DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Kazım ALDOĞAN
Kazım ALDOĞAN
Giriş Tarihi : 29-08-2020 00:26
Güncelleme : 29-08-2020 00:35

AKIL ÇAĞI MI İMAN ÇAĞI MI?

17.ve 18.yüzyillarda aydınlanma ile ortaya çıkan yenidünyada geleneksel ortaçağın teolojik unsurlarının aksine, modern dünyanın siyasal zeminini seküler değerler oluşturdu. Kısaca özetlersek, ilahi kutsalların yerini modern uluslaşma sürecinde seküler kutsallar aldı.

Ancak 19.yüzyılda dünyanın yaşadığı siyasal kriz ve ekonomik paylaşım savaşlarının insanlığa ödediği ağır bedel, aydınlanmanın sonuçlarına büyük bir tepkinin ortaya çıkmasına neden oldu. Düşünce tarihinde İman Çağı-Aydınlanma Çağı –Yorum Çağı olarak sıralanan tarihsel değişim, geriye doğru tartışılmaya başlandı.

Yorum Çağı olarak adlandırılan yenidünya düzeninde sık konuşulmaya başlanan post modern kavramla desteklenen yeni küresel sistem içinde tekrar filizlenen dinsel kutsallıklar kapitalist ulus devletlerinin kitlelere sunduğu bulunmaz bir morfin işlevi görerek, bir anlamda Marx’ın da vurguladığı gibi tarihin tekerrür ettiği bir alan açtı. Bilindiği gibi morfinin vücuda enjekte edilmesi için bir de enjektöre ihtiyaç vardı. Dinsel kutsallıklar morfin ise milliyetçilik de enjektör görevini üstleniyordu.

Buradan Türkiye üzerine yapmak istediğim analizin odak noktasına gelmek istiyorum.

Din ve milliyetçilik fenomenleri tarihsel olarak yeni kurulan modern seküler Türk ulus hareketinin aslında önemli iki harcıdır. Yukarıda metafor olarak kullandığım morfin-enjektör ilişkisinin merkezine oturan ana düşüncedir. Kemalist ideoloji dinin yeni kurulan siyasal düzende etkisini azaltsa da,Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan itibaren dini topluluk ile siyasi topluluk arasında organik bir ilişkinin bulunduğu bir realitedir.

Asıl sorun, bu organik ilişkinin özellikle sağ ve muhafazakâr iktidarlarda kamu alanının cemaatlere sınırsız açılmasıyla devletin seküler hafızasının yeniden kuşatılmasıyla ortaya çıktı. Bu kuşatmaya son yıllarda kendini Türk milliyetçiliğin beka bekçisi

olarak gören MHP’nin de destek vermesi ile yukarıda sözünü ettiğim Türkiye’nin uluslaşma restorasyonundaki İslamcılığın (Sünnilik) Türk milliyetçiliğiyle yürüdüğü tarihsel gerçekliğe uygun düşmektedir. Bu aklın referansı bilindiği gibi Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak adlı ünlü formülüyle Ziya Gökalp’tır.

Bundan önceki yazımda da belirttiğim gibi Türkiye’nin içinde bulunduğu tarihi siyasal ve ekonomik krizin çözümü için yine bu sihirli formüle başvurulmuş gibi görünüyor.

Burada şu eklemlemeyi de yapmak zorundayız. AKP, kendisinin neden olduğu iflasın nedenlerini rasyonel akıl ile sorgulamak yerine sözünü ettiğim ve devlette hegemonik olan dincilik-milliyetçilik kuşatmasını, bilgi çağının yeni algı araçlarıyla, mikro düzeyde bireyi esir alan politikalarla destekliyor. Erdoğan’ın daha önce kullandığı imanlı gençler yetiştireceğiz sözünün altı bu şekilde doldurulmaya çalışılıyor.

Çağ atlamak söylemiyle iktidara gelen zihniyetin acil olarak geriye dönüşü bir anlamda.

Sonuç olarak Akıl Çağın’dan İman Çağı’na dönüş mümkün olur mu, bunun için daha ne bedeller ödeyeceğiz, yaşarsak eğer hep beraber göreceğiz.

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA