Mersin Haberleri Sonses.tv'de
HV
27 EYLÜL Salı 20:35
Advert

Sorumluluk, Zorundalığa Dönüşmemeli!

Ceren GÜLÜM
Ceren GÜLÜM
Giriş Tarihi : 10-08-2022 14:00

Merkezi Paris, Fransa’da bulunan çok uluslu bir pazar araştırma ve danışmanlık firması olan (“Ipsos Group S.A’’)  çevrimiçi platformuna girdiğimde ilgimi çeken,  koyu harflerle yazılı büyük bir başlık ve yine kendi platformlarının gerçekleştirdiği yirmi sekiz ülkeyi kapsayan anketin sonuçları oldu. Başlık şu idi: ’Her üç kişiden biri, yanlış bir şekilde ülkelerinin dünyadaki en büyük mülteci ev sahiplerinden biri olduğuna inanıyor.’’   Gördüğüm bu başlıktan ve ankete katılan yirmi sekiz ülkenin insanlarının çoğunluğunda ortaya çıkan fikirlerden yola çıkarak yazımı şekillendirdim. Öncelikle madde halinde sıralanan önemli bulguları belirtmem gerektiğini düşünüyorum.

  • Üçte biri, kendi ülkelerinin dünya çapında en çok mülteciye ev sahipliği yapan üç ülkeden biri olduğunu düşünüyor - çoğu durumda gerçek konumunu abartıyor. Çok azı gerçekten mülteciye en çok ev sahipliği yapan ülkeleri doğru bir şekilde tanımlıyor.
  • Ankete katılan çoğu ülkedeki çoğunluk, Ukrayna'dan ülkelerine daha fazla mültecinin girmesine izin verilmesini destekledi.
  • Üçte biri, nerede olduklarına veya ne kadar zengin olduklarına bakılmaksızın tüm ülkelerin mültecilere yardım etme sorumluluğunun olması gerektiğini söylüyor ve onda üçü, en zengin ülkelerin mültecilere yardım etme konusunda en büyük sorumluluğa sahip olması gerektiğini söylüyor.

Mültecilere en çok ev sahipliği yapan üç ülke sorulduğu zaman çok az kişi mültecilere, sığınmacılara ve yurt dışında yerinden edilmiş Venezuelalılara (%25’ine)  ev sahipliği yapan Türkiye, Kolombiya veya Amerika Birleşik Devletlerini söylemiştir. İlk maddede belirtilen ‘’çok az kişi mültecilere en çok ev sahipliği yapan ülkeleri doğru bir şekilde tanımlıyor’’ ifadesine tekabül eden az önce sıraladığım ülkelerdir. Yani doğru şekilde tanımlayanlar; Türkiye, Kolombiya veya Amerika Birleşik Devletlerini söylerken, en çok yanlış tanımlama yapanlar ise İsveçliler. İsveçlilerin %49’u ülkelerinin mültecilere en çok ev sahipliği yapan üç ülke arasında olduğunu düşünüyor. Yanlış tanımlama konusunda İsveçi takip eden İtalya ve Kanada ülkeleri olmuştur. İtalyanların %48’i ve Kanadalıların %46’sı üçüncü sırada olduğunu düşünmekte.  Cevapların bütünü esas alındığı zaman %40’lık diyebileceğimiz bir küresel ortalama, ilk üç ülkeden birini doğru bir şekilde seçmiş bulunmakta. Türkiye, Kolombiya ve ABD'nin kendisi dışında, Meksikalıların %59’u,  Peru’da yaşayanların %54’ü ve Suudi Arabistan'da yaşayanların %53’ü olası ülkelerden en az birini doğru olarak seçerken, İspanya'dakilerin %22’si, Japonya’da yaşayanların %23’ü ve Belçika’dakilerin %25’ini en az bir tanesini bile tanımlayabilmekte.

İkinci maddede yer alan ifadeyi biraz daha açmak gerekir ise diğer ülkelerden gelen mültecileri kabul etmeye yönelik desteğin seviyeleri, Ukrayna’dan gelenlere kıyasla daha düşük olduğu anlaşılmakta. Bu durumda zihnimi bir sorunun meşgul ettiğini söylemem doğru olacaktır. Bireyler, ülkelerine gelecek olan mültecileri nasıl ve neye göre değerlendiriyor? Ve bu soruma kendime özgü olarak üç yanıt verdim.

-Ne gibi bir zorlukla karşı karşıya kaldıkları ve maruz kaldıkları zorluğa karşı ellerinden ne gelebildiği yani bunun üstesinden gelebilecek kadar ne düzeyde olabildikleri.

- Kendilerine yetebilecek miktarda kaynaklarının var olabilme durumu.

-Ve mülteciler kendi ülkelerine geldikleri zaman ülkelerindeki düzene veyahut kurala ayak uydurabilme durumu.

Kendime özgü verdiğim yanıtların hemen ardından önemli bulguların son maddesine dair birtakım açıklamalarda bulunup yazımı burada sonlandıracağım. Üçüncü maddedeki ifadeyi okuyucularıma hatırlatma olarak özetlemek isterim: Mültecilere misafirperverlik yapmaktan en çok hangi ülkelerin sorumlu olması gerektiği konusunda görüşler doğal olarak farklıdır.

‘’Üçüncü bir kişi (küresel ülke ortalaması %33), nerede olduklarına veya ne kadar zengin olduklarına bakılmaksızın tüm ülkelerin mültecilere yardım etme konusunda en büyük sorumluluğa sahip olması gerektiğini söylüyor, ancak on kişiden üçü (%30) en zengin ülkelerin en büyük sorumluluğa sahip olması gerektiğini düşünüyor.’’  Mültecilerin Statüsü’ne ilişkin 1951 sözleşmesinin üzerinde kısaca durmak isterim. Bu sözleşmeye göre, koruma arayışında olan bir mültecinin bir ülkeye girişi engellenmemelidir. Aynı şekilde bir mülteci zulüm göreceği ülkesine zorla gönderilemez. Şimdi bu bilgiye dayanaraktan şunlar söylenebilir: Korunmaya ihtiyacı olan bir mülteciye yardım etmeme (ev sahipliği yapmama) gibi bir girişimimizin olması doğru olmayacaktır. Kısacası zor bir durumda olan mültecinin ülkeye girişini engelleme gibi bir durum kesinlikle olamaz. Yalnız  benim bir noktada net bir şekilde konuşmam doğru olmayacaktır. O da şudur ki, nerede olduklarına veya ne kadar zengin olduklarına bakılmaksızın tüm ülkelerin mültecilere yardım etme sorumluluğunun olması gerektiği. Hepimiz bu problem havuzunun içerisinde yüzmeye çalıştığımız için biliyoruz ki, bir ülke kendi ekonomik, eğitim, sağlık gibi sorunlarıyla başa çıkamama gibi bir döngü ile başı dertte ise bir başka ülkeden gelen vatandaşlara sahip çıkabilmesi pek söz konusu olamıyor. Çünkü ekonomisi, eğitimi, sağlığı sıkıntıda olan bir ülkede belirli bir zaman sonra mültecilere sahip çıkma sorumluluğu,  mültecilere sahip çıkma zorundalığı olarak yerini alıyor. Dolayısıyla bu zorundalığa katlanmak durumunda olan o ülkenin vatandaşı için de işler hiç iç açıcı gözükmüyor. Evet, korunma arayışında olan bir mültecinin bir ülkeye girişi engellenmemelidir; fakat bir ülke korunma arayışında olan mültecilere ev sahipliği yapıyor ise kendi ülkesinin vatandaşına da misafir gibi davranmamalıdır.

Yararlandığım Kaynakça;

https://www.ipsos.com/tr-tr

YORUMLAR