AYÇA ÖZTORUN YALNIZKEN ALDATTIM SİZİ
YALNIZKEN ALDATTIM SİZİ
AYÇA ÖZTORUN

YALNIZKEN ALDATTIM SİZİ

Bu içerik 889 kez okundu.

 

"Hayat devam ediyorken

dürüstlüğün olmadığı yerlerde

biçilen ömür kadar mahkumdu insan"

Annem yalnızlığı tercih etmeme çok üzülürdü. Oysaki yalnızlığın benim seçimim olduğunu bilmezdi.

"Bu senin kaderinmiş" derdi.

"Bu senin kaderin!"

Sessizleşirdik uzun bir süre. "Kızın kaderi anneye çekermiş. Kaldık ıssız bir başına!" diyerek, adıma kaygılı, titreyen sesiyle konuşurdu.

Belli ki babamı çok özlüyordu. Onu dalından koparılmış karanfile benzetirdi her zaman...

Ve bu yalnızlığın adına da  kader demişti...

Kader ne kadar sıradan bir kelime oysa!..

Bence herkes kederdi. Bu nedenle sığınmışlardı bu eğreti kelimeye.

Yanımız yönümüz insan doluydu elbet.

Fakat baksalar da göremezlerdi göremiyorlardı  ruhumu. Aynı dilden konuşsakta beni  duyamaz, duysalar da anlayamazlardı.

Sanki her biri kurumuş bir ağaca benzeyen insan kalabalığı... Ancak kendi dallarına ışkın verselerde, gölgelerini kendi gövdelerine yansıtıyorlardı ve onlara göre şekillenmemi istedikleri çıkarcı hayatta, elini attığın her şey sahteydi.

Dokunduğumda dağılıverecek ve koca dağ üstüme devrilecek kadar gürültülü insan  kalabalığı...

Her sabah güneşi yakalardım ben. Yağmurda yürür, doğaya canlı bakardım. Ay'ın kadın yüzünü görürdüm geceleri. Şavkı gözüme değerdi. Ne nazlı bakardı bana. Yıldızlar yalım yalım yanardı. Tek tek toplardım onları ve nazlı Ay'a gelin duvağı yapardım. Güneşe eş olurdu ve uyumlu bir yaşam başlardı aralarında.

Her güzelliği görürdüm ben. Kendimden fazla severdim gördüklerimi. Kendimden fazla severdim hissettiklerimi.

Eş olurdu bana kalemim, dökerdik kelimeleri beyaz kağıtlara. Kelimeler sanki kızlı oğlanlı evlatlarımız olur, ruhumdan akan kelimeler çoğaldıkça yalnızlığım yok olurdu.

Eş olurdu bana uykularım.  Ruhumu teslim alırdı günde yedi saat. Yorgunluğumu anlar, emeğime saygı duyar, enerji verirdi bana düşlerim.

Hayat arkadaşlarımdı her biri. Her biri bana denk.

Güneş denk, Ay denk, Yıldız denk...

Uymuştu boyum boylarına. Değmişti gözüm gözlerine.

İnsan kalabalığının içinde bir başıma dururdum her zaman ve dururdu zamanlar. Ben hep suskun...

Değmezdi çıkarın, koşulun gözleri gözlerime. Bende hiç istemezdim bunu. Ancak kendi dallarına ışkın verirlerdi. Kendi gövdelerine gölge...

Güneş benimle uyanır, sabahı sunardı bana. Ay benimle sohbet eder, uyku beni bağrına basardı. Kalemim bana eş olurdu. Emeklerime destek olurdu her biri. Bu nedenle kader dediğin yalnızlığımda ve etrafımdaki sahte kalabalığın içinde, koşulsuz ve bedelsiz sevgilerimi üretmiştim anne.

Boyları boylarıma denkti her birinin ve beni koşulsuz severdi doğa...

İnsanoğlunun riya üzerine kurduğu cennetten elma yememiştim ama kovulmuştum her defasında. Anladım ki ben, insanın kaburga kemiğinden değil, doğanın sevgisiyle yaratılmıştım anne.

Geçenlerde el etti bana Seyhan nehri. Gittim de öykülerimi anlattım coşkun Seyhan'a. Cilve yaptık birbirimize sevişircesine.  Küçük taşlar sektirdim üzerinde. Yuvarlak yuvarlak çemberler oluştu yüzeyinde. İçine sırlarımı anlattım. Halkalar dans ederek sakladı sırlarımı ve coşarak akıp gitti Akdeniz'e karıştı. Bu nedenle yosunlarla tanışıklığım derindir.

İlle de eş mi olması lazım hayatımda.

Koşulsuz ve riyasız sevgilerle bezenmiş yüreğim, masum doğayı çok sevdi anne.

 

İlle de dürüstlük anne. İlle de dürüstlük...

Anlamsız kalabalıklar ve o kalabalıkla çoğalmalar kirletir dünyayı.

Bu nedenle yalnız olduğum zaman özgürleşirim ben. Bu nedenle kader dediğin yalnızlığım ödül olur bana...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbul ordu evden eve nakliyat