Türkiye’nin Çıkmazı; Demokrası Dışı Siyaset Hevesi
Kazım ALDOĞAN

Türkiye’nin Çıkmazı; Demokrası Dışı Siyaset Hevesi

Bu içerik 367 kez okundu.

Bugün Türk siyasi yaşamın en karanlık dönemlerinden biri olan 12 Eylül darbesinin yıl dönümü. Toplum hafızasında derin yaralar açan bu demokrasi dışı askeri müdahale onlarca insanın yaşamını elinden aldı.

İkinci dünya savaşının bitmesiyle başlayan soğuk savaş dönemi, iki süper gücün kontrol etmeye çalıştığı rejimlerin birer sonucu olan askeri ve totaliter rejimlerim ortaya çıkmasına uygun bir iklim yarattı. Demokrasisi gelişmemiş olan ülkelerin sıkça faydalandığı bu demokrasi dışı rejimlerin vurduğu ülkelerin başından ne yazık ki Türkiye gelmektedir.

12 Eylül’ün yarattığı siyasi kültürün egemen olduğu politik üstünlük anlayışın hala damarlarında hissettiği bir Türkiye ile karşı karşıya olduğumuzu söylemek durumundayız. Her ne kadar birden fazla siyasi partinin yarıştığı bir sistem üzerinde yürütülen iktidar yarışı olsa da, Türk siyasi yapısı bir süre sonra özellikle sağın tarihsel ve geleneksel mantalitesi nedeniyle yetkilerin tek kişide toplanmasına neden olmaktadır.

Özal ile başlayan ve günümüzde devam eden 12 Eylül ürünü sağ partilerin temel hastalığı önce demokrasi söylemi ile halkın desteğini alıp sonradan mutlak güç ve kudretin merkezi haline gelmeleridir. İşte bu güç sarhoşluğu şimdi yaşadığımız siyasi konjonktürde de olduğu gibi yazımızın başlında belirttiğimiz demokrasi dışı bir siyasal yapıya dönüşmüştür.

Gezi müdahalesi ile başlayan ve yeni dönem demokrasi dışı rejim olarak adlandırabileceğimiz bu süreç, demokratik unsurun temel göstergesi olan ve halkın güçlü iradesini temsil eden yerel yönetimlere merkezi aklın müdahalesiyle yeni bir bunalıma girmiş bulunuyor.

Siyaset bilimci Xavıer Marquez’ın de tanımladığı gibi totaliter bir rejimden otoriter bir rejime giden yol,demokrasiyi bir araç olarak kullanan tek yetki heveslisi ve siyasi kültürünü tiranlık gelenekten alan liderlerin hala ortalarda olmasıdır.Türkiye için bu yolun her an olabileceği olasılığı her zaman aklımızın bir yerinde durmaktadır.

31 Mart’ta yapılan seçimlerden sonra İstanbul’a yapılan hukuk dışı müdahaleden sonra halkın 24 Haziran’da verdiği demokratik refleks bir nebze de olsa bir umut ışığı doğurmuşken, Diyarbakır, Mardin ve Van belediyelerine atanan kayyumlar bu ışığın sönmesine neden olmuştur.

Umarım bu durum demokrasi dışı siyasetin son halkası olur.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tarsus Belediyesi personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
Tarsus Belediyesi personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
Herkesin gözü önünde kadının cebinden telefonu aldı
Herkesin gözü önünde kadının cebinden telefonu aldı