DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Ali Türer
Ali Türer
Giriş Tarihi : 09-08-2020 21:56

AH ŞU LİBOŞLAR! (2

Önce Sanatçılar, ardından Aksaçlılar yayınladıkları bildiri ile tek adam rejimine karşı “Birleşin” çağrısı yaptılar. İçinden geçtiğimiz otoriterleşme sürecinde bu çağrı değerliydi. Çağrıya ses vereceğine “önce özür dilesin liboşlar” tepkisi geldi birilerinden.

Beni asıl üzen, bu tepkiyi verenler arasında Sol gelenek içinde geçmişte birlikte yürüdüğüm dostlarımın da olmasıydı. Bir zamanlar “Dünyanın bütün işçileri birleşin, Silahlanmaya hayır, Militarizme hayır” diye birlikte yürüdüğümüz; her ulusun kaderini eline almasını birlikte savunduğumuz, barış isteyen bu dostları bugün Türkçü-Laik bir zeminde sıkışıp kalmış görmek beni üzüyor. Bunun nedenine niçinine de kafa yormak lazım.

Kendini Atatürkçü ya da Milliyetçi olarak tanımlarsın, bunu anlarım. Aynı zamanda en Solcu, en Demokrat, en Çağdaş ta sen oluyorsun ya, işte bunu anlamıyorum. Tıpkı “Dindar” olanın doğal olarak “Gerici” kabul edilmesine de bir türlü anlam veremediğim gibi.

Nedir bu tepeden bakış! Üstelik epeydir altımızdaki zemin sarsılır halde, tutunduğumuz dallar da çeşitlenmiş. Birileri bir zamanlar aynı kulvarda hareket ettiği insanlarla bugün kurduğu negatif ilişki üzerinden doğan karşı dalgadan, kendine göre bir enerji devşirip hayata öyle tutunmaya çalışıyor olabilir. Ama buna da fazla güvenmeyin derim.

Ayrıca “Atatürkçülük” gibi kimliklerin bir tür koruyucu kalkan, güvenlik alanı olarak kullanılmasına da itirazım var. Demokrasi, Çağdaşlık, Sol, Sosyalistlik gibi değerlerin bir tür yaka kartı gibi kullanmasından gına geldi artık. Aynası, ortaya koyduğu iştir kişinin, lafa bakılmaz, diyorum.

Ne demeye çalıştığımı daha somut hale getirmeye çalışayım.

AKP’li Cumhurbaşkanı istedi, mahkeme karar verdi, Ayasofya Camii oldu, değil mi? İmam Cuma namazı için Ayasofya’da minbere kılıçla çıktı ve mealen şöyle bir mesaj verdi: “Benim din kardeşim bu kiliseyi, kılıç zoru ile aldı, öyleyse burası artık benim inancımın mabedi.” Komutanlar dahil bütün devlet ve dahi yeni parti kurmaya soyunan eski Cumhurbaşkanı adayı, yani bütün hazirun oradaydı, mesaj alındı ve onaylandı.

Hem Sosyalist, hem Atatürkçü hem Laik hem de Ulusalcı yayıncı ve yazarımız Merdağ Yanardağ TELE1 deki programında, İnsan Hakları savunucusu olarak tanıdığımız Sayın Baskın Oran için “aslında hak ve özgürlüğü kendisi için istiyor” yorumu yaptı. Fakat Ayasofya’nın Cami yapılması olayında tam da eleştirdiği türden “kendine Müslüman” bir tepki verdi.

Yanardağ, Ayasofya’nın Cami yapılmasına değil (sonuçta ona göre bu siyasal bir karar olarak verilebilirdi), bunun Anayasa Mahkemesi üzerinden yapılmasına karşı çıktı. Fakat asıl büyük tepkisini Cami açılışında Diyanet Başkanı ağzından Atatürk ve arkadaşlarına “Lanet okunuyor” olmasına gösterdi, haklıydı da.

KRT ve TELE 1’de mikrofon tutulan İlahiyatçı yazarlar İhsan Eliaçık ile Cemil Kılıç da bu olaya o günlerde tepki verdiler, ama tepkileri Yanardağ’ınkinden biraz farklıydı.

Cemil Kılıç’a göre Hz. Ömer, ziyaret ettiği Kudüs’te neden kilise dışında namaz kıldığını şöyle açıklamıştı: “Ben burada namaz kılarsam bir gün gelir sizin elinizden bu kiliseyi alırlar, Cami yaparlar.” İnceliğe bakar mısınız?

İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık ise “Bir mabedi yapılış amacı dışında kullanmak, kiliseyi Cami yapmak yanlıştır” dedi. Sonra da “Bugün bütün Ortodoks dünyası kutsal mabetlerine hakaret edildiğini düşünüyor, lanet okuyor, Türkiye bundan ne kazandı” diye sordu.

Bu olayda kimin yaklaşımı daha demokratikti, hak, adalet ve etiğe daha uygundu?

Hem Atatürkçü hem Sosyalist, hem İttihatçı Yanardağ Atatürk’e yapılan hakarete karşı çıkarken yerden göğe haklıydı evet, ama bu yetmezdi. Çünkü biz ondan sadece kendi düşünce yapısı için değil, insanlık için de, adil olanı savunmasını beklerdik.

İlahiyatçı Eliaçık “Allah bunu görmüyor mu” diye sordu. Gerçekten o ikonaları örten perdelerin önünde o gün namaz kılanlar içinde, o perdelerin arkasında olanlar önünde namaz kılıyor olmaktan rahatsız olan hiç mi olmadı, normal mi sizce bu?

12 Eylül Darbecileri de kendilerini “Atatürkçü” olarak takdim ettiler, biliyorsunuz. Ama, Erdal Eren’in yaşını büyütüp İdam edenler de onlardı. Darbeci darbecidir, FETÖ’cü olunca kötü, Atatürkçü olunca iyi Darbeci olunmaz. Ama Sol liberallere yöneltilen suçlamalardan biri de, “Kemalist Orduya FETÖ ile birlikte kumpas kurdular” iddiasıydı, hatırlayın.

O zaman soralım: Ergenekon yalan mıydı, davası külliyen komplomuydu? Soğuk savaş yıllarında ordu içinde Amerika tarafından finanse edilen derin yapılar (Seferberlik Tetkik Kurulu, Özel Harp Dairesi, Özel Kuvvetler Komutanlığı vb..) olmadı mı?

Türkiye’de Faili Meçhuller, öldürülen emekli generaller, Kürt işadamları hiç olmadı mı, biz hayal mi gördük? Gerçekten o günlerde, bazı saldırıların altında DEV-SOL’ mu vardı? Domuz bağıyla adam öldüren Hizbullah’ı kim kurdu? Trabzon da papaz Santoro’yu, Hrant Dink’i kim öldürdü? Ogün Samast ile karakolda Türk Bayrağı önünde fotoğraf çektirenler de FETÖ’cümüydü. Zirve Kitapevi katliamı da FETÖ işimiydi?

Çocukları kaybolan “Cumartesi Annelerinin” gözyaşlarında, Hırant’ın öldürülmesinde Ergenekon davasında yargılanan Veli Küçük, Kerinçsiz gibilerin hiç mi sorumluluğu yoktu? 28 Şubat sürecinin yürütücüsü Batı Çalışma Gurubu fişlemelerini, andıçları, hayatı karartılan gazetecileri ne çabuk unuttunuz, yalan mıydı bütün bunlar? Topraktan çıkarılan bütün o silahları oraya FETÖ mü gömdü?

12 Eylül darbesi ile gelen Başörtüsü yasağı 31 yıl sürdü. Başörtü takan kızlar üniversitelere alınmadı. Rektörler, Dekanlardan her ay “Başörtü vukuat raporu” istedi, Dekanlar da hocalardan başörtülü öğrencileri ihbar etmesini. Kim daha demokrattı, yaşam biçimi dayatanlar mı, bu dayatmaya karşı çıkan o gencecik kızlar mı? Bugün o kızlar İstanbul Sözleşmesine sahip çıkıyorlar, farkında mısınız? Onlara bunları yaşatanlar hiç hicap duydu mu, özür dilediler mi?

Sol liberallerin, bazı Sosyalistlerin yolları AKP politikaları yer yer kesişti, evet. AB kriterlerini iç hukuk haline getirmek isteyince AKP’ye destek verdiler bu insanlar, yanlış mıydı? Bunu yapan CHP olsaydı, ona destek verirlerdi.

Çözüm sürecinde Akil Adamlar arasında yer aldılar. Türkiye’de 100 bin insanın ölümüne, 500 Milyarın heba olmasına yol açan bir Kürt Sorunu yok muydu? Sorunun hak, adalet zemininde çözülmesini istemeli suç muydu?

CHP ne yaptı, Habur’dan girip teslim olan PKK’lıların gerilla kıyafetlerine kafayı taktı. MHP ile birlikte “Şov yaptırıyorsunuz” diye ortalığı ayağa kaldırdılar. “Çözüm Süreci” de orada bitti, iyi mi oldu.

Bu örnekler aslında Sol Liberallerin, Sosyalistlerin Demokrasiye, Barışa bağlılıklarını gösteriyor. Silahlanmaya, militarizme, savaş kışkırtıcılığına, askeri vesayete, ayrımcılığa karşı her koşulda mücadele verdiler. Bunun için de bedel ödediler. Sosyalist olmanın belli başlı göstergesi ezilen işçinin emekçinin yanında olmak değil midir? Arkadaş, siz ne ara orduda kast oluşturan, ülke siyasetine ayar vermek isteyen muktedir generallere bu kadar muhabbet besler oldunuz?

Bütün bu olaylar, olaylara takınılan tavırlar aynı zamanda Türkiye’de AKP’nin iktidara adım adım nasıl yürüdüğünü de açıklıyor. Sol Liberallere yüklenirken destek verdiğiniz ya da bizzat içinde olduğunuz yapıların, partilerin bu işlerdeki sorumluluğunu da bir düşünün bakalım. Erdoğan her sıkıştığında, Deniz Baykal destek vermedi mi, kendisine karşı çıkanı partiden atmadı mı, CHP’yi ne hale getirdiğini hatırlıyor musunuz?

Kirli çamaşırlar sadece “Yetmez Ama Evet” kazanında yıkanmaz arkadaşlar, geçin bunları.

O insanlar 2010’da AKP’ye değil, 12 Eylül Anayasasının bazı hükümlerinin değişmesine oy verdiler.

HSYK’nın seçimle belirlenmesine “evet” dediler. Kamu emekçilerinin Toplu Sözleşme hakkı almasına “evet” dediler, ama grev hakkı tanınmazsa toplu sözleşme hakkının anlamı olmayacağı için, “yetmez” dediler. Askeri Yargının görev alanının daraltılmasına, kararlarının denetlenmesine “evet” dediler.

Uludere olayını hatırlıyor musunuz? 28 Aralık 2011’de F16 ile paramparça edilen 34 Kürt gencini. Genelkurmay Askeri Savcılığı "dava açılmasına gerek yok” dedi, olay kapandı. Demokratik bir ülkede sivilin yargısı ayrı, askerin yargısı ayrı olur mu?

Sonra bu insanlar, bir yıl sonra yapılan genel seçimlerde gidip AKP’ye mi oy verdi? Diyelim bütün bunlara rağmen davranışları ile AKP’nin önünü açtılar, 2010’da hata yaptılar. Sürecin AKP elinde giderek otoriterleşmesinde, bütün burada sayılan sayılamayanların hiç mi payı yok? Dokunulmazlıkların kaldırılmasına kim evet dedi? Sistemin %51 ile değişmesini kim kabul etti? AKP’nin sınır dışı operasyonlarına kim destek verdi?

Ulusalcı dostların, anlamakta zorlandıkları bir de şöyle bir durum var.

Sol liberal diye tanımlanabilecek, birçoğunun da kendini “Sosyalist” olarak tanımladığı bu insanlar bilim insanı, düşünür, toplum bilimci, yazar, şair, besteci falan. Yani siyaset yapmak bu insanların asıl işi değil. Bir partiyi futbol takımı gibi tutmalarını ya da bir partinin kafadan düşmanı olmalarını bekleyemezsiniz.

Siyasi ihtiras içinde hareket etmezler. Şu partiyle iyi ilişki kurayım belki bir ihale kaparım, ya da hemşeri gecelerinde herkese gülücük dağıtayım, fotoğraf çektireyim belki bir yerlere gelirim, milletvekili olurum, parti meclisine girerim gibi cinlikler geçmez kafalarından.

İdeolojik takıntılarla hareket etmezler, farklı görüşlere açıktır bu insanlar. İyi bir şey yaparsan seni desteklerler, öbürü yaparsa yarın onu desteklerler. Dedikodu, polemik üzerinden de siyaset yapmayı da bilmezler. Manzaraya bakar karar verirler. Bu karar bazen yanlış da olabilir. “Yanlış yapmışım” der, kaldıkları yerden devam ederler. Yani kendileriyle yüzleşmeyi bilirler, keşke bunu sizde yapabilseniz.

Gazete Duvar’da Mahmut Üstün, Sol liberallere “Herkesi merkez sağa doğru çekmeye çalıştılar” diye yeni bir suçlama getirdi. Bugünün Ulusalcılarını da AKP’nin kimi politikalarına destek verdikleri için “yeni yetmez ama evetçiler” olarak takdim etti, buna ne diyorsunuz?

Bu tür yorumların, sol içinde birlik arayışına katkısı olacağını düşünmüyorum. Muhalefey edene muhalefet etmek Sol’un eski bir hastalığıdır. Bu böyle devam ettiği, Sol’un Birleşerek sesini yükseltmediği yerde CHP gibi partilerden tutarlı ilkeli bir muhalefet beklemeyin. Onun eleştirdiğiniz savrulmalarında sizin de payınız var. Çuvaldızı birilerine batırmadan önce, gözünüzdeki merteği bir görün.

Sol liberallerin ortak bir zeminde birbiri ile danışarak hareket ettiklerini kim söyledi size. Belki de asıl eleştirilmeleri gereken nokta burası. Keşke kendi içlerinde daha örgütlü olabilseler de ortaya bir sinerji çıksa. Savrukluğun önüne geçmenin, daha az hata yapmanın yolu bu. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Mesela şu Aksaçlılar, hareketi sürekli hale getirilse ne iyi olur.

Türkiye’nin bu kendini en iyi yetiştirmiş kesimi ile uğraştığınız yeter artık. Bu kesimi itibarsızlaştırarak elde edebileceğiniz bir şey yok. Biraz anlayış, itidal ve saygı lütfen!

NELER SÖYLENDİ?
@
Ali Türer

Ali Türer

DİĞER YAZILARI MEMLEKETİN HALİ VE YENİDEN ATATÜRK MESELESİ ÜZERİNE! 26-09-2020 06:52 DARBECİLER, BİR ÖĞRETMEN OKULUNU NASIL YÖNETİR? 14-09-2020 05:56 ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE ÇÜRÜME DÖNEMİ 07-09-2020 08:37 KUŞKANADI: BİR GONCA HİKÂYESİ 01-09-2020 07:50 NEYİ GÜÇLENDİRMELİ, MERKEZİ Mİ, YERELİ Mİ? (2) 24-08-2020 01:58 NEYİ GÜÇLENDİRMELİ, MERKEZİ Mİ, YERELİ Mİ? 15-08-2020 19:54 AH ŞU LİBOŞLAR! (2 09-08-2020 21:56 AH ŞU LİBOŞLAR! 03-08-2020 07:51 Cumhuriyeti 2. yüzyıla taşıyacak partiden, parti içi demokrasi manzaraları! 27-07-2020 08:15 101 AKSAÇLI’DAN MUHALEFETE ÇAĞRI! 21-07-2020 16:43 KONJONKTÜRÜ SÜRDÜRMEDE İDEOLOJİLERİN ROLÜ ÜZERİNE! (2) 18-07-2020 18:44 İDEOLOJİLERİN ROLÜ ÜZERİNE! (1) 14-07-2020 09:43 Abdülhamit üzerinden Türkçü-islamcı kapışması ve çağrıştırdıkları! 06-07-2020 10:36 BİR ANI: DURSUN DUMAN NASIL KATLEDİLDİ! 26-06-2020 00:46 DAYANIŞMAYA ENGEL DAVRANIŞ KALIPLARI VE ÖNYARGILAR ÜZERİNE! 17-06-2020 01:10 NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜNDE BİR SALDIRI, BİR ÖLÜM: NAVER ENGİN 11-06-2020 09:52 CHP İKTİDARINDA NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ VE BALIKESİR’DE SOL (1978) 04-06-2020 23:02 NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜNDE ÇATIŞMALI YILLAR -1- (1976-1977) 31-05-2020 05:34 KURTULUŞ SAVAŞI YILLARINDA KARESİ DARÜLMUALLİMATI 28-05-2020 08:47 DEVRİM ÇOCUKLARININ NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ KAVGASI (1972-1976) 21-05-2020 03:29 BALIKESİR’DE 1968’Lİ YILLAR VE NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ ÖĞRENCİ ÖRGÜTÜ 15-05-2020 08:49 NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ TALEBE CEMİYETİ 08-05-2020 09:56 ANILARA YOLCULUK: 1 MAYIS 1977! 01-05-2020 10:34 BUGÜN 23 NİSAN, NEYİ KUTLAYACAĞIZ, NE İLE ÖVÜNECEĞİZ! 23-04-2020 19:40 Toplumda Adalet Duygusu, Bugün Dünden Daha YARALI! 16-04-2020 14:34 TÜRKİYENİN CORONA VİRÜS İLE İMTİHANI! 13-04-2020 07:36 DIŞARIDAKİ MAHPUSTAN İÇERDEKİ SİYASİLERE! 05-04-2020 13:10 VİRÜS İLE YAŞAMAYA HAZIR MISINIZ? 26-03-2020 23:15 VİRÜSLE MÜCADELE NASIL OLMALI! 15-03-2020 11:21 BİR VEFASIZLIK ÖRNEĞİ: SAVAŞTEPE KÖY ENSTİTÜSÜ YERLEŞKESİ! 10-03-2020 09:51 “ŞEHİTLER TEPESİ BOŞ KALMAYACAK!” ÖYLE Mİ 01-03-2020 22:58 CHP, İKTİDARA HAZIR MI? 16-02-2020 06:53 KULLANILMA SIRASI ŞİMDİ DEPREME Mİ GELDİ! 08-02-2020 23:15 EFSANE OLMUŞ MÜDÜR YARDIMCILARI 04-02-2020 17:20 ATATÜRK’ÜN NECATİ ÖĞRETMEN OKULUNU ZİYARETİ 28-01-2020 17:51 DOĞAYI, YAŞAMI TAHRİP PAHASINA EKONOMİYİ CANLANDIRMA: BU NASIL SİYASET? 21-01-2020 00:53 KAMUDA KIYAFETLER İNANCA UYGUN HALE Mİ GETİRİLECEK! 13-01-2020 08:33 Yeni bir başlangıç olsun gelecek yıllar 29-12-2019 13:09 ÖĞRETMEN OKULU MÜDÜR YARDIMCISI MEHMET FUAT GÜNDÜZALP 23-12-2019 07:18 TÜRKİYEDE ÖZEL ÖĞRETİM NEYE HİZMET EDİYOR? 14-12-2019 09:08 ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE SON NOKTA: BUYURUN CENAZE NAMAZINA! 30-11-2019 12:16 NECATİ EĞİTİM FAKÜLTESİ TARİHİNDEN BİR ÖĞRETMEN 25-11-2019 10:47 YÜKSELEN DUVARLAR VE İKİYÜZLÜLÜK ÜZERİNE 16-11-2019 12:45 KİM KAYBEDİYOR? 05-11-2019 08:51 Yurtta Barış, Dünyada Barış! 30-10-2019 07:56 NECATİ EĞİTİM FAKÜLTESİ TARİHİNDEN: ADNAN ÇAKMAKÇIOĞLU (1922-1998) 26-10-2019 23:35 OPERASYONA İÇİ YANARAK DESTEK OLANLARA BİR SORU! 11-10-2019 12:24 NECATİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ TARİHİNDEN: OSMAN HATİPOĞLU 01-10-2019 07:34 POSMODERN SÜREÇTE EĞİTİM 23-09-2019 07:38 OKULLAR AÇILIRKEN 2019 TÜRKİYE’SİNDE EĞİTİMDE SORUNLAR! 07-09-2019 06:47 BİR BASKETBOL MAÇININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ 04-09-2019 13:51 HUKUK DEVLETİ OLMADAN MODERN DEVLET OLUNMAZ! 03-09-2019 09:38 BİR ÖĞRETMEN YETİŞTİRME MODELİ: NECATİBEY EĞİTİM FAKÜLTESİ 27-08-2019 09:29 KAZ DAĞLARINA BAK, EĞİTİM İLE YABANCILAŞMIŞ İNSANI GÖR! 04-08-2019 07:50 İZMİR GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİNDE NELER OLUYOR 25-07-2019 08:04 İZMİR GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİNDE NELER OLUYOR 25-07-2019 08:04 MUHALEFET, SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİNE HAZIR MI? 19-07-2019 09:43 BALIKESİR HALKEVİ NECATİ ÖĞRETMEN OKULU İLİŞKİSİ 11-07-2019 09:02 BU REFORMLA ÖĞRENCİ, SORU YERİNE SORUN ÇÖZEBİLECEK Mİ? 29-05-2019 07:56 TÜRKİYE DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SİSTEMİ NASIL BOZULDU! 05-05-2019 08:05 İKİYÜZLÜ SİYASET ÜZERİNE! 13-04-2019 09:26 AYIPLI SEÇİM! 02-04-2019 12:12 Toplumun yeni yıl hediyesi savaş mı olacak! 28-12-2018 09:06 ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE YAŞANAN KARMAŞA ÜZERİNE (2) 10-12-2018 09:00 ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE YAŞANAN KARMAŞANIN TEMELİNDE NE VAR? 24-11-2018 20:42 GÜZEL NEDİR, SEÇİM GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 12-11-2018 12:07 MAHCUP MİLLİYETÇİLİK ÜZERİNE! 03-11-2018 00:23 BEKA SORUNU! 14-10-2018 07:32 Karma Eğitim İlkesine Alternatif Oluşturmak Demokratik Görev Olabilir mi? 13-09-2018 11:40 PARTİLER YAŞANAN YEREL SORUNLARIN NE KADAR FARKINDA! 10-09-2018 10:40 POST MODERN YAKLAŞIMLARIN EĞİTİME ETKİLERİ (2) 18-08-2018 09:40 POST MODERN YAKLAŞIMLARIN EĞİTİME ETKİLERİ (1) 13-08-2018 08:25 EĞİTİM HAKKI VE LİSEYE GEÇİŞ MODELİ ÜZERİNE! 02-07-2018 08:26 SATİ BEY’İN TÜRKİYEDE EĞİTİMİN MODERNLEŞMESİNE KATKILARI! 21-06-2018 06:05 ERDEMLİ İNSAN YETİŞTİRME YOLU OLARAK EĞİTİM! 10-06-2018 01:34 EĞİTİMDE ETİK VE AHLAKİLİK SORUNU! 03-06-2018 15:31 CHP’NİN CUMHURBAŞKANI ADAYI İÇİN BİR FİKRİM VAR! 30-04-2018 07:51 TEOG YERİNE BU SİSTEMİ Mİ BULDUNUZ? 01-04-2018 02:04 2017’DE EĞİTİMDE NE DEĞİŞTİ! 26-12-2017 17:11 Parası olana eğitim ve sağlık/ Bağlılığı olana iş ve koruma! 09-12-2017 19:11 Öğretmen nasıl değerlendirilmeli? 06-11-2017 22:37 Lider nasıl yetişir? 08-10-2017 09:45 SORUN TEOG DEĞİL, YÖNLENDİRME SİSTEMİ! 24-09-2017 09:24 Eğitimde Adalet var mı? 04-09-2017 19:29 Uhrevileşmeye doğru! 10-08-2017 16:23 YENİ” PROGRAMLAR ÜLKEYE NE GETİRİR! 23-07-2017 13:35 Anlam Arayışı 01-07-2017 12:54 Zorunlu Arabuluculuk 20-06-2017 20:39 MESLEKİ EĞİTİM ANLAYIŞIMIZ NASIL DOĞDU, NASIL GELİŞTİ? 08-06-2017 15:09 ÖĞRETMEN NASIL GÖRÜNMELİ? 28-05-2017 08:27 CHP'NİN SORUNU, TÜRKİYE'NİN SORUNU 07-05-2017 11:09 “BİZ VE DİĞERLERİ”/ İKİYÜZLÜ SİYASET ÜZERİNE! 23-04-2017 10:41 BİR TEŞEKKÜR İÇİN BORÇLANMAK! 16-04-2017 09:45 YGS SONUÇLARI VE ORTAYA ÇIKAN EĞİTİM HALİ ÜZERİNE? 03-04-2017 13:29 Öğretmen Atamalarında Keyfilik! 18-03-2017 19:03 EVRİM KARŞITI YAPILANDIRMACILAR! 06-02-2017 10:50 BİREY OLABİLMEK! 01-02-2017 08:00 AKIL TUTULMASI 18-01-2017 09:07 ZİHİNSEL BECERİ VE YARATICILIK NASIL ÖLÇÜLÜR? 08-01-2017 09:58 Yeni Yıl Kutlamasına İntizar 31-12-2016 12:32 EĞİTİME İDEOLOJİK MÜDAHALE VE DEĞİŞİM İHTİYACI 20-12-2016 06:49 İDEOLOJİ, EĞİTİM VE DEĞİŞİM! 09-12-2016 11:56 Eğitimde İşler Yolunda mı ? 05-12-2016 10:10
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA