İNANMA
Giriş Tarihi : 31-05-2021 09:55

Akkuyu ile aynı teknolojiyi kullandılar

Nükleer şehirlerden biri olan Sosnovy Bor, Leningrad NGS’ye ev sahipliği yapıyor. Rosatom tarafından inşa edilen yeni üniteleri, Mersin’de yapımı devam eden Akkuyu NGS’de de kullanılacak olan 3+ nesil VVER-1200 tipi reaktör teknolojisi ile donatılan santral, şu anda Rusya’nın kuzeybatısındaki en önemli elektrik enerjisi üreticisi durumunda. Santral, Leningrad Bölgesinin ve St. Petersburg’un elektrik ihtiyacının yüzde 50’sinden fazlasını karşılıyor..

Akkuyu ile aynı teknolojiyi kullandılar

Nükleer şehirlerden biri olan Sosnovy Bor, Leningrad NGS’ye ev sahipliği yapıyor. Rosatom tarafından inşa edilen yeni üniteleri, Mersin’de yapımı devam eden Akkuyu NGS’de de kullanılacak olan 3+ nesil VVER-1200 tipi reaktör teknolojisi ile donatılan santral, şu anda Rusya’nın kuzeybatısındaki en önemli elektrik enerjisi üreticisi durumunda. Santral, Leningrad Bölgesinin ve St. Petersburg’un elektrik ihtiyacının yüzde 50’sinden fazlasını karşılıyor.
Leningrad bölgesindeki en gelişmiş şehirlerden biri olarak kabul edilen Sosnovy Bor, St. Petersburg’un 80 kilometre güneybatısında, Finlandiya Körfezi kıyılarında yer alıyor. Şehrin ekonomik göstergeleri her geçen yıl yükseliyor. Enerji ve inşaat, şehrin ekonomisinde önemli rol oynayan iki sektör. Şehirde bulunan Nükleer Enerji Araştırma Enstitüsü de ülke genelindeki yetenekli gençleri, bilim insanlarını, mühendisleri ve müteahhitleri bölgeye çeken önemli etkenlerden biri.

Yüksek gelir, iyi iş imkanı
Yaklaşık 70 bin nüfuslu şehirde yaşayan her iki kişiden biri santral ya da nükleer sanayi ile bağlantılı bir sektörde çalışıyor. Şehirde söz konusu sektörlerde çalışanlar, St. Petersburg’daki çalışanlardan daha yüksek maaş alıyor. Santralde birkaç nesildir çalışan aileler var. Leningrad Nükleer Güç Santrali (NGS) ile doğup büyüyen Sosnovy Bor, eğitim ve istihdam açısından gençler için önemli fırsatlar sunuyor. Şehirde iş ve yüksek ücret sağlayan güçlü sanayi ve inşaat kompleksleri bulunuyor. İş dünyasının aktif olarak yatırım yaptığı bölgede bin 800’den fazla büyük, orta, küçük ve mikro düzeyde işletme faaliyet gösteriyor, bin 200’den fazla da bireysel girişimci çalışıyor. Şehrin kış aylarındaki ısınma ihtiyacı, santralin merkezi sistemle dağıttığı sıcak su aracılığıyla karşılanıyor.

Doğal güzelliğiyle ünlü
Bugün bu şehre bakıldığında; sadece yarım yüzyıl önce burada ‘Sosnovy Bor’ diye bir şehir olmadığını hayal etmek oldukça zor. 1958’de bir nükleer santralin inşaatı sırasında oluşturulan işçi yerleşimi, 1973’te bir şehre dönüştürüldü. Doğal güzelliği ile ünlü olan şehir, her yerden gözüken çam ağaçları, merkezindeki yeşil alanlarıyla Türkçede “çam ormanı” anlamına gelen adını haklı çıkarıyor. 6,5 kilometrelik halka açık kumsalıyla şehir, doğa ile insanın kurduğu modern yaşam arasındaki uyumun özenle korunduğu bir kent olarak dikkat çekiyor. Birçok yazlık evin bulunduğu Sosnovy Bor’da bahçecilik faaliyetleri de yapılıyor. Şehir, sebze üretiminin yanı sıra balık yetiştiriciliği ile de dikkat çekiyor.
Şehrin sokaklarındaki dijital ekranlarda zaman ve sıcaklığın yanı sıra radyasyon seviyelerini de görmek mümkün. Şehrin sakinleri, santrale ilişkin tüm denetim sonuçlarını şeffaf şekilde öğrenebiliyor. Sosnovy Bor sakinleri, kendilerinin bir atom şehrinin nasıl olacağı, bir nükleer santralin bir şehrin ve bir ülkenin geleceğini onlarca yıl nasıl etkilediği konusunda çok iyi bir örnek oluşturduklarına işaret ediyor.

Çevre dostu bir santral
Nükleer santrallerin bulunduğu bölgelerde atmosferik hava, toprak, yer altı, yüzey ve atık suların izlenmesi yapılıyor. Gürültü, titreşim, elektromanyetik radyasyon gibi fiziksel etkiler de devamlı olarak denetleniyor. Leningrad NGS’nin işletimi ile ilgili denetimler, Federal Doğal Kaynakları Denetleme Servisi (Rosprirodnadzor) ile Federal Biyomedikal Ajansı gibi devlet kurumlarının yanı sıra, NGS çevre koruma departmanları tarafından da yapılıyor. O departmanlardan biri de Leningrad NGS Çevre Departmanı. Departmanın Başkanı Aleksandra Mihailovna Tkaçeva, doğal güzellikleri ile dikkat çeken şehirde, Leningrad NGS’nin sıkı denetimlerle çevreye pozitif bir katkı sağladığını söyledi.

“Çevreye kesinlikle olumsuz bir etkisi yok, hatta pozitif katkı sağlıyor”
Tkaçeva, İHA’ya yaptığı açıklamada, Leningrad NGS’nin bulunduğu bölgeye yakın olan ekosistemlerde negatif hiçbir etkinin görülmediğini, “Küçük değişiklikler bile gözlemlenmiyor” sözleriyle anlattı. Çevreyi etkileyen radyasyon faktörleri de dahil olmak üzere sürekli biyolojik ve kimyasal izleme yaptıklarını belirten Tkaçeva, “Leningrad NGS’nin faaliyetleri, hem resmi çevre incelemesinden hem de her türden denetim organlarının yıllık denetimlerinden geçiyor. Bu denetimler esnasında, sadece kendi imkanlarımızla doğrulama yapmıyoruz, kontrol organları akredite edilmiş laboratuarları da bu doğrulamalara dahil ediyoruz. Buradan çıkan sonuçlar ise santralimizin çevreye kesinlikle olumsuz bir etkisinin olmadığını, hatta pozitif bir katkı sağladığımızı doğruluyor. Radyasyon ölçümleri, hem Leningrad NGS’nin sanayi bölgesinde hem de sıhhi koruma bölgesinde ve gözlem bölgesinde gerçekleştirilmektedir. Kontrolü otomatik sistemler yapıyor. Örneğin, gözlem alanı için otomatik bir radyasyon izleme sistemi (SKRO) kullanılıyor. Sonuçlar, kablosuz iletim sistemleri aracılığıyla otomatik olarak yalnızca Leningrad NGS’ye değil, aynı zamanda Rus nükleer santrallerinin işletme organizasyonu olan Rosenergoatom’a da iletiliyor ve bizim denetim kuruluşumuz olan Rostekhnadzor’a kaydediliyor. Santralimiz Finlandiya’ya da yakın olduğu için Finlandiya’nın bu sistemlerin verilerine doğrudan erişimi var. Ayrıca herkes bu sistemin ölçüm verilerini Rosenergoatom’un web sitesinde gerçek zamanlı olarak görüntüleyebilir” dedi.

“Deniz suyunda bir değişim yok”
Nükleer santralin ısı değişimi soğutulması için deniz suyu kullanıldığını belirten Tkaçeva, “VVER reaktörlü enerji ünitesinin devreye girmesiyle birlikte bir megawatt elektriğin üretilmesi için kullanılan su miktarı kat kat düşürülmüştür. Suyun kimyasal özelliklerinde bu işlem nedeniyle yıllar içinde değişim olmadığı belirtilmiştir. Bunun dışında, kendi etki alanında ve gözlem bölgesinde biyolojik su kaynaklarını yalnızca Leningrad NGS izlemiyor, aynı zamanda kontrol organı olan Rusya Federal Biyomedikal Ajansı izleme yapıyor. Onun görevi, radyasyon faktörleri de dahil olmak üzere etki kontrolünü yapmaktır. Ajans, hem sucul biyolojik kaynakların hem de mantarların, meyvelerin, bitkilerin (bitişik bölgelerdeki flora ve faunada) zararlı maddeler açısından kimyasal ve radyoaktif kontrolünü yapıyor. Bu kontrollerde bugüne kadar anormal herhangi bir duruma rastlanmadı. Leningrad NGS’nin hemen yakınında yaşayan balıkların tüketilmesiyle ilgili de hiçbir sorun bulunmuyor” diye konuştu.

“Balıkçılık yarışmaları yapılıyor”
Santral çevresi ve yerleşim biriminde son yıllarda yapılan izleme sonuçlarına göre, hava kirliliğinde bir artışın tespit edilmediğini dile getiren Tkaçeva, santral çevresinde sadece tarım değil, hayvancılık da yapıldığını kaydetti.
Leningrad NGS çevresindeki bir önemli faaliyet de balıkçılık. Finlandiya Körfezinin suları, hem profesyonel sporcuları hem de amatör balıkçıları cezbediyor.
Santralin yer aldığı Finlandiya Körfezi kıyıları, uluslararası balıkçılık yarışmalarına ev sahipliği yapacak kadar gelişmiş durumda. “Biz bu tür etkinliklerde defalarca yer aldık, radyasyon faktörleri için seçimler yapan ve sonuç gösteren bir harici dozimetri laboratuvarı ile orada olduk” diyen Tkaçeva, şöyle devam etti: “Her sene Sosnovy Bor’da ‘Sosnovoborskaya balıkçılık yarışmaları’ düzenleniyor. Bu, bizim sularımızda, yani Leningrad NGS’nin etki alanında gerçekleşiyor. Ayrıca, uluslararası katılımcıların katılımıyla uluslararası yarışmalar da düzenlenmektedir. 2019’da Türkiye’den yarışmacılar da bu yarışmada yarıştılar. Nükleer santral yakınında balık tutmanın tamamen güvenli olduğunu ve NGS’lerin deniz ekosistemini etkilemediğini gözlemlediler.”