DIŞARIYA BAĞIMLI OLMA ZORUNLULUĞU
Kazım ALDOĞAN

DIŞARIYA BAĞIMLI OLMA ZORUNLULUĞU

Bu içerik 404 kez okundu.

İnebahtı Deniz savaşıyla Osmanlı’nın da yenileceğini psikolojik olarak üstünlük sayan Avrupa, Karlofça ve Pasarofça antlaşmalarıyla da Osmanlı’nın gerilemesini sağlama almıştı.1780’de devrimler çağıyla başlayan Avrupa’nın üstünlüğü Osmanlı’nın kendi Rönesans’ını yapamamasına bağlamak genel bir kanıdır.

Antony Giddens’e göre modernleşme gelişimi genelde dört devrimle meydana gelmiştir.

1-Bilimsel devrimler

2-Siyasal devrimler

3-Kültürel devrimler

4-Endüstriyel devrimler

15.ve 16 yüzyılın güçlü İmparatorlarında Osmanlı’nın çöküş serüvenini tarihsel olarak irdelediğimizde gerçekten de bu saydığımız dört temel zeminin atılmaması olarak kabul etmek zorundayız.17.yüzyıldan itibaren çöküşe geçen Osmanlı İmparatorluğu tarım toplumundan endüstri topluma geçmeyi başaramayınca doğal olarak Aydınlanma çağını yakalayamadı. Çünkü Aydınlanma çağı yukarıda saydığımız dört evrenin tarihsel olarak kronolojik gelişmesiyle mümkün oldu.

Osmanlı İmparatorluğu bu sözü edilen dönüşümleri sağlayamadığı için ayakta kalmanın çarelerini yine batıda aradı. Askeri teknoloji başta olmak üzere bütün yenilikleri Avrupa’dan yüksek bedeller ödeyerek almaya başladı. İşte bu durum kendisinin de bir bakıma sonunu getirdi.

Nihayet 19.yüzyılın dağılan İmparatorluğu olan Osmanlı’nın yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş felsefesi olarak ayakta kalma düşüncesini batının yaşadığı düşünce kodlarında aradı. Bu anlamda Türk ulusal devrimi herkesin kabul ettiği gibi bir modernleşme projesidir.

Savaşın bitmesiyle birlikte siyasal, kültürel ve sosyal alanlarda birçok değişimi başaran Cumhuriyet kadroları, diğer taraftan da büyük bir kalkınma hamlesi başlattılar. İzmir İktisat kongresiyle başlayan süreçle 1940’lara gelindiğinde azımsanmayacak bir sanayi alt yapısı oluşturulmuştu.

İkinci dünya savaşıyla beraber yeni küresel pazar arayışının odak noktası olarak Türkiye gibi stratejik bir öneme sahip ülkeyi gören dünyanın süper gücü

Amerika, çok partili sistemle beraber Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle bu fırsatı yakaladı diyebiliriz. DP lideri Menderes Cumhuriyetin kuruluşuyla beraber başlatılan sanayi yatırımlarını geliştirmek yerine başta askeri ve diğer birçok alanda Türkiye’yi Amerika’ya bağımlı hale getirdi.

İşte Demokrat Parti’nin bu siyasal tercihi Türkiye’nin yaklaşık 65 yıllık sorunlarının da temel nedenidir. Mevcut potansiyel kaynaklarımızla kendi kendine yetecek bir ülke olan Türkiye’nin kaynaklarının Amerika ve Avrupa’ya aktarılması sağ iktidarların karakteristik yapısı haline gelmiştir.

Bu vesileyle sağ iktidarların son temsilcisi olarak umduğumuz AKP’nin de bu siyasal geleneğin devamı olarak başımıza neler getirdiğini sanırım söylemek gerekir.

AKP’nin bir eksen kayması aldatmasıyla mevcut ekonomik ve siyasal konjonktüre bakmadan Rusya’dan aldığı S-400 füzelerine aktardığı milyarlarca doların gelecekte ne gibi olumsuz sonuçlar yaratacağını hep beraber göreceğiz.

Uluslararası gelişmeleri iyi analiz etmeyerek ve dış politikayı iç siyasetin pragmatik bir unsuru olarak gören AKP, muhalefetin de söylemeye çekindiği milli hassasiyetler sebepleriyle her istediğini yapmaktadır.

Burada asıl söylememiz gereken, CHP’nin özellikle 31 Mart seçimlerinden önce Erdoğan karşıtlığının seçimlerde başarısız olduğu algısı üzerinden stratejik bir değişikliğe gittikten sonra şu sıralar Türkiye için hayati önem taşıyan konularda bile AKP’nin yanlış politikalarını da onaylamasıdır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tarsus’ta açık sinema keyfi 8 Eylül’e kadar sürecek
Tarsus’ta açık sinema keyfi 8 Eylül’e kadar sürecek
Emekli kadın öğretmen denizde boğuldu
Emekli kadın öğretmen denizde boğuldu