DEMOKRASİYLE ALDATANLAR
Kazım ALDOĞAN

DEMOKRASİYLE ALDATANLAR

Bu içerik 558 kez okundu.

Modern siyasetin kurucularından Machiavelli siyaseti araçsal bir gerçeklik üzerinden ele almış ve başarının sağlanması koşuluyla her yolun kullanılma-sını savunmuştur. Bilindiği gibi iktidar için her yol mubahtır sözünün de sahibidir Machiavelli.

Thomas Hobbes da yine buna benzer bir kavramla ‘’insan insanın kurdudur’ teziyle siyasetin rekabetçi gerçeğini ortaya koymuştu.

Her iki siyaset bilimcisi de siyasetin merkezine güç odağını koyarak, demokrasinin oluşturulmasında siyasetin dayandığı gücün aslında halkın değil kamunun gücü olduğu konusunda hem fikirler. Bu siyaset-demokrasi ilişkisi üzerine gerçekten de çok yazıldı çok çizildi.

Yine Max Weber de siyaseti, devletlerarasında ya da devlet içinde gücün paylaşılmasını sağlayan bir araç alarak niteler. Weber aynı zamanda siyaseti, kamusal alanın bireyin çıkarları doğrultusunda yönlendiren bir meslek oluşumu olarak kavramlaştırır. Genel anlamıyla 20.yüzyilin önemli toplumbilimcileri siyaseti toplumu ihmal eden, kişisel bir faaliyet olarak değerlendirirler.

Siyasetin bu şekilde tanımlanması bizi ister istemez demokrasinin ontolojisinde önemli bir kuşkuya götürür. Örneğin Schumpeter demokrasiyi yalnızca siyasal bir yöntem olarak tanımlar. O’na göre demokrasi siyasal kararlara ulaşmak için basit bir kurumsal düzenlemedir ve aslında kendi kendine bir amaç değildir. Böyle bir durumda şu sonucu çıkarabiliriz; demokrasiyi araçsal bir nitelik olarak kabul edeceksek, bu tür sistemlerde halk yönetemez, ancak yönetilebilir önermesi de doğruluk kazanmış olmaktadır.

İşte bütün bu düşünceler paralelinde günümüzdeki yeni sağ veya muhafazakâr liberalizm, bu görüşlere popülizm gözlüğünden bakarak, demokrasiyi halkı dışarıda bırakacak şekilde bir araç olarak kullanırlar.

Demokrasiyi amaç olarak değil ancak, devleti ve kamuyu ele geçirmek için kullanan en iyi profesyoneller de hiç şüphe yok ki günümüzün siyasal İslamcılarıdır.

Türkiye de son yıllarda dünyada demokrasi hayalleriyle halkını aldatan ülkelerin başında gelmektedir.

Hedefi Avrupa birliğine girmek olan AKP kısa sürede rotayı Yeni Osmanlıcılığa çeviren siyasal bir İslamcı parti oldu.

Siyasal İslam’ın demokrasinin neresine konulacağı konusu, sadece akılları bulandıran bir fanteziden başka bir anlam taşımamaktadır. Bir aldatmadır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500