DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Prof. Dr. Ali Vural CENGİZ
Prof. Dr. Ali Vural CENGİZ
Giriş Tarihi : 29-03-2020 11:10

KORONA KAMİL

I. BÖLÜM 

Kamil telefonunun çalan alarmı ile gözlerini açtı. Hareket etmeden düşündü; bu korona çılgınlığı gerçek mi idi yoksa rüya mı görmüştü? Yavaşça soluna döndü, karısının yüzündeki maskeyi görünce rüya olmadığını anladı.
- On gündür canıma okudu bir allaın belası virüs!
- Haydi Kamil, kalkıp yürüme zamanı! Saat sabahın dörtbuçuğu idi... 
- Millet itini gezdirmeye çıkmadan gidip gelmeli diye geçirdi aklından.
Doktor Vecihi demişti ya ‘yürümek vücut korunma sistemini geliştirir!’ Madem yaşı altmışı geçmişti, eh, şeker de olunca virüsten uzak durması ve güçlü olmadı gerekti. 
Karısını uyandırmadan yavaşça kalktı. Pijamasını çıkarıp eşorfmanlarını giydi. Telefonunu cebine koydu zira telefondaki program ile adımlarını sayıp kızına havasını atacaktı! Aynada kendine baktı. Saçlarını yatırdı. Gözlüğünü taktı. Eli içine alkol döktüğü ıslak mendil rulosuna uzandı. İki parça koparıp cebine sokuştururken terliklerini özenle kapının içine ters çevirip koydu. Kapının zincirini açarken söylendi: 
- herkes evdeyken mi girecek bu hırsız! Her şeyi abartmasan olmaz hanım!
Ayakkabıları, akşam bıraktığı şekilde kapının önünde duruyordu. Ayağına geçirdi. Elini sürmeden kerata ile ayaklarını ayakkabılara yerleştirdi ve keratayı kapının dışına bırakıp anahtarı aldığından emin olup kapıyı çekti.
Asansörün çağrı düğmesini alkollü mendille silip işaret parmağı ile bastı. Gelen asansörün kapısını alkollü mendille tutup bir dakika açık tutarak bekledi, sonra içine atladı ve zemin kat düğmesine mendille tutarak bastı. Dikkatli nir şekilde kapıyı iterek açtı ve apartman kapısını da yine ıslak mendille tutup itti  ve buz gibi havayı yüzünde hissederek sabahın karanlığında kendini kaldırıma attı!
Tahmini doğru idi, kimsecikler yoktu... Doktor Vecihi’nin sözlerini düşünürken arkadaşlarının yaptığı şaka aklına geldi ve içinden ‘lanet olsun’ diye geçirdi.
- Okulda iken sana Korna Kamil derdik artık Korona Kamil diyeceğiz’
Ne komik ya! Gülecek başka şey bulamıyorlardı sanki...
Yanıp sönen kırmızı ışıkta dört yol ağzında durdu. Araç gelmediğinden emin olduğunda karşı kaldırıma geçip parka doğru yürüdü. 
- ‘Bu virüs havada yarım saat asılı kalıyormuş! Demek ki sabah altıdan sonra yürünmez’ diye geçirdi aklından.
- Kaç dakika yürümeliyim?
- İlk gün 15 dakika yeter mi?
- Ulen Kamil, onbeş dakika yürüyüş mü olur? Yürüüü!!! 
- İyi ki karım yanımda değil. Şimdi bir araba laf söylerdi.
Karısının özverili karakterini anımsayıp kendine kızdı.
- Lan hıyar, kadın maske takıp yatıyor sana varsa virüsünü vermemek için; sen kadına laf söylüyorsun!
Parkın kapısına geldiğini farketti ve taş döşeli kaldırımı bırakıp parkın çimen yolunda yürümeye başladı. 
- Otlar virüs tutar mı acaba? Ulen virüs, sen de bizim gibi otçu değil etçisin! Ne işin var insanoğlunun akciğerinde! Yarasa, domuz, karıncayiyen yetmedi! İlla ki insanoğlu!
Parkın lambalarının çoğu ya ölmüşlerdi ya da mahallenin çocuklarının sapanlarına dayanamamışlardı. Ortalık zifiri karanlık olsa da korkmadığını düşünüp hayret etti. Oysa çocukken em büyük korkusu karanlıktı.  Adımlarını sıklaştırdı; kardiyo hızında kalmaya özen gösteriyordu.
- ‘Bugün evde neler yapsam’ diye düşünürken birden çocukluk aşkı aklına düştü! 
- ‘Kamil ben neden seni bu kadar çok seviyorum?’ diye sorardı hep! 
Biri çok sevsin ötekiler ‘Korna Kamil’ diye dalga geçsinler! Suç o Gırgır dergisinin çizerindeydi! Kamil’den başka dalga geçecek isim yoktu sanki!
Parkta bir turu tamamladığını garkedip kendini kaldırıma attı. 
- Ahh, yarısından çoğu bitti! Vecihi duyunca benimle gurur duyacak!

Uzaktan görünen dört yolda ışıklarda bir arabanın geçtiğini farketti. Bu bir kamyon mu idi? Dikkatli bakınca bunun ekmek fırınının dağıtım kamyoneti olduğunu anladı. 
- Bu dağıtıcıda virüs varsa bir günde acaba kaç kişiye bulaştırır? 
- Acaba bu yaz ekmek sıkıntısı olur mu?
- Eve bir çuval un mu alsam?

Adımlarının yavaşladığını hissedip kendini toparladı ve kendi kendine çocukluktan beri bildiği tempolu yürüme tekerlemesini söylemeye başladı:
- Unkapanında beşbin manga; mangacıbaşı Feyzullah; Feyzullah da Feyzullah...
- ‘Keyfiniz yerinde bakıyorum Kamil bey’ diye geçirdi içinden. Gülümsedi. Bir de kahkaha attı. 
- ‘Deliysem, ben deliyim’ deyip bir kahkaha daha savurdu.  Mutlu olduğunu hissetti. İyi ki yürüyüşe çıkmıştı. Hava soğuktı ama yürüyünce ısınmıştı.

Apartmanın kapısı da uzaktan görünmüştü. Keyfi iyice yerine geldi. 

Telefonunu çılarıp saate baktı. ‘Yess’ diye bağırdı. Tamı tamamına 34 dakika yürümüştü. Bir Allahın kuluna da rastlamamıştı. No kullar, no virüs! 

- ‘Oğlum Kamil, evde kal, sabahın erkeninde kimse yokken çık hava al’ diye kendi kendine söylendi.

Kapıya gelmişti.  Alkollü mendiline davrandı. Sokak kapısını açtı. Asansör bıraktığı yerdeydi. Mendille kapıyı tutup kendisine doğru çekti. Kendi erkeksi kokusu ile karşılaşınca kapıyı açık tutma gereği görmedi. Üçüncü kat düğmesine bastı. 

Üçüncü katta duran asansörden çıktı. Anahtarı yavaşça çevirip kapıyı açarken ayakkabılarını çıkardı. 
- Holde soyunup doğru duş almaya banyoya oğlum Korona; elbiseler ve saçlar en çok dikkat edilmesi gerekenler’ diye geçirdi aklından. 

Kendi kendini Korona diye çağırdığını farkedip kaşlarını çattı ama sırıtmadan da edemedi.

Akşamleyin temizlik ilacı karıştırdığı su ile silmiş olduğu kapının eşiğine bastı. Eğilip terliklerine uzanırken burnuna gelen börek kokusu ile irkildi. Evin kirli bölgesi olarak belirlemiş oldukları holün öte yanındaki mıtfakta karısı fırından böreği çıkarmış çayı demliyordu. Yüzündeki maskeden gülümseyip gülümsemediği belli değildi...

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Bugün seçim olsa hangi partiye oy verirsin?
ARŞİV ARAMA