DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Ali Türer
Ali Türer
Giriş Tarihi : 25-11-2019 10:47

NECATİ EĞİTİM FAKÜLTESİ TARİHİNDEN BİR ÖĞRETMEN

Necati Eğitim Fakültesi geleneği içinde Mahir Gürsel ile birlikte en uzun süre görev yapmış öğretmenlerdendir Cevdet Atmaca. Resim öğretmenidir, ama öncelikle şairdir. Necati İlköğretmen Okulu, Necati Eğitim Enstitüsü, Necati Eğitim Yüksek Okulu, Necatibey Eğitim Fakültesi dönemlerini öğretmen olarak yaşamıştır. Balıkesir’de öğretmen yetiştirme geleneğinin oluşmasında, belirleyici katkılarda bulunmuştur.

Bulgaristan’da Türklerin yoğun olarak yaşadıkları ormanlık, dağlık bir bölgedir, Deliorman. Cevdet Atmaca Deliorman’da, Silistre’de 1925’in son aylarında dünyaya gelmiştir. Henüz bir yaşını sürerken ailesi Türkiye’ye göç eder, o da babasının kucağında aşar sınırı. Nüfus Cüzdanı, yerleştiği Balıkesir’de çıkarıldığından, doğum tarihi kayıtlara 1927 olarak geçer.

İlkokula Koca Müftü Ali Şuuri Efendi’nin Dar’ün Nafiya Medresesi yerinde Cumhuriyet’in başında kurulan Alişuri İlkokulunda başlar. Dördüncü sınıfı okurken bir gün öğretmeni İsmail Hakkı Üstünel, Cevdet’i yanına çağırır: “Sınıf duvarına asmak için bir duvar gazetesi hazırlayacağız. Dikkat ediyorum sen resim yapmayı seviyorsun, yazın da güzel. Bu görevi sana veriyorum. Ama bir de şiir yazacaksın, bir şiir istiyorum senden” der.

O günlerde Cevdet, biriktirdiği harçlıklarıyla babasından gizli Çocuk Sesi, Afacan, Yavru Türk gibi dergiler alıp takip etmektedir. Hocası, Cevdet’in elinde bu dergileri görmüş, bu işin üstesinden geleceğine inanmış olmalıdır.

Cevdet ilk şiirini işte bu Duvar Gazetesi için yazar. Sokakta bağırarak boza satan birini canlandırır ilk şiirinde. “ Ekşi tatlı bozam var/ Çok temizdir bardaklar” diye başlar ilk şiiri. Hocası şiiri çok beğenir.

O yıllarda Milliyet Gazetesi İlkokul öğrencilerinin katıldığı şiir, resim yarışmaları düzenlemektedir. Atmaca, hocası İsmail Hakkı’nın ısrarı ile bu yarışmaya katılır, üstelik birinci olur. Bu olay, Cevdet’i çok etkiler, şiir yazmaya kamçılar onu. Cevdet Atmaca o günden sonra, şiir yazmayı hiç bırakmaz.

Dahası, bu yolda şansı da, bahtı da açıktır. Ortaokulda Makbule Berktin gibi bir edebiyat öğretmenine sahiptir. Makbule Hanım, Cevdet’in şiire ilgisini fark etmiş, onu yazmaya teşvik etmeyi kendine iş edinmiştir. Her yazdığını Cevdet hocasına gösterir, görüşlerini alır. Hep övgü, destek görür hocasından.

Daha sonra kendisi ile yapılan bir röportajda ortaokul da buluğ çağında daha çok aşk şiirleri yazdığını belirtecektir.

Orta öğretime ilk adımını, 1944’de Doğumevi Pansiyonunda öğretim vermekte olan Balıkesir Lisesi’nde atar Cevdet. Fakat daha önce girdiği Öğretmenokulu sınavında başarılı olmuştur, haberi alır almaz liseyi bırakır, yatılı olarak Necati Öğretmen Okulu’na kaydını yaptırır.

Cevdet Atmaca’nın yatılı öğrencisi olduğu yılda, aynı binada daha sonra “Enstitü" adını alacak Necati Orta Öğretmen Okulu adıyla bir okul daha açılacaktır. Nurettin Ormancı yerine müdürlüğe getirilen Faik Binal, Öğretmen Okulu’nun da Müdürlüğünü üstlenmiştir.

Hasan Ali Yücel’in yerine 1948 yılında Milli Eğitim Bakanı olan Şemsettin Sirer’in niyeti, aslında bütün Öğretmen Okullarını Eğitim Enstitülerine dönüştürmektir. Çünkü ilk ve ortaokulun birleşmesi ile ortaya çıkacak sekiz yıllık ilköğretim okullarına, Eğitim Enstitülerinde “Toplu Dersler” adı altında bir programla öğretmen yetiştirmek istemektedir. Pilot uygulama olarak Necati Eğitim Enstitüsü seçilmiştir.

Bu politika doğrultusunda 1946’da Necati Öğretmen Okulu kapatılacak, Cevdet Atmaca da öğretmen okulunun üçüncü yılını nakil olduğu Adana Öğretmen Okulunda tamamlamak zorunda kalacaktır (1947).

Necati Öğretmen Okulunda Atmaca’nın Edebiyat Hocası Refik Fikret Sağnak’tır. Refik Hocanın Vazo adıyla yayımladığı bir de şiir kitabı vardır. Atmaca ortaokuldan alışık olduğu gibi yazdığı şiirleri Refik Hocasına göstermek, onun değerlendirmelerini, teşvikini almak arzusundadır.

Fakat hocası Atmaca’nın getirdiği her şiire şöyle bir göz atar, “olmamış efendim bir daha yaz” der, Atmacayı geri çevirir. Hocanın bu tepkisi, her seferinde Cevdet’i bir gerilime bir duygu karmaşasına sürükler. Bir gün dayanamaz Cevdet “Neye dayanarak olmamış diyorsunuz hocam” deyiverir. Refik Fikret hazır cevaptır, oturduğu yerden başını kaldırıp şöyle bir öğrencisine bakar. Oturduğu sandalyeye daha bir yaslanıp “İskemleye dayanarak” der. Cevdet Atmaca, şaşkındır, söyleyecek söz bulamaz. Ama pes etmek ona göre değildir, tutar o yıllarda Necip Fazıl’ın çıkardığı Büyük Doğu dergisine “Bir Kır Gecesi” başlıklı bir şiirini gönderir. Şiir dergide yayınlanır. Bakalım buna ne diyecek Hoca, diye merak içindedir. Şiirin olduğu sayfası açık, dergiyi hocasının önüne koyar. “Şimdi olmuş mu hocam” diye de sorar. Hoca şiire şöyle bir bakar, “Aaa.. Sen artık benim ayakkabımın bağı olabilirsin” der. Refik Hoca bu lafı muziplik olsun diye mi, yoksa rekabet duyguları içinde mi söylemiştir, Cevdet buna ne anlam vereceğini bilemez. Fakat hocasının bu tepkisini de unutmaz. Bütün bunlar Atmaca’nın şevkini kırmak bir yana onu daha da hırslandırmaktadır.

Yeni Kaynak dergisinde yayımlanan röportaj’da Necati Öğretmen Okulunda okurken yayınlanan ilk şiirinin İstanbul’da Yaratış Dergisinde yayınlandığını belirtir (1945). Bu olayın daha fazla şiir yazma isteği ve kendine güven duygusunu kazana bakımından yaşamında önemli etkisi olduğunu belirtir.

Büyük Doğu’da yayınlanan bu şiirini, 7/7’lik hece ölçüsü ile yazmıştır Atmaca. Şiir, yirmili yaşlarını süren bir genç için oldukça oturmuş bir ritim duygusunu yansıtmaktadır. Şiirinin yayınlanmasından yedi ay sonra aynı dergide hocası Refik Fikret’in de bir şiiri de yayınlanır(25 Ocak 1946). Her iki şairin, ilk şiirleri birlikte okununca, Refik hocanın burnundan kıl aldırmayan, öğrencisine tepeden, alaycı yaklaşımı daha bir anlam kazanmaktadır.

Bir Kış Gecesi Mevsim veda ederken beldenin bir ucundan Saçıldı gam, gecenin gölgeli avucundan Gönüllerin ağına, gönüllerin ağına Rüzgâr bir bestesidir hülyalı uykuların Ve bin bir oya işler örtüsüne suların Atılır kucağına, atılır kucağına Silindi mavilikten altın gözlü yıldızlar, Şimdi göğsünde sedef tomurcukları kızlar. Muhabbet başlarında, muhabbet başlarında Saat zamanın nabzı gibi vurdukça çın çın Bir hayal dolaşmada hazzını bulmak için Kaldırım taşlarında, kaldırım taşlarında Cevdet ATMACA Kaynak: Büyük Doğu, Sayı 1, Cilt 13, 25 Ocak 1946, s,16. Hikâyem Hikâyemi yazıyorum İstedin mürekkepli kalemimi Ben kurşun kalemle Bitirdim hikâyemi Ayrıldık vedalaşmadan Hayatımız da böyledir Yarısı başka kalemle yazılmış. Hikâyeler benzedi; Ama mevzu yine bir.. Refik Fikret SAĞNAK Kaynak: Büyük Doğu Dergisi Sayı 1, Cilt 41, 9 Ağustos 1946. S.15

Oysa Cevdet Atmaca son derece tevazu sahibidir, alçak gönüllüdür. Kibri, gösterişi sevmez, arkadaş canlısıdır, kadirşinastır. Kendisine verilen emeğe değer verir.

Kendisini resme yönlendiren, resmi sevdiren, resimde kompozisyon fikrinin oluşmasında belirleyici olan, Necati Öğretmen Okulu resim hocası A.Sırrı Özbay’dır. Saygı ve sevgiyle anar hocasını Atmaca. Sırrı Özbay gazeteci Ekrem Balıbek’in hocasıdır. Mustafa Aslıer’i, Mete Başguğ’u, Karikatürist Ali Ulvi Ersoy’u, Nevzat Akova’yı, Devrim Erbil’i Türkiye resim ve karikatür sanatına kazandıran isimdir Özbay.

1945-46’da Öğretmen okulundan öğretmeni olan, 1954’den sonra on yılı aşkın süre birlikte çalıştığı öğretmeni, dostu Mahir Gürsel’i “kalıp almayı, heykel yapmayı ondan öğrendim” diye saygıyla anar. Atmaca, Mahir Gürsel ile çanak çömlek yapmayı öğrenmek için Susurlukta atölyelere gözlem yapmaya, deneyim kazanmaya gitmelerini, okula hediye ettikleri eşsiz güzellikteki Atatürk heykelini birlikte nasıl yaptıklarını heyecanla anar, anlatır.

Öğretmen Okulunda, Gazi Eğitim Enstitüsünde birlikte okudukları, 1954-1966 arasında Necati Eğitim Enstitüsü’nde birlikte çalıştıkları yakın dostu, kader arkadaşı Matematik Öğretmeni Fehmi Oyvat’ı da saygı, sevgi, özlem ile anmaktadır Atmaca.

Atmaca, Öğretmen Okulundan mezun olunca vakit yitirmeden Gazi Eğitim Enstitüsünün resim bölümüne kaydını yaptırır, 1950 yılında Resim öğretmeni olarak mezun olacaktır.

Öğretmenlik mesleğine, Yozgat’ın Boğazlayan ortaokulunda başlar Atmaca. Kısa bir süre sonra askere gider. Balıkesir’in Susurluk ilçesinde Yedek Subay olarak tamamlar askerliğini. Dönüşünde öğrencisi olduğu Necati Öğretmen Okuluna 1953 yılında resim öğretmeni olarak atanır. Aynı yıl da evlenir.

Öğretmen Okulları 1953 program uyarlamaları ardından eski köy enstitüleri ile birleştirilip İlköğretmen Okulu haline getirilirken, 1950’de kapatılan Necati Eğitim Enstitüsü de 1954 Yılında yeniden açılır. Müdür olarak da her iki okulun başına, daha önce Balıkesir Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapmış Adnan Çakmakçıoğlu getirilir.

Adnan Çakmakçıoğlu da şairdir, şiirlerini “Ardağı” soyadı ile Varlık Dergisinde yayınlamaktadır. Müdür olarak okula ilk geldiğinde Çakmakçıoğlu’nu makam odasında ilk karşılayanlardan biri Cevdet Atmaca’dır. Kendini tanıtınca Çakmakçıoğlu ilgiyle “Varlık dergisinde şiirleri yayımlanan Atmaca sen misin” diye sorar. İki şairin dostlukları işte o gün başlar. Çakmakçıoğlu’nun 1995’de kanser tedavisine yenik düşüp hayata gözlerini yumduğu ana kadar da iki yakın dost olarak sık sık görüşürler.

Bu yıllarda TRT spikeri Nedret Selçuker, o güzel sesi ve diksiyonuyla radyoda zaman zaman Atmaca’dan şiirler de seslendirmektedir. Ertesi gün öğrenciler sevinçle “Akşam radyoda sizin şiirlerinizi dinledik hocam” diye Atmaca’nın etrafını sarınca, Atmaca’nın gözleri dolar, mutlu olur.

Artık, Necati İlköğretmen Okulu’nun Resim, 1954 yılından itibaren de Necati Eğitim Enstitüsü’nün Sanat Tarihi hocasıdır.

İlköğretmen Okulu 1974’de kapatılacak, Necati Eğitim Enstitüsü 1979’da Yüksek Öğretmen Okuluna 1982 yılında Necati Eğitim Fakültesine dönüştürülecektir. Her iki okulda görev yaptığı bu yıllar içinde zaman zaman müdür yardımcısı olarak, zaman zaman disiplin kurulu üyesi olarak idari görevler de yüklenecektir Atmaca. Görevini 29 yıl sürdürdükten sonra, nihayet 1982’de emekliğe ayrılır.

1956’da Adnan Çakmakçıoğlu döneminde, Necati Eğitim Enstitüsü öğretmenlerinin çıkardığı “Öğretmence” dergisinde yayımlanan bir şiiri, ressam olarak şiirde resim öğelerini ustaca nasıl kullandığını göstermesi bakımından önemlidir..

Resim1

Bu dedim uçarı mavi; Tuttum koydum başköşeye

Bu dedim ağaçtır: Giydirdim kuşandırdım,

Bu dedim toprak: Sür dedim yeşili

Bu da aydınlık boyası işte beyaz evlerin;

Sonra biraz şu kiremitlerin üstüne,

Sonra biraz aşk, biraz dostluk, biraz umut,

Biraz alın teri, gözyaşı koydum;

Derken bir adam çıkardım o evlerden dışarı

Oturttum o ağacın altına kaygılardan uzak,

Yukarıda o mavi, aşağıda o toprak Cevdet Atmaca

Öğretmenlik yaptığı yıllarda bir gün, İstanbul’da Cağaloğlu yokuşunda Varlık Dergisi sahibi Yaşar Nabi Nayır’ın bürosuna yolu düşer Cevdet Atmaca’nın. İçeri girer selam verir, kendini tanıtır. Yaşar Nabi masasının başında sessiz sedasız çalışmaktadır. Sıcak bir ilgiyle karşılar Atmacayı. Yer gösterir, ikramlarda bulunur, bir süre sohbet ettikten sonra tutar çekmecesinden bir zarf çıkarır. “Bu senin, yayımladığımız şiirlerinin telif bedeli, güle güle harca”der ve Atmaca’nın önüne bırakır. Zarfın içinde hatırı sayılır bir para vardır. On yıldır Varlık Dergisinde şiirleri yayınlanan Atmaca’nın beklemediği bir şeydir bu, şaşırır. Daha sonra Atmaca şiir, öykü ne gönderirse Varlık’ta yayınlanacak, telif ücreti de düzenli olarak kendisine ödenecektir.

Öğretmenlikten emekli olunur, ama şairlikten olunmaz. Emekli olduktan sonra da şiir yazmaya devam eder Cevdet.

Şiirleri başta Varlık olmak üzere Yaratış, İstanbul, Ülkü, Yeditepe, Dost dergilerinde Balıkesir’de ise Kaynak (Balıkesir Halkevi Dergisi), Türk Dili (Balıkesir) dergilerinde yayınlanmıştır Atmaca’nın. Yayımlanmış eserleri şunlardır:

- Umut veya Ahval Üzre (Mevlüt Koca ile birlikte ilk çıkardığı şiir kitabı, 1950)

- Güzel Acı (şiirler- 1967)

- Gecenin Penceresi (şiirler (2012)

- Kar yağıyordu ve Ben Yoktum ( şiir ve güfteler 2014)

- Aç Kapıyı Ben Geldim (şiir- ve öykü 2016)

Son şiir- öykü kitabı “Aç Kapıyı Ben Geldim” yayımlandığında (2016) Cevdet Atmaca 90 yaşındadır. O yıllarda Altınoluk’ta, Ören’de, Balıkesir’de orijinal taş ve boncuklardan ürettiği el emeği, göz nuru takıları bir kaldırımda açtığı stantta satarken Cevdet Atmaca’ya rastlamak her zaman mümkündür. Herkesin çoktan köşesine çekildiği yerde o; eliyle, gönül gözüyle ürettikleri ve yazdıkları ile yaşama sıkıca tutunmasını bilmiştir.

Kendisine mikrofon uzatan Halkevinin Yeni Kaynak dergisi muhabirinin “ilk şiiriniz ile son şiirleriniz arasında ne gibi bir farklılık buluyorsunuz” sorusuna, şöyle yanıt verir Cevdet Atmaca 1956 yılında.

“Kendi anlayışıma göre şiir olarak sayabileceğim ilk denemelerim, hecenin 6-5, 7-7 ölçüsüne göre yazılmıştır. Romantik ve çoğu kez karamsardırlar. Okuduklarımın etkisi kuvvetle belli olur. Son şiirlerimde ise ölçü, uyak, noktalama yoktur. Daha gerçek, daha iyimser duygulara, zekânın payına önem vermek istiyorum. Zora gelmedikçe eski, hele Arapça kelimeleri kullanmıyorum. Arada birçok yeni kelimelere de yer veriyorum. Bunun şiirin deyişine de etkisi oluyor.”

“Okuduklarınız arasında en çok kimi seversiniz, en çok kimin tesirini duydunuz” sorusunu ise şöyle cevaplayacaktır:

“Tek kişi söyleyemem, çünkü sevdiğim sanatçılar içinden bir kişi seçmek olacak şey değil, hem gereksiz de. Okuduğum sevdiğim her sanatçının bir başka yönü beni bağlamıştır. Orhan Veliyi’de beğenirim Cahit Sıtkı’yı da, ama ikisini karşılaştırmam. Bu ikisi arasına bir de Yahya Kemal’i koyun, iş büsbütün zorlaşır. Benimsediğim her şairin bir etkisini duymuşumdur az ya da çok. Ne var ki yazarken kaçınırım, kaçınmaya çalışırım bu yazarların doğrudan etkisinden.”

1917’de Atmaca’nın yanına orta yaşlarda bir hanım gelir. Kendini tanıtır. Gelen Kadıköy Belediyesi Musiki Derneği bünyesinde koro yöneten, kadın bestekârlarımızdan, şair Gufran Taş’tır. Son kitabından bir şiirini bestelemek için, Atmaca’dan izin ister. Bestelenmek istenen şiir şöyledir:

Sen İstanbulsun

İstanbul sokaklarında yağmur kokusu

Gözlerinde sevdalanmış iki damla su,

Bırak güzelliğin yüreğime dolsun

Billahi güzelim sen İstanbulsun

Bir şarkıda martılar çığlık çığlığa

Alıp götürür beni uzak bir yalnızlığa

Ve orda bırak gözlerim gözlerini bulsun

Billahi güzelim sen İstanbulsun

Gözyaşımda saklı hala hatıran

Bahçende güller açınca beni an

Güller ki isterse hüznünde solsun

Billahi güzelim sen İstanbulsun

Kadehimde bulurum seni her gece

Güz yağmurları yüreğime düşünce

Desem ki gözlerin cennet olsun

Vallahi billahi güzelim sen İstanbulsun

Şimdi sorarım, doksanlı yıllarında böyle güzel şiirler yazan, ezberinden şiir okuyan kaç insan bulunur çevrenizde. Ona “artık yaşlandı” der misiniz? Ben demem, çünkü şiir, gençlik büyüsüdür. Cevdet Atmaca şiir yazmaya hala devam etmektedir.

KAYNAKLAR

Cevdet Atmaca ile söyleşi kaydı, Ekim 1919

Büyük Doğu Dergisi Sayı 1, Cilt 13, 25 Ocak 1946, s,16.

Büyük Doğu Dergisi Sayı 1, Cilt 41, 9 Ağustos 1946. S.15

Öğretmence,Necati Eğitim Enstitüsü ve İlköğretmen Okulu Aylık Dergisi, 1956, s.11

Yeni Kaynak (Balıkesir Halkevi Yayın Organı Sayı:2, 1956

NELER SÖYLENDİ?
@
Ali Türer

Ali Türer

DİĞER YAZILARI “ÇIKMAZ BU YOLUN BİR YERE!” 16-11-2020 08:45 UZAKTAN ÖĞRETİMDE BARİ ÖĞRETMENİ RAHAT BIRAKIN! 31-10-2020 08:26 YENİ NORMAL: İKTİDAR DEVLET, MUHALEFET DÜŞMAN! 16-10-2020 16:06 TUHAF İŞLER 11-10-2020 07:09 TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME 04-10-2020 12:36 MEMLEKETİN HALİ VE YENİDEN ATATÜRK MESELESİ ÜZERİNE! 26-09-2020 06:52 DARBECİLER, BİR ÖĞRETMEN OKULUNU NASIL YÖNETİR? 14-09-2020 05:56 ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE ÇÜRÜME DÖNEMİ 07-09-2020 08:37 KUŞKANADI: BİR GONCA HİKÂYESİ 01-09-2020 07:50 NEYİ GÜÇLENDİRMELİ, MERKEZİ Mİ, YERELİ Mİ? (2) 24-08-2020 01:58 NEYİ GÜÇLENDİRMELİ, MERKEZİ Mİ, YERELİ Mİ? 15-08-2020 19:54 AH ŞU LİBOŞLAR! (2 09-08-2020 21:56 AH ŞU LİBOŞLAR! 03-08-2020 07:51 Cumhuriyeti 2. yüzyıla taşıyacak partiden, parti içi demokrasi manzaraları! 27-07-2020 08:15 101 AKSAÇLI’DAN MUHALEFETE ÇAĞRI! 21-07-2020 16:43 KONJONKTÜRÜ SÜRDÜRMEDE İDEOLOJİLERİN ROLÜ ÜZERİNE! (2) 18-07-2020 18:44 İDEOLOJİLERİN ROLÜ ÜZERİNE! (1) 14-07-2020 09:43 Abdülhamit üzerinden Türkçü-islamcı kapışması ve çağrıştırdıkları! 06-07-2020 10:36 BİR ANI: DURSUN DUMAN NASIL KATLEDİLDİ! 26-06-2020 00:46 DAYANIŞMAYA ENGEL DAVRANIŞ KALIPLARI VE ÖNYARGILAR ÜZERİNE! 17-06-2020 01:10 NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜNDE BİR SALDIRI, BİR ÖLÜM: NAVER ENGİN 11-06-2020 09:52 CHP İKTİDARINDA NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ VE BALIKESİR’DE SOL (1978) 04-06-2020 23:02 NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜNDE ÇATIŞMALI YILLAR -1- (1976-1977) 31-05-2020 05:34 KURTULUŞ SAVAŞI YILLARINDA KARESİ DARÜLMUALLİMATI 28-05-2020 08:47 DEVRİM ÇOCUKLARININ NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ KAVGASI (1972-1976) 21-05-2020 03:29 BALIKESİR’DE 1968’Lİ YILLAR VE NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ ÖĞRENCİ ÖRGÜTÜ 15-05-2020 08:49 NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ TALEBE CEMİYETİ 08-05-2020 09:56 ANILARA YOLCULUK: 1 MAYIS 1977! 01-05-2020 10:34 BUGÜN 23 NİSAN, NEYİ KUTLAYACAĞIZ, NE İLE ÖVÜNECEĞİZ! 23-04-2020 19:40 Toplumda Adalet Duygusu, Bugün Dünden Daha YARALI! 16-04-2020 14:34 TÜRKİYENİN CORONA VİRÜS İLE İMTİHANI! 13-04-2020 07:36 DIŞARIDAKİ MAHPUSTAN İÇERDEKİ SİYASİLERE! 05-04-2020 13:10 VİRÜS İLE YAŞAMAYA HAZIR MISINIZ? 26-03-2020 23:15 VİRÜSLE MÜCADELE NASIL OLMALI! 15-03-2020 11:21 BİR VEFASIZLIK ÖRNEĞİ: SAVAŞTEPE KÖY ENSTİTÜSÜ YERLEŞKESİ! 10-03-2020 09:51 “ŞEHİTLER TEPESİ BOŞ KALMAYACAK!” ÖYLE Mİ 01-03-2020 22:58 CHP, İKTİDARA HAZIR MI? 16-02-2020 06:53 KULLANILMA SIRASI ŞİMDİ DEPREME Mİ GELDİ! 08-02-2020 23:15 EFSANE OLMUŞ MÜDÜR YARDIMCILARI 04-02-2020 17:20 ATATÜRK’ÜN NECATİ ÖĞRETMEN OKULUNU ZİYARETİ 28-01-2020 17:51 DOĞAYI, YAŞAMI TAHRİP PAHASINA EKONOMİYİ CANLANDIRMA: BU NASIL SİYASET? 21-01-2020 00:53 KAMUDA KIYAFETLER İNANCA UYGUN HALE Mİ GETİRİLECEK! 13-01-2020 08:33 Yeni bir başlangıç olsun gelecek yıllar 29-12-2019 13:09 ÖĞRETMEN OKULU MÜDÜR YARDIMCISI MEHMET FUAT GÜNDÜZALP 23-12-2019 07:18 TÜRKİYEDE ÖZEL ÖĞRETİM NEYE HİZMET EDİYOR? 14-12-2019 09:08 ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE SON NOKTA: BUYURUN CENAZE NAMAZINA! 30-11-2019 12:16 NECATİ EĞİTİM FAKÜLTESİ TARİHİNDEN BİR ÖĞRETMEN 25-11-2019 10:47 YÜKSELEN DUVARLAR VE İKİYÜZLÜLÜK ÜZERİNE 16-11-2019 12:45 KİM KAYBEDİYOR? 05-11-2019 08:51 Yurtta Barış, Dünyada Barış! 30-10-2019 07:56 NECATİ EĞİTİM FAKÜLTESİ TARİHİNDEN: ADNAN ÇAKMAKÇIOĞLU (1922-1998) 26-10-2019 23:35 OPERASYONA İÇİ YANARAK DESTEK OLANLARA BİR SORU! 11-10-2019 12:24 NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ TARİHİNDEN: OSMAN HATİPOĞLU 01-10-2019 07:34 POSMODERN SÜREÇTE EĞİTİM 23-09-2019 07:38 OKULLAR AÇILIRKEN 2019 TÜRKİYE’SİNDE EĞİTİMDE SORUNLAR! 07-09-2019 06:47 BİR BASKETBOL MAÇININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 04-09-2019 13:51 HUKUK DEVLETİ OLMADAN MODERN DEVLET OLUNMAZ! 03-09-2019 09:38 BİR ÖĞRETMEN YETİŞTİRME MODELİ: NECATİBEY EĞİTİM FAKÜLTESİ 27-08-2019 09:29 KAZ DAĞLARINA BAK, EĞİTİM İLE YABANCILAŞMIŞ İNSANI GÖR! 04-08-2019 07:50 İZMİR GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİNDE NELER OLUYOR 25-07-2019 08:04 İZMİR GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİNDE NELER OLUYOR 25-07-2019 08:04 MUHALEFET, SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİNE HAZIR MI? 19-07-2019 09:43 BALIKESİR HALKEVİ NECATİ ÖĞRETMEN OKULU İLİŞKİSİ 11-07-2019 09:02 BU REFORMLA ÖĞRENCİ, SORU YERİNE SORUN ÇÖZEBİLECEK Mİ? 29-05-2019 07:56 TÜRKİYE DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SİSTEMİ NASIL BOZULDU! 05-05-2019 08:05 İKİYÜZLÜ SİYASET ÜZERİNE! 13-04-2019 09:26 AYIPLI SEÇİM! 02-04-2019 12:12 Toplumun yeni yıl hediyesi savaş mı olacak! 28-12-2018 09:06 ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE YAŞANAN KARMAŞA ÜZERİNE (2) 10-12-2018 09:00 ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE YAŞANAN KARMAŞANIN TEMELİNDE NE VAR? 24-11-2018 20:42 GÜZEL NEDİR, SEÇİM GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 12-11-2018 12:07 MAHCUP MİLLİYETÇİLİK ÜZERİNE! 03-11-2018 00:23 BEKA SORUNU! 14-10-2018 07:32 Karma Eğitim İlkesine Alternatif Oluşturmak Demokratik Görev Olabilir mi? 13-09-2018 11:40 PARTİLER YAŞANAN YEREL SORUNLARIN NE KADAR FARKINDA! 10-09-2018 10:40 POST MODERN YAKLAŞIMLARIN EĞİTİME ETKİLERİ (2) 18-08-2018 09:40 POST MODERN YAKLAŞIMLARIN EĞİTİME ETKİLERİ (1) 13-08-2018 08:25 EĞİTİM HAKKI VE LİSEYE GEÇİŞ MODELİ ÜZERİNE! 02-07-2018 08:26 SATİ BEY’İN TÜRKİYEDE EĞİTİMİN MODERNLEŞMESİNE KATKILARI! 21-06-2018 06:05 ERDEMLİ İNSAN YETİŞTİRME YOLU OLARAK EĞİTİM! 10-06-2018 01:34 EĞİTİMDE ETİK VE AHLAKİLİK SORUNU! 03-06-2018 15:31 CHP’NİN CUMHURBAŞKANI ADAYI İÇİN BİR FİKRİM VAR! 30-04-2018 07:51 TEOG YERİNE BU SİSTEMİ Mİ BULDUNUZ? 01-04-2018 02:04 2017’DE EĞİTİMDE NE DEĞİŞTİ! 26-12-2017 17:11 Parası olana eğitim ve sağlık/ Bağlılığı olana iş ve koruma! 09-12-2017 19:11 Öğretmen nasıl değerlendirilmeli? 06-11-2017 22:37 Lider nasıl yetişir? 08-10-2017 09:45 SORUN TEOG DEĞİL, YÖNLENDİRME SİSTEMİ! 24-09-2017 09:24 Eğitimde Adalet var mı? 04-09-2017 19:29 Uhrevileşmeye doğru! 10-08-2017 16:23 YENİ” PROGRAMLAR ÜLKEYE NE GETİRİR! 23-07-2017 13:35 Anlam Arayışı 01-07-2017 12:54 Zorunlu Arabuluculuk 20-06-2017 20:39 MESLEKİ EĞİTİM ANLAYIŞIMIZ NASIL DOĞDU, NASIL GELİŞTİ? 08-06-2017 15:09 ÖĞRETMEN NASIL GÖRÜNMELİ? 28-05-2017 08:27 CHP'NİN SORUNU, TÜRKİYE'NİN SORUNU 07-05-2017 11:09 “BİZ VE DİĞERLERİ”/ İKİYÜZLÜ SİYASET ÜZERİNE! 23-04-2017 10:41 BİR TEŞEKKÜR İÇİN BORÇLANMAK! 16-04-2017 09:45 YGS SONUÇLARI VE ORTAYA ÇIKAN EĞİTİM HALİ ÜZERİNE? 03-04-2017 13:29 Öğretmen Atamalarında Keyfilik! 18-03-2017 19:03 EVRİM KARŞITI YAPILANDIRMACILAR! 06-02-2017 10:50 BİREY OLABİLMEK! 01-02-2017 08:00 AKIL TUTULMASI 18-01-2017 09:07 ZİHİNSEL BECERİ VE YARATICILIK NASIL ÖLÇÜLÜR? 08-01-2017 09:58 Yeni Yıl Kutlamasına İntizar 31-12-2016 12:32 EĞİTİME İDEOLOJİK MÜDAHALE VE DEĞİŞİM İHTİYACI 20-12-2016 06:49 İDEOLOJİ, EĞİTİM VE DEĞİŞİM! 09-12-2016 11:56 Eğitimde İşler Yolunda mı ? 05-12-2016 10:10
Yol Durumu
MERSİN GÜNDEMİ
Mersin-Adana trenimiz nerede?
Mersin-Adana trenimiz nerede?
ARŞİV ARAMA