DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Kazım ALDOĞAN
Kazım ALDOĞAN
Giriş Tarihi : 31-05-2020 14:33
Güncelleme : 02-06-2020 17:00

LİDERE İTAAT FARZ DEĞİLDİR

Bu aralar Zygmunt Bauman’un Modernite ve Holokaust kitabını okuyorum. Çok önemli bir çalışma. İkinci dünya savaşı başlamadan önce ve sonrasında Nazilerin Yahudilere sistematik ve önceden planlanan soykırımın adına Holokaust denilmektedir.

Zygmunt Bauman aydınlanma, bilim ve modernizm sonrası gelen dünya savaşından sonra ve özellikle Nazilerin Yahudilere uyguladığı soykırımdan sonra, uygarlık ve modernleşmeyi eleştiren, sosyolog ve postmodern felsefenin en önemli temsilcisidir.

Zygmunt Bauman Yahudi Soykırımını, teorik olarak aydınlanma sonrası gelişen, modern çağın homojen ve ari ırkın üstünlüğüne dayanan heterefobinin sonucu oluşan otoriter kişiliğe/iktidara dayandırır.

Salt Bauman değil elbet. Nietzsche ve Foulcault’un bilgi/iktidar ve Antonia Gramsci’nin devlet/hegemonya tezleri de modernleşmenin sonuçlarına saldırıdır bir anlamda.

Bauman modernlik ve ırkçılık ile ilgili şöyle der, ’modernliğin kehanet ettirdiği toplumsal kargaşadan duyulan kök salmış korkulara hitap ederken modernliği, ekonomik ve parasal değerlerin düzeni diye nitelediler, ancak bu nasyonal yaşam biçimi ve insan değeriyle ilgili standartlara yönelik bu acımasızca saldırının sorumluluğunu Yahudi ırkının karakterine yüklediler’. Siyaset pratiğin etkili bir aracı olan ırkçılık modernliğin ilerlemesi, modern teknoloji ve devlet gücünün modern biçimleri olmaksızın düşünülemez. Bu nedenle ırkçılık kesinlikle modernliğin sonucudur.

Bauman bu paradigmadan yola çıkarak kitabında Milgram deneyine önemli bir yer ayırır. Stanley Milgram Nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann’ın yargılanmasından sonra Nazi savaş suçluları üzerine bir dizi deney yapar. Milgram’ın deneylerinde aradığı en önemli soru şudur. İnsanlar herhangi bir otoriteye kendi vicdani değerlere uymasa bile neden itaat etmektedirler.

Gerçekten de Nazilerden sonra geçen 80 yıllık süreçten sonra bireyin otoriteye olan mutlak itaatin yarattığı toplumsal etkiler devam etti. Milgram’ın tezleri hala geçerli.

Otoriterlere olan İtaatin Asya ve Ortadoğu’da ki etkisinin hala devam ettiğini ve buna bağlı mevcut siyasal sistemlerin varlığını koruduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

İtaat kültürü genel olarak sağ ve muhafazakâr kitlenin mitidir. İtaat etme, başta inanç önderleri olmak üzere siyasi liderlere gösterilen bir aidiyet biçimidir.

Adorno ise itaat edilen otoriter kişiliğin, potansiyel faşizme olan eğilimine dikkat çeker.

İnsanlık açısında bu itaat ediminin sonuçları tarihte acı olaylara neden olmuştur. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Nazilerin Yahudilere uyguladığı soykırım bunun en dramatik örneğidir.

İtaat kültürü özgür birey olmanın önündeki duvardır. O duvar ortadan kaldırılmadığı sürece sorunlara yönelik rasyonel çözümler bulmak imkânsızdır.

Sorunlara çözüm bulmak yerine olumsuz sonuçlara saldırmak genelde biz Asyalılara özgü bir durumdur. Bunun nedeni de sembollere, siyasi ve dini önderlere gösterilen mutlak itaat davranışıdır. Bilimsel akıldan yoksun olmanın nedeni, neredeyse kurtarıcı rol üstlenen kişilere veya yapılara olan mutlak bağlılıktır. Üst akıl öznesi, bilim yerine değer atfedilen otoritedir.

Demokratik sistemlerin yaşamamasının nedeni kişiye ve otoriteye gösterilen mutlak itaat kültürüdür.

Rahmetli Erbakan’ın şu sözünü hatırlıyorum, ’lidere itaat farzdır’ demişti.

İşte bizim en büyük sorunumuz bu anlayışa egemen kuşağın bu kültürü devam ettirmesidir.

Lidere itaat ilerlemeci toplumunun tıkacıdır.

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA