DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Kazım ALDOĞAN
Kazım ALDOĞAN
Giriş Tarihi : 14-05-2020 14:27

ŞAHSIM MERKEZLİ SİYASET MÜMKÜN MÜ?

Eylem- sonuç ilişkisinde, sonucun sağlıklı analiz edilmesi için ölçülmesi gereken en önemli parametre, eylemde bulunan öznenin nasıl ve ne olduğudur. Öznenin potansiyel bilgi ve birikimi, eylemin sonuçlarını anlamamız açısında önemli bir kriterdir.

Yerleşik ilk insan topluğundan günümüze kadar, bütün idari otoritelerin karar ve uygulamalarına, bilindiği gibi aslında siyaset kurumu aracı etmektedir. Her ilerleme ve/veya gerilemenin sonuçları siyaset üzerinden değerlendirilir. Bu nedenle iktidar tanımı genel olarak siyasal iktidar ile birlikte yapılır. Antik Yunan’da Platon’un ortaya koyduğu devlet aslında siyasal iktidardı. Ernest Baker’in ‘’siyasal düşünce Yunan’da başlar ‘’ tespitinin nedeni de budur.

O halde devletten söz ederken aslında kendimizi bir ölçüde siyasetin de içinde buluyoruz.

Siyaset kelimesinin kökü Arapça olup, ’siyasa’’ dan gelir. Yönetmek, eğitmek yetiştirmek anlamına gelir. Bu tanımlamadan şu sonuca varmak mümkün, siyaset denilince iktidarın kime ait olduğu, toplumu ilgilendiren kararların kimler tarafından alındığı önem kazanmaktadır.

Siyaset ne bilimsel bir faaliyet ne de özel bir uzmanlık alanı değildir. Siyaseti salt siyaset bilimcilerin yapması da gerekmiyor. Bunun böyle olması siyasetçinin bilgi birikimi ve eğitiminin dikkate alınmayacağı anlamına gelmiyor elbette. İyi bir eğitim almış, başarı hikâyesi olan, akla ve bilime değer veren insan stereotipi genel olarak başarı öyküsünü siyasete de taşıyor.

Toplumlar büyüdükçe sorunlarına çözüm bulmak için daha fazla bilgiye ve bilimsel akla ihtiyaç duyulmaktadır. Yerel veya uluslararası problemler giderek karmaşık hale gelmekte ve çözüm yolları farklılaşmaktadır.

Günümüzde devlet denilen devasa organizasyonları yönetmek için de her yönüyle donanımlı ve bilgili siyaset insanına ihtiyaç duyulmaktadır. Ulusların temel sorunlarını uluslararası politikalardan ayrı düşünmek mümkün olmamaktadır.

Özellikle içinde bulunduğumuz yeni yüzyılda gelişen bilgi toplumlarının sorunlarıyla baş etmek için, geleneksel siyasetçi stereotipi miladını yavaş yavaş doldurmaktadır. Finans ve nüfuz gücü yerine eğitim ve bilgi gücüne dayalı bir siyaset insanı portresiyle karşı karşıya kalınacaktır.

Yeni ve öngörülmeyen her krizde olduğu gibi, tartışılan siyasal sistemlerin gelecekte ne tür mutasyonlara uğrayacağı geleneği, bu pandemi süresince de bütün siyasal otoriteler tarafından doğal olarak tartışılmaktadır. Elbette bu konu ayrıntılı inceleme gerektirecek kadar geniş boyutludur.

Belirtmek isterim ki pandeminin neden olduğu ekonomik kriz ve neo liberalizmin içine düştüğü yönetememe gerçeği, önümüzdeki süreçte siyasal sistemlerin ikinci dünya savaşında sonra gelen ulus merkezli ve otokratik rejimlere yeniden dönüleceği yorumlarının erken olduğu kanaatindeyim.

Tarihsel süreç önüne takozlar konulsa da, gelişmeler açısından bir bakıma, aklın iradesini üstün kılan ilerlemenin dominant olmasını gerektirir. Siyasal sistemler de gelecekte geriye doğru değil akıl ve bilimin öncülüğünde, demokratik hak ve adalet taleplerini karşılayan kitleler tarafından oluşturulacak iddiasını taşıyorum.

Bütün dünyada siyaset, insanın bizzat neden olduğu makro sorunlar nedeniyle, geleneksel kalıplardan arındırılmış, popülizmden öte sahici, çok yönlü ve bilgi merkezli siyasetçi stereotipine ihtiyaç duyacaktır.

Sonuç olarak umutsuz olmaya gerek yok, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önümüzdeki süreçte şahsileştirilmiş siyaset anlayışının ve onu yaratan koşulların yerine, ortak aklın egemen

olduğu, demokratik, çok sesli bir cumhuriyet idealinin süreceğine hepimizin inanması gerekmektedir.

NELER SÖYLENDİ?
@
Kazım ALDOĞAN

Kazım ALDOĞAN

DİĞER YAZILARI KASABALI ZİHNİYET İLE AYDIN ÇATIŞMASI 23-09-2020 17:27 AKIL ÇAĞI MI İMAN ÇAĞI MI? 29-08-2020 00:26 CUMHURİYETİN HAFIZASINA YENİ FORMAT 06-08-2020 11:05 Türkiye Sağının Halk Dalkavukluğu 12-07-2020 11:51 LİDERE İTAAT FARZ DEĞİLDİR 31-05-2020 14:33 ŞAHSIM MERKEZLİ SİYASET MÜMKÜN MÜ? 14-05-2020 14:27 CÜBBELİ SİYASET VE DİYANET 02-05-2020 09:06 İKARUS’UN DÜŞÜŞÜ VE SINIR TANIMAYAN HIRSLARIMIZ 19-04-2020 10:57 KÜRESEL KRİZ VE YENİDEN BABA DEVLET MODELİ 10-04-2020 10:20 DÜZENE ÇOMAK SOKAN VİRÜS 30-03-2020 09:24 SURİYE SORUNUN TARİHSEL HAFIZASI VE İMAM GAZALİ 24-02-2020 11:16 BİTMEYEN TARTIŞMA, SİYASET VE AHLAK 01-02-2020 10:41 LALE DEVRİNDEN KANAL DEVRİNE 29-12-2019 12:03 SİYASETTE YENİLİK ARAYIŞI 27-11-2019 09:51 Türkiye’nin Çıkmazı; Demokrası Dışı Siyaset Hevesi 12-09-2019 10:52 DIŞARIYA BAĞIMLI OLMA ZORUNLULUĞU 22-07-2019 08:22 DİLİ GEÇMİŞ ZAMAN 29-03-2019 09:42 SİYASET PLANLAMA VE STRATEJİ GELİŞETİRMEDİR 11-03-2019 07:52 TÜRKİYE’DE MUHALEFET SODOM VE GOMORE’DIR 07-02-2019 01:28 DEMOKRASİYLE ALDATANLAR 17-01-2019 15:24 HİKÂYESİ BİTMİŞ OLANLARIN DEĞİRMENİNE SU TAŞIMAK 24-12-2018 10:06 İTAAT,İTİBAR VE LİDER 12-12-2018 17:36 SİYASETTE MELEZ İTTİFAKLAR DÖNEMİ 05-12-2018 11:02 TÜRK SİYASETİNİN SABİTLEŞEN MİTİ ‘’TEHLİKELİ ÖTEKİLER’’ 26-11-2018 12:42 İDEOLOJİK MERKEZLİ SİYASETTEN ALGI YÖNETİMİ SİYASETİNE 18-11-2018 12:10 BUDANAN CUMHURİYETE DOĞRU 13-11-2018 20:49
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA