SİYASET
Giriş Tarihi : 20-02-2020 10:24   Güncelleme : 20-02-2020 10:44

Prof. Dr. Bayram: “28 Şubat sürecinin yanlışları insanları FETÖ’nün kucağına attı”

“28 Şubat postmodern darbesi” mağdurlarından Prof. Dr. Yavuz Bayram, 28 Şubat’ın 15 Temmuz’a giden yolda önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “28 Şubat sürecinin yanlışları insanları FETÖ’nün kucağına attı, onlar da bu durumu çok iyi kullandı” dedi..

Prof. Dr. Bayram: “28 Şubat sürecinin yanlışları insanları FETÖ’nün kucağına attı”

“28 Şubat postmodern darbesi” mağdurlarından Prof. Dr. Yavuz Bayram, 28 Şubat’ın 15 Temmuz’a giden yolda önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “28 Şubat sürecinin yanlışları insanları FETÖ’nün kucağına attı, onlar da bu durumu çok iyi kullandı” dedi.
1996 yılında Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesine (OMÜ) bağlı olan Amasya’daki Eğitim Fakültesinde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlayan Prof. Dr. Yavuz Bayram, 28 Şubat sürecinde çeşitli bahanelerle üniversiteyle ilişiği kesildi. Üniversiteden hukuksuz bir şekilde atıldığı gerekçesiyle mahkemeye başvuran Bayram, bir dönem belediyede mevsimlik işçi kadrosuyla çalıştı, daha sonra Amasya’da bir lisede edebiyat öğretmeni olarak görev yaptı.

"Yaşananlar ders olmalı ve bir kan davasına dönüşmemeli"
Bir süre sonra Hitit Üniversitesine açılan kadrolara başvuran Bayram, burada doçentliğe yükselerek bölüm başkanı oldu. Mahkeme süreci lehine sonuçlanan Bayram, OMÜ’ye başvurarak atıldığı üniversiteye geri dönüş yaptı. Geri döndükten sonra bir dönem OMÜ Eğitim Fakültesinde dekanlık da yapan Bayram, o süreçte üniversitede 70’in üzerinde kişinin haksızlığa uğradığını belirterek bu yaşananların ders olması ve bir kan davasına dönüşmemesi gerektiğini belirtti.
O dönem yaşadıklarını anlatan Yavuz Bayram, “Ben Amasya’da o zaman asistandım. O zaman Amasya Eğitim Fakültesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesine bağlıydı. Biz orada arkadaşlarımızla her birimiz kendi alanımızda çalışıyorduk, doktora sürecindeydik. Bu süreçte Samsun’da bazı arkadaşlarımızdan ilginç haberler almaya başladık. Doktorasını tamamlayanların üniversiteden ilişiklerinin kesileceği şeklinde. Mevzuatı inceleyince baktık ki ilgili YÖK Yasası’nın 33/a kapsamında çalıştığımız için bizim yüksek lisansla doktora ile bir ilişkimiz yoktu. Kadromuz onlara bağlı değildi. Dolayısıyla doktoramızı bitirdiğimiz halde devam edebiliriz diye düşünüyorduk. 50/d maddesi farklıydı. 50/d maddesinde olunca doktora bittiğinde üniversiteyle ilişiğiniz zaten kesiliyor. Nitekim 2004-2005 yıllarına gelindiğinde önce Samsun’dan başladı, sonra bizim Amasya’daki arkadaşlarımızda da bu süreç devam etti. Üniversite ’bizim hizmetimize ihtiyaç olmadığını’ iddia ederek ilişiğimizi kesmeye başladı. Bu süreçte her birimiz ilgili bölümlerimizde değişik görevler yapıyorduk. Birçok arkadaşımız bölümündeki tek asistandı, ben de öyleydim. ‘Hizmetime ihtiyaç yok’ denmesi zaten anlamlı değildi” dedi.

“Bahçelerini temizlemeye çalıştılar”
Sözlerine devam eden Prof. Dr. Bayram, “Bizim ilişiğimiz neden kesildi? Bizim anladığımız yorumlarımıza göre o dönemde üniversitelerde seçimle rektörler atanıyordu. Seçim yapılıyordu. Ondan sonra oya göre o zamanki cumhurbaşkanı bir tercihte bulunuyordu. Dolayısıyla oy bir anlam ifade ediyordu. Herkese değişik sebepler buldular ama genel iki önemli sebep olduğunu düşünüyorum. Birincisi onlara oy vermeyecektik. İkincisi onların hayat görüşü ile bizim hayat görüşümüz, yaşama biçimimiz uyuşmuyordu. Bu sebeple onlar bizi üniversiteden uzak tutmaya çalıştılar. Bahçelerini temizlemeye çalıştılar açıkçası” diye konuştu.

“28 Şubat süreci özellikle kadınlar için çok daha zordu”
Eşinin başörtülü olmasının problem edildiğinden bahseden Bayram, “Bunun yanında maalesef o dönemde ideolojik yaklaşımlar da vardı. Türkiye’de 28 Şubat özellikle üniversiteler üzerinde biraz daha uzun sürdü. O sürecin etkileri oldu. Bizim zaman zaman eşlerimizin kıyafetleriyle bu konunun ilişkilendirildiği oldu. Bunu bizzat kendim de yaşadım. Eşim benin başörtülüydü. Onun başörtülü olduğu bir ortamda kadro alamayacağım bana iletildi. 28 Şubat süreci bizim için de zordu ama özellikle kadınlar için çok daha zordu. Onlar çok daha ağır süreçler yaşadı. Öğrenimlerini bırakmak zorunda kalanlar veya görevlerinden ayrılmak zorunda olanlar oldu. Benim eşim de o zaman öğrenciydi. Biz evlendikten sonra üniversiteye başlamıştı, okumak istemişti. O da üniversiteden ayrılmıştı. Onun ayrılmasını da benim için önemli bir engel olarak gördüler yani başını açmadı üniversiteye devam etmedi” şeklinde konuştu.

“28 Şubat’ta yapılan yanlışlar 15 Temmuz darbe girişimine giden yolda etkili oldu”
28 Şubat’ta yapılan yanlışların 15 Temmuz darbe girişimine giden yolda etkili olduğuna dikkat çeken Yavuz Bayram, “28 Şubat 15 Temmuz’a giden yolda önemli bir dönüm noktasıdır. 15 Temmuz’u besleyen bir kanal olmuştur ne yazık ki. 28 Şubat’ın sonuçlarından bir tanesi de budur. 28 Şubat’ta birilerine gerçekten çok ciddi haksızlıklar yapıldı. Yaşama biçimleri üzerinden özellikle kadınlarımıza çok haksızlık yapıldı. Üniversitedeki hocalara olsun, memurlara olsun bir takım baskılar yapıldı. Bu 15 Temmuz’a giden süreçte Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) bunları çok iyi kullandı. Onların basın organlarına bakarsanız 28 Şubat’tan çok etkilenmedikleri, kendileri çok zarar görmedikleri halde zarar gören insanlar üzerinden bir takım mesajlar vermeye çalıştığını görürsünüz. Üniversiteden ayrılan insanlar belki onlara sığınmıştır. Ben milli eğitime tekrar döndüm. Ama dönmeyenler onlardan belki bir imkan bulup da onlara sığınan insanlar da olmuştur. 28 Şubat sürecinin yanlışları insanları onların kucağına attı bir anlamda. Kamuoyunda onların destek görmesinin altında yatan sebeplerden birisi de bu oldu” ifadelerini kullandı.

NELER SÖYLENDİ?
@
HAVA DURUMU
Yol Durumu