Ali Türer Öğretmen nasıl değerlendirilmeli?
Öğretmen nasıl değerlendirilmeli?
Ali Türer

Öğretmen nasıl değerlendirilmeli?

Bu içerik 753 kez okundu.
MEB geçtiğimiz temmuz ayında “Öğretmen Strateji Belgesi” adı altında bir model ortaya koydu. Yeni öğretmen yetiştirme modelinde neler yok ki! Öğrenci seçiminden tutunda, öğretmen yetiştirme programlarının yeniden belirlenmesine, öğretmeni uygulama içinde yetiştirecek bir yapı geliştirilmesine, öğretmen yetiştiren kurumların yeniden yapılandırılmasına kadar her şey var. Üstelik bütün bu hedeflere 2019’a kadar ulaşmak ön görülmüş ki, bu olacak iş değil. İşte 12 ilde internet üzerinden pilot uygulaması (bu nasıl pilot uygulamaysa) yapılan “Öğretmen Performans Sistemi” bu eylem planının aslında önemli bir parçası. Veliler, müdürler, öğretmenler geçtiğimiz Ekim sonuna kadar değerlendirmelerini internet üzerinden yaptılar. Bakalım MEB bu pilot uygulamanın sonuçlarını nasıl değerlendirecek. Bu uygulamaya Eğitim- Sen, Eğitim-İş, Türk Eğitim Bir Sen karşı çıktılar. Eğitim Bir Sen değerlendirme sürecinde, sendika üyesi öğretmenlere tam puan (100) vereceklerini resmen açıkladı. Böylesine sistematik hataların karıştığı bir değerlendirmenin geçerli, güvenilir sonuçlar vermesi mümkün mü? Peki, öğretmeni değerlendirmeye veliyi, öğretmeni, yöneticiyi katmak yanlış mı? Aslında bunda yanlış olan bir şey yok. Yanlışlık bu değerlendirmenin yapıldığı sistemden, örgütsel yapıdan, iklimden, kullanılan araçlardan ve ölçütlerden kaynaklanıyor. Yirmi beş milyonu aşan öğrenciyi, bir milyonu aşan öğretmeni yetmiş üç bin okulu tek bir merkezden yönetebilir, işletebilir, denetleyebilir misiniz? Teftiş sisteminin geçmişte üstlendiği rolü İnternet destekli özel oluşturulmuş ekipler üstlenebilir mi? “Yeni” yöntemler kullanarak fakat eskiden kalma anlayış ve alışkanlıklarla sistemi kontrol altında tutmak, istenen sonucu almak mümkün mü? Önce ülkenin eğitim sistemini bölgesel ihtiyaçlara göre laik, demokratik, bilimsel bir temelde yeniden planlayın, okula dayalı örgütleyin de ondan sonra konuşalım bu yeni yöntemleri. Ancak o zaman “Okul Temelli Mesleki Gelişim Modeli”, Okul gelişim Ekibi gibi çağdaş model ve süreçler geliştirebilir ve işletebilirsiniz. Önce ideolojik yüklenmeye dayalı eğitim anlayışınızı bir terk edin; laik, demokratik, bilimsel temelde Çağdaş Eğitim anlayışında buluşalım bakalım. Bunu yapabilir misiniz? Siyaseten atanmış şube müdürlerinden, müdürlerden, müdür yardımcılarından vazgeçebilir misiniz? Okul yönetimi ile öğretmenleri görevlendirirken semt sakinlerinin ve velilerin, öğretmenlerin, hatta okul yöneticilerinin görüşlerini alıyor musunuz da öğretmeni ve yöneticiyi değerlendirirken bu kesimlere söz hakkı vermeye kalkışıyorsunuz? Öğretmen, “milli manevi değerlere saygılı bireyler yetiştirip yetiştirmediği” gibi bir ölçütle değerlendirilebilir mi? Öğretmen ile ilgili veliye böyle bir soru sormak ne anlama gelir, bu soru ile ne murat edilir? MEB tarafından belirlenen, velinin ve öğrencinin değerlendirmede kullandığı ölçütlerle, yöneticinin ve öğretmenin değerlendirmede kullandığı ölçütler birbirinden farklı ve birbirleri ile çelişik! MEB veliden öğretmeni “milli manevi değerlere uygun davranıp davranmama bakımından” değerlendirmesini, okul müdüründen ise öğretmeni “Evrensel değerlere açık bireyler yetiştirip yetiştirmeme” bakımından değerlendirmesini istiyor. Öğretmene ise “çocuk ve insan haklarına duyarlı” olup olmama bakımından kendini değerlendir diyor. Bunlar birbiri ile örtüşecek, birbirini destekleyecek ölçütler mi? Örnek: Öğretmen “Cihat” ilkesi gereği Sünni İslam’a uygun davranmadığı için bir öğrencisini cezalandırmış olsun. Bu öğretmeni manevi değerler bakımından bazı veli ve öğrenciler son derece olumlu bulabilirler. Kimi veli de (örneğin cezalandırılan öğrencinin velisi) tam tersi yetersiz bulur. Müdür olaya objektif yaklaşarak, aynı öğretmeni farklılıklara saygı göstermediği için evrensel değerlere açıklık bakımından olumsuz değerlendirirse ne olacak? Sonra Cihat’ı ilke kabul etmiş bu öğretmenin “çocuk ve insan hakları” bakımından kendini nasıl değerlendireceğini düşünürsünüz? Uygulamada böylesine tutarsız sonuçlar ortaya çıkaracak ölçütlerle değerlendirme mi olur? Olursa bu değerlendirmeye göre işlem yapılan yerde huzur olur mu, birlikte iş yapma alışkanlığı gelişir mi, verimlilik yaratıcılık ortaya çıkar mı? 1924’de Türkiye’ye rapor vermek için davet edilen Johnn Dewey, raporunda “okul toplum hayatının merkezinde yer almalıdır”(Dewey, MEB,1939.s:8) der. Okulu o bölgedeki kültürün, bilgi birikiminin, üretimin, yaratıcılığın çağdaşlaşmanın merkezi yapın. Bırakın okulun öğretmenini, yöneticisini o bölgenin sakinlerinden, meslek örgütlerinden, bilim insanlarından, o okuldaki personelden seçilen temsilciler seçsin görevlendirsin, sonra bırakın değerlendirmeyi de onlar yapsın. Buna var mısınız? Eğitime ideolojik müdahalenin her geçen gün daha da arttığı, eğitim yöneticilerinin siyaseten atandığı yerde velileri, öğrencileri, hatta öğretmenleri öğretmen değerlendirmeye katma gibi niyetler ve girişimler ya lafta kalır, ya göz boyamadır ya da daha kötüsü bulanık suda balık avlamak için özel olarak kullanılırlar. Değerlendirmenin öğretmen ve yöneticiye dönük bir tehdit unsuru olarak kullanılması, iş görmesi kabul edilemez. Okulu, okul yöneticisini, öğretmeni değerlendirmede amaç; okul sisteminin verimliliğini artırmayı güvence altına almak, sistemde yaratıcılığa engel olan zayıflıklar ile ilgili yerinde ve zamanında önlem almaktır. Bu amaçla yapılan öğretmen ve eğitim yöneticilerine dönük değerlendirmeler somut gözlemlere, az sayıda geçerli, güvenilir, kullanışlı ölçüte ve açık bir prosedüre dayanmak zorundadır. Eğitim örgütlerinde öğretmen ve yönetici değerlendirmeleri yüksek oranda onurlandırmalarla, az sayıda uyarılar ve yaptırımlarla sonuçlanırsa sistemde huzur, işbirliği, dayanışma ruhu gelişir. Tersi durum sitemde huzursuzluğun, karmaşanın büyümesine neden olur. Bugün eğitim sisteminde sağlıklı bir değerlendirme süreci işlediğini, öğretmenlerin yöneticilerin gerçekten denetlendiğini kim iddia edebilir. En tepeden yapılan müdahale ardından kaldırılmasından iki ay sonra nihayet TEOG’un yerine ne geleceği belli oldu. Oldu olmasına da, ortaokul öğrencilerinde, hazırlandıkları sınavın birden bire iptal edilmesinin yol açtığı öfke ve güvensizlik duygusunun yarattığı tahribatın hesabını kim verecek? Bu bakımdan siz bir değerlendirme yapsanız MEB’e kaç puan verirdiniz?
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbul ordu evden eve nakliyat