Ali Türer ERDEMLİ İNSAN YETİŞTİRME YOLU OLARAK EĞİTİM!
ERDEMLİ İNSAN YETİŞTİRME YOLU OLARAK EĞİTİM!
Ali Türer

ERDEMLİ İNSAN YETİŞTİRME YOLU OLARAK EĞİTİM!

Bu içerik 337 kez okundu.

Bir önceki yazımızda değerler eğitimi üzerinde durmuştuk. Etik ile ahlak kavramları arasındaki farka bakmıştık. Ahlaki davranış derken, özgür bireyin bilinçli, istemli davranışını kastettiğimizin altını çizdik. Eğitim sürecinde değer önermeye evet, ölçme değerlendirmeye hayır demiştik.

Bilgi, algı, aksiyon arasındaki ilişkide erdemin rolü ve yeri üzerinde durmazsak analiz eksik kalacaktı. Bugün bunu yapacağız ve eğitim yoluyla erdem sahibi nitelikli birey yetiştirmenin önemine işaret edeceğiz.

Gerçek ile algının kesiştiği noktada “doğru” nedir, doğrunun ölçütleri, standartları nelerdir? Bu soru önemli, ama önce “gerçek” ile “doğru” kavramlarına açıklık getirmek, bu kavramlar arasındaki ilişkiye bakmak gerekiyor.

“Gerçek”, dış dünyada bizden bağımsız olarak var olandır. “Doğru” ise bireyin gerçekliğe ilişkin verdiği karardır, yargıdır. Yağmakta olan yağmur bir gerçekliktir. Buradan “yağmur yağıyor” bilgisini çıkarırsınız. Bu bilgi gerçeğin kendisi değildir. Yağmura bakan birden fazla kişinin bu cümleyi kurarken aynı algıya dayalı aynı bilgiyi ürettikleri söylenemez.

Çıkarılan bilgi, bilgiye dayalı üretilen yargı, gerçekliği yansıtıp yansıtmadığına (gerçekle olan ilişkisine) bağlı olarak anlamlı, anlamsız, doğru ya da yanlış olabilir. Bu kavramlar değerlendirme süreci ile ilgili kavramlardır. Her yargı cümlesi bir önermedir.

İleri sürülen önermeler ile ilgili nitelemeler, yargılar da sonuçta birer değerlendirmedirler. Zihnin algıya dayalı ürettiği bilgi; gerçeği yansıtmaya yakın durduğu oranda “doğru”, gerçekliği yansıtmaktan uzaklaştığı oranda da “yanlış” olarak tanımlanır.

Gerçekliğin ölçme ile saptanamadığı ya da kasıtlı saptırıldığı yerde ön yargı, inanç devreye girer. Orada artık konu bilgi alanı ile ilgili olmaktan çıkar. Zihindeki tasarımın ön kabule, ön yargıya ya da inanca uygun düşüp düşmemesi ancak “tutarlılığın” ölçütü olabilir, “gerçek” ya da “doğru” olmanın değil.

Algılama mekanizmamızın kendine özgü yol haritaları var. M. Wertheimer, W. Köhler gibi algı üzerine çalışan psikologlar Gestalt’çılar olarak anılırlar.Gerçekliği aslında hep biyolojik ihtiyaçlarımızın, ön kabullerimizin, ön yargılarımızın, inançlarımızın, gelenek göreneklerin süzgecinden geçirerek algılıyoruz. Doğa ve yaşam ile ilişkimizde hep bir denge-uzlaşma, bütünlük arayışı içindeyiz. Gerçekliği, biyolojik ve toplumsal doğamızın ihtiyaçlarına dayalı olarak çarpıtıyoruz, yani işimize geldiği gibi algılıyoruz.

İşte burada eğitim süreci içinde olgunlaşan vicdan, erdem, fazilet gibi duygu ve kavramların önemi ortaya çıkıyor. Gerçekliği bir biçimde çarpıttığımızın bilincinde olmak, etik bakımından önemlidir. Çünkü gerçekliğin çarpıtılmış hali, bireysel, sosyal, ekonomik, toplumsal yaşantımızı etkiliyor. Böylece sadece doğaya değil, kendi yaşantımıza da müdahale etmiş oluyoruz.

Davranışlarımıza yön veren ilke ve amaçlarımızı hangi değerler şekillendiriyor?

Ahlakın eyleme dönük yüzüne “erdem” diyoruz. Bunu isterseniz daha kısa yoldan insanın yaratılışındaki iyi olana sahip çıkması, “aksiyona dönük sağduyu” (aklı-selim) ya da iyi niyetle desteklenmiş “olumlu bakış açısı” diye de tanımlayabilirsiniz. İsterseniz daha geniş anlamıyla günübirlik hırsların, çıkarların, zaafların, önyargıların ötesinde insanın kendini aşması, evrensel bir tutum içinde olma durumu olarak da tanımlayabilirsiniz. Bireyin ahlaki karakteri, eylemine yön veren bu ruh halinde ortaya çıkıyor.

Gerçek, bilgi, bilgiye dayalı zihninde üretilen tasarım (program) ve aksiyon arasında sıkı bir ilinti var. Değerin erdem, fazilet hali gerçeğin algılanış halini de belirliyor ve eylemde (aksiyonda) ortaya çıkıyor.

O yüzden karakterini anlamak için bireyin eylemine bakmak gerekiyor.

Din erkine dayanan inancı,  dogmatik ideolojiyi eylemin kılavuzu haline getiriyor. Pozitivist bilimi inanç haline getirirken, kendini uyanık sanan faydacı (Pragmatist) bilgiyi de değeri de aksiyondan çıkarmağa çalışıyor. Varoluşçu ise aksiyonu erdem bilip, üzerindeki her türlü etkiye itiraz ediyor.

Gerçeğin bilgisini göz ardı edip yaşama sürekli ön yargılar, dogmalar ya da günü birlik çıkarlar, haz beklentileri üzerinden müdahale ederseniz, o müdahalelerin faturası dönüp dolaşıp yine size çıkıyor. Hırs, şiddet, saldırganlık, tamah ister psikolojik, ister ekonomik, toplumsal inanç ya da ideoloji temelli olsun yaşamın doğal akışına, gerçekliğe ters düştüğü oranda karmaşa, huzursuzluk ve şiddete yol açıyor.

Eylemlerimiz ilkelerimizle tutarlı olduğu ölçüde yaşamla aramızda denge kurabilme olasılığımız artıyor, daha güvenilir oluyoruz. Edindiğimiz bilgilerle ön yargılarımızı, ilkelerimizi, değerlerimizi gözden geçirebildiğimiz ölçüde yaşama geçmede elverişli bir programa sahip oluyoruz. Kendimizi geliştirme, yenileme imkânı buluyoruz.

Gerçeğin bilgisini elinde ışıldak haline getirmiş erdem sahibi insan nitelikli insandır, bu insan eylemi ile hem kendini, hem de toplumu geliştirir.

Eğitim aynı zamanda nitelikli insanı yetiştirmek için düzenlenmiş toplumsal eylemdir. Bu eylemin meyvesi uzmanlaştığı mesleği ile yaşama bağlanmış, kendini ve yaşamı dönüştüren insandır. İnsanı belirli ön yargılarla, belirli kalıplara göre yetiştirirseniz belki size itaat eden bir grup insanı etrafınızda toplayabilirsiniz. Fakat buradan başarı öyküsü çıkmaz, giderek çürüme çıkar.

Oysa gerçeğin zihinde temsiliyle erdemin buluştuğu yerde yaratıcı fikir doğar. Ahlak aslında eğitim yoluyla elde edilmiş, insanın eyleminde ortaya çıkan ilim halidir.

Devletin ortaya çıktığı sınıflı toplumlardan bu yana, eğitim sistemlerinin amacı erdemli insanı yetiştirmek olmuştur. Ama erdem sahibi insan yetiştiriyorum diye insanı bir kalıba sokamazsınız. Eğitime tabi tutulmuş birey erdemin gerektirdiği tutarlılık durumunu, ona göre düzenlenmiş eğitim sürecinin içinden kendisi çıkarmalı.

Eğitimci olarak sizin sorumluluğunuz bu tür insanı ortaya çıkaracak eğitimin nasıl olması gerektiğine karar vermek ve hazırlamak olmalıdır.

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbul ordu evden eve nakliyat