Emin Güleç KRAL ÇIPLAK-2
KRAL ÇIPLAK-2
Emin Güleç

KRAL ÇIPLAK-2

Bu içerik 2019 kez okundu.

Eylül 2017'de; aynı başlık adı altında, 89 yılında yapılan Yerel Seçimlere ve esnasında, sosyal ve siyasal alanda yaşananlara ilişkin, kendi deneyim ve görüşlerimi paylaşmış, "Bir Düşünmeye Ne Dersiniz?" sorusuyla yazıyı noktalamıştım.

Bu günlerde, herkes olağanüstü kurultay taleplerine ilişkin olarak her şeyi çok biliyor. Kurultay toplansın, yok toplanmasın bu çok bilmelere, yapay gündem belirleme çalışmalarına, kim vede kimler neden oluyor?

CHP'de; olağan bir kurultay süreci yaşandı ve arkasından da ülkede, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Erken Genel Seçimi yapıldı.

Seçim esnasında; partinin, aday tespit ve tanıtımları, seçimi kazanmaya dönük çalışmaları ve kitlelere ulaşımda kullanılan yöntem ve teknikleri, sandık bazında örgütlenmeleri, oy (OHAL'de) kullanmada adil seçimin uygulanan tüm koşulları, ... vb. her şey, istediğiniz gibi gelişti. 

Hiçbir sorun yaşamadınız, bunlara ilişkin olarak konuşulacak değerlendirilecek hiç bir şey yok ve HERKES ÇOK, ÇOK BAŞARILI (!) Tebrik Ediyoruz, o zaman.

Oyunu, ancak yüzdelik puanlarla ve vekil sayısını da bir önceki seçime göre artırarak çıkmışlar.

Öyle mi? Bunu, bir başarı olarak kabul edecek miyiz? 

Siyasi partilerin varlık nedeni ve başarısı, ülkeyi iyi yönetme iddiasını sürdürmesinden ve yapılacak ilk seçimlerle iktidar olmasından geçer. 

Seçim sonucunda eğer, "İKTİDAR." ol(a)madıysanız, hiçbir başarı da yoktur. O kadar. Kimse kusura bakmasın.

24 Haziran Seçimlerin galibi, AKP'dir. İstediği koşullarda ve istediği sonucu almış ve bu sonucu da YSK'dan çok önce rakiplerine ilan ettirip, onaylattırarak kendi zaferini ilan etmiştir. 

YSK, Seçimlerin sonucunun ilanını değil, sanki muhalefetin bu kararını tasdik etmiştir.

Bu seçim, "Otoyoldan önceki son istasyondu." dostlar. Çünkü daha 16 Nisanda, Başkanlık Sisteminin en önemli aşaması, önceden gerçekleştirilmiş, aşama aşama 24 Hazirana gelinmiştir.

CHP'nin; Sn. Genel Başkanı, 16 Nisan akşamı, "Halkımız, bu referandumda EVET demiştir,  2019 Cumhurbaşkanlığı seçimine bakacağız." söyleminde bulunmuş, ancak ilerideki bir zaman diliminde, mikrofonlara "16 Nisan'da, %52.1'le HAYIR kazandı." diyerek, acaba bir rüya haliyle bilinçaltını mı dillendirmiştir.

Rejim değişmiş. Başkanlık sisteminin uygulamaları, artık bir bir yaşama geçiriliyor.

Diğer tarafta, gündem koltuk kavgası ve olanca hızıyla da devam ediyor. Evet, ifade yerinde, çok doğru! "Koltuk Kavgası.".

Kurultay isteyenlerin; program, tüzük ve kaybedilen seçimin, her türlü bileşenlerinin enine boyuna tartışılıp, bir durum  değerlendirmesi ve buradan belli sonuçlar çıkarılması ve böylelikle belki yeni bir umut, yaratılabilir kanaati verecek bir çağrı olmaktan uzak, bir Olağanüstü Kurultay Gündem talepleri var.

Kurultay Gündemi; ülkenin, gelecek genel ve yerel yönetim politikalarının, neler olması gerektiğine yönelik olarak, izlenen   ve izlemesi gereken stratejilerine, programlarına ilişkin olarak uzmanların, bilim adamlarının itinayla hazırladıkları plan ve projelerin, partililer ve aynı zamanda kamuoyu ile de paylaşıldığı, toplumun her kesimine ulaşan, toplumsal duyarlılıkların dile getirildiği, toplantılar,olarak düzenlenmelidir. Bunlar yoksa, doğrudur kişiler ve koltuklar tartışılır. 

Bu partide; Atatürk'ün de katılımıyla haftalarca süren, partinin plan ve programına, çalışma esaslarına, mevcut yönetim  kadrolarının da bir şekilde hesap verdiği ve performanslarına ilişkin olarak, uzun uzun değerlendirmeler yapıldığı herkesin bilgisindedir. 

Diğer tarafta; önümüzde Yerel Seçimler var, onun için hazırlanmak gerekirmiş, Kurultayın toplanmasına gerek yokmuş. İnanalım mı? Ne DERSiniz?

Bu yapılacak olan, bahse konu Yerel Seçimler, ne zaman ve hangi koşullarda nasıl yapılacak dersiniz? Size bir final sorusu.

Aynı hatalar yapılarak, yaşamda farklı sonuçlar almak mümkün değildir. 

Ülke; 2014 Yerel Seçimlerine gidiyor. CHP, aday belirleme hususunda görüş alışverişinde bulunuyor yada "Muş" gibi yapıyor.

Geçmiş dönemlerde partili olarak belediye başkanlığı yapmış, benimde içinde bulunduğum 16 kişi, Genel Merkezde Sn. KILIÇDAROĞLU'ndan alınan bir randevu ile kendileriyle bir araya geldik.

Görüş ve önerilerimizi, biz ve O'nun da bize ilettikleri düşüncelerini, beraberce paylaştık.

Özetle, bizim ortak görüşümüz, tüm üyelerle yapılacak bir ön seçimle tüm belediye başkanı ve meclis üyesi  adaylarının  tespitinin yapılması gerektiğini net olarak kendisine ilettik. 

Yeni uygulamaya konulacak olan; Bütünşehir Yasasıyla, yeni oluşan seçim çevrelerinde yaşanacak sıkıntıların, böylelikle daha kolaylıkla aşılabileceğini dile getirdik.  

Üye yapısından kaynaklı, şaibeler varsa o zaman, o seçim çevresinde var olan STK'lar, Dernek, Oda, Spor Kulübü,...vb. yönetim kurulu üyesi yada başkanları da aday belirlemede başvurulacak (hiç bir partinin bugüne kadar yapmadığı, kişilere farklı bir şekilde dokunacak, kendilerini önemseten bir işin ana ögesi yapan) ön seçime davetle dahil edilebileceğini, net olarak ifade ettik. 

Adaylar ile yerel halk (seçmen) arasında, böylelikle kurulacak bu bağın, yapılacak seçim için çok çok önemli olduğunu net ifadelerle de ortaya koyduk.

Yapılan; Yerel Seçimlerin Adayları, son Milletvekili Adayları, hangi kriterlerle, partili müfettişlerin raporları, araştırma şirketi verileri, ....vb. nasıl belirlendi? Sonuç ne oldu? Beklenen gerçekleşti mi?

Partililer, bunları kiminle nasıl değerlendirip, ne zaman ve nerede konuşacak? Konuşulacak hiçbir şey yok mu?

Karadenizli; mezar taşına yazdırmış, "Hastayum hastayum dedum, inanmaduuz bak ne oldii?"

Mersin'de; seçimi kaybeden aday arkadaşlarımız, çok kötü ve başarısız, bu işi yapamayacak kişiler miydi? 

Asla! Adayların ve aday adayların, kişiliklerine öncelikle herkes saygı duymak zorundadır. Bu hususta hiç tereddüt yok!

Siyaset, insanlara bir şekilde dokunmaktan geçer. Kişiliğinizle, partinin ve şahsınızın projeleriyle, güven telkin etmelisiniz, ulaşılabilir olmalısınız. 

Proje, sağlam verilere dayanıyor, gerçekçi, anlaşılır ve uygulanabilir, 

Aday, ulaşılabilir, güven veriyor, birikimli, ... seçmenin bakışında, ikisi bir arada olmalı.  

Geçmişte; CHP'nin, Genel ve Yerel Yönetimlerde, kamuoyunda tartışılan, gündem olan ciddi projeleri vardı. 

Kamuya ait Fabrika ve Sanayi İşlet., Üretme Çiftlikleri, Limanlar ve İskeleler, Toplu Konut, Tanzim Satış Mağazaları, Toplu Ulaşım,...vb. çağdaş belediyeciliğin ve çağdaş kentlerin kurulması üzerine, hepsi uzun araştırma ve uzman çalışmalarının emekleri neticesi ortaya çıkan, birikimli uygulayıcılarından aklımıza gelenler Erol KÖSE, Ahmet ISVAN, Murat KARAYALÇIN, Vedat DALAKOY, A. Kaya MUTLU, Selahattin ÇOLAK, İhsan ALYANAK ... ve daha niceleri, işin mutfağında yetişmiş, memleketi ve kamu yararını ön planda tutan, partili unutulmaz başkanları da şükranla anıyoruz.

Bu (aday belirlenmesinde) işin uzmanı, parasını sizin (aday adayları) verdiğiniz, araştırma şirketleri asla değildir. 

Burada parayı veren her kimse, araştırma şirketinin çalışması sonucundan o, yada onun istediği kişi, birinci çıkar. "İstisnalar kaideyi bozmaz."mış

Hikaye bu ya;

2x2= kaç eder sorusuna:

Çocuk, "4"

Kayserili, "Alacak mısın? Satacak mısın.", 

Araştırma şirketi ise "Kaç İster siniz?" diye yanıtlamış.    

Üye defterine kaydedip, Yargıtaya bildirdiğiniz parti üyelerini seçimlerde kullanmayacak iseniz, ne zaman kullanacaksınız?

Niçin, bir milyonun üzerinde insan, sizin partinize kayıt olmuşlardır?

Tarafınızdan delege olarak seçilip, sonra da sizi ve de işaret ettiklerinizi, seçmenin dışında bir görevi yoksa o başka. 

Bu konuda, son 30 yılın Genel Merkezlerin başarısı asla tartışılmaz. Çok ama çok BAŞARILIlar!

Evet;

"Ne varsa düne dair,

Dünde kaldı, cancağızım.

Bugün, yeni ve güzel şeyler,

Söylemek lazım!"

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbul ordu evden eve nakliyat