DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Beyhan BALABAN
Beyhan BALABAN
Giriş Tarihi : 28-04-2020 08:31

100. Yaşında 23 NİSAN, HALKIN SEFALETİ ve 1 MAYIS

YOKSULU Açlıktan Kurtarırsanız; Dünyayı da Kurtarırsınız…

       1 Ocak 2020 ile 25 Mart 2020 Arası Dünyada İNSAN Ölümü Raporu

       Corona Virüs: 21 BİN 297, Grip: 113 BİN 034, Sıtma: 228 BİN 065,

       İNTİHAR: 249 BİN 904, Trafik Kazası: 313 BİN 903, HIV ve AİDS: 390 BİN 908,

       Alkol: 581 BİN 599, Sigara: 1 MİLYON 162 BİN 481, Kanser: 1 MİLYON 909 BİN 804

       1 Ocak ile 25 Mart Arası AÇLIKTAN Ölenler: 2 MİLYON 382 BİN 324

         100. Yaşında ZENGİN MECLİS ile YOKSUL HALKI

         Gazi Mustafa KEMAL 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak 4 yıl süren mücadele sonucunda 1923’te kuracağı yeni Türkiye CUMHURİYETİ Devletinin ilk resmi kuruluş adımını 23 Nisan 1920’de meclisi kurarak gerçekleştirdi. Düşman işgali altındaki VATAN TOPRAKLARINI; ardı ardına başlayan Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları, Rus Savaşı, Çanakkale Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve Halkın katıldığı Milli Mücadele Seferberliğiyle; nice Şehitler vererek komutasındaki kumandanlarıyla kurtardı. Vatanı, Teokratik (dine dayalı) devlet yönetim şeklinin BESLEDİĞİ gericiliği, yobazlığı ve topraklarımızı DÜŞMANA PEŞKEŞ ÇEKEN işbirlikçilerden İHTİLAL yaparak korudu, çok ince hesaplarla TBMM’ni oluşturdu. Halkın kendi kendini yönettiği (demokrasi hakları) LAİK Devlet yönetim şeklini; 23 Nisan 1920’de kurduğu meclis, 4 yıllık bir çalışma sonunda 29 Ekim 1923’te hayata geçirdi… 100 yıl önce yoksul milletvekillerinin kurduğu devletten, 100 sonra zengin milletvekillerinin doyumsuzluğundan, sömürücü sistemle yoksullaşan Halkın yaşamak için çırpındığı bir devlet haline geldik!

          Dünyadaki tüm devletlerin kurucuları; daima o devletin işlevinden faydalanan, topraklarının ekmeğini yiyen, suyunu içen Halkların saygısıyla anılır. Devletlerin kurucularının ANITLARI dikilir, çünkü devletin kurucusudur, devletin var oluşunun, kuruluşunun BEYNİ ve simgesidirler. Devletlerin kuruluş adımlarının tarihleri resmi bayramlarla kutlanır, kurucular saygıyla anılır. Çünkü dünyada ULUS olabilmenin göstergesi; bir devletin kurucusu, yönetim şekli ve Halklarının birleşmesiyle bütün olup, bir MİLLET olabilmenin başarısıdır. Bu nedenle, Cumhuriyet Devleti kurulduğundan bu yana; teokratik devletten bu güne dış güçlerin de destekleriyle gericilerin ve yobazların, bir devletin kurucusuna, anıtına, kurduğu yönetim şekline saygısızlık etmeleri, pis laflar sarf etmeleri, karşı çıkıp savunanlara; “ATANIZA sığınıyorsunuz, Heykele tapıyorsunuz…” demeleri doğaldır. Doğal olmayan; çoğunlukla ve korkmadan; “ATAMIZA elbette sığınacağız, onun sayesinde varız, var olmaya devam ediyoruz, tapmak değil, sizlerde bizlerde onun sayesinde bağımsız yaşıyoruz…” diyememektir. Gericilerin ve yobazların da ATAMIZ sayesinde nefes aldıklarını, yaşayabildiklerini onları sarf ettikleri saygısızlıklarda her daim ve her yerde KORKMADAN REZİL EDENE KADAR duruşumuzdan taviz vermeden; devletin ve milletin VAR OLMA gücünü; ancak devlet işlevine sadık kalarak yaşatabileceğimizi bıkmadan anlatmamız, bağırmamız gerekir. Emperyalizmin kullandığı gericilere, yobazlara; LAİKLİKTEN taviz vermemek gerekir. Verirseniz şimdiki gibi muhalefetin açmazında kalırsınız.

         Neden vurguladım bu gerçeği; dünyada EMPERYALİZMİN ELİYLE Gribal Enfeksiyonlar için yıllar önce üretilen GRİP AŞISINDAN sonra, grip aşılarının ya yalan olması, ya da diğer aşılar gibi tüm insanlara birden zamanında uygulanmaması sonucundan, sürekli bilinçli olarak MUTASYONA uğratılıp, devletlerin başındaki iktidarlar eliyle salgın sürecini gizli politikalarla devam ettirip İNSANLIK KATLEDİLMEKTEDİR. Grip Aşılarının gerekli olup olmadığı BİLİMDE tartışılma konusudur. Zira SOĞUK ALGINLIĞI her yıl tekrarlanarak DOĞAL OLARAK yaşanan geçici ve bağışıklık kazandırarak insana kuvvet verici bir rahatsızlıktır.

         Türkiye Cumhuriyeti Devletimizi kuran TBMM’nin 100. Yaşını 23 Nisan ULUSAL EGEMENLİK ve Çocuk Bayramını; sürekli mutasyonla değişen, yeni adı Corona Virüs Salgını ve ona bağlı yeni TANI isimleriyle insanlık canı pahasına savaşırken buruk kutladık. Dünya siyasi liderlerinin başta ABD Başkanı Donald TRUMP olmak üzere NORMAL OLMAYAN TEDBİR kararları dikkat çekiyor. BİLİM ADAMLARININ birçok konuda farklı düşündükleri ve AÇIKÇA İKTİDARLARI SUÇLAMAKTAN KAÇINDIKLARINDAN dolayı; virüsten ölen veya tedavi gören insanlığı zor durumda bıraktıklarını, gerçekleri GİZLEDİKLERİ halde birçok olaylarla takip ediyoruz. Dünyadaki KAPİTALİST Emperyalizmle, SOSYALİST Emperyalizmin, VİRÜSÜ PSİKOLOJİK SAVAŞTA gizli politikalarla KULLANARAK; aldıkları kararlarda birbirlerini yenik düşürmek için, özellikle ERKEN ve DOĞRU kararlar almayıp, İKTİDARDA kalabilmek uğruna çelişkiye uğradıklarını açıkça görüyoruz. ABD ve ÇİN İktidarlarının birbirlerinin kararlarına karşı ATAK KARARLAR alarak ülke ekonomilerini ayakta tutmaya çalıştıklarına tanık oluyoruz. Hatta İKTİDARLARIN ülkelerindeki karşı muhalefet partilerini destekleyen Halkların; virüsten ölmelerini bekleyecek kadar ileri giden adımlar attığına şahit oluyoruz. Bunun en acı örneğini ABD Başkanı kendi partisinden olmayan EYALET YÖNETİMLERİNDE yaşayan insanları ölümle karşı karşıya bırakıp, hatta virüsü onların yaydığını canlı yayında söyleyecek kadar YOBAZ ve DÜŞMANCA kararlarında bir CELLAT gibi BASININ önünde açıkladı ve seyrettik.

         HALKIMIZIN SEFALETİ

         Ülkemizde ise; İktidarın siyasi getirilerini virüs üzerinden hesaplayarak MUHALEFET partileri belediyelerinin yoksul Halkımıza yaptıkları yardımları yasaklarla, ambargoyla engellediğini hep birlikte yaşıyoruz. Türkiye’deki Siyasi İktidarla ABD İktidarı VİRÜSLE İLGİLİ aynı düşüncelerle YAVAŞ hareket edip, PARALEL KARARLAR ALIYORLAR!  Güçlü olanlar sesini duyuruyor, çareleri bulunuyor, virüsle mücadele eden dünyadaki hiçbir ülkede YOKSUL HALKLARIN neler yaşadığını bilmiyoruz. MEDYA; Ülkelerin İktidarları kendilerine göre, neyi nasıl bilmemiz gerekiyorsa öyle habercilik yapıyorlar!  ATAMIZIN ulusal egemenliğimizin dünyaya duyurduğumuz ilk meclisimizin açılış gününü çocuklarımıza armağan ettiği 23 Nisan’ı; YOKSUL ÇOCUKLARIMIZ kutlayamadı.  İlk meclisimiz yukarıda anlattığım ardı ardına süren savaşlardan sonra öyle yoksul, öyle zor ve yoktan var ederek açılmıştı ki, bu çağda virüsle baş etmeye çalışırken yoksullar üzerinden yapılan siyasi savaş Türkiye’ye ve geçmişimize yakışmadı.  Türk Milleti tarihinde her zaman ekmeğini bölerek zor zamanları atlatmıştır. 23 Nisan Kutlamaları için sokağa çıkma yasağı kapsamında, evlerde akşam saat 21:00’de balkonlardan İSTİKLAL MARŞI okunarak kutlama kararı alındı. Tüm TV Kanallarına şöyle bir baktım, sosyal medyada geçen haftaki paylaşımlara baktım, AMA KUTLAMALARDA YOKSUL ÇOCUKLARIMIZI GÖREMEDİM. Hiçbir TV Kanalı bir ayrıcalık yapıp, yoksul mahallelere, kırsal alana, uzak köylerde yaşayan çocuklara ulaşıp bir kutlama yapmalarını sağlamadı veya nasıl olduklarını göstermedi. AKP Hükümetinden önce tüm yurtta ve kırsal kesimdeki ilkokullarda 23 Nisan kutlanırdı ve yoksul öğrencilerde aynı heyecanla bayram kutluyorlardı. Bundan önceki son yazımda işlediğim; “SEVİCİLİK” gerçeği ne yazık ki, yıllar geçtikçe bizi özümüzden uzaklaştırıp, gerçeklerin üzerini, yaşam şartları iyi görünenlerle ALKIŞLAYARAK kapatıp, ilerideki tehlikenin üzerini örtüyorlar. Diyeceksiniz ki, sanal âlemden ve iletişimden kaynaklı. Elbette öyledir, Ben de bundan bahsediyorum, demek ki yoksul Halk sanal âlemi ve iletişimi kullanamayacak kadar SEFALET İÇİNDE ve Milletimiz görüneni alkışlayıp, sorunların üzerini kapatmayı KOLAYCILIKLA gelenek haline getirdi. Yazılı ve Görsel Basının görevi en zor şartlardaki insanların, canlıların SESİ olmaktır. Teknolojiyi doğru kullanmak; kendi evinde çocuklarını PRENS ve PRENSES gibi giydirip 23 Nisan Kutlamalarını videoya çekip, TV Kanallarında özel kutlama yapmaktan ziyade, yaşamı zor insanlara da ulaşmaktır. İktidarın ülkede kırsal kesimdeki tüm okulları İMAM HATİP yapmasıyla, gericiliğin artmasını hesaplayan, kız çocuklarının başını kapatıp, korkutup imam nikâhıyla evlenmelerine alıştıran bu uygulamalar ne kadar tehlikeliyse; LAİKLİKTEN bahsedip gösterişli görünenleri gündeme getirip, kırsaldaki insanları ve yaşadıkları insanlık dışı olayları YOK SAYMAK; İktidarın çanağına su taşımaktır ve daha tehlikelidir!

         Düşünün Türk Tabipler Birliği bile, ülkemizde VİRÜSTEN ölen binlerin üzerinde insanların ölüm raporunda; “Bulaşıcı Hastalık ve Doğal Ölüm” yazmış, Ölüm nedeni ise; “Viral Pnömoni (normal ölüm)” yazılan insanlarımızın tamamının HAKLARINI dile getirmiyor. Ama bir Doktor ölümünde böyle yazıyorsa; “Bütün bu verilere bakınca COVID-19 nedeniyle vefat edenler arasında hayatını kaybeden meslektaşımızı da sayacak mısınız? Yoksa meslektaşımız COVID-19 salgın süreci ile hiçbir ilgi ve irtibat kurulmadan birçok hasta gibi “viral pnömoniden” vefat etmiş mi sayılacak?” diye İktidara soruyor. Yaşamı iyi olan, arkasında gücü olan kesimler dile getiriliyor, binlerce ölen insanın haklarını dile getiren bir kurum veya kuruluş yok!

         Emperyalizmin kapitalist düzeni ile bilinçli yoksullaştırılan Halklar çoğaldıkça, yaşamın her alanında sıkıntılar, hak aramalar BÖYLESİ VURDUMDUYMAZLIK ve BENCİLLİKLE yerini şiddete bırakacaktır. Bu gerçeği görmezden gelmeyip; sıkıntıları temelden çözmek, Türk Tabipler Birliğinin sadece sağlık çalışanlarının değil, milleti arkasına alacak şekilde tüm hakların sesini duyurup, virüsten can veren tüm şanssız insanların SESİ OLMASI GEREKİRDİ. Zira böyle olmazsa, İktidar virüsten dolayı seçimlere yakın ufak tefek yardımlar için mağdur kalan insanları ve aileleri böylece kullanarak bu acı tabloyu yine siyasi malzeme yapacaktır. Oysa her kurum sadece açıklama yapmayıp, hep birlikte HAK arayarak, hiçbir ayrım gözetmeksizin hareket etse, tıpkı KURTULUŞ SAVAŞINDA BÜTÜNLEŞEREK BİR MİLLET OLABİLME BAŞARISIYLA tüm zorlukları yenebiliriz. Dünyada bu örneği hayata geçiren tek Lider Gazi Mustafa KEMAL’İN yarattığı Milletimize, birleşerek sorunları çözüp yaşamak yaraşır. Milletimiz BİRLİK olup tüm SİYASİLERE; başlarına gelen olayları siyasi malzeme YAPMAMALARI gerektiğini ÖĞRETMELİDİR. Örneğin Virüsten ölen Doktorların ŞEHİT sayılıp, Ailelerinin bazı haklardan yararlanmasını, bir CAN öldükten sonra bu derece basit ve iğrenç düşünenler, böyle bir hak bekliyorlarsa tüm insanlar için düşünsünler veya hiç dile getirmesinler! Anlatmak istediğim budur. Bana sorsalar, yoksulluk varken ve dünyada SAVAŞLARDA ÖLEN MASUM İNSANLARIN AİLELERİ; hiçbir yardımdan faydalanmazken, hiç kimseye veya hiçbir mesleğe ayrıcalık yapmazdım! Zira Benim devletim nice Şehitlerin kanıyla kuruldu ve Aileleri sefalet içinde öldü, varsın sizlerde maaşınız varsa bir zahmet bu zor zamanda maaşınızla yetinin, geçinin ve onurunuzla yaşayın! Hem LAİKLİKTEN bahsedip, hem ATATÜRKÇÜLÜKTEN gem vurup, hem de MİLLİYETÇİLİKTEN ahkâm kesip gösterişle 23 Nisan kutlayıp, maaşı olanların maaşlarını arttırmayı destekleyip; iş yaptığınızı zannetmeyin, YOKSUL HALK YAŞADIKLARINI ASLA UNUTMAZ!

         1 MAYIS İŞÇİ KATLİAMI

      İki gün sonra İşçi Sendikaları yaklaşık bir aydır 1 Mayıs’ı nasıl anacaklarının ve virüsten dolayı, sosyal mesafeyi de koruyarak İktidardan nasıl eylem yapma izni alacaklarının çalışmalarını yapıyor. Bu izni almak ya da almamak böyle bir zamanda çok önemli değil. Yıllardır 1 Mayıs’ın nasıl engellendiğini, Polislere Halkımızın nasıl coplatıldığını, panzerlerle Halkımızın İşçilerimizin nasıl yaralanarak kovalandığını, tazyikli sularla ve birçok zehirli saldırılarla sendikaların toplanmasının bile engellendiğini görüyoruz, birçok işçinin ne bedeller ödediklerini, öldüklerini okuyoruz. Türk Tabipler Birliği, Odalar, Sendikalar vb. yanlış yapıyorlar. Bakınız bir örnek vereyim. Bir İşçi işten çıkarılıyor. İşine geri dönmek için Avukat tutacak parası yok. İşçi Sendikasına gidiyor. Sendika diyor ki, şu şartların uyarsa Sendikanın Avukatı ücret almadan Seni savunacak. Şartlarda İŞÇİNİN üzerine bisikleti bile olmayacak, evi olmayacak, hiçbir hisseli Aileden kalma en ufak bir tapu vs. geliri, hiçbir şeyi olmayacak, eğer İşçi sefaletinde sefaletindeyse Sendika Avukatı İşçinin Avukatlığını yapabiliyor. Ve sendika avukatları işçilerin duruşmalarına çoğunlukla veya hiç katılmıyor, davayı takip etmiyor, işçi ise yoklukla çırpınıyor. Çoluk çocuk yokluktan hayatlarını yok eden acılar yaşıyorlar, eşleri kötü yola düşüyor. Ve Sendika Dernek Başkanları sanki İşçinin yaşadıklarıyla ilgileniyormuş gibi sosyal medyada İşçiyle ilgileniyor haberleri yapıyor! SENDİKALARIN İşçinin hakkını aramak için Avukattan faydalanmalarının şartları bile böyle ise, bu sendikalar ÖNCE kendi maddelerini düzeltsin, işçi haklarına İNSAN gibi çare arasın! Odalardan bir örnek verelim, Odalara bağlı esnaflar yıllık aidatlarını ödüyor, ama bankalardan çizik yiyen esnaf borcu borçla kapatırken çoğunluğu kepenk kapattı. Ayakta kalmak için zorlanan esnafın bankalardan virüs zamanında bile kredi çekip faydalanma hakları yok. Oda Başkanları çıkıp bir sürü açıklama yapıyor, İktidarın aldığı kararları okumayı çare gibi göstererek okuyorlar. Adı Sendika ve Oda, ama görevlerinden ve üyelerinin gerçeğinden uzak yaşıyorlar ve insanları kandırdıklarını zannediyorlar değil mi? İşçilerin bile 1 Mayıs’ta katledilmelerinin üzerinden hak aramaya çalışırken, hala yanlış düzeni kökten değiştiremiyorsanız, 1 Mayıs’ın açlığa terk edilmiş İşçinin nazarında ne önemi kalır ki? YOKSUL HALK YAŞADIĞI HAKSIZLIKLARI UNUTMAZ!

         TÜRKİYE’NİN GERÇEĞİ BUDUR!

         Bu ülkede Sağlık sendikaları var mı? VAR! Sonuç; yanlışlara başkaldırabiliyorlar mı? HAYIR! Tek dertleri, atama, tayin, maaş, katkı istemek, DÖNER SERMAYEDEN, EK DERSTEN ZENGİN OLMAK ve siyasetle mevkide yükselmek için İktidar HALKIMIZA ne yapsa susmak. Hem sağlık çalışanlarının, hem hastalarının sıkıntılarını çözebilirlerse; mesleklerini icra ettikleri her alanda hayatın normale döneceğini biliyorlar mı? Biliyorlar! Ne yapmıyorlar? Sadece TARAFLI ŞİKÂYET ediyorlar. Peki, Virüs ne yaptı, yoksul, zengin, doktor, işçi vb. fark etmeden öldürdü. Demek ki, tüm sıkıntıları herkes açısından çözmek için haykırmalıyız. Örneğin Türk Tabipler Birliği neden Yaşlı ve Huzur Evlerinde yangınlar çıkıyor araştırmalı. Zira bakım evlerinden ekmek yiyen çalışanlar, bakım evindeki yaşlının harçlığıyla okuyan torunları var. Türk Tabipler Birliği neden Virüsün en fazla yayıldığı ülkeleri de kapsayacak şekilde; yaşlı tedavilerini, yaşlı ölümlerini ve cenazeleri araştıracak bir çalışma yapılmasını istemiyor? BİLİMİN EMPERYALİZMİN EMRİNDE OLDUĞUNU AÇIKÇA DUYMAKTAN MI KORKUYORLAR… Ortada AŞI yoksa insanlar nasıl iyileşiyor? Demek ki, virüs denilen salgın doğru tedbirlerle önlenebilir. Bugün itibariyle DÜNYADA VİRÜSTEN ÖLENLERİN Sayısı 200 BİNİ geçti, ama Ocak-Şubat-Mart ayı toplamında dünyada 3 Ayda AÇLIKTAN ÖLENLERİN Sayısı: 2 MİLYON 382 BİN 324 İNSAN. Gerçek Virüs Emperyalizmin tüm canlıları öldürücü düzenidir.…

         İşçi Sendikaları var mı? VAR! Ne yapıyorlar? Yaşadıklarımızı Bizlere okuyorlar. Peki, kendilerine karşı çıkan İktidardan neden kurtulamıyorlar? Çünkü başlarındaki yönetimler işçilere ihanet ediyor, yoksullaşan işçilerin İktidara yenik düşmemesi için çare üretemiyorlar. Hepsi sadece görüntüde var mı? Var. İşçi haklarını mahkemede bile savunmuyorlar. Oysa yoksulluklara bulunacak çare politikalarını anlatıp, yoksul Halkı önce SAHİPLENMELİ, aydınlatmalı, umut vermeliler, yoksula güven verip samimi olmalılar. Yoksulu çocuk bayramında bile YOK SAYIP, İktidarın dilenci gibi verdiği paraya muhtaç etmemeliler! İşçinin üzerinde hiçbir mal varlığı olmadan savunma Avukatı veriliyorsa, o halde Sendika Başkanlarının da mal varlıkları gözden geçse, mal varlıkları olmayanlar Başkan olsa daha doğru olur. Yoksul Halkımıza geçinebilecekleri kadar NET MAAŞ kararı çıkartabiliyorlar mı? HAYIR! İktidar ne yapıyor, yardım adı altında yoksulları melete melete kendine biat ettiriyor, seçimlerde oylarını alıyor. Sendikalar Virüsten dolayı İşsiz kalan insanlara NET MAAŞ HAKKI çıkarabiliyorlar mı? HAYIR! O halde Sendikalar neden var? Ne işe yarıyorlar? Sadece var mı? VAR! Neden birlik olamıyorlar? Çünkü yaşamları eşit olmadığından birbirlerini menfaatlere satıyorlar! Ve bedelin en ağırını yoksul ödüyor! Yoksullar tüm işçi sektörlerinde, inşaatından kargosuna, temizlik işçisinden tarladaki işçilere kadar besin kaynakları da yetersiz olduğundan daha çok tehlikedeler! Ve çoğu işini kaybetti, Aileleriyle birlikte açlığa terk edildiler, millet bomboş sevicilik yapıp, gerçeklerin üzerini kapatan alkışlarına devam etsin.

         Esnaf Odaları var mı? Var! Ne yapıyorlar? İktidarın Vekillerini, misafirlerini gizli yemeklerde, BEŞ YILDIZLI OTELLERDE ağırlıyorlar. Özel işlerini bitiriyorlar, zenginliklerine zenginlik katıyorlar. Kepenk kapatan esnafa, borç batağında olan esnafa çare olacak anlaşmaları İktidarla masaya oturup yapabiliyorlar mı? Şu günlerde açıkça virüsten dolayı kapalı olan iş yerleri için, kapalı kalınan sürede KESİNLİKLE KİRA ÖDENMEYECEKTİR kararını İktidara aldırabiliyorlar mı? Kırmızıçizgide olduğundan dolayı Bankalardan kredi çekemeyen esnafa virüsten dolayı kredi çekme hakkı çıkarabiliyorlar mı? HAYIR! O halde Esnaf Odaları neden var? Ne işe yarıyorlar? Sadece var mı? VAR! Neden zordaki esnafın işini çözemiyorlar? Çünkü yaşamları eşit olmadığından, menfaatlerine Esnafların haklarını satarak İktidara GEBE kalıyorlar! Ve zenginleştikçe doyumsuzlaşıyorlar! Doyumsuz iş adamları yüzünden dünyada her gün insanlar açlıktan ölüyor!

         Türkiye’nin gerçeği; kurum ve kuruluşlarda çalışanların siyasete odaklı neme lazımcı zihniyetinden doğan, YOKSUL HALKIN daha çok yoksullaşmasıyla; SEFALETE İTİLEN HALKIN sıkıntılarının üzerini çok güzel kapatan, yanlış çalışan sendikaların, odaların, vakıfların, iktidarın sömürücü sistemli varlığıdır. Tıpkı KAPİTALİST DÜZENİN SÖMÜRÜCÜ İŞLEVİ GİBİ! Acı olan Milletimizin özlük haklarından, vergilerinden kesilerek devlet nasıl ayakta duruyorsa ve devlet milletine zor zamanlarda, afetlerde, yoksullukta yardım etmeyen bir İKTİDARLA yönetiliyorsa; Sendikalar ve Odalar da; İşçilerin, Esnafların gelirinden kesilerek ayakta duruyorlar, ama ne işçiye ne de esnafa bir faydaları yok. O halde bu yanlışlara ses çıkarmayan Oda ve Sendikalarda yönetici olan muhalefet yanlıları İktidarı eleştirmesin, çünkü kendileri de aynı yanlış sistemin içindeler. Bir esnaf kredi çekeceği zaman önce Odaya olan aidat borcunu ödeyecek, o halde aidat borcunu ödeyebilse niye borç batağına batsın ki; sistem en aşağıdan en tepeye birbirine gebe ve birbirini besleyecek şekilde kurulmuş. Halk, İşçi, Esnaf sömürülüyor! Tüm bu adı var ama işe yaradığı yok olan oluşumlar, öyle bir sarpa sarmış ki, hepsini DEVRİM niteliğinde kapatıp, doğru sistem hazırlayıp ve Halka zaman kaybetmeden direk hizmet verecek işlevi hayata geçirmek gerekiyor. İktidar; devleti temsil ettiği için yandaşlarına ve kendi ceplerine değil; MİLLETE Direk HİZMET ETMELİDİR! Sendika ve Odalar; kendiişleri için değil; İşçiye, Esnafa DİREK Hizmet Etmelidir!

         Dünyanın ilerleyen çağında, ekonominin dalgalandığı üretim, teknoloji ve sanayi savaşında; kuruluş ilkelerine uygun olmadan sadece görüntüde var olup çalışıyor gözüken kurum ve kuruluşların soyguncu düzeni; bir ülkenin yıkımına neden olabilir. Ve ülkemizde İktidar bu kötü sistemi son kuruşuna kadar kullanarak son viraja gelmiştir, son viraj bir devletin yıkımı olmamalı. Milletimiz her alanda kendisini yetiştirmeli ve sefaletle arasını açmayıp, var olabilmek için hep birlikte zengin-fakir paylaşarak yeniden kuvvetlenip, öncelikle YOKSULLUĞU EN AZA İNDİRMEYİ hedeflemeli, kendilerini bu hale getiren her türlü oluşumdan kurtulmalıdır. Sendika ve Odalar kendi kendilerini hep birlikte lav edip, önce düzeni değiştirip, yeniden HALKIMIZA doğru ve eşit hizmet vermek için baştan kurulmalıdır. Milletimiz; siyasetin oyuncağı değil, siyaseti belirleyici ve siyasette yaptırım gücü olmalıdır. Tıpkı ilk Meclisimizin tüm yurdumuzdaki sorunları çözmek için kurulup, aç kalsalar da, yatacak yerleri olmasa da, Millete hizmet eden ilk Milletvekillerimiz gibi, şimdiki milletvekilleri de bedel ödeyip, devlet adamlığı görevini ADAM GİBİ yapılmalılar. Devlet; sokakta yaşamaya çalışan aç bir çocukla, en üst kademede saraylarda yaşayan ihtişam arasında yok olup gitmeden; her kurumda, her kademeden normal vatandaşlara kadar herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Kuralınız; ne olursa olsun EŞİT DÜŞÜNMEK olsun. O zaman birliktelik sağlanır, yoksulluk azalır ve siyaset halkı değil, Halk Siyaseti şekillendirir. Zamanla yoksulluk tamamen biter.  Böylece EMPERYALİZM ASLA BAŞARILI OLAMAZ; sömürüler biter, doğa ve canlı katliamları biter, savaşlar biter, VİRÜS ÜRETİLEREK İNSANLAR KATLEDİLEMEZ. Yoksulu AÇLIKTAN kurtarırsanız; Dünyayı da kurtarırsınız…

         Saygılarımla

         Beyhan BALABAN

         Cumhuriyet’in KALEMİ

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Beyhan BALABAN

Beyhan BALABAN

DİĞER YAZILARI Bilimde Yaşam, Hukukta Yaşam, Dinde Yaşam, Siyasette Yaşam, Orduda Yaşam! 12-05-2020 22:28 100. Yaşında 23 NİSAN, HALKIN SEFALETİ ve 1 MAYIS 28-04-2020 08:31 DOKTOR SEVİCİLİĞİ ve HALKA HAKARET 14-04-2020 08:47 BİLİMDE Ölüm! HUKUKTA Ölüm! DİNDE Ölüm! SİYASETTE Ölüm! ORDUDA Ölüm! 01-04-2020 07:59 Emperyalizmin VİRÜSÜ ve Türkiye 17-03-2020 08:08 RTE İktidarının ÇIKMAZI, Muhalefetin AÇMAZI 03-03-2020 07:48 Alptekin ESER; CHP Siyasetinde GERÇEĞİN ESERİNİ Yazdı 22-02-2020 08:35 Mersin TULUMBA Köprüsü ve METRO Projesi 01-02-2020 08:27 24 OCAK TARİHİ Olayları ve TÜRKİYE İLİŞKİSİ NEDİR? 23-01-2020 23:12 Belediye ŞİRKETLERİ RANT İÇİN KURULUR! 04-01-2020 02:53 MONDROS ÇAYI ve MONDROS KÖPRÜSÜ 24-12-2019 08:28 CHP’li Belediye Başkanlarına ve Kongre Adaylarına 09-12-2019 01:02 Öğretmenler Günün Kutlu Olsun BAŞÖĞRETMENİM! 24-11-2019 00:19 ATAM’IN CUMHURİYETİ AĞLIYOR 26-10-2019 23:37 CUMHURİYET HALK PARTİMİN 96. DEVRİM YAŞI... 09-09-2019 00:25 Bu VATAN HEPİMİZİN... 16-07-2019 08:36 SEÇİMİN İÇ YÜZÜ- Türkiye ve Mersin GERÇEĞİ 21-06-2018 06:19 Hepinizi çok seviyorum! 19-06-2018 04:57 Mersin EMEKLİLER Derneği Yarışında BÜYÜK MÜCADELE 14-04-2018 23:06 Sözde Kadınlar; KADININ Adını KİRLETMEYİN! 07-03-2018 03:59 24 OCAK TARİHİ Olayları ve TÜRKİYE İLİŞKİSİ NEDİR? 24-01-2018 18:11 Yeni yazısı 16-01-2018 23:37 MERSİN CHP İL Delegeleri; KILIÇDAROĞLU’nu RİSKE ATMAZ 09-01-2018 13:37 Hukuksuz Yönetilen Ülkem 29-12-2017 04:04 Önce CHP Tabanı Uyansın! 17-12-2017 00:40 Kadının aktif siyasetinden söz edilmedi 06-12-2017 07:40
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK2960
  • 2Trabzonspor2958
  • 3Sivasspor2953
  • 4Galatasaray2952
  • 5Beşiktaş2950
  • 6Fenerbahçe2946
  • 7Alanyaspor2945
  • 8Göztepe2938
  • 9Antalyaspor2937
  • 10Gaziantep FK2935
  • 11Kasımpaşa2935
  • 12Denizlispor2932
  • 13Gençlerbirliği2931
  • 14Çaykur Rizespor2929
  • 15Yeni Malatyaspor2928
  • 16Kayserispor2928
  • 17Konyaspor2927
  • 18MKE Ankaragücü2925
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Bugün seçim olsa hangi partiye oy verirsin?
ARŞİV ARAMA