DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
AYÇA ÖZTORUN
AYÇA ÖZTORUN
Giriş Tarihi : 21-06-2020 12:05
Güncelleme : 22-06-2020 07:35

“tıpkı ellerim senin ellerin”

BAZEN KARİKATÜR DE AĞLATIR

Bugün babalar günü, babası yanında olanların günü! Hani deriz ya, sadece tüketim politikasının dayattığı özel günler tuzağına düşmeyelim diye, ben de o tuzağa düşmeyenlerdenim. Başarılarını ayakta alkışladığım, her ortamda gururla adını andığım Karikatürist Muammer Olcay’ın babalar günü için çizdiği karikatürü görünce gözyaşlarımı tutamadım. Karikatürün öyle bir hikâyesi var ki; giriş, gelişme ve acı sonuç diyebilecek türdendi ve beni alıp çocukluğuma götürdü. Kabuk bağlayamayan yaralarım, gözyaşlarıma karıştı. Çalışma odama geçtim ve bilgisayarımda duran karikatüre bakarak, sene 1980’den, 1986’ya kadar sürüklendim ve o dönemin içinde kayboldum gittim. Omzuma bir el uzandı, birden irkildim. Kızımın çalışma odasına geldiğinin bile farkına varmamıştım.

İyi misin? Dedi bana. Kendimi ağlamamak için zor tutuyor, yanımdan uzaklaşsın ve yaşadığım travmaya şahit olmasın diye, açık vermeyip, gayet soğuk bir ifadeyle iyiyim dedim. Odadan çıksın istedim. Kızımın gözleri bilgisayar ekranında ki Muammer Olcay’ın karikatürüne odaklandı ve tekrar yüzüme baktı. Acı boğazımda yumruk! Çenem titriyordu. Bana sıkıca sarıldı. Artık kızımın kollarında çocuktum. Sessiz sessiz ağlıyordum ve ona; “Bazen karikatür de ağlatır” diyebildim.

Babalar gününde babası ölen çocukları düşündüm. Babalar gününde babasının kim olduğunu bilmeyen çocukları, babası cezaevinde olan çocukları düşündüm. Çünkü bir zamanlar ben de çocuktum ve babasızlığın acısını iyi biliyordum.

Karikatürist Muammer Olcay, kanayan ve kanamaya hâlâ devam eden yarayı çizimiyle anlatmıştı. Cezaevinden bir görüş günüydü çizdiği. Tel örgülerin ve camın ardında çocukları ile görüş yapamaya çalışan baba ve çocukları konu alan bu karikatür, başlı başına yaşanmış ve yaşanacak olan binlerce hayat hikâyesinin ta kendisiydi.

Görüş günü başlı başına bir özlemin, heyecanın, umutsuzluğun, hüsranın ta kendisiydi. Bunu çok iyi bilenlerdenim.

Barış derneği davasından tutuklu olan babamı ziyarete gitmek için gün sayardık. Ankara’dan İstanbul, Kartal Maltepe zindanlarının önünde tutuklu aileler beklerdik. Soğuk, kar, kış içimize de işlese bir sürü aramalardan geçer, babamızı görebilmek için küçücük bedenlerimizin soğuktan savrulmasına da katlanırdık. O dönem hatırladığım, çocuk usumda kalan tek şey, subayların çoğunun sürekli bize çok kötü davrandığıydı.

Görüş sırası bize gelirdi. Çocuk kalbim heyecandan pır pır uçardı.

İlk görüş gününde babamı kucaklayacağımı düşünüyordum. Bizi dar bir odaya götürdüler. Oda ortadan ikiye bölünmüştü. Yarıya kadar kalın duvar örülmüş ve tepeye kadar tel örgü vardı. Tel örgünün ardında çok kalın cam, camın hemen ardında yine tel örgü. Cam ve tellerin arasında da baya mesafe var! Oturacak bir yer yok. Dört kız bir ana ayaktayız. İki ablam neyse, ama babamı net bir şekilde görebilmek için benim ve küçük kız kardeşimin boyu yetmiyor!

Yarım örülmüş duvarı hafif geçen göz hizamızla öbür tel örgülerin ve kalın camların ardına bakmaya çalışıyoruz. Diğer tarafta bir kapı var ve o kapının açıldığını gördüm. Asker ve babam kapıdan içeri girdiler. Babamın gözlerinin içi gülüyordu. Annemi ve bizleri görmenin sevinci gözlerine yansıyordu. Babamı görebilmek için parmaklarımın üzerine dikilmeye çalışıyordum. Telleri parçalamak, camları kırmak ve ona doya doya sarılmak istiyordum. Heyecan bitmiş, hezeyan başlamıştı. Karşımda duran babama sarılmak istedim. Özlemimi giderememenin hüsranını yaşamaya başlamıştım. O anı bir daha yaşamak istemiyordu çocuk bedenim. Bir çocuğa yaşatılabilecek psikolojik işkencenin ta kendisiydi.

Aradan 5-6 dakika geçmiş, asker demir kapıya vurarak görüş bitti diye bağırmaya başlamıştı. Bu kadar mı, sadece beş dakika mı?

Ne kadar büyük bir acı değil mi? Oysaki onca yolu tepip, babamı görecek, ona neler neler anlatacaktım. Sarılacak, doya doya koklayacaktım. Ne hayaller kurmuştum, ne hayaller!

En güzel elbiselerimizi giymiştik senin için, rengini fark ettin mi babam? Saçıma kurdele takmıştım, kurdele mi gördün mü babam? Bana “görülmüştür” mühürlü mektubunda anlattığın gibi bir ortamda değildin babam. Ben göreceğimi gördüm ve şimdi senin ölüp gittiğin yaşından da büyüğüm ama hâlâ çocukluğum tellerin ardında bir hüsran gibi kaldı babam.

“Hâlâ etkisinden kurtulmuş değilim

Mührüm oldu çektiğin acılar

Beni şair etti kederim

Ağıtlar yaktım yazılar yazdım da

Yine de boğazımda düğümlenen
acımı yok edemedim...

Kederli güzel gözlerini hiç unutamadım

Hele o ellerin var ya ellerin

Tıpkı ellerim senin ellerin...

Görüş günü bana sarılmak istercesine

Demir parmaklıklara tutunan ellerin

Tıpkı ellerim senin ellerin...

Çocukluğumu alıp götürdüler benden

Alıp götürdüler seni

Karanlıklar sorgular

İşkenceler ölümler

Hoşça kal diye el sallarken
çocuk hallerim

Bir yanım kal der kal gitme ne olur

Geriye ellerim kaldı senden

Tıpkı ellerim senin ellerin

Kalemim özgürlüğü yazacak

Yazacağım seni yemin ederim...

Babaları cezaevinde olan çocuklar, babalarını açık görüşte görsünler, sarılsınlar, koklasınlar, konuşsunlar, babalarını hissetsinler. Unutmayın ki; mahkûm olan çocuklar değil. Onlara babalarına sarılmayı çok görmeyin ve onları üzmeyin, ömür boyu psikolojik travmalara mahkûm etmeyin.

Toplumlara sesimi duyurmayı çok isterdim. Ey halkım; kapitalizmin tuzağına düşmeyin ne olur!

Anne günü, baba günü, sevgili günü, kız çocukları günü gibi zırvalıklarla fırsat vermeyin. Sadece sistemin sizden beklentisi mağazaları zengin etmeniz için para harcamanıza neden olacak bir av kapanıdır özel günler!

Babalar gününde babası ya da babaya hediye alamayacak parası olmayan boynu bükük çocuklar gözünüzün önüne gelsin ve bu tüketim politikasına karşı direniş gösterelim.

Karikatürist Muammer Olcay’ın Yılmaz Güney onur ödülüne layık görülen ve mültecileri konu alan karikatürünün yanı sıra, bu yazıma konu olan karikatürün çıktısını alıp, evimin en güzel köşesinde, yaşanmış bir hikâye olarak çerçevede kalacak. Kalemine, düşünen, sorgulayan ve ders veren beynine sağlık...

Sevgili Muammer Olcay, bu karikatürüyle bütün dünyaya çocuk hakları ve özgürlükler adına büyük ders verdi. Anlayana!

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
AYÇA ÖZTORUN

AYÇA ÖZTORUN

DİĞER YAZILARI SELAMINI ALINCA GÖZYAŞLARIM SEL OLDU AKTI. 01-07-2020 20:24 “tıpkı ellerim senin ellerin” 21-06-2020 12:05 KORONAYI SAV VARTAN DAYI 15-06-2020 11:27 DİKKAT! 12-04-2020 10:42 BİZ DEĞİL, SİZ VERECEKSİNİZ! 08-04-2020 08:11 KORONAYI SAV VARTAN DAYI 02-04-2020 04:01 Yine de gülelim, ille de gülelim, Biz her türlü pisliği yeneceğiz 29-03-2020 11:11 KORONA YÜZÜNDEN ALDATTIM 24-03-2020 17:41 'Ateşe verin, yakın onları' diyen şarlatanlar! 20-03-2020 11:48 HALK ADAMLARINA BAKIN HELE! “SANATÇIYMIŞ FULARLI EŞEK” 10-03-2020 10:04 DESTANDIR ÇUKUROVA 05-03-2020 20:50 GEYİK MUHABBETİ 30-12-2019 06:03 “Yazık, çok yazık!” 28-09-2019 06:10 Bıçak kemiğe dayandı 23-08-2019 20:10 SENİN ÇOCUK KRAL DA BİZİM ÇOCUK HAMAL MI? 19-08-2019 09:27 YA SEV YA TERKET! 22-06-2019 09:16 GÖZYAŞI VE ÖLÜM IRKÇILIĞIN UTANCI OLSUN! 20-06-2019 08:42 NEREDEN NEREYE 24-04-2019 22:37 Tarih unutturmayacak haini ve namussuzu! 24-01-2019 21:10 Sussan olmuyor, susmasan olmaz 09-01-2019 00:45 VAKİT ÖYLE BİR VAKİT Kİ ANLIYON MU 29-11-2018 09:32 ÇAY VE İNCE BELLİ BARDAK ŞEHVET UYANDIRIYOR!.. 31-10-2018 07:37 ARA GÜLER’İN ARDINDAN 19-10-2018 07:15 Beni Seçerseniz! 17-10-2018 13:46 DANAM KAÇTI ALLAHIM ŞAŞTI 18-08-2018 09:41 KARARDI SABAHLAR GECEYE KARIŞARAK 10-08-2018 05:45 KİN 01-08-2018 07:02 BUNLARIN NAMUSU BU KADAR! 21-07-2018 09:26 TREN KAZASI ÜZERİNE 11-07-2018 13:17 LEYLA’NIN ARDINDAN 05-07-2018 16:01 SELAM OLSUN ÇUKUROVA'YA 30-04-2018 07:54 MUSTO DAYI .1. 09-04-2018 18:37 “işte bu bizim hikâyemiz öyle saf öyle temiz!” 05-04-2018 05:33 NERELİSİN? ZÜĞÜRT ADASINDANIM... 29-11-2017 11:16 SANAL KLAVYE FAHİŞESİ GEL GEL FACABOK’A GEL 26-11-2017 10:06 DİN İLE İMAN PARA İLE AVRAT 08-11-2017 11:13 Yazma Ayça din kardeşiyiz 20-10-2017 10:08 El arkayla kalkar!. 18-10-2017 11:42 GÜLE GÜLE PENÇİK GÜLE GÜLE 17-10-2017 15:10 KARARDI SABAHLAR GECEYE KARIŞARAK 23-09-2017 11:09 O Gece! 12-09-2017 12:07 YALNIZKEN ALDATTIM SİZİ 04-09-2017 10:59 SEN NE YAPACAKSIN VATAN ŞAŞMAZ’I FİLİZ AKER’İ 02-09-2017 08:49 Bayram Hikayesi! 01-09-2017 12:40 MAHALLENİN DELİSİ (ÖYKÜLER-2) 30-08-2017 07:54 İKİ GÜZEL İNSAN 28-08-2017 13:22 ÖYKÜLER-1 18-08-2017 16:01
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Bugün seçim olsa hangi partiye oy verirsin?
ARŞİV ARAMA