İbrahim Arı
İbrahim Arı
Giriş Tarihi : 25-09-2017 08:17

MISIR’DAN - 1 “YAVAŞ YAVAŞ HASAN ŞAŞ”

Dört buçuk saatlik yolculuğumuzun ardından uçağımız büyük yatırımlarla küçük bir balıkçı köyünden devasa bir turizm ve tatil bölgesine çevrilen Mısır’ın ikinci büyük şehri Kızıldeniz kıyısındaki Hurgada’ya indi. 

Ocak 2011’de başlayan Yasemin Devrimi ile, 
Şubat 2011’de, 32 yıldır Mısır’ı yöneten Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in Tahrir meydanında başlayan protesto gösterileri nedeniyle istifa etmesi,
ardından yapılan seçimlerden yüzde 50 küsür ile galip çıkan Müslüman Kardeşlerin desteklediği Muhammed Mursi,
yeniden başlayan Mursi karşıtı protesto gösterilerin ardından Temmuz 2013’te Mısır Silahlı Kuvvetlerinin devlete müdahalesi, 
ardından Mursi’nin baştan indirilmesi,
Mayıs 2015’te idam cezasına çarptırılması, 
Mayıs 2014’te Genel Kurmay Başkanı Abdulfettah es-Sisi’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerini yüzde 96,9’la kazanması, 
Ekim 2015’te 224 kişin yaşamını yitirdiği Rus uçağının IŞİD tarafından düşürülmesi gibi ülkenin yaşadığı olağanüstü olaylardan olsa gerek dikkatimi ilk çeken ve gözüme ilk çarpan güvenlik tedbirlerinin en üst düzeyde olmasıydı. 
Çok sıkı kontrollerden sonra nihayet dışarıya çıkabildik ve bizi almak için bekleyen aracımıza bindik.

Aracımızla kalacağımız otele doğru yol alırken yol boyunca yarım bırakılmış turistik otel inşaatlarına, boş dükkanlara, tenha sokaklara tanık oluyoruz. Oysa 2011 devriminden önce buralarda iğne atsan yere düşmezmiş. Şimdi bölge teşviklerle tekrar canlandırılmaya çalışılıyormuş.

İlk defa ayak bastığım; 397 yıl Osmanlı egemenliğinde kalmış, 7 bin yıllık köklü bir geçmişe sahip, Kuzey Afrika’nın en büyük ve gizemli ülkesi, Mısır... 
Mısır, Firavun adı verilen krallar tarafından yönetiliyormuş. Krallık babadan oğula geçer, kral tanrının oğlu ve tanrı olarak kabul edilirmiş. 

Bu coğrafyanın, insanoğlunun binlerce yıl önce kurduğu sanat ve bilim yönünden en etkileyici medeniyetlerden bir tanesi olan Antik Mısır’a beşiklik etmesi bir yana, yaklaşık 7 bin yıl önce başladığı kabul edilen “Çok Tanrıcılık” inançlarının en şaşalı dönemine tanıklık etmiş... 

Eski Mısırlıların, tahmin edilenden çok daha üstün bir teknoloji ve medeniyete sahip olduklarını gösteren yüzlerce delil ve bulgu olması nedeniyle ilkel bir toplumun devamı olamayacak kadar engin bir tecrübeye ve bilgi birikimine sahip oldukları kabul ediliyor. Hatta Antik Mısırlıların elektrik kullandıkları bile düşünülmekte.


İsmimin İbrahim olması ve Türk olmam iletişimde her ne kadar benim için avantaj olsa da Mısırlılarla alış-veriş adeta bir tiyatro sahnesi gibi. Mısırlılar çabuk kızıyor ve yine çabuk gülüyorlar. Pazarlıklar cilveleşme sahnesinden sözlü kavga sahnesinde bir eğlenceye evrilebiliyor. 

İlk deneyimimizi bizi şehir merkezine götürmesi için bindiğimiz takside yaşıyoruz. Üç aşağı beş yukarı fiyatta anlaşıyoruz ama iyi pazarlık etmenin şart olduğunu da orada öğreniyoruz. Taksi şoförü Türk olduğumuzu öğrenince bize hemen “Yavaş yavaş Hasan Şaş” patlatıyor. Hep birlikte gülüyoruz... İnşallahlı, maşallahlı, elhamdülillahlı, Hasan Şaş’lı başlayan sohbetimizden sonra şoförümüz bir yandan sürekli sağa sola korna çalıyor diğer yandan bizim trafik keşmekeşinden diken üstünde oturduğumuza aldırış etmeden sorular yöneltip dini bilgilerimizi test etmek istiyor. 

Nihayet şehir merkezine geliyoruz ama taksiden indiğimizde şoförün alnındaki is lekesine benzer madeni para büyüklüğündeki iz dikkatimi çekiyor. Ne olduğunu, ne anlama geldiğini soruyorum. Bana namaz kılmaktan ve alnın secdeye gelmesinden ötürü böyle iz kaldığını söylüyor. Şehir merkezinde karşılaştığım başka birine 'neden herkeste olmadığını ve bu nişani izin ne anlama geldiğini' soruyorum o da bana bunun ilahi birşey olduğunu ve herkeste olmadığından bahsediyor. 

Ömrü boyunca alnı secdeden kalkmayan rahmetli babamı düşününce bu açıklamalar bana inandırıcı gelmiyor tabi ama aklımdan da çıkmıyor… Ta ki şivesi, Türkçesi değişebilecek kadar uzun zamandır Mısır’da yaşayan bir Türk mühendisle karşılaşıncaya kadar mantıklı açıklama yapan çıkmadı sorduklarımdan. Türk mühendis bana alnında siyahi leke olanların belli bir aşirete mensup olduklarını, daha çocuk doğduğunda geleneksel olarak kaşığın ateşte ısıtılarak çocuğun alnına bastırılması sonucu oluşturulduğunu söyledi. Alından ömür boyu çıkmayacak bu nişanın namaz kılmayı hatırlatma gibi bir fonksiyonu da varmış. Ayrıca alın nişanı hakkında soru sormak incitici de olabiliyormuş…

Eski şehir denen çoğu turist oldukça kalabalık merkeze geldiğimizde önce Mısırlı iş arkadaşıma verdiğim sözü yerine getirmek için bir şeker kamışı suyu içeceği satılan işletmeye giriyoruz. Şeker kamışlarının dalları devasa bir makinede ezilerek suyu çıkartılıyor ve bardak bardak içiliyor. Pazarlığımızı yaptıktan sonra kendi ellerimle makineye attığım adeta vitamin deposu olan şeker kamışlarının suyunu kana kana içiyoruz. 

Bir kadın tarafından işletilen başka işletmeye taze çekilmiş, kakuleli arap kahvesi içmek için giriyoruz. Etrafımız tavla oynayan, siyah demli çay ya da nargile içen Mısırlılarla dolu. Şehre erkek egemen kültür hakim, etrafta kadına pek rastlamıyoruz.

Şehir merkezinde gezerken ilk defa ezan sesi duyuyoruz. Özenle yapıldığı belli, mimari özellikler taşıyan camiden gelen ve ruhu adeta okşayan ezan sesi Mut’taki gibi rahatsız edici değil, hopörlerden çıkan ses kulaklarımızı tırmalamıyor… 

Mersin’de olduğu gibi burada da bir Marina var. Yatların, teknelerin, gemilerin beklediği devasa Marina’nın Che Guevara isimli mekanında kakuleli kahvemi höpürdetirken bir yanımızın çöl, diğer yanımızın Kızıldeniz olduğunu, Kızıldeniz’in öte yakasında hergün binbir türlü acıların yaşandığı Filistin, altında İsrail ve güneyde Mekke ile Medine olduğu düşüyor aklıma… 

Devamı edecek…

NELER SÖYLENDİ?
@
İbrahim Arı

İbrahim Arı

DİĞER YAZILARI SOSYAL MEDYA VE MUT’LULAR 19-01-2020 10:52 ŞAİR KERİM HANEDAN’IN ARDINDAN… 06-01-2020 12:03 MUT ETNOĞRAFYA MÜZESİ 18-12-2019 11:38 ANNEMİN KAZIMA MÜHRÜ 16-11-2019 12:47 MUT’TA AMFİ TİYATRO HEYECANI! 04-08-2019 07:49 CHP MUT İLÇE ÖRGÜTÜ NE İŞ YAPAR? 16-07-2019 08:31 15 Yaşında Mut'tan Fransa'ya giden kadın? 02-07-2019 07:59 ASLINDA GÜNÜ KURTARDIK 12-06-2019 08:26 TOPAL ÖRDEK 25-05-2019 11:47 FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 17-01-2019 15:29 YAŞADIĞI YERİ CENNET YAPANLAR 10-12-2018 09:06 ADAY ADAYLARI HAYDİ BAKALIM! 05-12-2018 11:00 TAHTACI ÖYKÜLERİ 26-11-2018 12:40 MUT'LU BİR RUM GÖÇMENİN ANISI 18-11-2018 12:08 Dayım Gümeli Mehmet 10-11-2018 10:05 BAŞKAN NEBİ YILMAZ’A DUYRULUR 04-11-2018 23:15 MUT ZEYTİNİ VE ZEYTİNYAĞI 25-10-2018 08:15 BİR YÖRÜK KIZI ÖYKÜSÜ "MOR BAHARIN TOMURCUĞU" 14-10-2018 07:36 BİR KAYSERİLİNİN BANA VERDİĞİ DERS 31-07-2018 08:51 YANILDIM 26-06-2018 16:33 SENİ BİLEN DE BİLİR... 18-06-2018 08:55 KAYISI FİYATLARI NEDEN TEPETAKLAK 08-06-2018 00:35 İŞTE TARİHTE MUT MİLLETVEKİLLERİ 01-06-2018 13:21 MUT’UN 45 YILLIK HASRETİ 27-05-2018 22:31 HUZUR KAZANACAK 13-05-2018 10:26 Ona hiçbir şey diyemedim... 10-04-2018 11:31 İÇİMİZ DIŞIMIZ KÖTÜ SİYASET 26-02-2018 03:25 Ali Kaya neden hedef tahtasına konuyor? 27-12-2017 08:48 Motorsiklet Özgürlüktür 19-11-2017 14:42 MISIR’DAN – 4 "PİRAMİTLER" 24-10-2017 08:52 MISIR’DAN – 3 "RAMSES" 10-10-2017 09:29 MISIR’DAN – 2 "KULLÜ TEMAM" 03-10-2017 08:40 MISIR’DAN - 1 “YAVAŞ YAVAŞ HASAN ŞAŞ” 25-09-2017 08:17 Berlin'de Hakimler var 12-08-2017 07:37 Sadece Adalet 22-06-2017 08:33 Mut'ta estetiksel dokunuşlar 31-05-2017 06:40 AÇLIĞIN SESİ 23-05-2017 10:06 FİİLİYAT 01-05-2017 08:08 Nasıl gerilmem ki... 08-03-2017 11:15 "EVET" Mİ DESEM 06-02-2017 22:47 BEZDİREN ELEKTRİK KESİNTİLERİ 20-12-2016 07:22 Onlar Nerede Biz Neredeyiz 05-12-2016 09:39
HAVA DURUMU
Yol Durumu