DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Şerife ARICI YILDIZ
Şerife ARICI YILDIZ
Giriş Tarihi : 26-05-2020 08:16

Maske Düşüren Pandemi

Pandemi ile ilgili, Türkiye'de ilk vakaların görülmeye başlandığı günlerde yazdığım yazıda hükümetlerin  pandemi karşısında," Insanı yaşat ki devlet yaşasın" ya da " ölen ölür, kalan sağlar bizimdir" politikalarından hangisini seçeceğini önümüzdeki günlerin göstereceğini söylemiştim.
Birinci tercihi yapmak daha ilk vakaların başladığı günlerde ilan edilecek birkaç haftalık zorunlu genel karantina gerektiriyordu.
Türkiye'de hükümet mevzuattan kaynaklı olarak  halkın geçimi ile ilgili üzerine gelecek yükten ve ekonominin bir süre durmasının sonuçlarından çekindiği için olacak, olayı, sağlık sistemini çökertmeyecek şekilde zamana yaymayı ve bu kapsamda bazı önlemler almayı tercih etti.
Pandeminin yönetiminde ise Anayasa'nın gerektirdiği gibi sosyal ve ekonomik konsey toplanmadı ve " Bilim Kurulu adı altında Sağlık Bakanının Başkanlığında toplanan bir kurul, süreci yönetiyor gibi gösterildi.
Sağlık Bakanı Kurul adına her gün televizyonlara çıkıp, test, vaka, ölüm ve iyileşme rakamlarını açıklayarak halk nezdinde popülarite ve güven kazandı.
Ne ki oluşumundaki eksiklikler ve bilimselliği tartışma konusu olan kurulun dahi karar verici değil önerici bir kurul olduğu, pandemi ile ilgili bir çok önerisinin Cumhurbaşkanlığından geri döndüğü, ve yine açıklanan bazı tedbir kararlarının kurul muhalefetine rağmen olduğu kısa sürede ortaya çıktı.
Daha işin başında şehirlerarası seyahat yasağı ile birlikte uçak biletlerinde kdv nin düşürülmesi, dünya ekonomi ve pandemi yönetimi literatürüne geçecek bir karar oldu.
Olumlu bir karar olmakla birlikte 1000 er Tl yardımın kimlere dağıtıldığı konusu bir muamma olarak kaldı.Devlet Bankaları aracılığıyla dağıtılacağı duyurulan krediler ise ihtiyaç sahiplerinin ulaşamadığı bir hayal oldu.
Salgın aylar öncesinden başlamasına rağmen, umre ziyaretlerini durdurmayan ve umreden dönenlerin bir çoğunu karantinadan kaçıran Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu olaydan sonra " Bilim " Kuruluna girmek istemesi ve yanılmıyorsam girmiş olması da Bilim Kurulunun bilim referansını tartışmaya açan bir gelişme oldu.
İçişleri Bakanı'nın ilk defa uygulanacak hafta sonu sokağa çıkma yasağını, başlangıcından iki saat önce açıklayarak halkı panik içinde sokağa dökmesi, kriz yönetiminde güven sarsıcı bir durumdu.
Okulların, uzaktan eğitime geçmesi, berber, sinema salonu,restoranların kapatılması,toplu etkinliklerin  yasaklanması,şehirlerarası toplu taşımanın durdurulması, doğru ve elzem kararlardı, ancak son kertede AVM lerin açılması, önceki tedbirlerin sonuçları adına oldukça risk oluşturan bir karar olarak eleştirildi.
Tüm bunlar bir yana, vatandaşın en genel ve temel beklentisi olan  maske dağıtımı, merkezi yönetim için tam bir fiyasko oldu.
Önce maske zorunluluğu getirip, maske dağıtmamak, sonra satacağız demek, sonra vazgeçip dağıtacağız deyip dağıtamamak, sonra eczanelere satış yetkisi vermek gibi zikzaklarla bir ayda sonuçlandırılamayan yılan hikayesine dönen  maske olayı, vatandaşı çileden çıkarırken, bu arada  hükümetin en üst düzeyden "dünyanın en gelişmiş ülkelerine maske ve tıbbi malzeme yardımı yapıyoruz" açıklamaları insanları ağlamakla gülmek arasında bıraktı.Dünya ülkeleri halka karşılıksız yardım paketlerini açıklarken, T.C. hükümeti halkına 10 Tl yardımda bulunmasını isteyen sms mesajları yolluyordu.Bu mesajları yollarken garantili taahhüt verdiği, kimsenin geçmediği köprülerin ödememe taahhütlerini mücbir sebepten dolayı durdurmaya muktedir olamadı.10 Tl lik " biz bize yeteriz kampanyasına ise ilgi düşük oldu.Şu son Bayram Sokağa çıkma günlerinde devletin işlettiği köprü geçiş  ücretlerinin kaldırılması  ise, artık mizah ötesi bir traji komediydi.
Bu istikrarsız, mağdur halkı değil,sermayeyi korumaya yönelik halka bir maske bile ulaştıramayan tedbirler açıklanmaya devam edilirken, halkın imdadına yerel yönetimler yani Belediyeler, özellikle de CHP li Belediyeler yetişti.
Hiç bir siyaset gözetmeksizin sadece vatandaşın talebini esas alarak hanelere gıda, hijyen malzemesi ve maske dağıtan CHP Belediyeleri hane halkına dokundu. 
Kendi yapması gereken şeyin CHP li Belediyelerce, ivedikle ve başarıyla yapıldığını gören iktidar bir panikle pandemiyi, vatandaşı unutup CHP li Belediyelerin sosyal yardımlarını engelleme mücadelesine girdi.Belediyelerin kanuni bağış toplama yetkisini durdurdu, hesaplarına el koydu, ücretsiz ekmek dağıtmasına engel oldu, kurdukları pandemi hastanesini mühürledi ve v.s.
Ancak  ne yapsa CHP li Belediyeleri durduramıyordu, gıda yardımı, iftar yardımı, askıda ekmek, askıda fatura, bakkal veresiye hesabı kapatma gibi kampanyalara halk büyük duyarlılık gösterdi ve Belediye Başkanlarına güvenerek destek verdi. Sonuçta pandemiye Belediyelerle ( Özellikle CHP li) halkın dayanışması damga vurdu.
Merkezi yönetimin açıkladığı " tedbirler" halka dokunmadı ama Belediyeler hanelere girdi.
Aslında bu merkezi yönetimin engellemesi değil desteklemesi gereken bir organizasyon olmalıydı.
Belediyeler ,ulaşabilirlikleri, esnek ve hareketli organizasyon yapıları ile, merkezi yönetimden destek almaları halinde bu büyük pandeminin yarattığı işsizlik, geçim sıkıntısı halinde, dertlere daha büyük devalar oluşturulabilirdi.
Ancak merkezi iktidarla muhalefet belediyeleri arasında bir kan uyuşmazlığı söz konusu.
Hükümet " ben" diyor, muhalefet Belediye Başkanları "biz"
Hükümet önce ekonomi (sermayenin menfaati) diyor Belediye Başkanları önce emekçinin,
Hükümet aslolan benim iktidarım diyor, Belediye Başkanları önce sosyal devlet,
Hükümet ben muhalefete  hizmet imkanı vermem diyor, Belediye Başkanları ise hizmet için engel tanımam...
Bunun yanında süreçte, Sarayı, Diyaneti ayırdığı bütçeyle ihya edip, eğitim, sağlık  ve tarım gibi bakanlıkları adeta viran bırakan hükümetin bütçe yònetimi konusundaki ònceliklerinin  yanlışlığı yaşamsal bir deneyimle tescil oldu.
Önümüzdeki süreç hepimiz için  pandemili bir yaşamı yönetme sınavı olacak ancak ilk dalganın sonu itibarıyle gerçek olan bir şey varsa: Merkezi iktidar pandemi sürecinde güven ve itibar kaybetti, yerel yönetimler( Belediyeler) ise güven ve itibar kazandı.
Bir başka deyimle maske düştü, kel göründü...

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Bugün seçim olsa hangi partiye oy verirsin?
ARŞİV ARAMA