AYÇA ÖZTORUN Bayram Hikayesi!
Bayram Hikayesi!
AYÇA ÖZTORUN

Bayram Hikayesi!

Bu içerik 908 kez okundu.

DANA FİRARDA

Gürbüz, sabahın erken vakti soluğu hayvan pazarın da aldı. Kurban bayramına iki gün kalmıştı. En besili dana onun olmalıydı. Her kurban bayramın da olduğu gibi bu yılda kasabanın ileri gelenlerini görkemli bahçesin de ağırlayacak, koca danayı kesip mangal partileri düzenleyecek, ardından mis gibi ev yapımı baklavalarını başmisafirlerine ikram edecekti. Nede olsa devletin önemli makamlarına işi düşerse yedirdiklerinin hikmetiyle ona da tüm kapılar açılacaktı!

Gürbüz ve eşi Mahire, gösteriş meraklısı, parayı dalaverelerle bulmuş para düşkünü, hava atmayı seven, kaz gelecek yerden tavuk esirgemeyen insanlardı. Çıkarlarının olduğu insanlar için iki gün evvel den başladılar davet hazırlığına.

Mahire’nin kız kardeşleri, baklavaları açmışlar, Mahire ve Gürbüz’ün görkemli bahçesini tertemiz etmişlerdi.

Gürbüz, en besilisinden kurbanlık danayı almış bahçede ki çam ağacının gövdesine bağlamıştı. Mahire keyifle kocasını tembihledi;

“Arife günü keselim danayı. Bayram günü ortalık berbat olmasın. Misafirlerimiz erken gelecek.”

Gürbüz’ün bahçesinin duvarına tırmanan mahallenin gariban çocukları, kurbanlık dananın büyüklüğün den bahsediyorlar, “Kaça aldın danayı Gürbüz emmi?” diye bağrışıyorlardı.

Mahire, sinirle elini beline koydu;

“Defolun arsız sıpalar! Her yıl böyle sümsüklenirsiniz! Eğer bayram sabahı da duvarlara çıkıp bakışırsanız gözünüzü oyarım!”

Gürbüz, doğru söylüyorsun der gibi baktı Mahire’ye. Mahire daha da coşup yerden taş alıp çocuklara doğru fırlattı.

Arife günü, sabah erkenden kasabanın pala bıyıklı iri kıyım kasabı, bıçakları ile Gürbüz’ün bahçesine geldi. Gürbüz’le birlikte danayı kesmek için yere yatıracaklardı ki, dana var gücü ile ellerinden sıvıştığı gibi kaçmaya başladı. Mahire, dananın önüne durmaya kalkarken, dana kafasıyla Mahire’ye ağır bir darbe indirdi. Mahire’nin göğe uçmasıyla, bahçe duvarına yapışması bir oldu. Baygın yere yığılan Mahire’nin yardımına kasap yetişirken, Gürbüz tabanvaylara kuvvet, var gücüyle dananın ardından koşmaya başladı. Dana, sokak sokak koşuyor, Gürbüz ardından yetişmeye çalışıyor soluğu nereden aldığını bilemiyordu.

Kasaba’nın insanları, dananın hışmından korkup sokak aralarına kaçışıyorlardı. Gürbüz baktı ki olacak gibi değil itfaiyeyi aradı ve telaşla;

“Yetişin danam kaçtı! Allahım şaştı! Bulunduğum mıntıka vicdan sokak yetişin!” diye feryat ediyordu.

Tam o esnada karşıdan gelen kamyon, acı acı korna çaldı. Ama nafile, danaya çarpıp ancak durabildi. Gürbüz’de ardından acı çığlığı bastı.

“Allahsız! Görmedin mi koca danayı? Öldürdün danamı! Danamın parasını hemen bana ödeyeceksin” diye bağırıyordu.

Kamyoncu sinirlendi;

“Danana sahip çıksaydın. Sende benim kamyonumun hasarını ödeyeceksin”

Dana yerden tekrar doğrulur gibi oldu.

Gürbüz sevinçle;

“Ölmemiş mübarek! Bıçak getirin; “Mundar olmadan keselim şunu!” diye bağırdı.

Kasapta olay yerine yetişmiş en keskin bıçağı Gürbüz’e uzatmıştı. Gürbüz, dananın boynuna tam bıçağı sürerken; “Yandım anam!” diye bağırdı. Keskin bıçak, Gürbüz’ün parmağını uçurmuş, İşaret parmağının yarısı yere düşmüştü.

Kasap, Gürbüz’ün kesik parmağını yerde görünce; “Tüh keşke ben kesseydim danayı Gürbüz efendi” diye dizine vurarak böğürürcesine feryat ediyordu.

Gürbüz, panikle kopan parmağı diğer eline almış, “beni hastaneye götürün.” diye bağırırken kan tutmuş, kesik parmağı ile yere yığılmıştı.

Tüm mahalleli seferber olmuş Gürbüz’ü ve karısını hastaneye yetiştirmişlerdi.

Bayram sabahı Doktor Hanım, Gürbüz ve Mahire’nin odasına girdi. Geçmiş olsun ucuz atlattınız deyip, her ikisi ile bayramlaştı.

Gürbüz, tüm yağcı haliyle;

“Doktor Hanım, biraz kendime geleyim sizi bahçeme buyur edip ağzınıza layık bir kuzu çevireceğim.”

Gürbüz’ün çıkarcılığı konusunda ününü duyan Doktor Hanım, Gürbüz’ün yatağının kenarına oturdu ve ona davet için teşekkür ettiğini ama gelemeyeceğini söyledi.

Mahire yattığı yerden doğruldu;

“Olmaz doktor hanım. Kabul etmem böyle bir şeyi. Muhakkak geleceksiniz.”

Doktor Hanım;

“Boş verin şimdi daveti. Bu arada siz hastaneye getirildiğinizde dana ölmemiş, mahalleli danayı kesip pay haline getirip poşetlere koymuşlar.”

Gürbüz ve Mahire, sinirle yataklarından doğruldular.

Gürbüz;

“Vay namussuzlaaar! Gözleri kaldı danamda!”

Mahire;

“Tüm etleri almışlar mı? Sorarım onlara bunun hesabını!”

Doktor Hanım, alaylı bir halde gülümsedi;

“Komşularınız gelmiş hastaneye. Hemşire Hanım, uyuyorsunuz diye gelenleri içeri almamış. Size bahçelerin den topladıkları çiçekleri getirmişler, “kurbanı kestik, etleri doğrayıp paketledik ve götürdük Mahire Hanım’ın kardeşlerine verdik deyip, geçmiş olsun dileklerini iletmişler.” Ayrıca ben sizin davetinize neden geleyim ki? Bizler ekonomik durumu iyi olan insanlarız. Etimiz, sütümüz her zaman var.  Kurban bayramının anlamı fakir fukara ile kestiğin kurbanı paylaşmak değil mi? Aç susuzun karnını doyurmak değil mi? Bak mahallenizde muhtaç insanlar varmış, dağıtın sevap olsun.

Mahire;

“Öyle deme doktor hanım, sen mahalleliyi bilmezsin. Oldum olası bizi çekemezler. Ver ver doymazlar. Fakir tayfasına Allah el versin tırnak vermesin. Tırnakları ile adamın gözünü oyarlar alimallah!”

Gürbüz, karısını onaylarcasına kafasını salladı;

Doktor Hanım, Mahire ve Gürbüz’ü dinlemeden odadan dışarı çıktı.

Mahire, kocasına sessizce fısıldadı;

“Bu doktoru davet etmedin miydi?”

Gürbüz;

“Yeni gelmiş hastaneye bileydim çağırırdım.”

Mahire;

“Ona hasetlendi zahir. Baksana ukalalığına.”

Gürbüz; “Zıkkımın dibini yesin. Bu kim ki! Ben baştabibi çağırdıydım. O da bize yeter. Baştabibi görürsem bu kadına edeceğimi bilirim.”

Doktor Hanım, hastanenin bahçesine inip bir banka oturup düşüncelere daldı. Gözleri dolu dolu oldu. Çocukluk yıllarında çektiği yokluk geldi aklına. Şeker bayramların da abisi ile birlikte kapı kapı şeker toplardı. Abisi ile topladıkları şekeri evlerine götürüp gelen misafirlere ikram ederlerdi. Kurban bayramında da kardeşleri ile birlikte kurban payı beklerdi. Evlerine gelen kurban payında da, yağın arasında bir lokma et olurdu. Gelen bir avuçluk kurban payına bile sevinirlerdi.

Hastanenin anonsu ile irkilen doktor hanım telaşla acil bölümüne doğru yürüdü…

Doktor Ece Hanım!

Doktor Ece Hanım!

Yoğun bakım ünitesine lütfen…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbul ordu evden eve nakliyat