DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Şerife ARICI YILDIZ
Şerife ARICI YILDIZ
Giriş Tarihi : 17-02-2021 10:29
Güncelleme : 17-02-2021 12:23

Bir cenaze töreninin düşündürdükleri.

Bir kaç gündür ýüksek tansiyon şikayetim vardı.
13 güvenlik görevlisinin PKK tarafından şehit edildiğini duyunca bir atak daha yaptı tansiyonum.
Hele birkaç yıldır PKK nın elinde rehin olduklarını öğrenince kahroldum.
Şehitlerimizden biri Mersinliydi memleketine dönecekti.

Ertesi gün Bozyazı'da cenaze töreni vardı gitmeliydim.

Eşimin itirazını dinlemedim.Gitmezsem daha kötü hissedecektim.
Dirisine sahip çıkamadık, bari ölüsüne çıkalım dedim içimden...

Bu arada resmi yetkililer şehitlerle ilgili duyurularında " sivil vatandaşlar" olarak söz ediyorlardı. Bir ikisini özelden arayıp yanlış ifade kullandıklarını, şehitlerin sivil olmadığını, PKK tarafından kaçırılıp rehin alınmış kamu görevlisi güvenlik güçleri olduğunu söylediğimde, devletin açıklamasının bu şekilde olduğu cevabını aldım.Üzüntüm iyice öfkeye dönüştü.

Neydi yani, TC nin güvenlik görevlisi olduğu için kaçırılıp rehin alınan asker ve polisler, rehin alınınca bu sıfatlarını kayıp mı etmişlerdi?
Yol boyunca bu insanların kaçırılıp rehin olduklarından neden haberdar olmadığımızı, devletin bu güvenlik görevlilerinin kurtarılması için neden bir girişimde bulunmadığını ve yıllardır rehin tutulan bu kişilerin neden aynı anda şehit edildiklerini düşündüm durdum.

Bozyazıya yaklaşınca aradığım İlçe Başkanımız törenin  Tekeli'de düzlüğe inince cami önünde olacağını söyledi.
Tekeliye inip düzlüğe gelince peşpeşe dizilmiş siyah makam araçlarını gördüm ve karşılarında durdum.
Başımı kaldırdığımda buranın Jandarma Komutanlığı olduğunu gördüm.Herhalde burada bir resmi karşılama oluyor diye düşünüp karakol binasına girdim.Bahçede öbek öbek bekleyen insanları geçip, kapıdan girip koridorda ilerleyerek insanların yoğunlaştığı bir odaya girdim. Gırdim ki ne göreyim? İçişleri Bakanı Süleyman Soylu masada oturmuş odadaki subaylara bir şeyler anlatıyor.
Tam aklımdan geçen soruları ona yöneltecektim ki kendimi tuttum ve gerisin geriye hızla odadan, binadan ve bahçeden çıktım.
Arabaya binip, daha ileride olduğunu öğrendiğim cami önünde kalabalığı görüp durdum. Kenarda büyük bir kalabalık, avlunun ortasında şehit polis memuru Sedat Yabalak'ın naaşı, karşısında Mülki Erkan, sol yanında önde aile efradı, yanlarında bir kaç kadın polis memuru, fotoğraf alan gazeteciler vardı. Şehidin Mülki erkanın ve önünden hızla geçip, ailenin yanında yerimi aldım. Solyanıma dikkatle baktığımda şehidin anne babası, karısı kızı ve kardeşleri olduklarını anladığım acılı insanları görünce yüreğim acımaya başladı.Acılarını sessizlikle sarmalamış, naaşı seyrediyorlardı.
Kadın polis memuruna evlimiymiş diye sordum. Evet şurdaki üniformalı çocuk da kızı dedi. Çocuğa bakınca ýüreğimde bir yer yırtıldı. Polis üniforması giymiş, güzel mi güzel 6 yaşlarındaki çocuk, gelen gideni izliyor, arada önüne çömelen üniformalıların sorularını cevaplıyor, bir cenazeden ziyade bir törene katılma edasında hareket ediyordu.
Öyle ya ne ölümü, ne şehitliği, ne yetimliği biliyordu henüz.
Belki de sevinçliydi. 1.5 yaşındayken gözünün ölünden alınıp götürülen, bir daha hiç göremediği, her sorduğunda "gelecek" denilen babası gelmişti işte. Belki birazdan o bayrağın altından kalkıp gelip onu sarmalayıp kucağına alacak, bağrına basıp koklayacak, onu önce markete götürüp çikolata alacak, sonra park götürüp oynatacaktı.
Belki yarın yıllardır özlediği beklediği babasını babalarının elinden tutarken gördüğü her seferde kıskandığı arkadaşlarına gösterecekti.
Önce annesi gitti şehidin naaşına, tabutuna sarıldı.Guzuuum dedi , diyebildi, sonra sustu.
Sonra eşi ve kızı son vedasını yapt. Küçük kız ilk ve son selamını durdu babasının tabutunun önünde.
Birazdan  bir koşuşturma bir telaşın arkasından Süleyman Soylu ve yüksek rütbeli subaylar girdi alana. Gezeteci ordusu da peşinden. Bakan anaya babaya sarıldı. Devlet oradaydı işte. Sivil vatandaşının cenazesine taaa Ankara'dan gelip katılmıştı.Görüntü almak isteyen gazeteciler neredeyse aileyi ezecekti.
Bakanı  taziye verirken çekip haber yapmak önemliydi tabii. 5.5 yıldır PKK nın elinde rehin olan Şehit Sedat Yabalak o güne kadar hiç haber olamamıştı oysa!.
Ardından forslu cüppeleriyle din görevlileri geldi anons edilerek. Eee bu günlerde önemli kişilerdi. Bu kadar insanın hiç yoluna öldüğü ülkede din adamı olmak kolay iş değildi.
Helallik istediler birazdan şehit için. Aklım vicdanım almadı bu helalliği. Cemaatten şehide helallik isteniyordu. Hakkı kalan biz miydik yoksa 6 yıl terör örgütünün elinde aranıp sorulmayan hiç yoluna şehit edilen.  Hala nasıl, neden öldürüldüğünü bilmediğimiz mefta mı?
Cenaze namazının ardından toprağa sırlandı şehidimiz. Fatihası verildi, üzeri örtüldü. Ölünün de ölümünün de...
Ve kalabalık hızla dağıldı. Yağmur başlamıştı.
Şehidin annesi, karısı, kız kardeşleri rahatça ağlayabilirdi.

Gözyaşları yağmur damlalarının arasında kaybolur,

kimseye görünmezdi...

 

NELER SÖYLENDİ?
@
ARŞİV ARAMA
Mersin Adana Tren Saatleri 2021
Gazetemiz MEİGDER Üyesidir
Meigder