SİYASET
Giriş Tarihi : 30-05-2020 06:55   Güncelleme : 30-05-2020 07:18

'7 Ok amblemli Y-CHP’yi kurardım!..'

A.Ü. SBF, Ekonomist SAM (Stratejik Araştırmalar Merkezi) Bşk Sabahattin Bal, Gurbetteki Atatürkçü Bilim İnsanları Derneği Başkanı Prof.Dr. Ali Vural Cengiz'e 'AYAŞ Söyleşileri'nde sordu. Herkesin çok merak edeceği yanıtları aldı. '7 Ok amblemli Y-CHP’yi kurardım!..' Peki bu 7. ok hangi ilkeyi temsil edecek?..

'7 Ok amblemli Y-CHP’yi kurardım!..'

İnsan’dan yana, sevgi ve barıştan yana, Hak, hukuk, adaletten yana, Sivil YENİ ANAYASA’dan yana, Eşit ve adil gelir dağılımından yana olmak kaydıyla, Çıkarcı çete-diktatörlük düzeninin yok olması için, Eşitlikçi, özgürlükçü, çoğulcu demokrasiden yana, Parlamenter sistemin yeniden egemen olmasına, gelişmesine katkı sağlamak için... 

AYAŞ Söyleşileri (1)

Sabahattin Bal: Soru 1) Ali Vural Cengiz’i birkaç cümle ile özetlersek kimdir? Ali Vural Cengiz: Mersin Bahçelievler Orta Okulu ve Tevfik Sırrı Gür Lisesini bitirdikten sonra, Ankara Üniv. SBF Mezunu, sonrasında Çukurova Üniv. İktisadi İlimler Fak ve ABD Georgia Eyalet Üniv. İktisat mastırı, işletme mastırı ve iktisat doktorası yapmış, 1984’te Türkiye’de Asistan, 2016’da ABD’de doçent, 2018’de de profesör olmuş; iktisat-İktisat-karbon emisyonu konusunda doktora tezini yazmış, çevre ekonomisi, iktisadi krizler ve yerel yönetimler konularında ihtisas sahibi olarak bugüne dek İzmir, Balıkesir, Çanakkale, Antalya, Mersin, Adana, Hatay ve Sivas Büyükşehir Belediyelerine danışmanlık yapmış; ABD’deki ilk bilgisayar üretim şirketlerinden ACD şirketinin kurucusu; 1996-2006 yılları arasında Amerika Türk Asamblesi genel başkanı; 1977-1980 Ankara CHP Yenimahalle Gençlik Kolları Başkanı; şu anda da ABD’de akademisyen hoca. Bekar ve çocuksuz.

Sabahattin Bal: Soru 2) 80 öncesi gençlik ile 2020 pandemi salgını yaşadığımız bu günlerin gençliğini kısaca karşılaştırır mısınız?

Ali Vural Cengiz: Bugünün gençliğini çok iyi tanımıyorum ancak çevremde gördüğüm kadarıyla değerlendireyim: 80 öncesi gençliği %99’u zor koşullarda yaşamış ve okumuş sorumlu, çok küçük şeylerle mutlu olan. kendine umut yaratmakta zorlanmayan, ideolojileriyle yolunu bulan, sevgi dolu, özverili, ülkesi için göz kırpmadan ölüme gidebilecek genç insanlar iken bugünküler %99’u çok zor tatmin olan, isteklerinde sınır tanımayan, her şeye sahip olmaya hakkı olduğunu düşünen, kendine umut ve amaç yaratmakta zorlanan, daha fazlayı istemeye hakkı olduğunu düşünen genç insanlar. Bu kıyaslama yalnızca benim Türkiye’de çevremde olan arkadaşlarımın çocuklarını gözlemime dayanıyor. İstisnalar için özür dilerim.

Sabahattin Bal: Soru 3) Size göre; “Pandemi salgını dünyamızı nasıl değiştirecek” diye sormak isteriz… ama bunun cevabı çok uzun olabileceği için şimdi biz Türkiye’de yaşayan gençliğin, halkın sorularını size yöneltmek istiyoruz. Sizden de Amerika’da yaşayan bir bilim adamı kimliğiyle yorumlamanızı, cevaplamanızı isteriz… İnsanlığın varoluşundan bu yana beyinlerde oluşan “Bir güce inanma” günümüzdeki adıyla “İnanç Sömürüsü” veya “Din” … Sonrasında hep aynı türden çoğaldığımız gerçeğini kamufle eden “IRKÇILIK”… Emperyalizmin kullandığı en önemli “BÖL – PARÇALA – YÖNET “ araçlarından ikisidir ! Bu oyunlara gelmediğimiz gün, parti ayrımı gözetmeksizin, birlikte üreterek, eşit paylaşarak, kavgasız, sorunsuz, barış içinde kardeşçe yaşayacağımız gün olabilir mi?

Ali Vural Cengiz: Kesinlikle doğru bir belirleme. Tüm din insanlarını ve ırkçı liderleri -neredeyse tamamı erkektir- bir büyük uzay gemisine yükleyip Mars’a yolladığımız gün dünya ve insanlık için yeni bir sayfa başlayacaktır. Otuz yıl önce Hamburg’da Embriyon adlı bir grubun tiyatrosunu ve sonrasında rock konserini izlemiştim. Çıplakları giydirerek, dini kitapları ellerine vererek ve daha sonra da birbirlerine düşman uluslar ve mezhepler yaratarak nasıl insanların birbirlerine kırdırıldığını anlatıyordu. Hiç unutmadım. Türkiye’deki geri kalmışlığın nedenleri arasında eksik beslenme, onun altında da ucuz ve bol olan domuz etini yemeyen bir anlayış yok mu? Human Development Endeks (insan gelişmişlik endeksi) indeki ilk 50 ülkenin hepsi domuz eti yiyor oysa! ‘İnandır-böl-parçala-düşman et-uydu yap-yönet’ sanırım daha doğru bir tanımlama olacaktır.

Sabahattin Bal: Soru 4) Kapitalizmin kendi kanun ve kurallarına aykırı gelen her şeyi yok ettiğinin bilincinde isek, “toplumun aydınlanma sürecini de geciktirmeyi bir görev olarak üstlenmiştir denilebilir mi?

Ali Vural Cengiz: Kapitalizmin yegane amacı el konan artık değeri ve gelişmemiş ülke soygununu en üst düzeye çıkararak karı artırmak; daha çok iktisadi değere sahip olmaktır. Bir şeyi geciktirmekten ziyade bu amaca sorun olacak her şeyi yok etmek ilk önceliktedir. Gelişmiş kapitalist dünyanın en çok korktuğu ve yok etmek için sürekli plan yaptığı ‘mazlum ülkelerin birliği’dir. Yani geciktirmeden öte yok etme var. Atatürk bu nedenle saygı duydukları kadar korktukları bir liderdi. Ama Atatürk’ün çocukları değil.

Sabahattin Bal: Soru 5) Emperyalizm ile birlikte ulusal kapitalizmin 2002 yılından bu yana AKP’yi destekleyerek iktidarda kalmasında en etkin sınıfsal yapı olduğunu biliyoruz. Ancak, AKP yönetimi, iktidarının devamını önce eğitimsiz kitleye dayamış iken, cahilden daha çok oy aldığını bildiği için daha az ve daha kötü eğitimden yana olduğu biliniyor. Gelişen bilim ve teknoloji ile kapitalizm; daha az emek (işgücü) ile daha fazla üretim, daha fazla kar elde ediyorsa daha iyi eğitimden, “aydınlanmadan yana olması gerekmez mi? Bu çelişkiyi bir ekonomist gözüyle nasıl açıklarsınız?

Ali Vural Cengiz: Çok güzel bir soru. Haklısınız, teknolojik gelişimi ve bunu sağlayacak eğitimi destekleyerek kapitalist egemen sınıf tabii ki daha az işgücü ile daha çok üretim ve kar elde eder. Gelişmiş kapitalist ülkelerde egemen sınıf kendi ülkesinde aynen bunu yapmaktadır. Oysa azgelişmiş ülkelerdeki egemen sınıfın birinci önceliği olabildiğince uzun süre iktidarda kalmaktır ve üretim çoğu sektörde rekabetçi monopol piyasaları değil de monopol piyasalarında olmaktadır. Yani amaç en fazla üretim değildir; amaç yandaşın güçlenmesi ve çok kar elde etmesidir. Belirli bir işadamı grubu imtiyazlı olarak ithalat ve üretim yapar. Daha iyi bir eğitim sistemi amaçlanmaz çünkü bilimsellik kuşkuculuğu ve sorgulamayı gerektirir. Dine dayalı eğitim ise şükretmeyi, biat etmeyi ve korkmayı getirir. Türkiye gibi .........

Sabahattin Bal: Soru 6) Türkiye’de “Hak, hukuk, adalet, demokrasi, eşitlik ve özgürlüklerin yok olduğu, İnsanlarımızın, orta çağ düzenini aratmayacak bir cehalet eğitim ve yönetimi ile ekonomik köleleşmeye maruz bırakıldığı bir dönemi geride bırakabilmemiz, bu yönetim yapısıyla mümkün olabilecek midir? Ali Vural Cengiz: Ben muhalefetten hiç bir hareket bekleyemiyorum. Yazdığım makaleleri tüm CHP il başkanlarına iletiyorum. Tüm genel başkan yardımcılarına ve belediye başkanlarına. Şimdiye dek son dört yılda dört başkandan birer kere yorum duydum: Artvin, Kırklareli, Kütahya (kadın) ve Aksaray. Diğer 77 il başkanı ‘gık’ diyemiyor! Bir milletvekiline şunu sordum: ülkede politik sistem değişti, parlamenter sistem katledildi; kaç milletvekili dayak yedi? Cevabını ben vereyim: Anayasa komisyonundaki HDP’liler dışında iki. İkisi de kadın! Şafak Pavey ve Melike Basmacı. Korku bacayı değil evin tamamını sarmış! Umutsuz muyum? Hayır! Ekonomik bunalım AKP seçmeninin gezi olaylarına yol açacaktır ve CHP yönetimi korkuyla izlerken yoksul halk iktidarı değiştirecektir.

Sabahattin Bal: Soru 7) Tek adam yönetimine karşı seçim kazanmaya yönelik ortak akıl ürünü stratejik öneriler, işçi-işsiz, memur, esnaf, emekli, çiftçi-köylü, sanayici, girişimci, öğrenci vatandaşlarımızın, kısaca halkımızın geniş desteğini alabilecek ekonomik paket hazırlamanız istenseydi, neler önermeniz doğru olurdu?

Ali Vural Cengiz: Önce bir sivil toplum örgütü kurardım. Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası değişikliği ile ortaya çıkardım. Halka şu sözü de verirdim: Milletvekili emekli maaşlarının diğer emekli maaşları düzeyine inmesini de talep edeceğiz! kavgayla!!! Milyonlar sizi izleyecektir! İşe oradan başlardım ve partiye dönüşürken 7 ok amblemli Y-CHP’yi kurardım. Yedinci ok mu? Çevrecilik.

Sabahattin Bal: Soru 8) Mevcut siyasi sistem ve düzen gereği; Bir çatı altında toplanmanın zorunluluğu ve bilinci ile hareket ederek, diğer partilere karşı kurulan %50+1 zorunlu ittifak tuzağına karşı, geçmiş dönemde “Millet İttifakı’nın oluşturulması size göre doğru muydu?

Ali Vural Cengiz: Millet ittifakı son 18 yılda ana muhalefetin yaptığı yegane doğru hareketti.

Sabahattin Bal: Soru 9) Gelecek seçim döneminde hile ve tuzakların tamamını boşa çıkaracak, karşı atak ile örgütlü bir şekilde kazanmaya en yakın bir çatı altında birleşerek, iktidarı kazanacak stratejide halkın en yüksek oyunu almak önceliğimizdir. Ancak, %50+1’i geçmek için de olsa “Millet İttifakı’nı genişleterek “Halk İttifakı’na dönüştürmek, yani kürt asıllı vatandaşlarımızın da, HDP’yi de ittifak yapılanmasının içerisinde barındırmak için gereken her yöntem uygulanmalı mıdır ? Makyavelist felsefeye göre “Amaca giden her yol mubah” mıdır ?

Ali Vural Cengiz: Bu partilerle hiçbir şey olmaz. Halk alternatif olacak cesur, atak, bilgili, inandırıcı bir yapı istiyor. Türkiye’de Özal’dan beri iktidara gelen her siyasi parti yeni bir parti idi. Önce bugün için pandemi sonrası ideolojisini yaratmak gerekiyor. Sonra bir sivil toplum hareketi. Planlaması hazır; cesur genç insanlar gerekiyor. Sonra partileşip tüm siyasi dinozorları çöpe atacak bir çıkış. Her vatandaşın 10 lirası ile kurulacak bir yeni parti. Bu Türkiye’de olurken, ilişkide olduğumuz diğer azgelişmiş ülke solcu aydınları ile birlikte bu hareketi yaparsak ancak, kapitalist egemen devletlere karşı bir zafer kazanabiliriz.

Sabahattin Bal: Soru 10) “Ayaş Söyleşileri" grubu niteliği, sürdürülebilirliği ve geliştirebilmesi için somut önerileriniz hakkında neler söylemek istersiniz ?

Ali Vural Cengiz: Hepimizin bildiği gibi birçok gruba üyeyiz ve farklı yapılardaki grupları eşzamanlı olarak izliyoruz. Ayaş Söyleşileri grubunun sürdürülebilirliği için bence konuların güncel olması, analizlerin gerçekçi olması ve yazıların (toplantıların bir süre yapılamayacağı varsayımı ile) herkes tarafından anlaşılabilir bir dille yazılması çok önemli. Ayrıca genelden farklı olan yeni görüşlere yer verilmesi de önemli. Ancak yeni bir görüş diye her türlü komplo teorisini destekleyerek sunmak yanlış sonuçlar yaratacaktır. Ve mutlaka genç insanları ideolojik olarak eğitecek ve onların bilgi taleplerini karşılayacak bazı yazılar da olmalı. Bu noktada. 80 öncesinden başlayarak geçmiş deneyimlerimizi konuşmamız ve yapılmış yanlışlıkları da ortaya koymamız çok önemli. Bazı sosyolojik araştırmalar ve çalışmalar da yapılabilir. Örneğin anne babaları Ecevit’e ‘Halkçı’ diyerek oy vermiş insanların çocukları varoşlarda nasıl Erdoğan’a aşık, AKP’ye bağlı seçmenlere dönüştüler? Sol açısından yapışan yanlışlar nelerdi? Bu verimli, yararlı, üretici ve etkili grup siyasi yaşamda bir farklılık yaratacak niteliktedir. Varlığından minnettarım. Sevgiler, saygılar, sabırlar dilerim.