DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Prof. Dr. Ali Vural CENGİZ
Prof. Dr. Ali Vural CENGİZ
Giriş Tarihi : 05-04-2020 07:11

KORONA KAMİL-6

VI. BÖLÜM: EV PANAYIR YERİ!

Akşamın karanlığı hiç acele etmeden yavaşça şehrin üzerine çöküyordu. Bütün ‘evde kal’ uyarılarına uyup evlerinde günlerini geçiren insanlar gibi Kamil için de aslında zaman çok yavaş geçiyordu. Hele salondan kaynanasının sesi duyulurken Kamil için evin içinde zaman sanki durmuş gibiydi.

Kamil kapı zilinin çalması ile yerinden fırladı. Yatak odasının kapısına kadar gidip durdu ve dışarıyı dinledi. Kimdi bu gelen? Kaynana Mualla hanım gitsin diye beklerken kimdi bu gelen ve neydi bu başına gelen!

Doktor Vecihi telefonda Pakize hanıma da kendisine de uzun uzun anlatmıştı: Karantina yalnız olmak demekti. İnsanların girip çıktıkları bir evde karantina olabilmesi için oda hapsine gerek olurdu ki bu Kamil’in kaldırabileceği bir şey değildi.

Kamil karısının sesine kulak kabarttı. Pakize hanım ‘efendim Dilbercim’ deyince Kamil kendi kendine ‘inanmıyorum yahu; ev yol geçen hanına döndü’ diye söylendi. Derdi neydi üst kat komşusu Dilber hanımın bu saatte! 

Kapıdaki genç ses kibarca konuştu:           -Kamil bey karantinada; çok sıkılmıştır; kendisine sevdiği şekersiz kurabiyeden yaptım; tabağı ilaçlı sularla sildim ve mutfakta streçledim’ 

Kamil kendi kendine ‘dilber dudağı olsaydı daha iyiydi’ dedi ve düşüncesi nedeniyle tüm vücudunun kıpkırmızı kızardığını hissetti. Dilber hanım çok güzel bir kadındı ve kocaman dudakları vardı. Pakize hanım ve arkadaşlarına göre dudakları silikon yüklü idi ama öyle ya da böyle hoş kadındı.

Pakize hanım kibarca teşekkür ederken içeriden salondan damara basma uzmanı Mualla hanım yetişti:
- Ay Dilber kuzum bu ne güzellik. Şöyle bir gir içeri de yüzünü göreyim.

Kamil en yakınında bulunan vazoyu kavradı; kızgınlıkla tek eliyle kavradığı vazo düşecek korkusu ile bu kez iki elle vazoya yapıştı ve kötü konuşmaya başlayacaktı ki Dilber hanımın ‘olmaz; karantina olan eve girilmez’ dediğini duyup bir ‘oh’ çekti.

Kamil rahatlayıp yatağın bir köşesine ilişmişti ki dış kapının önünde sanki bir pazar yeri kurulmuş gibi gürültülerle tekrar ayağa fırladı!

Aman tanrım, kayınvalide, hoşdudak Dilber ve şimdi kapıda iki kişi daha mı? Hayır, hayır daha fazla! 

- Ne oluyor yahu? Bu kez yüksek sesle bağırmıştı Kamil. Kimdi bu gelenler? Yüksek sesle bağırmaya devam etti:
- Hükümet paramızı istiyor; Mualla hanım deli etmek istiyor; Korona canımızı istiyor! Siz kimsiniz yahu? Siz ne istiyorsunuz?

Kızı Nil’in kahkahası ile Kamil’in sesi kesildi. 
- Babacım korkma ben de Kerim de maskeliyiz. Kapının dışındayız. Yanımızda iki sağlık görevlisi var. Onlar da maskeliler...
- Tamam da kızım, hayırdır, ne oluyor?
- Büyükannemi götürecekler arkadaşlar; ambulansla geldiler. Başka türlü büyükannem burayı terkedemez.

Kamil’in gözünün önüne kızı Nil’in doğduğu gün geldi bir an. İki avucunun içine sığan minicik bir bebekti; rengi mor ile kırmızı arasında bir şeydi. Kaşları çatık bir bebekti ama bir gözünü açıp Kamil’e bakmış ve sanki ‘ben geldim’ der gibi gülümsemişti! Kamil gözlerine inanamamış, bebeğine ‘hoş geldin Nil bebeğim’ demişti. 

İşte o bebek, babasının Nil bebeği büyümüş, okumuş, evlenmiş, eşi ile birlikte bir ambulans ve iki görevli ile babasını Mualla hanımdan kurtarmaya yetişmişti!

Kamil yatağa çöktü bu kez; kendini tutamadı ve hünhür hüngür ağlamaya başladı. Sesinin çıkmadığını gören Pakize hanım yatak odasının kapısına kadar geldi ama içeri girmedi. Kamil’in hıçkırıklarını duymuştu. Kapıda taş kesildi.

- ‘Kamil’cim odadan çıkma canım; ben kimsenin girmesine de izin vermem. Uzan yatağa ve uzandığın yerden konuş çocuklarla’ derken içeri koşmak, kocasına sarılmak ve onunla birlikte ağlamak istedi. Ancak bunu yapamayacağının bilinci ile sırtını duvara yasladı; derin bir nefes aldı ve annesinin konuşmaya başladığını duyunca gidip salonun kapısını içeriden kapattı.

Pakize hanım annesini hem çok sever hem de babasının ölümünden sonra çekilmesi zor bir kadın olduğu için mümkün olduğunca ondan uzak dururdu. Bugün annesi de olsa kızının ailesinin kurallarına saygı göstermemiş ve aşık olduğu adamın yaşamını tehlikeye atmaktan çekinmemişti. Kibar fakat kararlı bir sesle sakince:

- Annecim, bu virüs konusu çok ciddi. Damadın Kamil’in kronik rahatsızlığı var. Hastaneler ve sağlık personeli yeterli değil. Dün iki profesörü kaybetti ülke. Hasta sayısı hergün çığ gibi büyüyor. Dışarıda senin için sokağa çıkma yasağı var ve senin evinde yalnız olman gerek. Tüm ihtiyaçlarını çocuklar kapına bırakıyorlar. Şimdi evine gitmen ve evinde yalnız olman gerekiyor.

Mualla hanım herşeyi düşünüp önceden planlamış edasıyla kızına gülümsedi ve keyifle konuştu:
- Sokağa çıkma yasağı varsa ve benim çocuklarla bir yerde olmamam gerekiyorsa hiçbir yere gidemem. Nasıl gideceğim evime?

‘Yeter anne’ diye bağırmamak için kendini zor tutan Pakize hanım bu gidişten kurtuluşu olmadığını Mualla hanıma üzülerek ama kararlılıkla tek cümlede açıkladı:

- Ambulansla gideceksin anne, ambulansla!

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Bugün seçim olsa hangi partiye oy verirsin?
ARŞİV ARAMA