Bedrettin Gündeş Kudüs ve Ortadoğu
Kudüs ve Ortadoğu
Bedrettin Gündeş

Kudüs ve Ortadoğu

Bu içerik 952 kez okundu.

Zalimlerin elinde esaret altında yaşayan Ortadoğu halklarının en büyük problemi ne Amerika ne Rusya ne de emperyal batı devletleridir. Ortadoğu’nun bu kadar acı, gözyaşı, haksızlık ve hukuksuzluklarla uğraşmasının yegâne nedeni, “İslam” devletlerinin demokratik yönetme anlayışından uzak, totaliter, monarşik, despotik yönetme anlayışlarıdır.

Amerika ve yandaşlarının Kudüs’ü başkent ilan etmesinin ardından hamaset nutukları atmaya başlayan Ortadoğu’nun ilkel, çıkarcı, bencil, yalaka sultanlarının tiyatral oyunları hiçbir şeyi değiştirmeyecektir.

Suudi kralı Amerika’ya 100 milyar dolarlık silah siparişi verecek ve ardından Amerika’nın bu hukuksuz tavrına karşı rest çekecek ve kararını geri almasını isteyecek. Adı üstünde kral! Halkından uzak, demokrasiden uzak, insan hak ve hukukundan uzak bu gibi zalim yöneticilerin söyleyeceği hiçbir şeyin anlamı, karşılığı ve derinliği yoktur.

Bu zalim Ortadoğu aptalları kendi çıkarları için halkların savaş, yoksulluk, tecavüzle karşı karşıya kalmalarına adeta vesile oluyorlar. Irak İbadisi, Suudi kralı, mısır Sisi’si, Libya, Ürdün, Katar, birleşik krallıklar hepsi timsah gözyaşlarıyla Kudüs’ün İsrail’in Başkenti olmasına karşı duruyormuş gibi davranıyorlar.

Bunların hepsi yalan. İtirazları da Mısır da toplanmaları da formalite. Memuru oldukları büyükbabalarına karşı hiçbir zaman dik durmadılar ve zaten kendilerinin iktidarda kalabilmeleri için duramazlar da. İplerini bir defa zalimlerin eline kaptırmışlar.

Kendi halklarına güvenecekleri yerde ABD’nin, çıkarcı Rusya’nın, fırsatçı Avrupa’nın, sinsi İngiltere’nin dümen suyunda bocalıyorlar. Bilimden uzak, demokrasiden uzak, insan haklarından uzak bir sürecin içinde onursuzca, ruhsuzca, korkularıyla Ortadoğu’nun bu hale gelmesine zemin hazırlıyorlar.

Toplantılar, restler, kınamalar, tanımama fiyakaları devam edecek. Ancak dünyayı yöneten ruhsuz, ahlaksız, vicdansız zalimler yeni stratejiler ve taktiklerle dikkatleri başka tarafa çekecek ve yeni gündemler oluşturmaya devam edecekler.

Bu acılı, ölümlü, onursuzca yaşamın bütün yükü ise, Ortadoğu halklarına yüklenecek. Sokaklar karışacak, bombalar patlayacak, yoksulluk artacak, acılar katmerlenerek devam edecek.

ABD, Rusya, Avrupa kendi çıkarları için bu oyunun devam etmesini, kendi zenginliklerini başkalarının ölüm, yoksulluk, mutsuzluk ve yok oluşları üzerinde sürdürmeye devam edecekler. Ortadoğu’daki yönetenler bu isteğe boyun eğdikleri sürece, bu zalimliklerde devam edecek.

Ortadoğu halkları mezhepsel, ırksal, radikal ve çağdışı dinsel mücadele tarzını demokratik bir mücadele tarzına dönüştürmeden bu belalardan kurtulmaları mümkün değil. Demokratik mücadeleyle demokratik yönetimlerin oluşması, yani Ortadoğu’nun demokratikleşmesi kaçınılmaz olmuştur.

Tüm dinlerin, inançların, kültürlerin, halkların bir arada huzur ve barış içinde yaşamalarının teminatı; ideolojik, dinsel, mezhepsel saplantılardan arındırılarak herkesin kendi kutsalını, değerlerini özgürce yaşayabilmesidir. Ortadoğu’nun kurtuluşu ancak böyle sağlanabilir. Aç gözlülerin ganimet için Ortadoğu’yu kana bulamalarını engellemenin yolu da budur.

Bu zalim güçlere ve onun uzantılarına karşı tek çare; Ortadoğu’nun demokratikleşmesidir. Demokratik yönetimlerin oluşmasıyla onurlu, haysiyetli, hak, hukuk gözetilerek geliştirilecek bir Ortadoğu birliği ya da konfederasyonu tüm bu oyunların önüne geçebilir.

Türkiye ise; demokrasiyi, insan haklarını, modernizmi geliştirerek Ortadoğu’ya rol model olacağı yerde, enerjisini, gücünü, batıya dönük yüzünü iyi kullanamamakta ve kendi iç problemlerini çözememenin sıkıntılarını yaşamaktadır.

Halkını, demokrasiyi, birlikte üretmeyi, birlikte kalkınmayı, birlikte paylaşmayı esas almayan hiçbir devlet, toplum, yapı huzur ve insanca yaşamayı sağlayamaz.

Tek çare Ortadoğu’nun demokratikleşmesidir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbul ordu evden eve nakliyat