yönelime gereksiniminin altını çizer. Tıpkı Michel Seres’in dediği gibi: “Dünyayı esirgemek için aramızdaki barışa ve kendimizi esirgemek için dünya ile barışa karar vermek zorundayız.”
Eleştirmen Yazar Veli MERT
DENEYSEL ÜRETİMİN AYRINTICI ESTETiĞİ
Sanatın özünde hep saklı kalmış ve ifadeye özgü değişimle atbaşı yürümüş olan deneysellik, malzeme ve teknoloji düzeyindeki yenilenmeye işaret etmekle kalmaz,  onun ötesine geçerek köklü dönüşümler için de verimli fırsatlar yaratır. Böyle durumlarda malzemenin doğasıyla, ona sanatsal anlamda işlerlik kazandıracak yöntemsel araştırmanın iyi saptanmış olması gerekir. Geçmiş dönemlerde her türden el işçiliğini geliştirmeyi, sanatın olmazsa olmaz kuralı haline getirmiş ustaların gözünde  “praxis” sahibi olmak bir çeşit ayrıcalıktı. Deney (“expérience”)  birikimleri, bu aşamaya varmakta sanatçıya eşsiz kazanımlar sağlıyor, dönüştürücü etkenlerin yolunu açıyordu. Sanat simyacılığıyla eşdeğerli olan bu kazanımlar, gizem arayışında da sanatçıya yeni ufuklar açabiliyor, onu, bilinmezin sınırına taşıyarak açılım yapmasını sağlayıcı olanaklarla donatabiliyordu.
Bugün deneysellik, öncülükle neredeyse eşdeğerlidir; avangard olabilmenin temelinde deneysel araştırmalara yatkın olma koşulu var çünkü. Bilim ve teknolojiye açık olmak biçiminde de tanımlanması mümkün olan bu türden araştırmaların, özellikle genç kuşağın sanatçılarını yakından ilgilendirmesi boşuna değil. 1980’li yılların sonuna doğru Londra’da bu isim altında açılan fuar, deneyselciliğin “moda” bir terim olmaktan çıkıp kuşaklara mal olduğunun göstergesiydi.
 
Ali Raşit Karakılıç,  1970’li yıllarda Tatbiki’de gördüğü eğitimin yönlendirici katkısıyla deneysel sanat misyonunu kendisine hedef olarak seçen sanatçılar arasında yer alıyor. Söz konusu deneysel çalışmaların ilk örnekleri, tabloyu dekupe kadrajlar içinde tasarımlama biçiminde kendini göstermişti. Bunun arkasından,  onun  özellikle 1990’lı yıllarda ve onu izleyen dönemde ürettiği işler, salt boyayla  ve ona özgü tuval resmi geleneğiyle yetinmeme duygusunu belgeıeyici bir dizi çalışma olarak süregelmektedir. Karakılıç bu çalışmalarında, doğa gerçekliğinin insan eli değmemiş ya da insan eli değdiği için gerçek yapısından uzaklaşmış doğa kalıntılarından yola çıkarak, karmaşıklıktan ve düzensizlikten yeni görsel “düzen” efektleri oluşturmanın peşi sıra gitmekte ve bu bağlamda ilginç tekstür çeşitlemeleri üretmektedir. Kökeninde dijital parçaların yan yana ve üst üste getirilmesinden oluşan görsel paradigmalardır bunlar. Ama aynı zamanda gelişigüzelliği kırmaya yönelik bir “kombinasyon” oluşturma çabası, bu işlere çok farklı ve spesifik özellikler katar, “karmaşa”nın içinden türemiş düzen kombinezonları sunar bize.
Kullandığı teknolojik değerlerin, bütünüyle kendi sanatçı deneyimlerinden kaynaklanıyor olması, Ali Raşit Karakılıç’ın resimsel biçim oluşturmakta doğal verilerle yapay olanlar arasında kendine özgü seçimler yapmasını, bir çeşit pratiğe dönüştürüyor. Kimi yerde görüntü katmanlarını üst üste bindirerek, kimi yerde iki farklı çalışmayı  (resim-fotoğraf) bir arda değerlendirerek, basılmış fotoğraf üzerine akrilik boyamayla müdahale ederek (foto-pentür) , tuval üzerine dijital baskı ve tekrar akrilik müdahalede bulunarak, malzeme üzerine pres ve rötuş, kontrplak üzerinde iki resmi örüntü bazında birleştirerek oluşturduğu işler, tümüyle bir şeyden başka bir şey üretme, bir şeyi başka bir şeye dönüştürme anlayışının sonuçlarıdır. Bütün bunların doğal ya da olağan, zorlamasız ve spontan çalışmalar olarak görünmeleri, doğa ve yaşamla kurabildikleri spontan ilişkiden dolayıdır. Her şeyden önce, çevresindeki oluşumlara, değişim ve başkalaşıma yabancı kalmama güdüsüdür, onları bu derece olağan yapan. Karakılıç, yaşadığı çevrede tanık olduğu bu değişim ve oluşuma kayıtsız kalmamayı, sanat anlayışının temel ilkesi olarak benimsediği için, çalışmaları, dünden bugüne kesintisiz bir süreçsellik göstermektedir. Yapım-yıkım, çözülme, çürüme ve başkalaşım, yeniden oluşum, çevre gerçeğinin somut ve izlenebilir olguları halinde yanımızı-yöremizi kuşattıkça, ona uzaktan seyirci kalamaz sanatçı. Karakılıç, bu bilinçten yola çıkıyor, varacağı noktaları resimlerinde dipten gelen dalgalar halinde yansıtıyor. Derinden yüzeye çıktıkça, bu dalgalar resimsel somut veriler halinde sanatının bünyesinde organik  motiflere dönüşüyor. Verilerle ana motif birbirine bağlanıyor, resmin bünyesinde olağan etki-tepki ilişkileri yaratıyor.
 
Bütün bu ayrıntılar göz önüne alındığında,  içtenlik dozu iyi ayarlanmış, amaçları iyi saptanmış ve birbirini doğrulayıcı değerler içermesi nedeniyle,
Ali Raşit Karakılıç’ın bu deneysel çalışma yöntemini, gündelik yaşamda “beşinci element”in peşine düşen kadim simyacılarda tanık olduğumuz yöntemle ilişkili görmek hiç de yanlış olmayacaktır. Sanatın simyası olarak da tanımlayabileceğimiz bu yöntem,  içerdiği şeylerle dışarıda bırakması gereken şeyleri kesin çizgilerle ayırmakta, içeriğin biçim kazanmasında etkili olabilecek ayrıntıları paranteze almakta titizlik göstermektedir. Resimsel ayrıntıların içinden kopup yüzeye çıktıkça, görünürlük düzeyine ulaştıkça, görece belirginlik kazanan motiflerin her biri, aslında birer yaşam göstergesidir Karakılıç’ta. Bu göstergeler, gösterdikleri nesneleri içselleştiriyor ve bize kaotik bir başka evren tablosu sunuyor.
Yakın dönem resimlerinde ise zaman zaman bu ayrıntıcı estetikten uzaklaşarak yalın renk ve biçim formlarına yönelebilmekte, böylece alternatif değerler üzerinde yeni açılım odakları bulmaktadır. Bulduğuyla yetinmeme içgüdüsü olarak da değerlendirilebilir bu çabası.
 
Yaşamını Adana’da sürdürüyor olması,  Ali Raşit Karakılıç’a bağımsız ve merkez gürültüsünden uzak bir sanatçı etkinliğini ciddi boyutlarıyla benimseme ayrıcalığı sağladığından, olgulara uzak görüşlü bir perspektifle yaklaşmasında belirleyici bir etken olabilmektedir.
 
 Sanat Tarihçi Kaya Özsezgin
Mart. 2009
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kıl çadırlarda yaşayan Yörük kadınları çamaşır makinesi ile tanıştı
Kıl çadırlarda yaşayan Yörük kadınları çamaşır makinesi ile tanıştı
VM Medical Park Mersin Hastanesi muhtarlarla buluştu
VM Medical Park Mersin Hastanesi muhtarlarla buluştu
bursa escort - bursa escort - bursa escort