SAĞLIK
Giriş Tarihi : 04-12-2020 10:26

Uzm. Dr. Bozkurt: “Aşı yaptırmak, topluma karşı sorumluluğumuz”

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Akif Bozkurt, tüm dünyayı ve toplumları etkisi altına alan korona virüsü ortadan kaldırmak için geliştirilen aşıya karşı olmanın doğru olmadığını söyledi. Bozkurt, “Aşı yaptırarak kendimizin dışında topluma, kronik hastalara ve kanser hastalarına karşı vatandaşlık görevimizi de yerine getirmiş olacağız” dedi..

Uzm. Dr. Bozkurt: “Aşı yaptırmak, topluma karşı sorumluluğumuz”

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Akif Bozkurt, tüm dünyayı ve toplumları etkisi altına alan korona virüsü ortadan kaldırmak için geliştirilen aşıya karşı olmanın doğru olmadığını söyledi. Bozkurt, “Aşı yaptırarak kendimizin dışında topluma, kronik hastalara ve kanser hastalarına karşı vatandaşlık görevimizi de yerine getirmiş olacağız” dedi.
Son günlerde Türkiye’de korona virüs vaka sayılarının artışa geçmesi (Covid-19) toplumda endişeleri artırırken, dünya genelinde virüse karşı geliştirilen aşıların uygulanmasına da başlandı. Türkiye’nin Çin’den aldığı aşılar da bu ay içinde gelecek, ancak bazı kesimler aşıya karşı mesafeli. Uzmanlar ise aşının mutlaka yaptırılması gerektiğini belirtiyor.
VM Medical Park Mersin Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Akif Bozkurt da yaptığı açıklamayla virüs, aşı ve tedavi yöntemleriyle ilgili akıllarda soru işareti bırakan konulara açıklık getirdi.

“İlaçlar hekim kontrolü dışında bırakılmamalı”
Bu sıralar en sık karşılaşılan ve herkesin kafasını kurcalayan konunun, korona virüsle ilgili ilaçları kullanıp kullanmamak olduğunu belirten Uz. Dr. Bozkurt, “Mevcut durumda elimizde olan favipiravir denilen, korona virüse etkisi olduğu kanıtlanmış tedavilerin dışında pandeminin ilk zamanlarında kullanılan hidroksiklorokim adlı tedavi de bulunmaktadır. Ancak son zamanlarda hidroksiklorokimden hekimler olarak uzaklaşmış durumdayız. Tek etkili seçenek favipiravir olduğu gözükmekte. Bunun dışında yeni gelen tedaviler mevcut, fakat bunlar hap şeklinde değil damardan tedavi şeklinde uygulanabilecek remdesivir adlı moleküler ilaçtır. Fakat remdesivirin evde uygulanma şansı olmadığı için karantinada olan hastalarımıza sadece favipiravir tedavisi uygulayabiliyoruz. Hastalardan aldığımız genel sorulardan biri de 24 saat içinde 16 tane olmak üzere bir gün içinde yüksek doz ilaç kullanımı üzerine, ‘bunların vücudumuza herhangi bir yan etkisi olur mu’ şeklindedir. Açıkçası her ilaçta olduğu kadar favipiravirin de yan etkileri olabiliyor, ancak biz hekimler olarak kar ve zarar oranına bakmak durumundayız. Favipiravirin korona virüs hastalarında zatürreye dönme oranlarında ciddi düşüşler yaptığını gördüğümüz için yan etkileri olsa dahi hekim kontrolleri çerçevesinde takip edilip hastanın gerekli tedavisini tamamlayabiliyor ve ilacın hekim kontrolü dışında bırakılmasını tavsiye etmiyoruz” diye konuştu.

“İlaçlar muhakkak düzenli şekilde kullanılmalı”
Birçok hastadan bu ilaçların kalp krizine yol açtığına dair söylemler duyduklarını dile getiren Bozkurt, “Fakat bunların hiçbir bilimsel dayanağının olmadığını, toplumda kargaşaya yol açması için çıkarılmış dedikoduların ötesine gidemeyecek söylemler olduğunu belirtmek isterim. Hastalarımıza, hekiminizin önerdiği ve filyasyon ekibinin evlere bıraktığı ilaçları muhakkak düzenli şekilde kullanmasını tavsiye ediyorum. Tedavinin diğer bir ilacı ise halk arasında kan sulandırıcı diye nitelendirdiğimiz düşük moleküler ağırlıklı heparinler, aspirin gibi ilaçlar. Bunlar da uygun veya ihtiyacı olan hastalarda kullanmamız gereken ilaçlar ve hekim uygun gördüyse bu ilaçlara da tedavi süresince kullanılıp devam edilmelidir” ifadelerini kullandı.

“Aşılamalar başladıktan sonra bu hastalığın hızının gözle görülür oranda azalacağını bekliyoruz”
İnsanlarda, korona virüse karşı geliştirilen aşılara yönelik de bazı çekinceler ve kafalarında soru işaretleri olduğuna dikkat çeken Bozkurt, “Halk arasında Çin aşısı denilen inaktif korona virüs aşısının aralık ayı içerisinde ülkemize girişi bekleniyor ve ilk olarak riskli hasta grupları ile sağlık çalışanlarına uygulanması yapılacaktır. Bu sevindirici bir haber, çünkü şu an pandeminin en alevli bölümündeyiz; hiçbir devletin sağlık koşulları, sağlık imkanları bir pandemide bu kadar sık yayılan ve şiddetli hastalık oluşturan bir virüse karşı gücü yetmez. Nitekim geçmiş dönemlerde de spor salonlarının, futbol sahalarının, fuar alanlarının hastanelere dönüştürüldüğünü buna rağmen birçok hastanın tedaviye ve sağlık hizmetlerine ulaşamadığını gördük. Pratik olarak böyle bir şey mümkün değil, ancak bu hastalığı kontrol altına alabilmemizin tek yolu izolasyon, bunu sağlamanın da günlük yaşantının devam ettirilebilmesi için zor olduğunu gördük. Şu süreçte sadece kısıtlamalarla pandemi yönetimi yapılamayacağı için hepimizin gözü kulağı aşı haberlerindeydi. Nitekim dünya genelinde aşıların, ortaya çıktığı vücutta immünite sağladığına ve başarılı olduğuna dair haberler almaktayız. Ülkemize de gelecek olan inaktif olan aşı bakanımız tarafından duyuruldu. Aşılamalar başladıktan sonra biz hekimler olarak bu hastalığın hızının gözle görülür oranda azalacağını beklemekteyiz. Bir enfeksiyon hastalıkları hekimi olarak aşıların toplum bağışıklığının artması ve hastalıkların kontrolünde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu çok iyi bilmekteyiz. Geçmişe bakıldığı zaman o dönem salgın oluşturmuş çiçek hastalığının aşısının ne kadar işe yaradığını ve hastalığı bitirdiğini görmekteyiz. Bunun yanında çocuk felci virüsüne karşı geliştirilen polio aşısının da bu hastalığın önüne geçmekte üstlendiği rolü unutmamalıyız” şeklinde konuştu.

“Ancak aşılamayla önüne geçebilir ve durdurabiliriz”
“Riskli gruplar öncelikli olmak üzere toplumun büyük bir kısmını aşıladığımız zaman normal günlük hayatımıza dönmüş olacağız” diyen Bozkurt, aşıyı yaptırmanın önemini vurguladı. İlaçlarda olduğu gibi aşı hakkında da bazı söylemler ortaya çıktığına, bilimsel dayanağı olmayan yan etkilerinin olduğunu yönünde görüşler dile getirildiğine işaret eden Bozkurt, şunları söyledi:
“Kimi çevrelerden ‘biz bu aşıyı yaptırmayacağız’, ’bu aşıyı yaptırmamak benim en doğal hakkım’ şeklinde beyanatlar duyuyoruz. Fakat biz normal bir süreçten bahsetmiyoruz, tüm dünyayı etkisi altına almış, toplumları, ekonomileri, günlük hayatları etkileyen bir hastalık ve bu hastalığı ancak ve ancak aşılama ile önüne geçebilir ve durdurabiliriz. Bu aşılanma sürecinin bütün toplumu ve dünyayı ilgilendirdiği için zorunlu kılınması ihtimaller kapsamındadır. Bu aşıların isteğe bağlı veya yaptırılmamasına karşı bazı ülkeler yaptırım uygulamaktadır. Örneğin bazı hava yollarının uçuşlar sırasında aşı belgesi talep edeceği gibi haberler duymaktayız hatta ve hatta bazı özel durumlar için bu aşıların yapılıp vücutta antikor oluşturduğunu belgeleyecek tetkikler istenebilir. Bu konuda hekim olarak covid aşısı ile alakalı muhakkak yapılmasını savunmakla beraber kendimizin dışında topluma, kronik hastalara ve kanser hastalarına karşı bir nevi vatandaşlık görevimizi de yerine getirmiş olacağız.”
Hastalardan bir takım baş ağrısı, gribal semptomlar, vücut ağrısı, burun akıntısı gibi durumlarda ‘acaba korona mı oldum yoksa grip mi’ şeklinde soralar da geldiğini kaydeden Bozkurt, “Bunu pratikte tespit edip ayırmak çok kolay değil, ancak bir hekimin detaylı muayenesi ve yapılacak ekstra tetkikler sonrasında kesin bir şekilde anlaşılabilir. Bu yüzden herhangi bir belirti görüldüğü takdirde hekimlere danışıp detaylı tedavi olmadan karar vermeyin” dedi.