maltepe escort alanya escort kartal escort manavgat escort bets10 giriş bets10 giriş bets10 giriş güncel film izle gunesli escort sirinevler escort bahcelievler escort
Beni Seçerseniz!
AYÇA ÖZTORUN

Beni Seçerseniz!

Bu içerik 773 kez okundu.

-Kıymetli hemşehrilerim; eğer beni seçerseniz size iş, aş, eş bile bulacağım. Eğer beni... Ben... Ben...

-Beni seçerseniz umumi helalar yapacağım. Bedava! 

-Makarna mı? Ben çuvalla un dağıtacağım. Her önüme gelen yandaşımı işe alacağım. Yani bu kadar vizyonu büyük bir başkan olacağım!

-Duble yolu evinizin içine kadar döşetecek, dakikada bir kanalizasyon borusu eştireceğim.

-Kaldırım benim işim! Senlik benlik gütmeden döşediğim kaldırımdan, basma parası almadan yürüteceğim.

-Taziyeyi unutmadım. Zengin salası verdirip üç kere öldü... Öldü... Öldü... dedirteceğim. Plastik sandalyeyi unutun! Altın yaldızlı sandalyeleri taziye evine gönderip, en iyi yemeklerle hatim indirteceğim. Hatta siz beni seçin ölüyü bile dirilteceğim.

Kıymetli vatandaşlarım; vesaire, vesaire, vesaire...

İlk önce partiye parayı depozito diye basarım, seçilirsem ne âlâ! Koltuğuma kurulurum yoldan, belden, müteahhitten cebellezi yaparım.
Hele bi yapmayım da göreyim!?
Beni namussuz ilan ederler. Yaşar Kemal’imin romanında bahsettiği o tenekeyi kuyruğuma takar da gezdirirler.
Beni namusluymuş namussuz diyerek, dört bir yana rezil ederler.

İş sözü verdiğim garibanı bağrıma bassam; “nankörmüş bu kadın, akrabalarına sahip çıkmıyor da elin yedi kat yabancısını adam ediyor” derler.
İstihdam yaratmaya kalksam; “acep yatırımcıya nereyi peşkeş çekti?” derler.

Ya işte böyle! vesaire, vesaire, vesaire...

Evir çevir anlat anlat vesaire...

Namuslu ve dürüst değilsen kıçına yaldızlı döşek, nemalanmaz, talan etmezsen; “aaaah ah onun yerinde ben olacaktım ki, beyinsizmiş eşekoğlu eşek!” derler.

Suçun büyüğü oysa ki çalanda değil, çaldırmaya müsaade eden halkın çoğunluğunda...

Sevgili dostlarım; insan inandığı bir eylemin içinde olur. Sonunda yenilgi de olsa hedeflerim için mücadele verdim der...
Ben bu topluma, bu düzende yapılan siyasete inanmıyorum.

Eskiden, çok eskiden aydınlık yarınlar için mücadele veren ve halkın sözcüsü olmaya kararlı, işçiden emekçiden ve emekten yana olan siyasetçilerimiz vardı. ( elbette şimdi de var ama çok az) Meclis kürsüsünde ve her alanda halkını temsil etmek için yerlerini almışlardı. O dönemlerde dahi parmakla sayılacak kadar az, yiğit, devrimci adamlardı. Her biri faşizmin giyotininden geçtiler. Hatta halkı için mücadele verirken, halk tarafından vatan haini ilan edildiler. 12 Eylül’ün kanlı darbesinden sonra mumla, çırayla arasan bulamayacağın cevherdi onlar ve hepsi de yakınlarına ve onlara inananlara miras şereflerini, asaletlerini örnek olarak bıraktılar.

Peki şimdi inandıkları dava uğruna kimler o kürsüde?

Yine parmakla sayılacak kadar az siyasetçi var. Bu siyasetçilerimizi de ellerinden gelse bir kaşık suda boğacaklar.

Artık koltuk ve makam sevdası inançlar uğruna değil, çıkarlar uğruna, finansal güçle bir yerlere gelerek başlıyor. O koltuk öyle bir koltuk ki, adamı kucağına oturtur, verilen sözleri unut, yalan söyle, talanı başlat, yandaşlarından paralı olanı kolla, iş sözü verdiğin garibanlara da bugün git, yarın gel de... Geleni kapıdan kov, gidene; “kapı orada” de!

Bir oy için kapı kapı dolaşan ve bir çok vaadle halkın sözcüsü olacağını iddia eden kişiler, o makamı elde ettiğinde halkın gücüyle bir yerlere geldiklerini unutup, halkı tebaası sanar vaziyete geliyorlar. Ne garip ki halkta kendi seçimiyle makamla taçlandırdığı insanı efendisi tayin ediyor.

“Biraz da ben malı götüreyim” diyenleri yok saymak ve onu tekrar alaşağı etmek yine halkın elinde. Bu bilinci kendimize empoze edersek, ne korku siyaseti kalır, ne de saçma sapan insanların sırtı sıvazlanır.

Siyasi platformda halkın çoğunluğunu nasıl tanımlarız diye sorsanız bana, şu yanıtı verirdim.
“Kendi çıkarlarını gözetmeden halkın sıkıntılarına derman olmaya çalışan, şehrini maddi, manevi kalkındıran, kültür ve sanat faliyetlerinin şov değil, yarınların teminatı çocuklarımıza açılan pencere olduğunu bilip, eğitime, sanat faliyetlerine öncelik veren insanlara saygı duyup, tam destek vermemiz gerekirken, futbol takımı tutar gibi, hatta holigan bir tutumla, ülkenin geleceği değil, partinin geleceği diyerek, dini ve milliyetçiliği de kalkan olarak kullanıp, kültürel donanımdan uzak insanları makama getiren insanlara halk denir.”

Ben bu halkın çoğunluğuna inanmıyorum. Adamın niyeti bozuksa; “rahat ol çalabilirsin, yeterki kıyısından nemalanayım” diyen zihniyetin çoğunluk olduğu bir arenada dürüste hain, dinismara peygamber deniliyorsa, makam yetkisi için iki kere düşünmek lazım.
Halk seçim gücüyle karşısındakini en yükseğe çıkarır ve kendisine efendi tayin eder. Oysa ki kendi güçlerinin farkına varsalar yaratmış olduğu gücün tebaası olmaz, kirli siyasetin, haksız kazançların, yaşatılan mağduriyetlerin önüne geçmeyi bilir.

Halkın çoğunluğu için, seçim dediğiniz şey bu toplumda kendine hizmet edeni seçmek değil, kendisine efendi tayin etmekten ibarettir.

Bu arada istisnalar kaideyi bozmaz. Dürüst başkanlar da var elbette. Onları da zamanı gelince tek tek yazacağım. Dürüst ve çalışkan, geldiği yeri bilen, halkına sahip çıkan, temsil ettiği il veya ilçeyi inşaatla değil, kültür ve sanatla taçlandıran, sağdan soldan nemalanmayan başkanlara şapka çıkarmamak mümkün mü?

Sevgili dostlarım; yandaş olmayan basın yayının güzel insanları, şehre hizmet etmem ve dürüst yönetim anlayışıyla sizin emanet etmek istediğiniz koltuğa oturmam temenniniz oldu. Her birinize tek tek teşekkürü borç bilirim.
Ben iyi bir Yazar olma yolunda, nesillere örnek olmaya çalışan bir insanım. Siyaset benim işim değil. Siyaseti ve siyasetçilerin hatasını yazmak benim işim. Ben o makam koltuğuna otursaydım, müteahhitlerin, kodamanların adeta düşmanı haline gelirdim. Ben şehrimi beton yığınıyla değil, dokusunu bozmaya kıyamayacağım tarihi bir kent haline getirir, belediyeye ait her alanı işsiz, aşsız insanlara istihdam sağlamak üzere yatırımlar yapardım. Ben Ovacık Belediyesini rol model alırdım. Bu tutumum bir çok insanı rahatsız ederdi. Korkmazdım, halk için haklı davada gerekirse kavgaya tutuşurdum. Sanatsız bir toplum, fitili olmayan lambaya benzer diyerek, şehri sanatla harmanlardım. Hatta bu şehircilik planıma bile yansırdı. Bu tutumum bir çok insanın çıkarına ters düşer, adım namusluymuş namussuza çıkardı ve Yaşar Kemal’in romanındaki teneke ardımdan benim için çalardı.

Ben kendi işimi kimseye boyun eğmeden korkusuzca yapmak istiyorum. Halkı aydınlatmayı kendime misyon sayarak yazmak istiyorum.
Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış, şimdilerde halkın sırtına binmek ve pasta payından bana ne kadar düşerin hesabını yapmaktan geçiyor.

Haksız pasta yerin dibine batsın!

Ne ailemin şerefli adını, ne de çocuklarımın yarınlarını kirletecek siyasetin içinde olmam.

İkiyüzlü insanların oluşturduğu arenada oynanan oyunların kurpiyeri olmaktansa, bu tür insanlara aykırı, onların yanlışlarını hikayeleştirerek tarihte söz uçar yazı kalır misali yerimi almak isterim.

Bu arada aday adaylarının bir çoğunun hangi amaçla o makamı hedeflediklerini iyi biliyor, geldiğimiz noktada ağlanacak halimize gülüyorum.

Belediyecilikte siyasete değil dürüst ve iyi hizmet edene omuz vermek gerektiğine inanıyorum. Elbette bu seçimlerde dürüst, Çukurova’ya gönül vermiş ve kendisini yakından tanıdığım, dürüstlüğünden zerre şüphe duymadığım kan kardeşim Soner Çetin’in Adana’ya hizmetin en âlâsını getireceğine inandığım için sonuna kadar yanında olacağım. Bunu kardeşlik sevgisini ön planda tutarak değil, ne kadar dürüst olduğuna dair tanıklığımdandır. Bunun dışında günümüz siyasetiyle uzaktan yakından ilgim yoktur.

Yazıma son noktayı koyarken Ovacık Belediye Başkanımızı da dürüst ve ilkeli yönetiminden dolayı taktir ediyor, kendisini ve omuz veren halkını ayakta alkışlıyorum. Tabi unutamadıklarımızda var. Dönemin başbakanı Deniz’lerin idam edilmesinde en ön safta yer alan Süleyman Demirel’in hedef gösterdiği, Türkiye’de tarih yazmış Fatsa Belediye Başkanımız Fikri Terzi’yi de saygı ve rahmetle anarken, Aziz Nesin’imizin olağanüstü öngörüyle yazdığı, bugünü anlatan ve bizlere miras olarak bıraktığı “Zübük” adlı eseri için sonsuza kadar minnettarım.

Bir gün gerçekten siyasi arenada görev alacaksın deseler babamı örnek alırdım. Solun solu diye adlandırılan bu grubun neden örnek alınması gerektiğini ( babam ve dava arkadaşlarını) ilerleyen zamanlarda ayrıntılarıyla yazacağım.

Sevgili arkadaşlar; kendi adıma şunu söyleyebilirim;
halkı ıslah edebilmek siyasetten değil, eğitimden ve sanattan geçer. Ben yazım sanatımla yeni nesillere ve topluma biraz katkı sunarsam en güzel misyonu yerine getirmiş, sesimi duyurabildiklerime yazılarımla hizmet vermiş olacağım.

Seçimlerde oyunuzu yalanla, talanla küpünü doldurup, yan gelip yatma hayali kuranlara değil, siyasi donanımı olan ve halkına hizmet edeceğini anladığınız adaylara omuz verin...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
VM Medical Park Mersin Hastanesi muhtarlarla buluştu
VM Medical Park Mersin Hastanesi muhtarlarla buluştu
Ormancılardan kan bağışı
Ormancılardan kan bağışı
bursa escort - bursa escort - bursa escort