TAM 51 YIL OLDU
Kamil Cömertler

TAM 51 YIL OLDU

Bu içerik 38 kez okundu.

24 Temmuz tüm Gazeteciler için, tüm basın mensupları için çok anlamlı bir gündür...
24 Temmuz “Gazeteciler ve Basın bayramı” dır...
Ve..ben
Tam 51 yıldır her 24 Temmuz’da bu anlamlı günde ,günümü gönlümce kutladım ve işte yıkılmadım,ayaktayım ve bu yılda yine kutluyorum..,
Anamur’da görev yapan tüm gazeteci arkadaşlarımın,meslektaşlarımın ve medya kuruluşları emekçilerin gazeteci ve baksın bayramını en içten duygularla kutluyorum...
24 Temmuz’un bir başka anlamı ise Basın’dan sansürün kalktığı bir gündür.
24 Temmuz 1908'
de II. Abdülhamid tarafından İkinci Meşrutiyet’in yeniden ilan edilmesiyle basın üzerindeki acımasız sansür de kalkmıştır.
 Basın Bayramı’nı masaya yatıralım...
10 Haziran 1946 yılında kurulan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bir basın günü oluşturmayı planlayarak, Türkiye de ilk gazetenin çıkış tarihine göre, “Basın Bayramı” ilan etmeye karar vermişti. Kararın ardından ilk gazete konusunda çeşitli görüşler bulunması nedeniyle bu konuda farklı öneriler gündeme gelmişti. Daha sonra Falih Rıfkı Atay tarafından, Basın Bayramı’nın her yıl 24 Temmuz tarihinde kutlanması fikrini ortaya atılmış ve bu bayramın 24 Temmuz’da kutlanması kabul edilmiştir. 24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü, ‘Gazeteciler ve Basın Bayramı’ olarak kutlanmaktadır..
24 Temmuz Basın bayramının ilan edilmesinin üzerinden  111 yıl geçmiştir.
Şu geçen yıllara bir bakalım, 111 Yılda   basın ne kadar özgürdür, görev ve sorumluluğunu gerçek manada yapabilmekte midir? İktidarların ve Patronları sansürleri ve baskıları nedeniyle “Halkın haber alma hakkını gerçekten verebilmiş midir?
İfadelerini istediği gibi kullanabilmiş midir?.
Elbette hayır..
Gazeteci, devletin, kimi zaman patronların sansürü ile karşı karşıya kalmıştır.Hükümetin,yerel amirlerin,Belediye başkanlarını baskısını hep sırtında hissetmiştir..
Belediye Başkanlarının kent gazetecilerini by-pas etmesi, meslekle uzaktan yakından ilgisi olmayanlardan medet umması,ulusal gazeteci kimliğinde şarlatanlara daha çok önem vermesi ve her zaman,her an,her gün birlikte olduğu yerel gazetecilere sırt dönmesi işte bu bayramlarda en çok içimizi acıtan gelişmeler olarak  bu günde,dün de hep karşımıza çıkmıştır..
Bir  24 Temmuz’u daha yaşamaktayız..
Belediye başkanları  başta olmak üzere herkes,” Basın Bayramı/Basın Özgürlüğü” ile ilgili kutlama mesajları yayınlayacaklar ve ahkâm kesecekler.
 24 Haziran Basın Bayramını kutluyoruz.Acaba soran çıkacak mı.?
“Madem ki  Basın Özgürlüğü var,  111. Yılda  cezaevlerinde  111’den fazla gazeteci neden yatıyor?” diye..
Daha sorulacak çok soru var.
Bunları da, işlerini hakkıyla yapan gerçek  meslektaşlarım hep soruyor...
Ancak,
Anamur festivaline davet edilen, konuk olarak ağırlanan, masalarında kuş sütü eksik bırakılmayan ve arkasına Anamur’u 50 yıl geride bir köy gibi bulduğunu söyleyen, insanlarına kaba diyerek aşağılayan, Anamurlular için, cahil cühela diyen gazeteci olduğunu  sanan soytarılar. Sorabiliyor mu?
Bu anlamlı benim bayramımda;
Birilerini,Bir Kent yöneticisini şaşkınlıkla izliyorum,hayal kırıklığına uğruyorum...Bu bildiğimiz insan,Gerçekten bu mu diye soruyorum..
Kaçının sorgulamaya yüreği/ mabadı yeter(!) bilemem ama,ben bundan böyle hep sorgulayacağım..
Kısacası;
Düşünce özgürlüğünün  suç sayıldığı ortamda, basın özgürlüğünden söz etmek bir hayaldir.
Türkiye’de; ulusal gazetecilerin rakı masalarında ahkam kestiği bu günlerde, Yerel gazetecilerin öneminin giderek artığı gerçeği karşısında dik duruş sergilenmesini beklemek bizim hakkımızdır..
Bir kez daha,24 Temmuz Gazeteciler ve Basın bayramını kutluyoruz.
Niye yazdın?” diye sormazlar, “az yazmışsın” diye  alkışlarlar.
Her ne kadar Türkiye’nin en büyük ulusal gazetelerinden birinde çalışsam da;Bir kent gazetecisi olarak Basın Özgürlüğü, Özgür Basın diyerek  başkalarının özgürlüklerine saldırmaya  hakkımız olmadığını bilenlerin arasındayım..
Sosyal  yaşam tarzı olan mesleğimizi doğru-dürüst yapanların arasındayım..
Ve de  kamuoyu  gazeteciye saygı duysun  ve yeri geldiğinde de arkasında dursun diye mücadele verenlerdenim..
Ve. Bir gerçek..
Toplum seni benimsediği sürece varsın.
İşte 24 Temmuz Gazeteci ve Basın bayramını 51 yıldır kutlayanlar arasındayım, Ayaktayım ve dimdik duruyorum...
Demek ki; toplum içinde hep benimsendik..
Yoksa  istediğin kadar kartvizitine Gazeteci/Yazar yazdır,
Ancak sen yazar sen okursun!
(Bu yazının bir kaç bölümünde Gazeteci Arkdaşım, dostum, Ali Adalıoğlu’nun konu ile ilgili yazısından kısa alıntılar vardır)

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bakan Yardımcısı Haluk Dursun, kazada hayatını kaybetti
Bakan Yardımcısı Haluk Dursun, kazada hayatını kaybetti
Toroslar’da 7’den 70’e herkes tiyatro öğreniyor
Toroslar’da 7’den 70’e herkes tiyatro öğreniyor