Emin Güleç NE KADAR DEMOKRASİ? O KADAR ....
NE KADAR DEMOKRASİ? O KADAR ....
Emin Güleç

NE KADAR DEMOKRASİ? O KADAR ....

Bu içerik 1039 kez okundu.

Ülkemiz siyasi gündemi erken yada zamanında bir seçim sürecine yavaş yavaş giriyor. Sürece ilişkin gelişmeler, yakıştırmalar, kişi yada parti sözcülerinin açıklamalarına ilişkin olarak yapılan değerlendirmeler ve yorumlar basının da gündemine düşmeye başladı.

Bu süreçte, adı geçen bakanlar, milletvekilleri, bu dönemlerde gönlünde aslan besleyen  kişi yada kurum temsilcileri,.... yerel ve ulusal basının gündeminde yer almaya başladılar.

Bazen geç kalmamak, bazen ön almak, belleklerde  kalmak,... vb. adına çalışmalara başladılar yada başlamak üzereler.

22 Şubatta; Toros Üniversitesince düzenlenen, "2019'a Giderken Yerel Yönetimler." sempozyumu, bilinen ve tanınan  saygın yönetici ve çeşitli çevrelerden katılımcılarla gerçekleştirildi.

89-93 Yıllarında, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. M. KARAYALÇIN'nın "Şeffaf, Katılımcı, Uygulanabilir Belediyecilik." konusundaki ve Sefrihisar Belediye Başkanı Sn. T. Soyer'in "Yerli Tohum ve Ürün Değerlendirme, İşleme." alanlarında belediyesinin örnek uygulamaları, öncülüğü ve desteklerini içeren sunumları harikaydı.

Ancak; bir döneme imza atmış, belediyeciliğimizin yaşayan örnekleri, Sn. Selahattin ÇOLAK,  Sn. Erol KÖSE, Sn. Aytaç DURAK,... vb. duayen başkanların, kendi yaşadıkları dönemlerine ilişkin sıkıntıları ile çözümleri konusundaki deneyimlerini çok önemli  buluyor, unutmamak gerektiğinin altını da çizmek istiyorum.

B. Franklin, "Tecrübe, öyle bir okuldur ki, o  okulda aptallar bile çok şey öğrenilir." diyor. Belediyecilik, bence tecrübeler manzumesidir. 

Tüm meslekler için öğretim ve eğitiminin,  okulda yada atölyede bir şekilde verildiği kurumlar var iken belediyeciliğin ve başkanlığın, okulu yoktur. 

Burada herkes, bir şeyleri kendi olanak ve yetenekleriyle ve bedellerini de anında, peşin olarak ödeyerek öğrenir. 

Bunlar, toplumun her kesiminin ortaklaşa yaşayarak kazandığı şeyler olup, bu nedenle de o tecrübeler yaşayanlarca mezara götürülecek şahsi şeyler asla değildir. 

Kentin belleği ve arşivi olarak  mutlaka, ortak ve paylaşılması gerekli olan, değerli hazinesi ve bilgileridir. 

Geçmiş; toplu konut uygulamaları, tanzim satış mağazaları, toplu ucuz ulaşım, ... ile günümüz, Tunceli - Ovacık tarımsal üretimi, İzmir - Seferihisar sakin şehir uygulamalarının alt yapısı ve geri dönüşümleri, "Yerel Yönetimler Bilgi Bankası." gibi bir başlıkla kayıt altına alınmalıdır.

Ülkemizde; maalesef bu konu, çok ama çok göz ardı ve ihmal edilmiş ve adeta bir deneyim israfı yaşanmaktadır. Siyasi partilerin, bu konuya gereken önemi vermesinin önümüzdeki süreçte mutlaka çok olumlu sonuçları olacaktır.

Bu nedenlerle; bu panel ile Mersin'de Yerel Seçimler konusunun, toplumsal yanını ciddiye alarak düşünen, gündemine alan, başta Mütevelli Heyet Üyeleri ve Akademik Personel olmak üzere emeği geçenleri, katkı verenleri ve duyarlı katılımcılarını tebrik ediyoruz.

Mersin'in (kentlerin) gelecek beş yılının, her türlü emanet edileceği bir seçim sürecine giriyoruz.  Bunun yanında yeni "5393 SK. Bütünşehir Yasası." ile kanunun bugüne kadarki uygulanmasında, yönetenler ve yönetilenler açısından yaşanan, yaşanacak olan ciddi sorunları  ve çözümleri de önümüzdeki sürecin, en önemli bileşenlerinden olacaktır.

Kapanan; 41 Belediyenin tüm, valiliğin bir takım personeli, maddi ve manevi her türlü araç gereçleri, kapanmayan  belediyeler ile bazı kamu kurumları arasında hangi gerekçelerle paylaşılmış ve bugün ne gibi sorunlar yaşanmakta olduğu   ayrı bir yazının konusu. 

Konunun, her türlü katılımcıları tarafından masaya mutlaka yatırılarak gerekli yasal düzenlemelerle 2019 Yerel Seçimlerine gidilmesinin, sürecin en önemli köşe taşı olduğunu unutmamak gerekir.

Bu süreçte, aday olma ve aday belirleme süreçleri de ayrı bir önem taşımaktadır. Bu konudaki görüşlerimi geçmişte bu köşede paylaşmıştım.

Halen, parti teşkilatlarında geçerli olan seçim sistemi: Seçilecekler, önce kendisini seçecekleri itina ile seçiyor, böyle seçilenler de kurala uygun olarak kendilerini seçenleri seçiyor. Seçimler böylelikle tamamlanıyor. Halk da yapılan   seçimlerde kendilerine listelerde sunulanları da bazen isteyerek bazende istemeyerek seçmek zorunda kalıyor, DEMOKRASİde(!)

Seçmenler ise genel olarak, kendilerine yakın, destek olacak, dayanabilecekleri kişiyi değil, listeyle dayatılanları seçmek zorunda kalıyorlar. Kalmıyorlar Mı? Ne dersiniz?

Nasıl mı olmalı?

Partiler; her türlü adaylık başvurularını alarak, teşkilat bazında tüm adaylıkları değerlendirdikten sonra, partinin kayıtlı tüm üyelerinin katıldığı, koşullarını adaylarında kabul ettiği, adaletine inandığı bir seçim sonucu öne çıkan, 2 yada 3 adayını aynı yöntemlerle seçim bölgesindeki tüm seçmenlerine de sorarak, DEMOKRATİK usullerle tespit etmeli.

Teknoloji ve iletişimde yaşanan bunca gelişmeler ışığında, insan aklıyla DEMOKRASİlerde bunu yapamaz MISINIZ?

Böylelikle; insana dokunan, kentte yaşayan insanlarında kendilerine yakın bulduğu aday ve projelerin de yanında, içerisinde bulunmalarının önü açılarak başarıya giden yol böylece aralanmış  olmaz MI?

Partiler de kişileri ve olayları tartışmak yerine, birikimli yöneticileri aracılığıyla toplumun gereksinimlerine yanıt veren   program ve planları, projeleri araştırma, geliştirme çabalarına yönelirler. 

Böylelikle seçilen aday, daha baştan rakiplerine sandığa girmeden fark atmış, sayım ve seçim hilelerine meydan vermeden halkla kucaklaşarak, ipi göğüslemiş olmaz MI?

Evet; Ne Kadar Demokrasi? O kadar,... Başarı, Huzur, Mutluluk, Barış,.... diyebilir miyiz?

Çok mu zor?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbul ordu evden eve nakliyat