DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Ali Türer
Ali Türer
Giriş Tarihi : 06-07-2020 10:36

Abdülhamit üzerinden Türkçü-islamcı kapışması ve çağrıştırdıkları!

Geçen hafta Merdağ Yanardağ, Emre Kongar ile birlikte TELE 1’de yaptığı 18 Dakika programında, Abdülhamit’in Mutlakıyet yönetimini “Aşağılık Diktatörlük” olarak ilan edince birden ortalık karıştı. Ana akım medyada açık oturumlarda Yanardağ kınandı. TELE 1 de bu salvoya karşı yine İslamcı bir Yazar olan Mehmet Akif Ersoy’un Abdülhamit’e yönelik suçlamalarını ekranlarına taşıdı.

Gerekçeleri farklı da olsa ardından TELE 1 ve HALK TV’ye gelen 5 günlük ekran karartma cezası ile bu tartışmaya nokta konulmuş oldu.

Bu tartışma bana, İslamcılığın ve Türkçülüğün tarihten gelen bagajlarının ne kadar dolu olduğunu hatırlattı.

***

Türkçülük-İslamcılık tartışması bu toplumun modernleşme sürecine damgasını vurmuş bir tartışmadır. Bu tartışmanın her iki tarafında yer alan inanç, düşünce, davranış kalıpları Modernleşme Sürecinde üretilmiş ve kullanılmış birer araçtırlar.

Şekillenişlerinde içinden çıktıkları toplumun öne çıkan ihtiyaçları, topluluklar arasında kurulan ilişkiler, kültür çatışmaları önemli rol oynaştır. Bunların hangi koşullarda nasıl ortaya çıktıklarını, dışarıdan gelen tehdide karşı kendilerini nasıl savunulduklarını anlamak, bu coğrafyada toplumsal değişimin belli başlı kodlarını anlamayı da kolaylaştıracaktır.

Tarih okuma işi bunlar üzerinden yapılırsa daha anlamlı olur. Belirli inanç, düşünce, davranış kalıpları içinde sıkışmış gruplar arasında tarihi kişilikler üzerinden süre giden tartışmaların taraflar arasındaki küllenmeye yüz tutmuş yaraları kaşıma yolu ile açma dışında bir getirisi olmaz.

Türklerin topluca İslamiyet’i kabul etmesi ile Osmanlı Devletinin ortaya çıkışına kadar geçen süreçte, Batıni düşüncelerin bu kültürde yaygın olduğunu herkes bilir. Bunun bir nedeni de Batıni kültür içinde Şaman geleneklerinin de kendine yer bulmuş olmasıdır. Görünüşe (Zahir’e), forma değil de, görünenin arkasında yatan Öz’e (Batın’a) verdiği önem ile Batınilik, içinde farklı İslami, felsefi yorumların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Batıni kültür içinde 800-1200 yılları arasında İslam Aydınlanması yaşanması (Farabiler, İbni Sinalar, Buriniler, İbni Rüştler, İbn-i Haldunlar vb..) bundandır.

Bu süreçte Anadolu’da Ahilik örgütleri, Fütüvvet Örgütleri, Abdalan-ı Rum’lar (Abdal Gaziler), Bacıyan-ı Rumlar (kadın örgütleri), Tekkeler, Zaviyeler Batıni kültür içinde birer özerk yapılar olarak karşımıza çıkarlar. Anadolu’nun Türkleşmesinin moral dayanaklarını oluşturmuştur bunlar.

Bütün bu yapılar Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinde (1300-1450 arasında) İlmiye sınıfı içinde kontrol altına alındılar. Şeyhler önce Ümera’nın, sonra devletin kontrolüne girerken Batıni kültür de yerini Sünni İslam’a bıraktı. Arazileri ya birer vakfiye haline dönüştüler ya da birer Tımar haline geldiler.

Bu süreçte aynı zamanda Türkmen Aristokrasisi geleneği de, yerini Kapıkuluna içinde karar almaya (Divan’a) bıraktı. Böylece ortaya, son derece merkeziyetçi bir Ordu-Devlet ortaya çıktı. Bütün bu gelişmede Sünni İslam’ın koruyuculuğunu üstlenen Medreselerin rolü büyüktü.

Bunları şunun için anlattık: Osmanlı Devleti, kendini meşrulaştırıcı moral dayanak olarak Sünni İslam’ı seçmeseydi, Türkmen Aristokrasisinin yerini Kapıkulu almasaydı, Osmanlı üç kıtaya hükmedebilecek siyasi bir organizasyon haline gelemezdi. Savaşları haklı gösterecek bir ilkeye de (gaza ilkesine) sahip olamazdı.

Bu noktaya herkesin kendi özgül inancı içinde birbirine bağlandığı Bâtıni kültür içinde ulaşamazdı. Ancak kendi içinde örfi kültüre başat rol biçen bir kalıba (forma) bürünmüş Sünni İslam, ona bu moral dayanağı sağlayabilirdi. İslamcılığın tarihsel kökenini kavramak için, Sünni İslam’ın Osmanlı Devleti’nin gelişmesine yaptığı katkıyı anlamak gerekir.

Medrese Eğitimi ile sisteme meşruiyet kazandıracak, toplumsal ilişkileri şerri hukuk zemininde sürdürecek İlmiye Sınıfı (Ulema) üretilirken; Saray Eğitimi içinde ise Padişahın ve Devletin hizmetini görecek Kapıkulları (Enderun’da) ve Padişahı ve Devleti kollayacak Koruyucular (Yeniçeri Ocağında) üretildiler.

Osmanlı Devleti, ikiz kardeşler Şerri Hukuk ve Örfi Hukuk zemininde kendine Ordu Devlet karakterini verecek özgün merkeziyetçi yapıya böyle ulaştı. Tımar Sistemi ile savaşlar finanse ediyor, İlmiye Sınıfı

ile sisteme meşruiyet kazandırılıyor, Kapıkulu ise Padişahın hizmetlileri ile koruyucularından oluşuyordu. Osmanlı Devletinin Yönetici sınıfı buydu.

Savaşlardan gelen getiri bu “Devleti” ayakta tutan en önemli kaynaklardan biriydi. O yüzden “Savaş” temel ihtiyaçtı. Sefere çıkmada gecikme olunca, orduda huzursuzluk baş gösterirdi. Savaşmadan teslim olunca üç gün yağmalanmaktan kurtulduğu için ablukaya alınan kentlerin teslim olması da pek istenmezdi. Nitekim İstanbul’un Fethi sırasında Galata, yağmalanmaktan böyle kurtulmuştu.

Osmanlı da, toplumsal ilişkiler içinde Batı’da edindikleri içerikleri ile “Sözleşme”, “Mülkiyet” gibi kavramlar hiç kullanılmadı.

Osmanlı aynı zamanda, Allah ile Kul arasındaki ilişkiden kaynağını alan Padişah-Kapıkulu, Pir-Mürit, Hoca-Talebe, Usta-Çırak arasında bir konsensüse göre kurulu, bire bir ilişkiler sistemiydi. Bu ilişkinin bir yanında kollama, koruma, ihtiyaçların karşılaması; bir yanında koşulsuz Biat bulunurdu. Mülkiyet ise, zenginlik kaynağı değildi, çünkü hukuki bir güvenceye sahip değildi. Mülk (Devlet) sonuçta Padişahındı. Zenginlik, Padişaha yakın, en yakınına yakın olmaya bağlıydı. Gözden düşenin canına olduğu gibi malına da el konulurdu.

Bu sistem, bütün zamanlar için ayakta duracak bir “An-ı Daim”, “Nizam-ı Devlet” idi. Esas olan değişmezliği korumaktı. Oysa yaşamın kuralı ise “değişmeyen değişir” idi. Öyle de oldu.

İslamcılık, bir ideolojik yapı olarak Modernleşme Dönemin ürünüdür. Fakat Osmanlıda bütün isyanların Padişahın Şeriata uygun davranmadığı için çıktığı bilinmez ise, bu ideolojinin gücü anlaşılamaz.

***

Türkçülük de, Modernleşme Döneminin ürünü bir başka ideolojik yapıydı. Siyasi birliğin sağlanmasında “Osmanlıcılığın” tedavülden düştüğü, unsurların (Anasır’ın) kendi yolculuklarına çıktığı, İttihadı İslam’ın ise mevcut sınırları güvence altına almaya yetmediği yerde bir ihtiyaç, bir zorunluluk olarak ortaya çıktı. Bu topraklarda Ermeni, Yahudi, Rum, Kürt varlığına karşı mücadele içinde güçlendi, kendini buldu. Bu ideolojinin bagajı da bu nedenle doludur.

Türkçülük, hep İslamcılık ile bir uzlaşma arayışı içinde kendini ifade etmeye çalışmıştır. Fakat aynı zamanda bir İslam Devleti olan Osmanlı Devleti’nin kurucusu Fatih’i ve iyi zamanlarının son temsilcisi Kanuni’yi yere göğe koymayacaksınız da, sistemin çöküşünü, modernleşme döneminin araçlarını kullanarak önlemeye çalışan Abdülhamit’i “Aşağılık Diktatör” ilan edeceksiniz. Bu olacak iş değil.

Osmanlı’da bütün şehzadeler, Sarayın Şimşirlik denen bölümlerde, her an öldürülme korkusuyla hapis hayatı yaşadılar. Tahta çıkma şansı bulanları da kâbuslarla yaşamak zorunda kaldılar. Abdülhamit de bunlardan biriydi. Meşrutiyet’i ilan etme sözü vererek Padişah oldu. İlk işi de bu sözü verdiği Mithat Paşa’dan kurtulmak oldu. Geleneksel merkeziyetçi yapıyı yeni koşullarda ayakta tutabilmek için Modernleşme ile gelen imkânları kullandı. Modern Eğitim, Modern Ordu, Teknoloji, Hafiyelik ve Din II. Abdülhamit’in kullandığı belli başlı araçlardı.

Modern Eğitim, İdadiler, Sultaniler, Öğretmen Okulları İstanbul dışında Anadolu’da onun döneminde yaygınlaştılar. Çünkü Abdülhamit’in, sistemi güçlendirebilmek için taşrada kendini temsil edecek elit’i yetiştirmeye ihtiyacı vardı. Ama bu, tehlikeli bir işti. Çünkü Modern eğitim içinde yetişecek “Jön Türkler” başına çorap örebilirdi. Ördüler de.

Açtığı Modern Eğitim kurumlarında, programların içeriğini alabildiğine dinleştirmesi bundandır. Ve her okulun başına bir müfettiş (hafiye) yerleştirerek programların hayata geçmelerini sağlamaya çalışmıştır. AKP bugün bunu okul müdürleri eliyle yapmaya çalışmaktadır.

Modern Eğitimin Teftiş Kurumu II. Abdülhamit’in Mutlakıyet döneminde ortaya çıktı. Onun zamanında öğretmenlik meslek haline geldi. Onun döneminde Darülfünun‘un bazı bölümleri, Galatasaray lisesinin bünyesinde ancak faaliyet gösterebildiler.

Ama II. Abdülhamit bütün bu önlemlerle, korktuğunun başına gelmesini önleyemedi. Her türlü baskıya, hafiye takibine, sürgüne, hapse rağmen Tıbbiye, Hukuk, Harbiye, Mülkiye’de yetişen Jön Türkler Meşruti yönetim için bir araya geldiler. Fakat sonuçta, Modern Eğitim içinde devleti kurtarmak için yetişmiş birer Halaskar (kurtarıcı) idiler.

1903 de Paris’te yaptıkları ilk kongrede “Devleti öyle mi kurtaralım, böyle mi” tartışması içinde bölündüler. İttihat Terakki, Türkçü, Merkeziyetçi, Otoriter, Bağımsızlıkçı bir çizgi izlerken; Hürriyet ve İtilaf ile Ahrar Fırkası daha Osmanlıcı (İttihat-ı Anasır –Unsurların Birliği), daha özgürlükçü, İslamcı, liberal, Adem-i Merkeziyetçi bir çizgi izlediler.

Türkiye Cumhuriyet’inin kurucuları, bu siyasi iklim içinde yetiştiler.

İttihat ve Terakki’nin 1912’den sonra kontrol ettiği rejim, Abdülhamit’inkinden daha az otoriter değildi. Yanardağ, Mehmet Akif’in Abdülhamit’e yazdıkları kadar Tevfik Fikret’in İttihat Terakki için yazdığı “Yiyin Efendiler Yiyin Bu Han’ı yağma sizin” şiirini de hatırlamalı, diye düşünürüm.

Türkçülerin bagajı da Adana Katliamı’nda (1909), “Amele Taburlarında (1915), Tehcir Kanunu ile (1915) Ermenilere yaşattıkları ile doludur. Bunlar hep İttihat Terakki Döneminde oldu.

Cumhuriyet Döneminde de 1934 yılında Çanakkale ve Trakya’da, daha sonra Varlık Vergisi ile Yahudilerin yaşadıklarını, 1937’de Dersim’de Kürtlerin yaşadıklarını, 6-7 Eylül olaylarında Rumların yaşadıklarını hatırlamak gerekir. Sonra arkadan Kahraman Maraş, Çorum olayları, 23 yıl önce Sivas’ta yaşananlar gelir.

Velhasıl bu topraklarda bu işlerin ardı arkası hiç kesilmemiştir.

Demem o ki sorgulanacaksa kişiler değil, yol açtıkları trajedilerde bu ideolojilerin rolleri sorgulanmalıdır. Ve asıl olan bu sorgulamayı kimliklerini bu ideolojiler içinde bulmuş vicdan sahibi, dürüst insanlar yapmalıdırlar.

Kendilerine geçmişte sahip çıktıkları ideolojinin sebep olduğu sevimsiz bir olay hatırlatıldığında “karalama”, “nefret söylemi” gibi savunma mekanizmaları geliştirmek yerine, “ya sahi bizim takım insanlara bunları da yaşatmış, bu işler yanlış işler” demeleri daha dürüstçe olmaz mı?

Örneğin Saadet Partisi ileri gelenleri 2 Temmuzda çıkıp “23 yıl önce Sivas’ta Madımakta yaşananlardan üzüntü ve utanç duyuyoruz” deselerdi.

Yine aynı gün CHP’nin Ulusalcılarından birileri çıkıp (Mesela Sayın Yanardağ ya da Sayın Kongar) “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyaları ardından 86 yıl önce bugün Yahudilerin evlerinin, dükkânlarının yağmalanmasını kınıyorum” deseydi.

Gelecek için bu, daha umut verici olmaz mıydı?

NELER SÖYLENDİ?
@
Ali Türer

Ali Türer

DİĞER YAZILARI NEYİ GÜÇLENDİRMELİ, MERKEZİ Mİ, YERELİ Mİ? 15-08-2020 19:54 AH ŞU LİBOŞLAR! (2 09-08-2020 21:56 AH ŞU LİBOŞLAR! 03-08-2020 07:51 Cumhuriyeti 2. yüzyıla taşıyacak partiden, parti içi demokrasi manzaraları! 27-07-2020 08:15 101 AKSAÇLI’DAN MUHALEFETE ÇAĞRI! 21-07-2020 16:43 KONJONKTÜRÜ SÜRDÜRMEDE İDEOLOJİLERİN ROLÜ ÜZERİNE! (2) 18-07-2020 18:44 İDEOLOJİLERİN ROLÜ ÜZERİNE! (1) 14-07-2020 09:43 Abdülhamit üzerinden Türkçü-islamcı kapışması ve çağrıştırdıkları! 06-07-2020 10:36 BİR ANI: DURSUN DUMAN NASIL KATLEDİLDİ! 26-06-2020 00:46 DAYANIŞMAYA ENGEL DAVRANIŞ KALIPLARI VE ÖNYARGILAR ÜZERİNE! 17-06-2020 01:10 NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜNDE BİR SALDIRI, BİR ÖLÜM: NAVER ENGİN 11-06-2020 09:52 CHP İKTİDARINDA NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ VE BALIKESİR’DE SOL (1978) 04-06-2020 23:02 NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜNDE ÇATIŞMALI YILLAR -1- (1976-1977) 31-05-2020 05:34 KURTULUŞ SAVAŞI YILLARINDA KARESİ DARÜLMUALLİMATI 28-05-2020 08:47 DEVRİM ÇOCUKLARININ NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ KAVGASI (1972-1976) 21-05-2020 03:29 BALIKESİR’DE 1968’Lİ YILLAR VE NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ ÖĞRENCİ ÖRGÜTÜ 15-05-2020 08:49 NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ TALEBE CEMİYETİ 08-05-2020 09:56 ANILARA YOLCULUK: 1 MAYIS 1977! 01-05-2020 10:34 BUGÜN 23 NİSAN, NEYİ KUTLAYACAĞIZ, NE İLE ÖVÜNECEĞİZ! 23-04-2020 19:40 Toplumda Adalet Duygusu, Bugün Dünden Daha YARALI! 16-04-2020 14:34 TÜRKİYENİN CORONA VİRÜS İLE İMTİHANI! 13-04-2020 07:36 DIŞARIDAKİ MAHPUSTAN İÇERDEKİ SİYASİLERE! 05-04-2020 13:10 VİRÜS İLE YAŞAMAYA HAZIR MISINIZ? 26-03-2020 23:15 VİRÜSLE MÜCADELE NASIL OLMALI! 15-03-2020 11:21 BİR VEFASIZLIK ÖRNEĞİ: SAVAŞTEPE KÖY ENSTİTÜSÜ YERLEŞKESİ! 10-03-2020 09:51 “ŞEHİTLER TEPESİ BOŞ KALMAYACAK!” ÖYLE Mİ 01-03-2020 22:58 CHP, İKTİDARA HAZIR MI? 16-02-2020 06:53 KULLANILMA SIRASI ŞİMDİ DEPREME Mİ GELDİ! 08-02-2020 23:15 EFSANE OLMUŞ MÜDÜR YARDIMCILARI 04-02-2020 17:20 ATATÜRK’ÜN NECATİ ÖĞRETMEN OKULUNU ZİYARETİ 28-01-2020 17:51 DOĞAYI, YAŞAMI TAHRİP PAHASINA EKONOMİYİ CANLANDIRMA: BU NASIL SİYASET? 21-01-2020 00:53 KAMUDA KIYAFETLER İNANCA UYGUN HALE Mİ GETİRİLECEK! 13-01-2020 08:33 Yeni bir başlangıç olsun gelecek yıllar 29-12-2019 13:09 ÖĞRETMEN OKULU MÜDÜR YARDIMCISI MEHMET FUAT GÜNDÜZALP 23-12-2019 07:18 TÜRKİYEDE ÖZEL ÖĞRETİM NEYE HİZMET EDİYOR? 14-12-2019 09:08 ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE SON NOKTA: BUYURUN CENAZE NAMAZINA! 30-11-2019 12:16 NECATİ EĞİTİM FAKÜLTESİ TARİHİNDEN BİR ÖĞRETMEN 25-11-2019 10:47 YÜKSELEN DUVARLAR VE İKİYÜZLÜLÜK ÜZERİNE 16-11-2019 12:45 KİM KAYBEDİYOR? 05-11-2019 08:51 Yurtta Barış, Dünyada Barış! 30-10-2019 07:56 NECATİ EĞİTİM FAKÜLTESİ TARİHİNDEN: ADNAN ÇAKMAKÇIOĞLU (1922-1998) 26-10-2019 23:35 OPERASYONA İÇİ YANARAK DESTEK OLANLARA BİR SORU! 11-10-2019 12:24 NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ TARİHİNDEN: OSMAN HATİPOĞLU 01-10-2019 07:34 POSMODERN SÜREÇTE EĞİTİM 23-09-2019 07:38 OKULLAR AÇILIRKEN 2019 TÜRKİYE’SİNDE EĞİTİMDE SORUNLAR! 07-09-2019 06:47 BİR BASKETBOL MAÇININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 04-09-2019 13:51 HUKUK DEVLETİ OLMADAN MODERN DEVLET OLUNMAZ! 03-09-2019 09:38 BİR ÖĞRETMEN YETİŞTİRME MODELİ: NECATİBEY EĞİTİM FAKÜLTESİ 27-08-2019 09:29 KAZ DAĞLARINA BAK, EĞİTİM İLE YABANCILAŞMIŞ İNSANI GÖR! 04-08-2019 07:50 İZMİR GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİNDE NELER OLUYOR 25-07-2019 08:04 İZMİR GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİNDE NELER OLUYOR 25-07-2019 08:04 MUHALEFET, SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİNE HAZIR MI? 19-07-2019 09:43 BALIKESİR HALKEVİ NECATİ ÖĞRETMEN OKULU İLİŞKİSİ 11-07-2019 09:02 BU REFORMLA ÖĞRENCİ, SORU YERİNE SORUN ÇÖZEBİLECEK Mİ? 29-05-2019 07:56 TÜRKİYE DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SİSTEMİ NASIL BOZULDU! 05-05-2019 08:05 İKİYÜZLÜ SİYASET ÜZERİNE! 13-04-2019 09:26 AYIPLI SEÇİM! 02-04-2019 12:12 Toplumun yeni yıl hediyesi savaş mı olacak! 28-12-2018 09:06 ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE YAŞANAN KARMAŞA ÜZERİNE (2) 10-12-2018 09:00 ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE YAŞANAN KARMAŞANIN TEMELİNDE NE VAR? 24-11-2018 20:42 GÜZEL NEDİR, SEÇİM GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 12-11-2018 12:07 MAHCUP MİLLİYETÇİLİK ÜZERİNE! 03-11-2018 00:23 BEKA SORUNU! 14-10-2018 07:32 Karma Eğitim İlkesine Alternatif Oluşturmak Demokratik Görev Olabilir mi? 13-09-2018 11:40 PARTİLER YAŞANAN YEREL SORUNLARIN NE KADAR FARKINDA! 10-09-2018 10:40 POST MODERN YAKLAŞIMLARIN EĞİTİME ETKİLERİ (2) 18-08-2018 09:40 POST MODERN YAKLAŞIMLARIN EĞİTİME ETKİLERİ (1) 13-08-2018 08:25 EĞİTİM HAKKI VE LİSEYE GEÇİŞ MODELİ ÜZERİNE! 02-07-2018 08:26 SATİ BEY’İN TÜRKİYEDE EĞİTİMİN MODERNLEŞMESİNE KATKILARI! 21-06-2018 06:05 ERDEMLİ İNSAN YETİŞTİRME YOLU OLARAK EĞİTİM! 10-06-2018 01:34 EĞİTİMDE ETİK VE AHLAKİLİK SORUNU! 03-06-2018 15:31 CHP’NİN CUMHURBAŞKANI ADAYI İÇİN BİR FİKRİM VAR! 30-04-2018 07:51 TEOG YERİNE BU SİSTEMİ Mİ BULDUNUZ? 01-04-2018 02:04 2017’DE EĞİTİMDE NE DEĞİŞTİ! 26-12-2017 17:11 Parası olana eğitim ve sağlık/ Bağlılığı olana iş ve koruma! 09-12-2017 19:11 Öğretmen nasıl değerlendirilmeli? 06-11-2017 22:37 Lider nasıl yetişir? 08-10-2017 09:45 SORUN TEOG DEĞİL, YÖNLENDİRME SİSTEMİ! 24-09-2017 09:24 Eğitimde Adalet var mı? 04-09-2017 19:29 Uhrevileşmeye doğru! 10-08-2017 16:23 YENİ” PROGRAMLAR ÜLKEYE NE GETİRİR! 23-07-2017 13:35 Anlam Arayışı 01-07-2017 12:54 Zorunlu Arabuluculuk 20-06-2017 20:39 MESLEKİ EĞİTİM ANLAYIŞIMIZ NASIL DOĞDU, NASIL GELİŞTİ? 08-06-2017 15:09 ÖĞRETMEN NASIL GÖRÜNMELİ? 28-05-2017 08:27 CHP'NİN SORUNU, TÜRKİYE'NİN SORUNU 07-05-2017 11:09 “BİZ VE DİĞERLERİ”/ İKİYÜZLÜ SİYASET ÜZERİNE! 23-04-2017 10:41 BİR TEŞEKKÜR İÇİN BORÇLANMAK! 16-04-2017 09:45 YGS SONUÇLARI VE ORTAYA ÇIKAN EĞİTİM HALİ ÜZERİNE? 03-04-2017 13:29 Öğretmen Atamalarında Keyfilik! 18-03-2017 19:03 EVRİM KARŞITI YAPILANDIRMACILAR! 06-02-2017 10:50 BİREY OLABİLMEK! 01-02-2017 08:00 AKIL TUTULMASI 18-01-2017 09:07 ZİHİNSEL BECERİ VE YARATICILIK NASIL ÖLÇÜLÜR? 08-01-2017 09:58 Yeni Yıl Kutlamasına İntizar 31-12-2016 12:32 EĞİTİME İDEOLOJİK MÜDAHALE VE DEĞİŞİM İHTİYACI 20-12-2016 06:49 İDEOLOJİ, EĞİTİM VE DEĞİŞİM! 09-12-2016 11:56 Eğitimde İşler Yolunda mı ? 05-12-2016 10:10
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA