SİYASET
Giriş Tarihi : 11-11-2020 15:12

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türk-Rus Merkezi ile ilgili mutabakat zaptı bu sabah imzalandı”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ateşkesin kontrolü ve denetimi için oluşturacağımız ortak Türk-Rus Merkezi ile ilgili mutabakat zaptı bu sabah imzalandı. Bu merkez Azerbaycan’ın işgalden kurtarılan toprakları üzerinde kurulacaktır. Dağlık Karabağ’daki ateşkesin ihlalini önlemeye yönelik tüm tedbirler bu merkez tarafından alınacaktır. Böylece Azerbaycan topraklarındaki ve Karabağ’daki 28 yıllık işgal resmen ve fiilen sona ermektedir” dedi..

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türk-Rus Merkezi ile ilgili mutabakat zaptı bu sabah imzalandı”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ateşkesin kontrolü ve denetimi için oluşturacağımız ortak Türk-Rus Merkezi ile ilgili mutabakat zaptı bu sabah imzalandı. Bu merkez Azerbaycan’ın işgalden kurtarılan toprakları üzerinde kurulacaktır. Dağlık Karabağ’daki ateşkesin ihlalini önlemeye yönelik tüm tedbirler bu merkez tarafından alınacaktır. Böylece Azerbaycan topraklarındaki ve Karabağ’daki 28 yıllık işgal resmen ve fiilen sona ermektedir” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasının başında Azerbaycan’ı tebrik eden Erdoğan, “İşgal altındaki topraklarının ve Karabağ’ın tamamının kurtuluşu vesilesi ile dostum Aliyev başta olmak üzere tüm Azerbaycanlı kardeşlerimi tebrik ediyorum. Varılan anlaşmaya göre şu ana kadar henüz ele geçirilememiş olan Azerbaycan toprakları ile Karabağ’ın kalan kısımları Azerbaycan’a bırakılacaktır. Ermenistan, Kelpecer’i 15 Kasım’a, Ağdam ve Kazak bölgelerini 20 Kasım’a, Laçın’i de 1 Aralık’a kadar Azerbaycan’a teslim edecektir. Azerbaycan ile Nahçıvan Özerk Bölgesi arasındaki ulaşım bağlantısı sağlanacak ve bu amaçla bir yol inşa edilecektir. Ermenistan ile Hankendi arasında da bir ulaşım koridoru açılacaktır. İşgalin ardından yerlerinden edilen Azerbaycanlılar, Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği gözetiminde evlerine geri döneceklerdir. Türkiye anlaşmanın uygulanmasını gözetmek ve denetlemek üzere bölgede kurulacak ortak barış gücünde Rusya ile birlikte yer alacaktır. Ateşkesin kontrolü ve denetimi için oluşturacağımız ortak Türk-Rus Merkezi ile ilgili mutabakat zaptı bu sabah imzalandı. Bu merkez Azerbaycan’ın işgalden kurtarılan toprakları üzerinde kurulacaktır. Dağlık Karabağ’daki ateşkesin ihlalini önlemeye yönelik tüm tedbirler bu merkez tarafından alınacaktır. Böylece Azerbaycan topraklarındaki ve Karabağ’daki 28 yıllık işgal resmen ve fiilen sona ermektedir. Türkiye ve Türk milleti olarak 28 yıldır her gün bu işgalin sızısını Azerbaycanlı kardeşlerimizle birlikte yüreğimizde hissettik. Daha önce Kıbrıs’taki, yine 1990’lı yıllarda Bosna’daki katliamlara seyirci kalanlar Karabağ’daki katliamları da görmezden gelmişlerdir. Biz Hocalı’da ve diğer Karabağ şehirlerinde katledilen çocukların, yaşlıların, kadınların acısını hep birlikte Azerbaycanlı kardeşlerimizle yaşadık. Hep birlikte gözyaşı döktük. Ermenistan’ın yeniden Azerbaycan topraklarına saldırması ile başlayan çatışmalarda tüm kalbimizle ve imkanlarımızla Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında yer alarak bu işgali sona erdirecek sürece katkı sağladık. Son çatışmalar boyunca da sürekli yerleşim yerlerini hedef alarak pek çok masumun hayatını kaybetmesine yol açan Ermenistan’ın cinayetlerinin aksine artık hiçbir sivilin zarar görmemesi yapılan bu anlaşma ile sağlanacaktır. Azerbaycan devleti de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hiçbir sivilin zarar görmeyeceğinin taahhüdünü zaten vermiştir. İşgal altındaki toprakların ve Karabağ’ın özgürlüğüne kavuşması sürecinde canla başla gayret gösteren askeri ve istihbarat danışmanlarımız ile diplomatlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum” açıklamasını yaptı.
“Azerbaycanlı kardeşlerimizin sevinçleri sevincimiz, gururları gururumuzdur. İnşallah bundan sonra Azerbaycan ile çok daha yakın çok daha güçlü iş birliği içinde olacak, ortak geleceğimizi birlikte inşa edeceğiz” diyerek sözlerini sürdüren Erdoğan, “Bölgemizde ve dünyada yaşanan değişim sürecinde ülkelerimizi iki kardeş olarak el ele vererek birlikte yükseltecek hedeflerimize birlikte ulaşacağız. Bu süre içerisinde İlham Aliyev kardeşimizle neredeyse sürekli her gün görüşme fırsatı bulduk, bilgilenme imkanı bulduk ve böylece bu heyecanı da birlikte yaşadık” dedi.
Suriye’de de, Karabağ’dakine benzer bir barış ve huzur döneminin en kısa sürede başlamasını arzu ettiklerini belirten Erdoğan, “Bunun için öncelikle Suriye topraklarını kana bulayan, rejimin ve terör örgütlerinin devre dışı bırakılması gerekiyor. Doğrudan ülke halkının iradesiyle biçimlenecek yeni bir Suriye’nin inşası için Rusya başta olmak üzere bölgede etkili olan güçlerle daha yakın çalışmaya hazırız. Bu konuda özellikle de Rusya Federasyonu ile olan ilişkilerimiz gerek başta Putin, bunun yanında ilgili bakanlar, bizim de gerek şahsım gerek ilgili bakan arkadaşlarım, gerek istihbarat başkanımız sürekli irtibat halinde olup Suriye’deki bu süreci de süratle suhuletle bunu halletmenin gayreti içindeyiz. Karabağ’da nasıl kısa sürede adil bir barış tesis edildiyse samimi bir iş birliği ile Suriye’de de benzer bir adımın atılabileceğine inanıyoruz. Aynı şekilde Libya’da süren siyasi görüşmelerin de tüm kesimler için kabul edilebilir makul ve sürdürülebilir bir anlaşma ile sonuçlanmasını temenni ediyoruz. Burada da yine ilgili tüm birimler ile görüşmelerimizi yapıyoruz ve zaman zaman arkadaşlarımızı Libya’ya gönderiyoruz, zaman zaman onları buraya davet ediyoruz ve çalışmalarımızı bu şekilde sürdürüyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu Akdeniz’de Yunan ve Rum tarafının şımartılmasından vazgeçilmesi halinde kısa sürede hakkaniyete dayalı bir anlaşmanın mümkün olabileceğini düşündüklerine dikkat çekerek, şunları söyledi:
“Türkiye olarak bölgemizde barışın, huzurun, güvenin, refahın kök salması için üzerimize düşen her şeyi yapmaya hazırız. Bölge ülkeleri olarak salgınla birlikte daha da hızlanan yeni küresel siyasi ve ekonomik düzende hak ettiğimiz yeri alabilmemiz anlaşmazlıklarımızı süratle çözüme bağlayarak hep beraber hareket etmemizle mümkündür. AB’nin içinde bulunduğu ve artık gizlenemez saklanamaz bir hale gelen krizden kurtuluş yolu da buradan geçiyor. Amerika’daki seçimlerin ardından bölgemizde ortaya çıkan belirsizliği ortadan kaldırmak için diplomasi ve uzlaşma kanallarının sonuna kadar açılması şarttır. Bu anlayışla hem sahadaki varlığımızı güçlendirmeye hem diplomasi kanallarını etkin şekilde işletmeye devam edeceğiz. Halklarını kardeş kendilerini dost olarak gördüğümüz tüm bölge devletleriyle yeni dönemde birlikte hareket etmek istiyoruz, kimseye karşı gizli veya açık ön yargımız, husumetimiz, karanlık hesabımız yoktur. Tüm samimiyetimizle ve muhabbetimizle herkesi, huzurlu, güvenli, adil, sevgi ve saygı çerçevesinde yeni bir dönemi birlikte inşa etmeye çağırıyoruz.”
Türkiye’nin her alanda güvenle ve kararlılıkla, sahada ve masada gücünü sergileyebilmesinin ve sözünü dinletebilmesinin son 18 yılda gerçekleştirdiği büyük dönüşüm sayesinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bu dönüşümü demokrasi ve kalkınma ekseninde hayata geçirdik. Milletimizin hasretle beklediği temel hizmet alanlarında, eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaşımdan enerjiye, sanayiden sosyal desteklere tüm başlıklarda eşi benzeri görülmemiş yatırımlar gerçekleştirdik. Bugün Türkiye temel hizmet alanları ve altyapı konusunda gelişmiş ülkelerin gerisinde değildir. Tam tersine pek çok hususta ilerisine geçmiştir. Bu çerçevede ekonomi önceliklerimizin daima en başında yer almıştır. Büyümeden enflasyon ve faizlere kadar her alanda tarihimizin en iyi makro ekonomik göstergelerine bizim dönemimizde ulaşıldı. IMF’ye olan borcu tamamen kapatmak ve ülkemizi bu boyunduruktan kurtarmak da bize nasip oldu. Hatırlayın göreve geldiğimizde 23.5 milyar dolar IMF’ye borcumuz vardı. Mayıs 2013’te sıfırladık ve artık bizim IMF’ye bir kuruş borcumuz yoktur. Yaklaşık 10 yıl önce milletimizle paylaştığımız 2023 hedeflerimiz orta vadede yakalamayı planladığımız seviyenin ifadesiydi. Bu hedefler doğrultusunda hızla ilerlerken bir anda kendimizi ülkede siyasi ve sosyal kaos çıkarmaya yönelik karanlık senaryoların içinde bulduk. Ülkemizin terörden darbeye kadar pek çok yol kullanılarak maruz kaldığı saldırıların en önemli hedeflerinden biri de ekonomimiz olmuştur. Aldığımız tedbirler ve geliştirdiğimiz mücadele yöntemleri, ekonomimizi ayakta tutmayı hedeflerimizden kopmamayı başardık. Bunda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin getirdiği hızlı karar alma ve etkin uygulama imkanlarının çok büyük katkısı vardır. Her ne kadar eski Türkiye özlemi ile yanıp tutuşanlar kabul etmek istemese de ülkemiz bu sistem sayesinde koalisyonlu yılların kaotik ortamına geri dönmekten kurtulmuştur. Sistemin en büyük faydalarını Mart ayından bu yana yaşadığımız salgın sürecinde gördük. Korona virüs salgının tüm dünyayı kasıp kavurduğu bu dönemde hem sağlık başta olmak üzere hizmet altyapımızın gücü hem ekonomiyi desteklemek için hayata geçirdiğimiz politikalar sayesinde süreci en az hasarla yönettik. İki ayda bin 6 yataklı hastaneyi eski Yeşilköy Havalimanı’nın yanında, bir diğerini de Sancaktepe’de bin 6 odalı hastaneler olarak inşa ettik. Cumhuriyet tarihinde bunun örneği var mı ya? Dünyada var mı? Yok böyle bir şey. Bunları söylerken sadece bin 6’şar oda değil. Bir de bunların içerisinde 18 ameliyathane bir tanesinde, 18 ameliyathane bir tanesinde ve bütün bunlarla birlikte tomografisi, emarı (MR) vesaire bütün bu donanımlar da bu hastanelerimizde var. Böyle bir adım attık. Niçin buraları tercih ettik? Olur ya, yurt dışından gelecek hastalar Yeşilköy Havalimanı’na insin hemen hastaneye ulaşsın. Sağlık turizminde de bir adım atacağız diyoruz ya işte bunun adımlarını da böylece atmış olduk” dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın görevden affına ilişkin değerlendirmede bulunan Erdoğan, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızda da gerek önceki bakanımız, daha sonra Hazine ve Maliye Bakanımız olmak üzere ülkemize önemli hizmetler veren Berat Albayrak’a yine şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Bu süreç içerisinde özelikle de 2 sismik araştırma, 3 tane de sondaj gemisini dünyadaki ekonomik sıkıntıların yaşandığı dönemde bunu fırsata dönüştürmek suretiyle ülkemize kazandırması da finans yönetimi bakımından önemli bir başarıydı ve kendisi sağlık sorunları sebebiyle vazifesinden affını istedi ve biz de yerine Lütfi Elvan arkadaşımızı atamış olduk. Yeni Hazine ve Maliye Bakanımıza görevinde başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.