Ali Türer Parası olana eğitim ve sağlık/ Bağlılığı olana iş ve koruma!
Advert
Advert
Parası olana eğitim ve sağlık/ Bağlılığı olana iş ve koruma!
Ali Türer

Parası olana eğitim ve sağlık/ Bağlılığı olana iş ve koruma!

Bu içerik 1073 kez okundu.

Paran varsa eğitim hizmetini de sağlık hizmetini de alırsın! Arkan varsa korunursun!
Yerleştirilmek istenen yeni siyasi konjonktürde geçerli ölçüt ve ilkeler artık bunlar.
Para kendi başına bir güç de değil aslında, güçlü olana koşulsuz bağlılıkla desteklenmesi şart. Belirleyici güç seni tehdit olarak algılarsa yandın. Bir gecede, elinde avucundakinden de olabilirsin.
Gerektiğinde ak bildiğine kara demeyi bile göze alabilecek bir vicdan durumu karşılığında arkanı siyaseti kontrol eden güce yaslamalısın. Bir de cebinde seni ayakta tutacak kadar paran varsa işte o zaman işin iş. Bunlar varsa hukuk seni kollar, gerekli ilgiyi de her koşulda bulursun. Kurumlar sana hizmet vermek için yarışırlar.
İşte bugün alışmamız istenen ve beklenen düzen galiba tam da bu.
Koşulsuz bağlılık karşılığında bir himaye altına da girmemişsen, üstüne üstlük paran da yoksa bir şey talep etmeye artık hakkın yok, bırak talep etmeyi muhatap olacağın davranıştan şikâyet etmeye de hakkın olmayacak. İnsan haklarıymış, sosyal devletmiş, sosyal güvenceymiş, hukukmuş geç bunları. Lider etrafında sağlanmış birlik bütünlüğü bozmak için çıkarılmış kavramsal malzeme muamelesi görecek artık bunlar. Yeni konjonktürde kaderimize boyun eğeceğiz çaresiz.
Örneğin paran yok. Karının göğsünde ise habis bir kitle var. Şansın yaver gitti devlet hastanelerinden birinde kalmış namuslu bir cerrah durumu fark etti. Çaresiz karını bu cerrahın eline bırakacaksın. Diyelim ki tıp fakültelerinden birine gitmeyi akıl ettin. Tıp fakültelerinde mevcut sağlık politikası sayesinde profesör, doçent kalmadığını görüp şaşıracaksın. Alanlarının uzmanı tanınan hekimlerin hemen hepsinin özel hastanelere geçtiğini, ya da özel hastanelerle bağlantılı kliniklerde hasta kabul etiklerini fark edeceksin.
Ya da diyelim evladının eğitimine ayıracak düzenli bir gelire sahipsin. O zaman o sınav kalkmış bu sınav gelmiş umurunda olmayacak. Çocuğu yurt dışında ya da yurt içinde özel bir okulda yollayacaksın, hayatı kurtulacak.
Çocuğunu okutmak için özel okulu seçen hali vakti yerinde vatandaşımızı devletimiz sağ olsun ortalama 3.870 Tl. nakit para ile destekliyor. Bu yıl MEB bütçesinden özel okullara bu yolla 1.316. 000 Tl aktarılacak.
Peki, iktidar vatandaştan topladığı parayı özel okullara, hali vakti yerinde olanlara niye aktarır, ne hakla aktarır. Üstelik “fırsat eşitliği” kavramının temel ilkeler arasında yer aldığı bir yasayı uygulamak ve gözetmekle yükümlü iken. Ve dahi okullarında görevlendirdiği en az bir hizmetlinin parasını okul aile birliklerine ödetirken. 800 bin ilköğretim öğrencisini eğitim için oradan oraya taşımak zorunda kalırken. İlkokullarda hala birleştirilmiş sınıflarda eğitim sürmekteyken, çifte öğretim sürerken.
Çalışma hayatımızda 15 yıldır ısrarlı ve kararlı biçimde bir taşeronlaştırma süreci yaşanıyor. Kamu kurumları ve üniversiteler bünyelerindeki işlerin önemli bir kısmını taşeronlara devretmiş durumdalar. İşçiler arasında sendikalaşma oranı on beş yıl öncesine göre hatırı sayılır biçimde geriledi.
Şimdi parti genel başkanının aynı zamanda cumhurbaşkanı görevini de üstleneceği bir çeşit “lidere göre sistem” arayışı için bir geçiş dönemi yaşıyoruz ya. Hedeflediği siyasi konjonktüre kamuoyu desteği bulmak amacı ile taşeronda çalışanlara kadro vaat ediyor iktidar.
Taşeron işçiler kadro alma hakkı kazanmak için önce yazılı sonra sözlü sınava tabi tutulacaklar. AKP iktidarı “sınav üstü mülakatı” kamuda bir kadrolaşma sistemi haline getirdi zaten çoktan.
Bu yolla bir taşta iki kuş vurmuş olacak. Hem taşeronlaşma nedeni ile işçiler arasında yükselen memnuniyetsizliğe ve tepkiye müdahale etmiş olacak. Hem de mülakat yolu ile kendisine bağlılığını sınamadan geçireceği işçilerin önümüzdeki süreçte aktif desteğini kadroya geçirme karşılığında almış olacak.
Taşerona bağlı çalışan temizlikçi Ayşe teyze haklı olarak isyan ediyor: “Ben tuvalet temizliyorum, bu devlet bana ne soracak?” diyor.
Yeni süreçte intisaba (biat’a yakın bağlılık anlamında kullanıyorum) dayalı elde edilecek korumaya güvenilecek, bir de cepteki paraya. Bunun dışında başka güvence yok, geriye kalan Allaha emanet!
Muteber vatandaş için öngörülen değerlendirme ölçütleri artık bunlar. Hayırlı olsun!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbul ordu evden eve nakliyat