İbrahim Arı SENİ BİLEN DE BİLİR...
SENİ BİLEN DE BİLİR...
İbrahim Arı

SENİ BİLEN DE BİLİR...

Bu içerik 363 kez okundu.

Bugün "Batırık Hanım"dan bahsedeceğim size. 
Batırık Hanım Nihat Mustul tarafından kaleme alınan, 24 öyküden oluşan ve yeni çıkan 135 sayfalık bir öykü kitabı. 
Batırık Hanım’ı bir çırpıda, bir solukta okuduğumu belirteyim önce. 
Kitapta anlatılan hemen hemen her öyküde; dil, kültür ve bilinç vurguları öne çıkarken, kültür yayılmacılığına karşı da; özellikle dil üzerinden, bilinçli bir direnç gözlemledim.
Yazarımız toplumsal yaşamın kılcal damarlarına kadar dokunmuş desem abartmış olmam. 
Sanıyorum toplumcu bir yazar olma sorumluluğu bunu gerektiriyor...

Her öyküde Mut’u; Mut’un gelenek ve göreneklerini, insanlarının yaşamlarını, yaşanmışlıklarını, yaşam içerisindeki tezatlıklarını; ağlanacak hallerini, idealistliklerini, çaresizliklerini ama her şeye rağmen yaşamın iksiri umutlarını nasıl koruduklarını, kısa ve öz insanlık hallerini; olay, irdeleme/inceleme/düşünme ve sorgulama tarzında yalın, içten ve doğal bir dille anlatmış Nihat Mustul...

Yazarımız öyküleri aracılığı ile özellikle kendisini vatansever, milliyetçi ya da yurtsever olarak tanımlayanların, ana dili Türkçe’yi bile doğru dürüst yazıp konuşamayanların, yaşadığı memleketin dağının, tepesinin, ovasının, o topraklarda bitip yetişen ağaçların, meyvelerinin, kır otlarının, çiçeklerin, toprak altında yaşayan böceklerinin, kuşlarının, hatta etrafında vızıldayan böceğinin bile adlarını bilmeyenlerin öğrenmeme, kolaycılığa kaçma utancını yüzüne vuruyor... 
(Bu arada kendi adıma ben de payımı çıkardığımı belirteyim...)
Kısaca, Nihat Mustul öyküleri aracılığı ile bir yandan dilin ve kültürün önemine vurgu yaparken diğer yandan yaşanmış olayları akıl süzgecinden süzüp gelecek kuşaklara aktarıyor.

Dil demişken, bundan 2500 yıl önce yaşamış Çinli bilge Konfüçyüs dilin toplum için önemi hakkında şöyle der: "Bir ülkenin yönetimini ele alsaydım, yapacağım ilk iş, hiç kuşkusuz dilini gözden geçirmek olurdu. Çünkü dil kusurlu ise, sözcükler düşünceyi iyi ifade edemez. Düşünce iyi ifade edilemezse, görevler ve hizmetler gereği gibi yapılamaz. Görev ve hizmetin gerektiği şekilde yapılamadığı yerlerde âdet, kural ve kültür bozulur. Âdet, kural ve kültür bozulursa adalet yanlış yollara sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir!.."

Sevgili Nihat abi bir önemli eser daha kazandırdın Mut’a. Sağolasın...
Biliyorum, bu topraklarda insanın değeri onu kaybettikten sonra anlaşılır ancak seni bilen de bilir...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbul ordu evden eve nakliyat