DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Beyhan BALABAN
Beyhan BALABAN
Giriş Tarihi : 12-05-2020 22:28
Güncelleme : 13-05-2020 09:44

Bilimde Yaşam, Hukukta Yaşam, Dinde Yaşam, Siyasette Yaşam, Orduda Yaşam!

Emperyalizmin, kapitalist düzene GEBE bırakarak yapılandırıp eline geçirdiği, istediğini yaptırdığı; BİLİM, HUKUK, DİN, SİYASET ve ORDULAR nasıl kurtulur? Bu yazı; 29-30 Mart ve 1-2 Nisan’da Çukurova’daki birçok gazetede ve ulusalda yayınlanan şimdiki dünya düzenini anlatan; “BİLİMDE Ölüm! HUKUKTA Ölüm! DİNDE Ölüm! SİYASETTE Ölüm! ORDUDA Ölüm!” yazımın devamıdır. Yazıda, dünyada ve ülkemizde emperyalizmin yapılanmasıyla, ağır sonuçların göstergesi olan yaşamın her alanındaki katliamları işlemiştim. Bilimde, Hukukta, Dinde, Siyasette ve Orduda ÖLÜM; nasıl YAŞAMA dönebilir? Hep birlikte okuyarak düşünelim. ALKIŞÇILIK yaparak yaşatılan katliamların, gerçeklerin üzerini örtmekten, SEVİCİLİK yaparak yaşamı güllük gülistanlık gösterip YOKSULLUĞU GÖRMEMEKTEN VAZ GEÇELİM. Her mesleğin alkışı hak edenleri ve hak etmeyenleri var. Hak etmeyeni ifşa etmeden yanlışları sorgulayamazsınız. Menfaatler gereği yanlış uygulanan kurallar, yasalar dünyada birbirini besleyen sistem döngüsüne dönüşmüş, bu yanlış sistem düzelmedikçe sorunlar çözülemez. Dünyada hangi ülke olursa olsun, YAŞAMIN; doğal yaşam alanlarını çoğaltarak ve insana yakışır yapılanması için; bilime, hukuka, dine, siyasete ve orduya ÇAĞIMIZ doğrultusunda ihtiyaç vardır. Yasalar saydığım beş alanda doğru maddelenerek, insanlığa direk hizmet verecek işlevle, doğru uygulanmazsa insanlık kendi kendisini ve doğal yaşamı zamanla yok eder. 2000’li yıllarda ne yazık ki; saydığım beş alan, emperyalizmle yönetilen ülkelerin başındaki liderler yüzünden sisteme yenik düşmüşlerdir. Önce bilimin, hukukun, dinin, siyasetin, ordunun ele geçirilmesi ve beş alanı yandaşlar çoğunluğuyla yapılandırıp emperyalizmin elinde tutması, kullanması, çağımızda insanlığın kendisini yok etmesine, insanlığın yoksulluğa terk edilmesine, doğa katliamının önüne geçilmemesine, gerçekleri görenlerin korkmasına, susmasına ve akabinde emperyalizmi oluşturan güçlü yönetimlere; insanlık MAKAMLA, MEVKİYLE birlikte tutsak olmuştur. Tutsaklık; emperyalizmin planlarıyla yerini ölüme bırakmış, bilim, hukuk, din, siyaset ve ordu; yaşatması ve koruması gereken insanlığı ve doğayı öldürmeye başlamıştır. Ölümleri yeniden YAŞAMA kavuşturmazsak; insanlığı ve dünyayı kurtaramayız…

         BİLİMDE YAŞAM

         Bilim; sağlık kuruluş ve sektörleri, ilaç sanayi, doğal yaşam alanları, üretiminden sofraya kadar besin kaynakları, teknoloji ve yoksulluk sınırı konularıyla birlikte ÖNCÜ OLARAK çalışmalıdır. Dünyada sadece insanoğlunun değil, tüm canlıların doğal yaşamlarının bozulmadan sağlıklı yaşamaları ve katledilmemeleri için önderlik yaparak, araştırma sonuçlarını diğer alanlarla paylaşarak, olumsuzlukları önceden verilerle görebildiği için tedbir alacak şekilde çalışmalıdır. Nüfus yoğunluğunu yoksul ülkelerde çözmek için, emperyalizmin sistemini uyarmalı, emperyalizmin TUTSAKLIĞINDAN kurtulmalıdır. Bilim, İnsanlığı VİRÜSLE ÖLDÜRMEMELİ, Nüfus Planıyla YAŞATMALIDIR. Bilim; sadece uzaya gitmek, yeni buluşlar bulmak değildir. Teknoloji kullanımı artarken; doğayı etkileyen elektrik sarfiyatı, nükleer çalışmalar, bombalar, sanayii atıkları, hava kirliliği, imar rantında çılgınlaşarak yaşam şartlarının betonlaşmasını vb. çalışmalara izin vermeyecek TEPE UYGULAMASI olan bir işleve dönüşmelidir. Çünkü tüm bu olumsuzluklar bilimle gelişen, dünya ve uzay çağıyla alakalıdır. Bilim bütün alanların, atmosferi ve tüm canlıları etkileyecek kararlarda danışılması ve onay alınması gereken konumu kazanmalıdır. Böylece yoksulluğun da önüne geçilmiş olur. Zamanla kalitelileşen ve sağlıklı olan yaşamda yoksulluk biter…

         BİLİM; dünya gündeminde mücadele ettiğimiz bu aylarda Corona Virüs gerçeğini; GERÇEKLERİYLE NET açıklamalıdır. Birçok soru işaretleri olan, bilimin eliyle mutasyona özellikle uğratıldığı kesin olan virüsten insanlığı kurtarmalıdır.Bilim, sesiz kalıp siyasi liderlerin güç birliğinde oldukları emperyalist sisteme yenilmemelidir.  Katliamların önüne geçmeli, sorgulamalı, yanlışlara ve yalanlara başkaldırmalıdır! BİLİM ÖLDÜRÜYORSA; Bir Gün Gelir KENDİSİNİ DE ÖLDÜRÜR! Zaten dünyada bilim, esas amaçlarını öldürmüştür. Bu yüzden önce kendisi sistemin emrinden kurtulmalıdır.

         Nedir soru işaretleri? Birkaç sorgulama yapalım. Geçmişte ÖLÜMCÜL olan Sıtma, Çiçek, Kızamık gibi bulaşıcı hastalıkların AŞISI bulunana kadar, insanlık bu hastalıklardan ölüyordu. Peki, Corona Virüs ÖLÜMCÜL ise; neden hastalarda iyileşme gösteriyor? Bilim; sormuyor ve sağlık örgütleri başta olmak üzere kararlarını sorgulamıyor. Buradan şu sonuç çıkıyor, demek ki virüsün, bilim eliyle MUTASYONA UĞRATILARAK ÜRETİLDİĞİ bu gerçekle ispatlıdır. Son 20 yılda dünyada iki defa aralıklarla GRİP AŞISI satışa çıkarıldı. Ben VİRÜS değil, BULUŞ diyorum ve ilaç sanayinin bu buluşlardan piyasa yarattıklarını savunuyorum. Sars, Mers, Kuş Gribi ve Domuz Gribi BULUŞLARI bu uygulama için resmen kullanıldı, ama aşıyı her insanın vurulması şart koşulmadı. Bu da bir soru işaretidir. Çünkü yukarıda yazdığım, ölümcül olan Sıtma, Çiçek, Kızamık gibi tüm bulaşıcı hastalıklarda aşı vurulması şarttır ve aşılar henüz her insana bebekken vurulur…

          Grip Enfeksiyonları doğal olarak kış aylarına her girdiğimizde vücudumuzun bağışıklık kazanarak soğuk günlere güçlü girmek için yaşamamız gereken doğal bir süreçtir. Bitkiler; Sonbaharda nasıl yapraklarını soğuklarla döküp, İlkbaharı yeniden filizlenerek karşılıyorsa, insanlar ve hayvanlar da kış aylarında soğuk algınlığını atlatarak bahara girmelidir. Bu doğal süreçle BİLİM oynamıştır. BİLİM suçludur; sağlık sektörlerini, ilaç sanayi şirketlerini dahi denetlememiş, uyarmamış ve insanlığı tehlikeye atmıştır. Virüs taşıdığı tespit edilen insanlara önceden iyi geleceği kanıtlanmamış ilaçlar uygulanmış ve her hastane kendince farklı farklı ilaç uygulamasını hasta insanlar üzerinde deneyerek insan hayatlarını tehlikeye atmışlardır, zulüm etmişlerdir. Binlerce hastaya ödem söktürücü uygulanarak BÖBREK YETMEZLİĞİNE NEDEN OLUNMUŞ hastalar virüsten değil! Böbrek yetmezliğinden katledilmiştir! Virüsten ölenlerin cenazelerine uygulanan işlemlerin bile bu şekilde canice uygulanıp uygulanmayacağı dahi henüz kanıtlanmamıştır. BİLİM aklanmalı, suçlarından arınmalıdır!

         Yüzyıllardır sonbahar aylarında grip atlattığımızda, büyüklerimiz “Sonbaharda gribi atlattıysan kış aylarında bir daha geçirmezsin” derlerdi. Buradan anlıyoruz ki, grip doğal olarak bağışıklık kazanmayı atlatan bir soğuk algınlığıdır ve ÖLÜMCÜL değildir. BİLİM; ölümcül olmayan grip enfeksiyonlarıyla laboratuvarlarda oynamış ve son 300 yıldır grip virüslerini üretimle yaratmış, emperyalizmin; ekonomide, para piyasasında, siyasette şekillenmesine canlıları tehlikeye atarak yardımcı olmuş ve gerçekleri saklamıştır. Bir gerçeği daha sorgulayalım, yaklaşık 10 yıl önce komşu ülke Yunanistan SARS Virüsünden kırılıp nice kayıplar verirken, neden Türkiye’ye SARS Virüsü gelmedi ve yayılmadı? Yayılmaması mümkün mü? O yıllarda emperyalist sistemin öncü aktörleri belli ülkelerde birlikte hareket ederek, birçok ülke liderleriyle birlikte PARALEL ÖNLEMLER aldılar. Yalanlarıyla yine dünyanın düzenini ellerinde tutup bir grip aşısı bulduk dalgası daha yaşattılar. Şimdi Corona Virüs ile dünyadaki tüm ülke liderleri bu oyuna hep birlikte dâhil oldu ve dünyanın yaşam düzeni alt üst oldu. Siyaset ve yandaş medya aracılığıyla tüm dünyada yanlış bilgilendirme yapılıyor, insanların yaşadıkları zorluklar, zulümler haberlere yansımıyor. Bilim Adamları ise; virüsle ilgili gerçekte ikiye ayrılmış durumdalar. Korkusuz olan çok az Profesör mantıklı ve yaşanmış gerçek örneklerle açıklamalar yapabiliyor. Fakat emperyalist güçlerden yana olan, korkan ve gebe olan Bilim Adamları kendi başlarına hiçbir açıklama yapmıyor, gerçeklerin üzerini kapatmaya yardımcı oluyorlar. Hastane yöneticileri, doktorları hiç konuşmuyor, ülkelerin sağlık bakanları dışında kimse açıklama yapamıyor. Ve tüm ülkeleri emperyalizmin siyasi düzeni eliyle DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ yönlendirerek yönetiyor. SİZCE Bu GİDİŞAT NORMAL Mİ? İktidarların yandaş medya engeli yüzünden gerçekleri anlatan Profesörler ise; seslerini yeterince duyuramıyorlar. Bilim kendi bünyesindeki tüm mensuplarını, devleti yönetenlerden bağımsız olarak bir ÇATI altında toplayamıyor.

         En önemli gerçek, geçmişte GRİP AŞISI VURULANLARIN hiç hasta olmadıkları halde Corona testi yapıldığında direk COVİD-19 tanısının POZİTİF çıktığını biliyor musunuz???

         Bilim nasıl kurtulur?  Bilim, tüm dünyadaki bilim adamlarıyla toplanıp, adı DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ olan siyasi yönetimlerle birlikte hareket eden yandaş kuruluşu yıkıp, siyasetin oyuncağı olmaktan öncelikle kurtulmalıdır. Bilim yukarıda saydığım, tarım ve hayvancılık üretiminden, ilaç sanayine kadar canlıların yaşamını tehdit eden her ürünün denetimcisi ve takipçisi olacağı yeni bir kuruluş olmalıdır! Diyeceksiniz ki; nasıl olacak? Devletleri yönetenler Polisi ve Askeri kendi yönetimlerinin emrinde yanlış yaptıkları için korunmaya ihtiyaç duyduklarından dolayı kullanıyorlar. Zaten korkusu olmayan ve yanlış yapmayan yönetimler koruma istemezler. Polis ve Asker, iktidarların yanlışında uyarı yapıp “önce devletimizin ve milletimizin Polisi ve Askeriyiz” diyemiyorlar. Tüm bu kuruluşların dünyanın yıldan yıla zenginliklerini bitirerek güçlü kalan emperyalizmin kapitalist düzeninden ayrılıp tam tersine yanlışları denetleyen şekilde yapılanmaları gerekiyor. Bu yüzdendir ki, yıllardır düşündüğüm ve zaman zaman yazılarımda işlediğim, Corona Virüsten dolayı 1,5 ay önce yine yazdığım; “BİLİMDE Ölüm! HUKUKTA Ölüm! DİNDE Ölüm! SİYASETTE Ölüm! ORDUDA Ölüm!” yazımda ÖLÜMLERİN her sektörde emperyalizm eliyle temel attığını ve YAŞAMA ancak tüm kuruluşların özgürlüğüne ve gerçek hizmet anlayışına kavuşmalarıyla insanlığın kurtuluşa geçebileceğini öneriyorum. Bu adımı öncelikle BİLİM ATMALIDIR. Bilim; kendini kurtarıp ve yenileyip, bir çalışma hukuku hazırlayıp, HUKUK’A seslenip, DİN’E seslenip, ORDULARA seslenip dünyayı esaretten kurtarmak için ilk adımı atmalı, diğer kuruluşlarda destek vererek aynı şekilde yenilenmelidirler. Ve daha sonra siyaset onları kendi esaretine alıp, kendi menfaatleri uğruna kullanıp şekillendireceğine, BİLİM diğer dallarla birlikte siyaseti dize getirerek doğru yapılmasını sağlayacaktır. İnsanlık ve dünya böylece sağlıklı yaşama kavuşur…

         HUKUKTA YAŞAM

      Hukuk insanlığın her alanda bir haksızlık yaşadığında, ilk başvurduğu yasalar kapsamıdır. Dünyada her devletin işlevi, siyasetin elinde oyuncak olduğundan bu yana Hukukun üstünlüğü değerini kaybettikçe insanlık hukuka güvenini kaybetmiştir. Dünyadaki tüm ülke insanlarında şu gerçek hâkimiyet kazanmıştır; “zenginsen davayı kazanırsın, fakirsen kaybedersin”. Güçlünün güçsüzü her alanda ezebildiği; BASİT, SATILIK ve ACİZ HUKUK DÜZENİ dünyada baş göstermiştir. Dünyadaki tüm devletlerin HUKUKU yeniden kendi tarih ve kültürlerini yaşatan, devletleri var eden kendi MİLLETİNİN ÖZÜ ÜZERİNE YAZILMALIDIR. Yasama, Yürütme ve Yargıda öncelik; milletin ve devletin değerlerini koruyacak şekilde ilkeleşmelidir, değiştirilmeyecek şekilde yasalaşmalıdır. İNSANLIK; devletin başına seçilerek iktidarı ele geçiren hiçbir siyasi lideri, partiyi ve yandaşlarını DEĞİL, yaşamın her alanında ÖNCE İNSANI ve DOĞAL YAŞAM ALANLARINI, DÜNYADAKİ CANLILARI Koruyan bir düzeninin maddelerini HUKUKTA hayata geçirmelidir.

          Bilime ilk destek vermesi gereken dal hukuktur.Bilimin hazırlayacağı YAŞAM FELSEFESİNİ ÖZGÜRCE koruyan HUKUK olmalıdır. Hukuk; kendilerinde dünyaya hükmetme hakkı bulan SİSTEMCİLERİ, DÜZENCİLERİ, SÖMÜRÜCÜLERİ, KATLİAMCILARI DEĞİL; Hukuk her Alanda SAĞLIKLI YAŞAM FELSEFESİNİ KORUMALIDIR! Yasalar doğru yaşam felsefesine göre yazılıp, dünyada tüm devletlerin hukuk düzeni yazıldıktan sonra HEPSİNİN bir araya gelip, ayrıca ülkeler arası haklardan oluşan yasalarla; Bilimin, Hukukun, Dinin, Siyasi Yasaların ve Ordunun hizmetlerini yazarak dünyadaki sağlıklı yaşam sürecini ve doğal yaşam döngüsünü korumaya alacak şekilde HUKUK onaylanmalıdır. HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ tüm ülkelerde; yargıçların, savcıların, hâkimlerin yasalara sadık ve bağlı çalışabilmeleri için, emperyalizmin veya benzeri bir gücün daha yeniden yaratılmayacağı şekilde ve insanlığa zarar veren oluşumlar kurulursa derhal ceza hukuku ve engeliyle karşılaşacakları şekilde işlevi sağlanmalıdır. Aksi halde hukukun üstünlüğü diye bir gerçek şimdiki hayatımızda yoktur geleceğimizde de olmaz. Ordu ve Emniyet tarafından; Bilimciler ve Hukukçular daima özgür, korkusuz hizmet yapabilmeleri için korunmalıdır. Siyasetçilerin, İş Adamlarının, kısacası zenginliğine ve gücüne güvenen çirkin düzenin, hukuka hükmetmeyecek şekilde, bilimin ve hukukun ve hepsini denetleyebilecekleri şekilde işlev sağlanmalıdır.

         Hukukta serbest, paralı avukat düzeni de son bulmalıdır. Hepsi hukuk kuruluşuna bağlı çalışmalıdır. Hukuk gerçekten üstünlük kazanarak, dünyada hukuk hizmetini KANUNLA uygulayarak, karşılaşılan her haksızlıkta, insanlığa ve doğaya DİREK, HEMEN, YERİNDE kararlarla, zamanı geçmeden sahip çıkmalıdır. Yanlışların önünü hemen kesebilmeli, devletlerin askeri ve polisleri seçimle gelen iktidarların değil, dünyayı ve insanlığı koruyan bilimin ve hukukun koruyucuları olacak şekilde görev yapmalıdır…

         DİNDE YAŞAM

         Önceki yazımın “Dinde Ölüm” bölümünde belirttiğim gibi, Bana göre din kitaplarının hepsi yazıldıkları dönemin; sapık, ahlaksız, insanlığa yakışmayan hayatlara dur diyebilmek için akıllı beyinlerce yazılmış kitaplardır. Elbette inancın olmadığı yerde kişiliğini kazanamamış insanlığın kendisini kaybettiğini, kontrol edemediğini Bende görüyorum. Bu yüzden eğitim ve bilim şarttır diyoruz. Keşke insanlık eşit eğitim görüp, bilimi tanıyıp, öğrenip; aklında ve yüreğinde daima iyiliği besleyerek düşünüp, doğru ve vicdanlı yaşamayı özünde hiç kaybetmeseydi ve DİN KURGULARI şeytan akıllılarca insanları avlamak için kullanılmasaydı. Ardından dinlerden geçinen DİNCİLER TÜREYİP, DÜNYAYI DİN ÜZERİNDEN ZENGİNLEŞMEK İÇİN KANA bulamasalardı. Ne yazık ki, hiçbir din kendi kitaplarında insan katliamını benimsemediği halde, dünyada devletler hem belli bir dine mensup olduklarını söylüyorlar, hem de savaşları özellikle yaratıp, insanları öldürüp, devletleri bölüp parçalayıp dünyanın doğal yaşam sürecine zarar veriyorlar. Bombalarla, katliamlarla insanları hem yoksullaştırıyor, hem de çok sadist, silaha meyilli, kötü düşünceleri destekleyen düzeni sağlıyorlar, barışçı değil, savaşçı mantıkla çocukların kötü yetişmesini sağlıyorlar. Hâlbuki dünyada dört büyük din mensupları bu derece güçlü iken, savaşlara karşı durmaları, savaşları önlemeleri gerekirdi, ama dinler savaşları çıkarıp, savaşlardan beslenip geçiniyorlar! Soruyorum din bu cani işlevin neresinde?

         Durum böyle olunca insanlığın belki milyon yıl sonra özgüvenini insanlığını yitirmeden kazandığında, belki hayatta din diye bir kavram kalmayacak. Bilim; siyasetin eline düşmeseydi ve emperyalizmin gücü bilim, hukuk, din ve ordudan oluşmasaydı, insanlık ve doğa şimdi bu halde olmazdı. DİN; tamamen Bilimle yönetilmelidir. Din, insanların doğumun ölümüne ve mezara kadar insanlığa hizmet edecek DENETİME bağlı bir sektör haline gelmelidir, tıpkı belediye hizmetleri gibi. Dinleri tabulaştırmak tehlikelidir. İbadetler reklam amaçlı kullanılmamalı, siyaset dini inançları kullanmamalı ve KUL ile YARADAN arasına girip yeni yeni FETVALAR çıkarılmamalıdır. Din öncelikle bir insanın düşüncesinde temizlik ve yüreğinde temizlik olarak anlatılmalıdır. İbadet zorunlu ve baskıcı yolla değil, isteğe bağlı ve sevdirerek öğretilmelidir. DİNE İNANANLARA; ibadetler baskıyla yaptırılıp, dinle beyinler yıkanıp iç ve dış siyasetin askeri gibi kullanılmamalıdır. Baskılar daha sonra şiddete dönüşeceğinden, bilim din işlevini daima denetlemelidir.

         En önemlisi; tarikatlar, cemaatler, vakıflar, kurslar kesinlikle kapatılmadır. Kendinize bir sorunuz; bir ülkede siyasi iktidar hem bir cemaatin darbe yaptığını iddia ediyor, hem de cemaatleri kapatmıyor! Sizce bu anlamsız uygulama mantıklı mıdır? Veya ne kadar inandırıcıdır? Din bilgileri okul dışında hiçbir yerde verilmemelidir. DİN DERSLERİ; Bilimin denetiminde dünyanın doğal gelişimine göre yeniden düzenlenmeli ve denetimle tüm dünyada öğrencilere doğru öğretilmelidir.

         Kısaca, dünyada tüm dinler ve özellikle dünyayı şekillendiren VATİKANDAN başlamak üzere, SUUD KRALLIĞI da sonlandırılmalı, hepsi sorgulanmalı, siyaseti yönlendirmelerinin önü kesilmelidir. Eğer bir insan dini ibadetlerini yapmak istiyorsa, öğrendikten sonra kendi evinde bir birey olarak yapmalı, dinlerin örgütleşmesinin önü kesilmelidir. Dünyada tarihte yıkılan tüm devletler, DİNLER ve IRKLAR yüzünden savaşıp yıkılmışlardır. Günümüzde ise; GLOBALLEŞEN düzen ve EVRENSELLEŞEN düşünce yüzünden artık aynı dine mensup ülkeler birleşerek, büyük oluşumlarla insanların katledilmesine neden olmakta, akabinde dünya zarar görmektedir. DİN Adamları denetlenmedikçe dini kullanmanın önüne geçilmez. DİN; belli bir dine inanıyormuş gibi DİNCİLİK yapanlar, insanlığı sömüren oluşumlar, savaşları tetikleyen, çatışmalar çıkaran, hatta öldürmeyi VACİP kılan düşünceyi beyin yıkamada kullanan bir araç olmuştur. Kendinize bir soru daha sorun; DİNİ kullanarak örgütleşen ve eli silah tutan dinci örgütlerde TERÖR örgütleri değil midir?

         Dünyada bu kadar fazla din ve ibadethaneleri varken; insanlığın insanlığını kazanması gerekirken, ne kadar şatafatlı Cami, Kilise, Manastır yapsanız da, insanlık insanlığını kazanamıyor. Demek ki; dinlerin işlevinde KANLI SORUN VAR! Bu soruna İNSANLIK; ancak yukarıda anlattığım, ÖZGÜR BİLİMİN denetiminde yeni bir işlev ve hukuk-ordu-polis denetimli bir uygulama ile çözebilir…

         SİYASETTE ve ORDUDA YAŞAM

         Biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bu konuda çok şanslıyız. Ama 1946 sonrası CHP yönetimlerinin ABD yandaşlarına verdikleri TAVİZLER ve ÖDÜNLER yüzünden şansımız rafa kaldırıldı ve şansımızın kullanılmasını bekliyoruz. 1950 siyasi iktidarlarından sonra her ne kadar arada bir koalisyon hükümetleri kurulsa da, ABD önderliğinde kurulan NATO Üyeliğimiz (Birleşmiş Milletler ALDATMACASI) yüzünden emperyalist düzenin kullandığı bir MAŞA Devleti haline geldik. Ve Bana göre kesinlikle bağımsız yönetilen bir devlet değiliz. Bizim ülkemiz gibi diğer tüm orta güçteki ülkeler, büyük güçlü ülkelerin piyonudur. “BİLİMDE Ölüm! HUKUKTA Ölüm! DİNDE Ölüm! SİYASETTE Ölüm! ORDUDA Ölüm!” yazımın her bir alanda YAŞAMA dönüşmesi tüm devletlerin öncelikle BAĞIMSIZ olmasıyla hayata geçebilir. Ve bu güzel ve ideal yaşamın temelini de, devamını da yukarıda anlattığım yeni uygulama sağlayabilir.

         Siyaset; Orduyu ve Emniyet Güçlerini devlete ve millete hizmet vermesi dışında tamamen kendi yapılanması ve korunmak için kullanıyor. ÖNCE İNSAN, ÖNCE CANLILAR, ÖNCE DEVLET değil, önce siyasetten seçilenler korunuyor. Polis ve Asker insanlığın ve devletin düzenini koruyacağına, seçilmişleri yaptıkları yanlış uygulamalar yüzünden savunmasız vatandaşlardan koruyor. Siyaset tüm dünyada terör örgütlerini kurup, besleyip, birbirlerine karşı kullanıyor. Kendinize şu soruyu sorun: Devletleri yöneten siyasi iktidarlar, sözde VİRÜS yüzünden birleşip Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir yerden yönlendirilerek yönetiliyorlar da; neden TERÖR ÖRGÜTLERİNİ bir yerden yöneterek bitirmiyorlar? Çünkü terörü kendileri besliyor, devletlerin askerlerini de kendi planları uğruna; terörde ve bilinçli yarattıkları savaşlarda kurban ediyorlar. Asker ve Emniyet Güçleri; tüm dünyada devletlerin yasaları hazırlanırken korumaya alınacak maddelerle yeniden teşkilatlandırılmalıdır. Bilim; Hukuku, Dini, Orduyu ve Emniyeti denetleyecek ÇATI görevi görerek, siyasetin sadece hizmet ve görev anlayışında çalışmasını sağlayarak insanlığı ve dünyayı kurtarmalıdır.

         Dünya emperyalizminin siyasi oyununa yenilmeyen TEK ASKERİ BAŞKOMUTAN ve TEK Devlet Kurucu Lideri Gazi Mustafa Kemal’dir! ATAMIZIN devrim ve ilkeleri insanlık tarihindeki, insanlığa yakışır tek doğru sistemin temeli olan 6 OK ile devlet işlevini kurmuştur. Tıpkı Bilimin, Hukukun, Dinin, Siyasetin, Ordu ve Emniyetin birbirini tamamladığı gibi; 6 İLKEMİZ birbirini tamamlayan bütünleşerek güç olan kavramlardır. Bu yüzden nasıl ki, 6 ilkeden Cumhuriyetçilik devletimizin yönetim şeklinde ÇATI olup, diğer ilkelerle güçlendirilmişse BİLİM; hukuk, din, siyaset, ordu ve emniyet güçlerine ÇATI olup, insanlığı ve dünyayı kurtarmalıdır. Dünyada tek bir lider, Gazi Mustafa KEMAL; “YURTTA SULH, CİHANDA SULH” demiştir. Anlattığım şekilde; böyle bir proje hayata geçtiğinde BİLİMİN diğer tüm kurumlarla ORTAK sloganları; “YUTTA YAŞAM, DÜNYADA YAŞAM” olmalıdır…

         Emperyalizmin güç düzeni birbirlerini tamamlayan ülkeler dengesinde öyle sağlam kurulmuş ki;

         BİLİM; Emperyalizmin EMRİNDEN KURTULMALIDIR! Bilim emperyalizmin esaretinden kurtulduğunda; dünya ve insanlık ölümden kurtulacaktır.

         BİLİM; DÜNYANIN ve CANLILARIN DOĞAL SÜREGENLİĞİNİ YAŞATMAK İÇİN ÇALIŞMALIDIR!

         HUKUK; DÜNYA ve CANLILARI KORUMAK İÇİN YASALAŞMALIDIR!

         DİNLER; İnsanlığa sadece akıllarında ve yüreklerinde temiz insan olarak yaşamayı öğretmelidir. Doğumdan Ölüme ve Mezara kadar yardımcı olmalı, insanlığa hizmet etmeli başka hiçbir konuya karışmamalıdır!

         ORDU ve Emniyet Güçleri; Emperyalizmin emir komutası olmaktan kurtulup, sadece vatandaşlarını ve devletini korumalıdırlar. Emniyet Güçleri ORDUYA bağlı kurum olup, topluma yakın ve birebir dost ilişkilerle, her olayı ve konuyu anında çözüme ulaştıracak hizmetlerle vatandaşa görev yapmak için çalışmalıdır…

         SİYASET; sadece insanlığa hizmet etmelidir. Devlet içinde ve devletlerarası barışı sağlayacak ve insanların yaşam şartlarında tüm sıkıntılara toplumsal ve bireysel çözümler sağlamak için çalışmalıdır.

         İnsanlığın ve Dünyanın Sağlıklı Evrimleşmesi; bu ÖLÜMLÜ KATİL düzenden, anlattığım yeni YAŞAM FELSEFESİ işleviyle kurtulabilir. İnsanlık düşünebiliyorsa, fikir üretebiliyorsa, birleşerek amacını güçlü uygulayabilecekse; zaman geçmiş değildir. Yeter ki, tüm kurumlarda bir raya gelinip gerçekler konuşulsun, hiçbir güce bağlı kalınmadan hareket edilsin ve insanca kararlar alınsın. Çok zor gibi görünen bu projem aslında sadece cesaret ve yapılabileceğine inanmakla hareket edilip hayata geçebilir. Corona Virüs VERİLERİ ve tüm SORU İŞARETLERİ GEREKÇE GÖSTERİLEREK; Bilim Adamlarının, artık dünyayı ve canlıları korumak için, sağlıklı yaşamın temelini atmayı ve sürdürmeyi amaç edinerek harekete geçmeleri için en uygun zamandır! Bilimin elinde dünya düzenini korumak ve denetlemek için gerekçeler vardır, ölümleri yaşama çevirmesi için gerekçeleri kullanması şarttır. Bilim ve diğer tüm alanların kurumları zaten işlevde kurulu düzene sahiptir, sadece ÖLÜMLÜ işlevlerinden kurtulmaları, işlevlerini yeniden YAŞAMSAL kural ve maddelerle değiştirerek uygulamaları çok basittir. İNSANLIK İNSANLIĞINI YENİDEN; Bilimin ÇATISI altında YAŞAM FELSEFESİYLE KAZANABİLİR ve hukuk, din, siyaset, ordu ve emniyet; bilime dayalı çalışırsa yaşam felsefesini koruyabilir.

         BİLİM; Dünyayı ve İnsanlığı korumak ve yaşatmak için; HİPOKRAT YEMİNİ ETMELİDİR!

         Saygılarımla.

         Beyhan BALABAN

         Cumhuriyet’in KALEMİ

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Beyhan BALABAN

Beyhan BALABAN

DİĞER YAZILARI MERSİN Büyükşehir’e ULUSAL Basından AĞIR İFTİRALAR 18-07-2020 18:39 Bilimde Yaşam, Hukukta Yaşam, Dinde Yaşam, Siyasette Yaşam, Orduda Yaşam! 12-05-2020 22:28 100. Yaşında 23 NİSAN, HALKIN SEFALETİ ve 1 MAYIS 28-04-2020 08:31 DOKTOR SEVİCİLİĞİ ve HALKA HAKARET 14-04-2020 08:47 BİLİMDE Ölüm! HUKUKTA Ölüm! DİNDE Ölüm! SİYASETTE Ölüm! ORDUDA Ölüm! 01-04-2020 07:59 Emperyalizmin VİRÜSÜ ve Türkiye 17-03-2020 08:08 RTE İktidarının ÇIKMAZI, Muhalefetin AÇMAZI 03-03-2020 07:48 Alptekin ESER; CHP Siyasetinde GERÇEĞİN ESERİNİ Yazdı 22-02-2020 08:35 Mersin TULUMBA Köprüsü ve METRO Projesi 01-02-2020 08:27 24 OCAK TARİHİ Olayları ve TÜRKİYE İLİŞKİSİ NEDİR? 23-01-2020 23:12 Belediye ŞİRKETLERİ RANT İÇİN KURULUR! 04-01-2020 02:53 MONDROS ÇAYI ve MONDROS KÖPRÜSÜ 24-12-2019 08:28 CHP’li Belediye Başkanlarına ve Kongre Adaylarına 09-12-2019 01:02 Öğretmenler Günün Kutlu Olsun BAŞÖĞRETMENİM! 24-11-2019 00:19 ATAM’IN CUMHURİYETİ AĞLIYOR 26-10-2019 23:37 CUMHURİYET HALK PARTİMİN 96. DEVRİM YAŞI... 09-09-2019 00:25 Bu VATAN HEPİMİZİN... 16-07-2019 08:36 SEÇİMİN İÇ YÜZÜ- Türkiye ve Mersin GERÇEĞİ 21-06-2018 06:19 Hepinizi çok seviyorum! 19-06-2018 04:57 Mersin EMEKLİLER Derneği Yarışında BÜYÜK MÜCADELE 14-04-2018 23:06 Sözde Kadınlar; KADININ Adını KİRLETMEYİN! 07-03-2018 03:59 24 OCAK TARİHİ Olayları ve TÜRKİYE İLİŞKİSİ NEDİR? 24-01-2018 18:11 Yeni yazısı 16-01-2018 23:37 MERSİN CHP İL Delegeleri; KILIÇDAROĞLU’nu RİSKE ATMAZ 09-01-2018 13:37 Hukuksuz Yönetilen Ülkem 29-12-2017 04:04 Önce CHP Tabanı Uyansın! 17-12-2017 00:40 Kadının aktif siyasetinden söz edilmedi 06-12-2017 07:40
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA