AYIPLI SEÇİM!
Ali Türer

AYIPLI SEÇİM!

Bu içerik 400 kez okundu.

31 Mart Yerel Seçimi demokrasi adına kirletilmiş, müdahale edilmiş bir seçim oldu.

Çünkü öncelikle aynı düşüncede buluşan insanlar illerinde ilçelerinde yaşamlarını iyileştirmek için sorumluluk yüklenecek temsilcilerini özgürce belirleyemediler. Yerel Yönetici olmaya soyunacak adayları o beldenin, o ilçenin o ilin aynı siyasi düşüncedeki insanlarının belirlemesine izin verilmedi. Bunda iktidar kadar muhalefetin de sorumluluğu var.

 Yerelde görev yapacak yöneticilerin siyasi liderler arasında kurulan ittifaklarla, al ver ilişkileri ile belirlenmiş olması demokrasi geleneğimiz bakımından bir fukaralığın, hamlığın, gelişmemişliğin göstergesidir. Kendini “demokrasinin bekçisi” ilan eden muhalefetin iktidarın dayattığı yoldan aday belirlemesi, demokrasi açısından umut kırıcı olmuştur. Önce bunun altı çizilmeli.

İkinci tespit de şu: Partili Cumhurbaşkanı Sisteminin abuk sabukluğunu test etme imkanı bulduk. Cumhurbaşkanının partisinin başında, kabinesi ile birlikte seçim sürecini yönetmesinin kabul edilebilir haline geldiği, teamül haline geldiği yerde “demokrasi” tartışması yapmanın anlamsızlığı ortaya çıktı.

Halk, referandumda önüne getirilen hem bir partinin başında hem de Cumhurbaşkanı olabilme seçeneğine “olur” dedikten sonra böyle bir seçeneğin ülke için hayırlı olacağına gönülden inanmış bir Cumhurbaşkanının nasıl düşünmesini bekliyorsunuz? Örneğin bu yetkiyi aldıktan sonra şöyle bir anlayış içinde olması için, bir engel var mı?

Bu anayasa değişikliği ile aynı zamanda bir parti lideri olarak seçim süreçlerini yönetmemi halk kabul etti mi, etti. Öyle ise kabinemle birlikte yerel seçim kampanyası yönetmek benim hakkım. Bunu yapabiliyorsam Cumhurbaşkanı olarak aba altından sopa göstermem de ister istemez doğal kabul edilmeli. Çünkü o belediyelere parayı dağıtacak benim. İstediğim belediyeye para gönderim istemediğime göndermem, bunu kim sorgulayabilir. Bunu halka hatırlatmam niye sorunlu olsun ki. Belediye başkanı seçildi mi, seçildi ilişkilerine bakarım, uygulamalarına bakarım kafama yatmıyorsa, kayyum atarım. Bu da benim anayasal hakkım, bu hakkı istediğim yerde, istediğim şekilde kullanma hakkına sahibim. Muhalefeti ile iktidarı ile bu sisteme “olur” dendi mi, dendi, öyleyse bu sistem demokratik. Bu hakkımı kullanmamın önünde zorluk çıkaran varsa asıl o demokrasi düşmanı, halk düşmanı, hem de bölücü. Beni dışarıda bırakan bir kamplaşmanın anlamı başka ne olabilir ki!

Şimdi böyle düşünen, sürece böyle bakan bir siyasetçinin açtığı yolda “belediye başkan adaylarını” yukarıdan atamış bir muhalefet liderinin “güçler ayrılığı”, “demokrasi” gibi laflar ile seçim kampanyasını sürdürmesi, oy verecekler bakımından,  siyaseten bir anlam taşıyabilir mi?

TRT’de katıldığı bir programda İçişleri Bakanının “YSK’yı MSK’yı tanımam. Gerekeni yaparım” sözleriyle ortaya koyduğu cesareti nereden alıyor sanıyorsunuz? Anadolu ajansı arkasında sırtını dayayacağı bir irade olmadan veri girmeyerek, İstanbul seçim sonuçlarını saatlerce manipüle etme cesaretini nereden alıyor sanıyorsunuz?

İktidar partisinin öncülüğünü yaptığı ittifaktan gelen, bu güne kadar seçim süreçlerinde hiç tanık olmadığımız tahkir, tehdit ve ötekileştirme söylemlerinin halkın oy verme alışkanlıklarında bir farklılaşmaya yol açmamış görünüyor. Bu başka nasıl izah edilebilir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Şehir tiyatroları perdelerini açtı
Şehir tiyatroları perdelerini açtı
Mersin’de öğrenciler bando ile tanışıyor
Mersin’de öğrenciler bando ile tanışıyor