TÜRK SİYASETİNİN SABİTLEŞEN MİTİ ‘’TEHLİKELİ ÖTEKİLER’’
Kazım ALDOĞAN

TÜRK SİYASETİNİN SABİTLEŞEN MİTİ ‘’TEHLİKELİ ÖTEKİLER’’

Bu içerik 799 kez okundu.

Siyasi tarihimizin 1950-1960 dönemini demokratikleşme bakımından bir anlamda staj yılları olarak nitelendirebiliriz.1908 yılından beri ilk kez sivil bir hükümet iktidara gelmişti.Uluslaşmanın restorasyonu dünya savaşları ve nice bunalımlara rağmen eksiğiyle-artısıyla tamamlanmıştı ve demokrasinin temel tanımını teşkil eden çok partili sistemle önemli bir fırsat yakalanmıştı.

Demokrat Partisi iktidar olur olmaz, icraatını geçmiş ile hesaplaşmaya ayırdı.Seçimlerde halka vaat ettiği demokratik kuralları ve kurumları hayata geçiremedi.Popülizm ile beraber iktidarda kalmanın stratejisini, toplumsal ayrışma üzerine kurdu.CHP üzerinden bütün solu ‘’tehlikeli öteki’’ etiketiyle katagorize ederek toplumsal muhafazakarlık nosyonunu, oya dönüştürmenin politikalarını oluşturdu.

DP II.Meşrutiyet ile başlayan siyaseti sola kapatma görevini,soğuk savaş ve Kore savaşını da bahane ederek, ABD ile saf tutarak başarıyla üstlenmişti.

Bugün dünyada her alanda istikrasızlığa çare bulamayan Türkiye’nin önündeki en büyük engel,yukarıda sözünü ettiğim demokratikleşme kodlarının yanlışlığıdır.

DP den sonra iktidara gelen AP’nin politik çizgisi de aynı şekilde Türk siyasetini tarafların konsolidasyonu üzerinden dizayn etmesidir.

AP,MHP ve Milli Selamet partisi kurdukları Milliyetçi Cephe hükümetleri dönemi, demokrasi açısından en karanlık yıllardı.Özellikle 1968 olayları ve ondan sonraki demokratik hak arayışlarına en sert ve acımasız karşılığı MC hükümetleri verdi.1970’lı yıllarda meydan gelen öğrenci olayları bahane edilerek Türk toplumu kamplara bölündü.Sol kesimlere karşı adeta cadı avı başlatıldı.Her türlü hak arayışları,bir devlet karşıtlığı ve ihanetiyle bir tutuldu.

 1968 olaylarıyla başlayan demokrasinin iyileştirilmesi çabaları ve çoğulcu toplum arayışları,Avrupa’da ilerlerken, Türkiye,Ortadoğu ve Asya’nın çoğu ülkelerinde daha da geriledi.

Türk siyasi paradigması,yukarıda da işaret ettiğimiz gibi çoğulcu bir toplum yerine ötekini yok sayma zemini üzerinde inşa edilmeye çalışıldı.

Durum böyle olunca çağdaş demokrasi standardına ulaşmamız çok kolay olmayacaktır.Çünkü demokrasi öteki değil, ötekilerin bir arada yaşadığı rejimin adıdır.

Hoşgörü ve birlikte yaşama sanatı olan demokrasi ikliminin oluşması bugünlerde daha çok aranır oldu.Bir an önce ‘’öteki tehlikeliler’’mitinden uzaklaşmamız, toplumsal birlik ve beraberliğin sağlanması gerekir.

Siyasette kin ve nefret üslubunun bırakılmaması durumunda hiçbir sorunu çözmemiz mümkün olmayacaktır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bakan Yardımcısı Haluk Dursun, kazada hayatını kaybetti
Bakan Yardımcısı Haluk Dursun, kazada hayatını kaybetti
Toroslar’da 7’den 70’e herkes tiyatro öğreniyor
Toroslar’da 7’den 70’e herkes tiyatro öğreniyor