Mersin Haberleri, Mersin Son dakika Haberleri - Sonses.tv'de
HV
26 HAZİRAN Pazar 18:14
Advert

50. Yaşında 12 Mart KANLI Muhtırası

Beyhan BALABAN
Beyhan BALABAN
Giriş Tarihi : 12-03-2021 12:11

50. Yaşında 12 Mart KANLI Muhtırası (12 Mart ASKERİ DARBESİ) 

       Türkiye Yarım Asırı Geçen SİNDİRME Siyasetini ve KANLI DARBELERİ AŞAMADI! 

       1969 Genel Seçimleriyle Başlayan, 14 Ekim 1973 Genel Seçimleriyle SON Bulan 12 MART KANLI Muhtırasının 5 YIL Süren ACI Dolu, İŞKENCE Dolu, İDAM Dolu Yılları ve Cumhuriyet TARİHİMİZİN KİRLİ KARA Lekesinin Gerçeklerini okuyalım. 

12 MART MUHTIRASI; 12 Mart 1971 tarihinde;  

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Genelkurmay Başkanı; Memduh TAĞMAÇ, 

Kara Kuvvetleri Komutanı; Faruk GÜRLER, 

Deniz Kuvvetleri Komutanı; Celal EYİCEOĞLU, 

Hava Kuvvetleri Komutanı; Muhsin BATUR'un imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet SUNAY'a bir muhtıra vererek Hükûmetin istifasının zorlandığı ASKERİ Müdahaledir, DARBEDİR! 

       1960'lı yılların sonlarında Türkiye'nin çıkmazları yeni bir askeri müdahalenin ayak seslerini duyurmaya başladı. 1969 seçimlerinden Adalet Partisi (AP) tek başına iktidar olarak çıktı. Ancak, siyasal haklarının iadesi konusunda çıkan görüş ayrılığı partiden büyük bir grubun kopmasına neden oldu ve Demokratik Parti adıyla yeni bir parti kuruldu. 

       Bu bölünme hükümetin meclisteki oy oranını düşürürken, zayıf hükümetlerden yakınan kesimlerin ve dış güçlerin eline büyük bir koz geçmiş oldu. 1960'lı yılların ortalarında başlayan öğrenci hareketleri 1970'lerin başında nitelik değiştirmiş, çeşitli gruplar gizli güçlerin desteğiyle silahlı eylemlere başlamıştı. Sendikalar için hazırlanan yasa tasarısına karşı 15 -16 Haziran 1970'de gerçekleştirilen İŞÇİ EYLEMLERİ de toplumsal huzursuzluğun bir başka göstergesiydi. 

       Huzursuzluk, AP'yi başından beri DP'nin devamı olarak görmüş olan Silahlı Kuvvetlerini de derinden etkiledi. 70'lerin başında, Silahlı Kuvvetler reform taleplerini yüksek sesle ifade etmeye başladı ve Kuvvet Komutanlarının Başbakana ülkenin içinde bulunduğu durumla ilgili uyarı mektupları göndermesi askeri müdahale söylentilerinin yaygınlaşmasına yol açtı. 

       Silahlı Kuvvetler içinde bir kesim "MİLLİ DEVRİMCİ BİR GELİŞME STRATEJİSİ" benimsedi ve benzerlerine Mısır ve Cezayir'de rastlanan "SOL" bir askeri müdahale arayışına girdi. Bütün bu gelişmeler karşısında, Başbakan Süleyman DEMİREL istifa önerilerini sürekli geri çevirdi ve güvensizlik oyu almadan Hükümet'ten çekilmesinin söz konusu olmayacağını bildirdi. 

       12 Mart Muhtırasını veren Memduh TAĞMAÇ Orgeneral rütbesindekiler hariç, 9 Mart 1971 Milli Demokratik Devrimine adı karışan başta Tümgeneral Celil GÜRKAN olmak üzere tüm subayları emekliye sevk etti. 1. Ordu Komutanı Faik TÜRÜN darbeye adı karışan tüm Devrim Yazarlarını Ziverbey Köşkünde Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) vasıtasıyla sorguya çekti. Bu sorgularda Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk GÜRLER ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin BATUR'un da 9 Mart darbesine destek verdikleri, fakat sonra istihbarat bilgileri Genel Kurmay Başkanı Memduh TAĞMAÇ'a ulaşınca desteklerini geri çektikleri ortaya çıktı. 

       DARBE, 1971 yılında 12 Mart günü saat 13.00'da TRT Radyolarından okunan aşağıdaki muhtıra ile ilan edilmiştir: 

       "Parlamento ve Hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk'ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasasının öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür." 

Dört İmzalı Muhtıranın Gerekçeli Maddeleri; 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh TAĞMAÇ, 

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk GÜLER,  

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin BATUR,  

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Celal EYİCEOĞLU'nun imzasını taşıyan muhtıra şu maddelerden oluştu: 

1- Parlamento ve Hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatlarıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk'ün bize hedef verdiği uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasanın öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür. 

2- Türk Milletinin ve sinesinden çıkan Silahlı Kuvvetleri'nin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliğini giderecek çarelerin, partiler üstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılap kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir Hükümetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruri görülmektedir. 

3- Bu husus süratle tahakkuk ettirilemediği takdirde, Türk Silahlı Kuvvetleri kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek, idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır. Bilgilerinize.” açıklamasıdır. 

 

       Süleyman DEMİREL’in İstifa Süreci 

       Muhtırayı, Anayasa ve Hukuk Devleti anlayışıyla bağdaştırmanın mümkün olamayacağını belirten Başbakan Süleyman DEMİREL hemen istifa ederken, Cumhurbaşkanı Cevdet SUNAY ordunun görevini yaptığını söylerken; ana muhalefet partisi CHP Lideri İsmet İNÖNÜ ise Başbakanın istifasının Demokratik bir istifa olduğunu söyledi. 

       Muhtıra başlangıçta değişik çevrelerce de desteklendi. Ama 12 Martçıların ilk önemli icraatlarından biri ordu içinde geniş bir tasfiye yapmak ve "SOL" darbe hazırlıkları içinde olduğu söylenen subayları ordudan çıkartmak oldu. OYUN İÇİNDE OYUN CUMHURYET TARİHİNDE SİLAH ELİYLE UYGULANMAYA BAŞLAMIŞTI. Ardından 1961 Anayasası'nın öngördüğü Temel Hak ve Özgürlüklere önemli kısıtlamalar getirilen olağanüstü bir ara rejim dönemine girildi. 

       Kendisine yeni hükümeti kurma görevi verilen CHP Kocaeli Milletvekili Nihat ERİM, partisinden istifa ettikten sonra, 26 Mart'ta yeni Hükümeti açıkladı. 25 kişilik kabinede 5 AP'li, 3 CHP'li ve 1 MGP'li üye yer alırken, kalan 14 Bakan TBMM dışından seçildi. Bu arada örgütlerin hak ve özgürlüklerini arama eylemleri, eylemlerini gerçekleştirebilmek için banka soygunları ve adam kaçırma eylemleri darbeye karşı hızla devam ediyordu. 

       Hükümet, 26 Nisan'da SOL MUHALEFETİ iyice sindirmek amacıyla İstanbul, Ankara ve İzmir'in de bulunduğu 11 ilde SIKIYÖNETİM ilan etti ve hemen ardından geniş çaplı tutuklamalar başladı. Sıkıyönetim Komutanlıkları çeşitli Derneklerin faaliyetlerini durdururken, bazı Gazetelerin yayımına geçici bir süre için YASAK koydu. 

       Efraim ELROM olayı; 

       17 Mayıs'ta İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Efraim ELROM'un Mahir ÇAYAN'ın önderliğini yaptığı Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi adlı örgüt tarafından kaçırılması ve örgütün, tutuklu arkadaşları serbest bırakılmadığı takdirde ELROM'un öldürüleceği yolunda açıklama yapması, hükümetin tavrının iyice sertleşmesine neden oldu. 

       Başbakan Yardımcısı Sadi KOÇAŞ'ın radyoda okuduğu hükümet bildirisinde, ELROM'un derhal serbest bırakılmaması halinde bu eylemi düzenleyen örgütle uzaktan yakından ilişkisi bulunan herkesin tutuklanarak sıkıyönetim komutanlıklarına teslim edileceği, başkonsolos öldürüldüğü takdirde de idam cezası öngörülen geriye yürütmeli yasalar çıkarılacağı açıklandı. 

       Güvenlik güçleri yaygın bir baskı ve tutuklama dalgası başlattı. Aralarında ülke çapında ünlenmiş Gazeteci, Sendikacı ve Öğretim Görevlisinin bulunduğu Sol görüşlü birçok kişi özellikle gözaltına alındı. Kaçırılışın üzerinden bir hafta geçmesine rağmen ELROM'un izine rastlanamaması üzerine 23 Mayıs'ta İstanbul'da 15 saat süreyle sokağa çıkma yasağı kondu. 

       Aynı gün Efraim ELROM Nişantaşı'nda bir evde şakağına üç kurşun sıkılarak öldürülmüş halde bulundu. 27 Mayıs'ta olayla ilgisi oldukları açıklanan 4 kişi gözaltına alındı. 30 Mayıs'ta ise Elrom'un kaçırılarak öldürülmesi olayına karıştıkları gerekçesiyle aranan Mahir ÇAYAN ve Hüseyin CEVAHİR'in bir Binbaşının Kızını rehin alarak sığındıkları İstanbul Maltepe'deki ev kuşatma altına alındı. 

       Operasyonlar; 

       Efraim ELROM olayıyla ilgili olarak aranan Cihan ALPTEKİN ve Tayfun CİNEMRE Tekirdağ'da yakalandı. 31 Mayıs'ta Adıyaman'daki Nurhak Dağı'nda güvenlik güçleriyle çatışmaya giren 6 eylemciden Sinan CEMGİL, Kadir MANGA ve Alpaslan ÖZDOĞAN öldürülürken, biri kaçtı, diğer iki eylemci sağ olarak ele geçirildi. 

       Güvenlik güçleri 1 Haziran'da Maltepe'deki eve operasyon düzenledi. Hüseyin CEVAHİR öldürülürken, Mahir ÇAYAN yaralı olarak yakalandı. Rehine olarak tutulan Sibel ERKAN sağ olarak kurtarıldı. 16 Temmuz'da Deniz GEZMİŞ ve Yoldaşlarının, 16 Ağustos'ta Mahir ÇAYAN ve Yoldaşlarının yargılanmasına başlandı. 

       9 Ekim'de Deniz GEZMİŞ ve 17 Yoldaşı idama mahkûm olurken, 30 Kasım'da Mahir ÇAYAN ve 4 arkadaşı tutuklu bulundukları Maltepe Askeri Ceza ve Tutukevi'nden tünel kazarak firar ettiler. Bu arada 20 Eylül'de temel hak ve özgürlüklere büyük kısıtlamalar getiren anayasa değişiklikleri milletimize iyice benimsetildi. 

       3 Aralık'ta aralarında Başbakan Yardımcısı Sadri KOÇAŞ ve Atilla KARAOSMANOĞLU'nun da bulunduğu 11 Bakan "Kalkınma hamlesini ve reformları Atatürkçü bir görüşle gerçekleştirme olanağı kalmadığı inancıyla…" hükümetten istifa etti. Bu istifalar 1. Nihat ERİM Hükümetinin sonunu getirdi. Yeniden Başbakanlık görevine getirilen Nihat ERİM, 11 Aralık'ta yeni Bakanlar Kurulu listesini açıkladı. 

 

       İDAMLARA Onay ( Cumhuriyet Tarihinin KARA LEKESİ ) 

       10 Ocak 1972'de Askeri Yargıtay; Deniz GEZMİŞ, Yusuf ASLAN ve Hüseyin İNAN'ın idam kararını onayladı. 19 Şubat'ta İstanbul Fındıkzade ve Arnavutköy'de düzenlenen kanlı operasyonlar sonucunda Mahir ÇAYAN'la birlikte firar edenlerden Ziya YILMAZ yaralı olarak yakalandı. Ulaş BARDAKÇI öldürüldü. 

       27 Mart'ta Ordu'nun Ünye İlçesindeki NATO Hava Üssü'nde görevli 3 İngiliz Teknisyen Mahir ÇAYAN ve Yoldaşları tarafından kaçırıldı. Türk Gençliğini türlü oyunlarla bu eylemlere zorlayarak ülkenin hak ve özgürlüklerine baskı rejimi dayatan dış kaynaklı KANLI sistem yolunda istediği gibi ilerliyordu. Güvenlik güçleri 30 Mart'ta eylemcilerin Niksar'ın Kızıldere Köyünde saklandıkları eve operasyon düzenleyip, aralarında Mahir ÇAYAN'ın da bulunduğu 10 eylemciyi ölü, Ertuğrul KÜRKÇÜ'yü ilginç bir şekilde sağ olarak ele geçirdi. 1969’da net olarak Ordu içinde başlatılan nankörlük, örgüt içlerinde de yer bulmuştu. 

       Çatışma sırasında İngiliz Teknisyenler de öldü. Kızıldere operasyonundan sonra güvenlik güçleri yurt çapında duruma hâkim oldu ve bu arada Deniz GEZMİŞ, Yusuf ASLAN ve Hüseyin İNAN 6 Mayıs'ta idam edildi. 12 Mart ARA REJİMİ, Nihat ERİM'den sonra Ferit MELEN Hükümetiyle devam etti. 

       Genelkurmay Başkanlığını devralıp Cumhurbaşkanı seçilebilmek için görevinden istifa eden Faruk GÜRLER'in Cumhurbaşkanı olma girişimi sonuçsuz kalınca 12 Martçılar ilk büyük darbeyi aldılar… 

       Fahri KORUTÜRK'ün Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Başbakanlığa atanan Naim TALU ülkeyi seçimlere götürdü ve 14 Ekim 1973 seçimleriyle birlikte, partiler üstü hükümetlerle yürütülen 12 MART ARA REJİMİ böylece özgürlüklerin kısıtlandığı, acıların, işkencelerin yaşatıldığı, hayatları sönen genç neslin sindirilmesi, suçsuz yere idam edilen nitelikli gençlerin acı hikâyeleriyle sona erdi… Fakat 50 yıldır milletimize uygulanan baskılar, hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, dışa bağımlı ekonomi ile üretimin yavaş yavaş yok edilmesi vs. bitmedi…  

       Ne acıdır ki; kanlı yıllarda darbelere sessiz kalanlar ve yandaş söylemlerde bulunanlar şimdilerde Türkiye’nin bu hale nasıl geldiğini yeni yeni anlamaya, esir düşüncelerinden kurtulmaya ve özgürlük diye bağırmaya başladılar… ÇOK GEÇ Mİ diyelim, Türk Milleti yeniden tek yumruk olabilir mi diyelim önümüzdeki süreçte belli olacak. Tek çare MUHALEFETTE İTTİFAK Siyasetinin önce kendi aralarında samimi olmalarından ve parlamenter sistemi yeniden hayata geçirmek için hiçbir konuyu mecliste çoğunluk sağlamanın önüne getirmeden BİRLİK OLABİLMELERİNDEN geçiyor. Türk Milleti güven veren siyasete güven duymuştur, önemli olan samimiyetle güveni yakalamak ve milletimizi oyalamadan mecliste laik hükümet kurup gereğini yapmaktır. 

       TAM BAĞIMSIZ Türkiye CUMHURİYET'ini Savunan, ATATÜRK İLKE ve DEVRİMLERİNİN Yaşatılması İçin Canını Veren, EMPERYALİZME Boyun Eğmeyen Tüm DEVRİMCİLERİN Ruhları ŞAD Olsun. 

Beyhan BALABAN 

Cumhuriyet’in KALEMİ 

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Cumhurbaşkanı Yılmaz BÜYÜKERŞEN TİY, Dr. Haluk BOZDOĞAN ve CHP Siyasi Partilerde GERÇEK EMEKÇİLERİN HALİ GECE YARISI SAAT BİRDİ… 6 MAYIS 1972! Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası 1 MAYISLAR SİYASAL İSLAM Projesi ile ESAD ve PUTİN Dünya, KANLI BAHAR Planıyla Yeniden Şekillendiriliyor TARSUS STADINA, 72 YILDIR EK TRİBÜNLER YAPILMADI! Joe BİDEN’nin Oğlu Hunter BİDEN Neden UKRAYNA’da? YALAKA Zelenski ve Dünyanın Başına Açtığı İşler TÜRKİYE SİYASETİ ve TARSUS ALTI Artı HDP (6 + HDP) ve Hikmet ÇETİN Ortanın Yazarı Olsa da KATİLLERİ Serbest Bırakılan Abdi İPEKÇİ’nin ANISINA 32 Yıldır Prof. Muammer AKSOY Cinayeti Aydınlanmadı CHP ve İYİ Partinin Mersin Büyükşehirdeki “AYAK” Sesleri İLELEBET C U M H U R İ Y E T ! CUMHURİYET HALK PARTİMİN 98. DEVRİM YAŞI KUTLU OLSUN 26 - 30 Ağustos 1922 BAŞKOMUTANLIK ZAFERİ ve Günümüzdeki SİVİL DİRENİŞ 24 TEMMUZ 1908 ve CUMHURİYET’in 4. KOLORDUSU Mersin EMEKLİLER Derneği! GECE YARISI SAAT BİRDİ… 6 MAYIS 1972! Vahap SEÇER ve CHP’ne ZARAR VEREN AKIL HANGİ BEYNİN ÜRÜNÜ? !!! KADINLAR SUSMASIN TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE KADININ VARLIĞI Öğretmenler Günün Kutlu Olsun BAŞÖĞRETMENİM! MERSİN Büyükşehir’e ULUSAL Basından AĞIR İFTİRALAR Bilimde Yaşam, Hukukta Yaşam, Dinde Yaşam, Siyasette Yaşam, Orduda Yaşam! 100. Yaşında 23 NİSAN, HALKIN SEFALETİ ve 1 MAYIS DOKTOR SEVİCİLİĞİ ve HALKA HAKARET BİLİMDE Ölüm! HUKUKTA Ölüm! DİNDE Ölüm! SİYASETTE Ölüm! ORDUDA Ölüm! Emperyalizmin VİRÜSÜ ve Türkiye RTE İktidarının ÇIKMAZI, Muhalefetin AÇMAZI Alptekin ESER; CHP Siyasetinde GERÇEĞİN ESERİNİ Yazdı Mersin TULUMBA Köprüsü ve METRO Projesi 24 OCAK TARİHİ Olayları ve TÜRKİYE İLİŞKİSİ NEDİR? Belediye ŞİRKETLERİ RANT İÇİN KURULUR! MONDROS ÇAYI ve MONDROS KÖPRÜSÜ CHP’li Belediye Başkanlarına ve Kongre Adaylarına Öğretmenler Günün Kutlu Olsun BAŞÖĞRETMENİM! ATAM’IN CUMHURİYETİ AĞLIYOR CUMHURİYET HALK PARTİMİN 96. DEVRİM YAŞI... Bu VATAN HEPİMİZİN... SEÇİMİN İÇ YÜZÜ- Türkiye ve Mersin GERÇEĞİ Hepinizi çok seviyorum! Mersin EMEKLİLER Derneği Yarışında BÜYÜK MÜCADELE Sözde Kadınlar; KADININ Adını KİRLETMEYİN! 24 OCAK TARİHİ Olayları ve TÜRKİYE İLİŞKİSİ NEDİR? Yeni yazısı MERSİN CHP İL Delegeleri; KILIÇDAROĞLU’nu RİSKE ATMAZ Hukuksuz Yönetilen Ülkem Önce CHP Tabanı Uyansın! Kadının aktif siyasetinden söz edilmedi
Mersin Adana Tren Saatleri 2022