CUMHURİYET HALK PARTİMİN 96. DEVRİM YAŞI...
Beyhan BALABAN

CUMHURİYET HALK PARTİMİN 96. DEVRİM YAŞI...

Bu içerik 1683 kez okundu.

SALTANATI YIKAN, İHTİLALLE DEVRİM YAPAN;                                                         

       CUMHURİYET HALK PARTİMİN 96. DEVRİM YAŞI KUTLU OLSUN

       Türkiye CUMHURİYETİ Devletimizi Kuran, Cumhuriyet Halk Partisi 1980 Darbesi ile kapatıldıktan sonra; 12 yıl süren adli davalar neticesinde 1992’de yeniden açılmıştır. 1992 CHP Yönetimi 9 EYLÜL 1924 Yılını CHP’nin Kuruluş Tarihi olarak kabul eder.

       1922’de Mustafa Kemal İzmir’den başlayarak, Partinin İl Teşkilatlarının kurulması ile ilgili görevleri vermeye başlar. Partinin ilk kuruluş adımı ise; Seçimlerin Yenilenmesi Kararı Mecliste alınarak, 8 NİSAN 1923’te DOKUZ UMDE adı verilen İLKELER BELGESİNİN İlan edilmesi ile atılmıştır. DOKUZ UMDE; CHP için önemli bir kuruluş tarihi belgesidir. Fakat eleştirmek zorundayım; CHP Web Sitesi de dâhil, hiçbir kuruluş açıklamasında 1992’den bu yana bu belgeden hiç söz edilmez, anlatılmaz veya yazılarda yer almaz…

       Seçimlerin Yenilenmesi Kararı ile ilk seçimleri kazanan; Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Üyeleri ile 8 Ağustos 1923’te Mustafa Kemal toplantı yaparak; bir partinin kurulması gerektiğinden söz eder. Hazırlanan Halk Fırkası Nizamnamesini Vekillere dağıtmış ve incelemelerini istemiştir. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Meclis Gurubu; 9 EYLÜL 1923 tarihinde yaptığı toplantıda Vekillerce incelenen Halk Fırkası Nizamnamesini kabul eder. Böylece Halk Fırkasının (Partisinin) kabulü gerçekleşmiştir, aynı zamanda içerisinde Nizamname olduğu için bu kararla kuruluşu gerçekleşmiş kabul edilir. 9 Eylül 1923 tarihi ilk fırka (parti) kararı olduğundan CHP’nin kuruluş tarihi olarak belirlenir.

       Ama Nizamnameye göre; yönetimin belirlendiği 11 Eylül 1923 tarihli yapılan ilk toplantının da kuruluş tarihi olarak belirlenmesini yıllardır savunanlar da vardır. Zira Yönetimin bu tarihte seçildiğini gerekçe gösterirler. Ama yeni bir devleti kurmak için meclisi oluşturan tek parti olduğunu ve öncesi olmadığı için partinin kuruluşunun kabulünün gerekçe sayılması gerektiğini düşünmek istemezler. Çünkü amaçları yönetimdeki isimlerin öne çıkmasını isteyerek kişisel egolarını tatmin etmekti!

       8 NİSAN 1923 tarihinin kabul edilmesi gerektiğine inananlarda vardır. Bunun nedeni; DOKUZ UMDE İLKELERİNİN ilan edildiği gün olduğu içindir. Fakat yine yeni bir devletin kuruluş aşaması olduğu için kabul edilemez.

       En mantıklısı önce Halk Fırkasının kabulü olarak görülmüştür. O nedenle 1980’ne kadar tüm CHP Yönetimleri; 1923 yılının 9 Eylül’ünü partinin kuruluş tarihi olarak kabul eder.

       Meclise verilen ilk KANUN TEKLİFİ ise; 13 EKİM 1923’te “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başkenti Ankara Şehridir” ile maddelik yasa teklifidir. Aynı gün mecliste kabul edilir.

       1924 yılına girildiğinde halen yeni kurulan bir devletin meclisinde yapılan yeni kararlar, oluşturulan kanunların başlaması ve özellikle 1924’te ilk PARTİ UYGULAMALARI kabul edildiğinden 1992 CHP Yönetimi her bir tarihi ayrı savunan tüm partililerini kucaklamak istemiştir. O yüzden geçen bir yıllık (1923’ten 1924’e) süre zarfında dört ayrı günü kuruluş yıldönümü kabul edilmesini isteyenleri bütünleştirmek için; tartışmalara SON VERMEK adına; 1924 yılının 9 Eylül’ünü CHP’nin kuruluş tarihi olarak kabul etme kararı alınmıştır. Bana göre; Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran bir siyasi partiden; kuruluş yıldönümü için yükselen çok seslilik devletin temellerinin zenginliğini ve partinin savunucularının kuruluşundan itibaren atılan tüm adımlarını, alınan kararlarını özümseyerek sahiplenme ve takipte olma gücünü gösterir.

       CHP; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin SİGORTASIDIR. Kendi adına veya menfaatine değil de, Partisine emek veren, yaşatan her CHP üyesi Devletinin varlığına, bağımsızlığına, bölünmez bütünlüğüne emek veren vatandaş sayılır. CHP’nin 6 İlkesi tüm bunları SAĞLAMA ALAN İlkelerin bütünlüğünden oluşur. Aynı zamanda İlkelerimiz; Cumhuriyet Devletimizin de DEĞİŞMEZ İlkeleridir, devletin bütünlüğünün sigortasıdır…

       CHP’NİN KURULUŞUNDAN ŞİMDİKİ ZMANA BİR YOLCULUK YAPARSAK;

       CHP; 1923’ten sonra, 27 yıl kesintisiz Tek Partili dönemde Cumhuriyet tarihinde önemli gelişmelere imza atmıştır. Kimilerine göre OTORİTER veya TOTALİTER, kimilerine göre doğru ve olması gerekenleri gerçekleştirmiştir. Teokratik bir Devlet işlevinden, Laik bir Devlet işlevine SALTANATI YIKARAK ve İHTİLAL YAPARAK geçmek; elbette bir devlet düzeni kurma süreci ister. Balkan Savaşları, 1. Dünya Savaşı, Rus Savaşı, Çanakkale Savaşı, Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşlarındaki VATAN HAİNLERİ YÜZÜNDEN; yeni Laik Devlete sadık kalacak siyasi partilerin bağlılığını ölçmek ve devletin ilkelerine sadakatle siyaset yapmalarına inanmak elbette bir önlemdir…

       1946’da başlayan Devlet içinde Dışa Bağımlı Devlet oyunu; 1950 yılından bu yana, çok partili Rejime geçildiğinden beri, CHP’nin iktidar olmasının önü hep dış güçlerin Türkiye’de hak sahibi olmasına izin veren, taraflı, menfaatçi zihniyetler tarafından halkın gözünde iftiralara maruz bırakılarak ve aydınlaşan milletimizi darbelerle sindirerek engellenmiştir. Türk Milletine duygu sömürüsü yapılarak, inancı kullanılarak, CHP’den uzaklaştırılması sağlanmıştır. Yobazlar daima dış güçlerin devletimize karşı içten silahı olmuştur! Dış güçlerin yandaşları menfaatlerince hep kazanmışlardır. Zenginliklerine zenginlik katmak uğruna ülkemizin tüm üretim değerlerini, devlet kurumlarını bile özelleştirerek dış ülkelere satacak kadar ileri gitmişlerdir. Böylece Osmanlı’nın son döneminde olduğu gibi aydınlıktan yeniden karanlığa içten yıkılış başlamıştır…

       1970’lerde Ortanın Solu diyerek CHP’ni siyasi temelinde yanlış yola sürükleyen bir genel başkan, daha sonra Demokrat Sola geçmek isteyerek sözde hatasını anlayan aynı Genel Başkan! 1972’de Atatürk’ün izinden Samsun’a çıkan ÜÇ FİDAN’I DARAĞACINDAN ALAMAYAN CHP İSTİKRARSIZLIĞI ve devamında çığ gibi büyüyen Atatürkçü gençliğe Anarşist, Terörist damgası vurduran, canlarıyla bedel ödeyenlere sahip çıkamayan, devrimcileri yalnız bırakan, korkuların beslediği genel merkez acizliği… Hâlbuki Cumhuriyet Devletini Mustafa KEMAL; DEVRİM yaparak kurmuştu, ama devrimciler bir bir yok ediliyordu. Ve zenginler ve milletvekilleri ve okumuş aydınlar ve devletin sayesinde memur olan, maaş alan devlet adamları işkenceleri, idamları seyrediyordu!

       1980 sonrası CHP kapalı iken tabanının Sosyal Demokratlığa yerleşme çizgisi yalanıyla CHP tabanının ayrışmasına sebep olmuştur. BOP planıyla Halkçı Parti dayatması sol içinde hırsızları, yolsuzluk yapanları, hazır oylardan seçilerek kendi yoldaşlarına ve Atatürkçülüğe meydan okuyan, CHP’nin bir daha kurulmasına karşı çıkan bir kitleyi doğurdu! Dış güçlerin istediği olmuştu. Demokratik Sol ise Doğu’yu iten, Doğu’da teşkilat bile kurmak istemeyen, Doğuyu dinci emellere bırakan ötekileştirme siyasetiyle dış güçlere yardım eden ve cemaatleri bölgede güçlendiren bir yol izlemiştir. Bunun karşılığını da Amerika’ya kadar gidip Terörist Başını eliyle alacak kadar ittifak halinde olduğu gerçeğini hiç saklamadan Türk Milletini güce karşı sindirme gerçeğidir… Ardından sınır ötesinde karşı zihniyetin gücünden yararlanarak anlaşmalara oturan lider sıfatı görüntüsü ve karşılığında Doğu ve Güneydoğu Sosyalistlerinin yerini çok yanlış oluşumlara iten ötekileştirme, solu bölme, ardından cemaate yakınlık ve koalisyon…

       1992’de 12 yıl sonra açılan ve tekrar 6 İlkesinin hakkını vermeye çalışan, hiçbir yanlış tanımlamaya taviz vermeyen, eski yönlendirilmeye izin vermeyen 1923’teki ilk kurulan ESKİNİN YENİSİ, YENİ CHP kuruldu…

       Şimdilerde ise; sadece CUMHURİYETİN ve ATATÜRKÇÜLÜĞÜN YAŞAMASINI isteyen LAİKLERİ partiden iten, Atatürkçülüğe sadık bireylerin hazır oylarından seçilebilen, sağlam bütünlüğü olmayan, iktidarın zaman zaman piyonu durumuna düşen bir genel merkez. Ve hatta bir CHP Milletvekilinin 30 Ağustos Zafer Bayramında; “26 Ağustos Taarruz tarihini Mustafa KEMAL’İN 1071 Malazgirt Zaferiyle aynı güne denk getirmiştir” sözleriyle televizyonlarda bir ayar gibi anlatarak Cumhuriyet Tarihini çarpıtan, basitleştiren, iktidara göz kırpan, tarihte birbiriyle asla bağdaşmayan iki savaşı birleştiren bir milletvekili! Malazgirt yurt edinmek için, Kurtuluş Savaşı yurdu kurtarmak için verilen milli mücadeledir! Böylelikle kanla yazılan tarihi bir tarih ayarında anlatacak kadar NUTUK bile okumadığını ilan eden bir anlayışla hazır oylardan seçilen bilgisiz milletvekilleri… ! Devletin her kurumunu satan, mültecilerle milletimizin laikliğini, düzenini, huzurunu bozan İktidarın ayağına giden bir ANA MUHALEFET PARTİSİ…

       2010’da Parti Tüzüğünde 12.Madde kaldırılacak aldatmacasıyla partiyi ele geçiren, eskisinden daha kötü sözde demokrasiyle yeni tüzük komisyonu başkanlığı yaparak genel merkezi yönlendiren Av. Metin FEYZİOĞLU ve İktidarın CHP’yi içten gözetlemesiyle geldiğimiz boşa geçen süreç. Genel başkan yetkilerini demokrasiden uzak bir anlayışla, 60 PM Üyesiyle ve 5 Genel Başkan Yardımcısıyla sağlama alan, Parti tabanından en tepeye kadar, seçimlerde adaylarını belirlerken, hâkim huzurunda ön seçimler yapmaya korkan, çoğalmanın önünü, büyümenin heyecanını, birleşmeyi ve zaferin kapılarını KOLTUK için kapatan bir zihniyet. Eşitlikten, hak ve özgürlüklerden bahseden CHP’de; Kadın ve Gençlik Kontenjanını SEÇİLECEK SIRADA değil de; tüm listede seçilmeyecek sıralarda %33 ile belirleyen haksız adaylıklar! Adalet diye politika yapıp, partide konuşana, haksızlığa sesini yükseltene DİSİPLİN SOPASI! Seçimlerde; İttifak diyerek, ittifak partilerinin anlaşmalı çevreleriyle kendi kafalarına uygun kişileri, özel pazarlıklarla görevlere getirip, halkın ve tüm ittifak partilerinin emekçilerinin emeğinden geçinerek hizmet yapıyor görünen, belli gurupları ve kişileri zenginleştiren, parti delegeliğiyle önlerindeki seçimlerde koltuklarını sağlamlaştıran pazarlıklı belediyecilik anlayışı!

       Dilerim, tüm bu korkular, CHP’ye yakışmayan bu uygulamalar bir gün biter, özgüvenle tüm kapılar adaletli kararlara açılır ve Cumhuriyet’in İlkelerinden taviz veren hükümetin tüm yanlışlarını yeniden düzeltmek için CHP; ilkelerine liyakatle, hakkıyla listelere giren Milletvekilleriyle İKTİDAR olur. Zira Ilımlı İslam’a 17 yıldır yönlendirilen Türkiye’yi bölme çabalarında dış güçler % 80 başarıya ulaşmışlardır. CHP İktidar olsa da; en az 50 yılda Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki millet-devlet-vatan birliği ancak sağlamlaştırılabilir. Yeniden çağdaş, medeni, bilimsel, eğitimde ve yaşamda LAİK çizgiye ulaşılabilir. Aksi takdirde Türkiye özellikle yurdumuza getirilen dinci-kafatasçı göçlerle birlikte, tamamen dine dayalı bir yaşam şekline günden güne alıştırılmaktadır. Cumhuriyet yıkılırsa; sonumuz vahimdir… 

       Ben; 9 EYLÜL 1923 yılını CHP’nin Kuruluş tarihi kabul ederek, SALTANATI YIKAN ve Yeni CUMHURİYET Devleti kuran ilk fırka yani parti kabulünün karar tarihidir, o yüzden 1923 yılını CHP’nin kuruluş yılı kabul ederim. Zira siyasi parti olmazsa meclis kurulamaz, mecliste karar alınmazsa devlet kurulamaz. O nedenle Cumhuriyet Halk Fırkasının Kuruluş tarihi ve alınan ilk devlet kurma tarihi 9 Eylül 1923’tür. Bana göre 1992’de alınan kararla; farklı düşüncelerin istekleri değil, uygulanan tarihlerin kanun belgeleri ışığında gerçekler kabul edilmelidir! Belgeli doğru budur. Bu doğru; aynı zamanda dinci emellerin düşmanlığına rağmen; çarşafa rozet takmak, türbana başörtüsü demek gibi yanlış adımların atılıp, bu günkü yanlış kapıları açan kararlara benzer. Demek ki; Mustafa KEMAL gibi hiç bir yanlışa taviz vermemek başarı getirir. CHP’ye DİNSİZ ve Cumhuriyet Devletini Kuranlara AYYAŞ diyecek kadar ileri gidenlere ve onların peşinden giden anlayışa taviz verdikçe; CHP özünü kaybetmektedir. Bu nedenle 6 İLKEYE SADAKAT, SAHİPLENME, SAVUNMA ve YAŞATMA ASIL ve ASİL GÖREVİMİZ OLMALIDIR…

  

        9 Eylül 1923 DEVRİM Tarihi ile 96. Cumhuriyet Yaşımız tüm CHP Camiasına ve Milletimize Kutlu Olsun…

       YAŞASIN CUMHURİYET!

       YAŞASIN TEK BAŞKOMUTAN; Gazi Mustafa KEMAL ATATÜRK!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tarsus Belediyesi personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
Tarsus Belediyesi personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
Herkesin gözü önünde kadının cebinden telefonu aldı
Herkesin gözü önünde kadının cebinden telefonu aldı